SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Müzik

Konu: Çalgıda Seçicilik(basın önlenemez yükselişi )

Sayfa: [ 1 ]

12.03.2005 22:55:24
ÇALGIDA SEÇİCİLİK




Herkes ritm sever. Kimileri hızlı, kimileri sert, kimileri "slow", kimileri de durağan ritmleri tercih eder. Ormanda derler ki "bir davulcunun gücü 10 kükreyen şarkıcıya bedeldir".




Kadınları bilemem ama erkeklerin, müziğe kendi tercihleri doğrultusunda başlamış olanlarının en önemli sebepleri dokunmak istedikleri cinstir. Çoğu erkeğin dokunmak istediği cins de elbette kadınlardır.




Sesi ana unsurlarından biri olarak kullanan sanat dallarının fiziksel güçleri vardır. Zira "ses" denen enerji bizzat fiziksel etki yaratma gücüne sahiptir. Özellikle bas frekanslar yeteri kadar yüksek volüme sahiplerse tüm binayı temellerinden sallayabilirler. Komşular bundan hazetmeyebilir ama ritmin büyüsüne kapılmış arkadaşlar başka dünyalara çoktan yolculuğa başlamış olabilirler. Burada da bas frekansların rolü belki de en büyüktür. Ve bas frekanslar büyüktür (fiziksel açıklaması da en büyük dalga boylarına sahip oldukları yönündedir).




Bas frekansların ve bunları ağırlıklı olarak kullanan enstrümanların önlemez yükselişlerini anlatmaya başlamadan önce tipik bir "düşük bütçeli eğlendirici müzik grubu"ndaki görevler ve bunların cinsel cazibeleri üzerine tecrübelere dayanan yorumumu yapmak isterim.




Bir enstrüman ne kadar fiziksel "görünüyorsa" ilk bakışta cinsel cazibesi o kadar da yüksektir. Bu sebeple "hayvani" cinsel cazibe açısından bakıldığında şarkıcılar ve davulcularla normal bir insanın rekabet etmesi mümkün değildir. Herkes şarkı söylemek ve davul çalmak ister. Ama kızlar artı olarak davul dersi de almak isterler. Genç erkek müzisyen adaylarına tavsiyem, eğer temel ilgi alanınız kızlarsa bu ikisinden birini seçiniz. Hele hele davulculuk zaman zaman şarkıcılığın önüne de geçebilir (tabii kişisel yetenek de çok önemli). Davulcuların çoğu "Animal" tabirinden çok hoşlanır, davulcu fıkralarından nefret ederler.




Eğer uzun süre tek eşliliğe dayanabilenlerdenseniz, işte ancak o zaman Bas'ı tercih etmelisiniz. Bir basçıyı seçen kızlar ancak ve ancak en güzel ve zeki olduklarını düşünen, sıradan fiziksel tercihlere kapılmamaya gayret edenlerdir. Bu sebeple, yere bakan yürek yakan basçıların tarihleri, sayıları az, kaliteleri yüksek zaferlerle doludur. Yani birincil enstrümanım diye söylemiyorum ama "Bas", adıyla müsemma, arkada uğultu çıkaran ve fiziksel olarak insanları bizzat elleyen bir enstrümandır.




Eğer nefesliler ya da tuşlu çalgılar sizi daha çok çekiyorsa, daha çok sanat sepet işleriyle uğraşmanız gerekmektedir. Bir kere tuşlular uzaktan bakıldıklarında ne yapıldığı pek belli olmayan, statik aletlerdir. Hareket olmayan yerde bereket olmayacağı düşüncesi kaplar herkesi. Olayı daha düşünsel boyutlara taşımış olanlara hitap etmeniz gerekir ki bunlar da "sanat" meraklılarıdır. Nefesliler konusu da normal kadınlara o kadar çekici gelmeyebilir. Çünkü çoğu, nefesli enstrümanları tanımıyordur. Tanımadıkları parlak, uzun nesnelerden korkacaklarından dolayı uzak durmayı tercih edeceklerdir. Yine "sanat" müzikleriyle hayran kitlesi toplayabilirsiniz elbette. Bu çevrede de saksofon herhalde rakipsiz enstrüman olarak kabul edilebilir. Sarı, parlak ve büyüktür. Tanış olduktan sonra ilgi çekmemesi imkansızdır.




Gitaristler bu anlamda çok derin analiz edilmeleri gereken, ilginç bir grubu teşkil ederler. Cinsel çekicilikleri çaldıkları müzik tarzıyla direkt olarak alakalı olduğu için, çok geniş bir yelpazede çalışmalarını sürdürürler. Yerinde bir davulcu kadar aktif, bazense sonsuzluğun içinde kaybolmuş görebilirsiniz onları. Ama şunu belirtmekte fayda vardır, bir erkeğin çok seksi bulabileceği gitar sololar, genelde karşı cins için başka taraflara bakma sebebi olabilir. Aman dikkat, sololarınızda vücut hareketlerinizi eksik etmeyiniz. Soloyu solo yapan ağız ve kalça hareketleridir.




Sağlam, Muttarid, Muhteris Darbeler

Gelelim bas frekansların önlenemez yükselişlerine. Elbette teknolojinin gelişmesi bu frekans grubunun da daha rahat ve daha ucuz kullanılabilir olmasına sebep oldu. Zamanının plaklarına ya da kasetlerine bu miktarda bas frekans sıkıştırmak mümkün değildi. Yüksek volümlü mekanlarda (klüplerde, diskolarda) tabii ki normalde evinizde duyamayacağınız şeyleri duymak istersiniz. Kim bilir, belki buna "kalite" de diyor olabilirsiniz. Eğlenmek için gittiğiniz yerde müziğin sizi fiziksel olarak da kaplamasını tercih edersiniz. Bu da en rahat bas frekanslarla olur elbette. Tizler ve diğer frekans grupları, baslar olmaması halinde yüksek volümlerde çok rahatsız edici olurlar. Ancak bas frekanslarla dengelendikleri zaman "zevk" verici olurlar. Teknoloji buna daha ucuz çözümler sundukça da, bu frekans aralığındaki enstrümanlar müziğin tavrını da değiştirmeye başladılar.




Zamanında acaba "Araba Müziği" denen bir şey var mıydı? Bu araba müziği denen meret çoğu zaman sadace (elektronik) davul seti parçalarından oluşan yeknesak bir disko ritmidir. Hani şu arabalar yanınızdan geçerken duyduğunuz dıp-tıs-dıp-tıs cinsi sesler. Çoğu pop parçanın altyapısını oluşturan bu ritm, artık neredeyse stardart haline geldi. Özellikle bas ve tiz freakanslarda kendini ifade eden bu anlayış aslında belki de sosyal bir incelemeye yatırılmalıdır. Zira bu frekanslar insanoğlunun fiziksel olarak en zor duyduğu alanlardır. Orta frekans bandı ise bizim konuşmalarımız (yani iletişimimiz) için gerekli olan banttır.




Belki bir açıdan müzik profesyonelleri olarak biz, insanların iletişim alanlarına tecavüz etmektense (-ki yüzyıllardan beri müzik olarak tabir edilen hemen herşeyde bu geçerlidir), o iletişim alanını alttan ve üstten kuşatmayı, hapsetmeyi tercih eder olduk. Bunun elbette ki avantajları vardır. Mesela diskolarda çok yüksek volüm olmasına rağmen insanların konuşabilmelerine izin vermek gibi...




Bu bir yönüyle insanların kişisel alanlarından uzaklaşmayı hatırlatıyorsa bile, aynı zamanda da onlar neye izin verdiklerini farketmeden hapse kapanmış da oluyorlar. Hayatımıza altyapı müziği olarak rahat rahat soktuğumuz bu tarzı zaman içinde zararsız, yumuşak, kabul edilebilir olarak da tanımlamaya başlamış olacağız ki, hemen her stil bunu uygulamaya başladı.




Öte tarafta sert, saldırgan olarak tabir edilen müziklerde ise bunun tam tersini görmek mümkün oluyor. Bizzat konuşma frekanslarına (Mid Frekanslara) ne kadar fazla enstrüman yükleyebilirseniz bu da yeni bir anlam kazanıyor. Uzun seneler herkesin gürültü dediği nice müzik stilinin ortak özelliği bu frekans bandında çok yoğun çalışıyor olmaları. Tüm o distorsiyonlu elektrikli gitarlar, patlayan davul sesleri vs. hep bu kişisel alanımıza tecavüz (yüzyıllardan beri müziğin tanıdır oysa) olarak algılanıp, gürültü olarak tanımlandı. Çok ilginç bir nokta da, zamanında böyle çalışan bir yığın müzik grubu piyasa başarılarını yakaladıktan sonra müziklerinde görülen ilk değişimlerin bas ve tiz frekansların daha çok ön plana çıkmaya başlamasıydı. Belki de bu frekans bantları ön plana çıkmıyor, "mid" frekanslar geri çekiliyordu. Yani ortama uyum sağlanıyor, hala çığlık çığlığa bağırılıyor gibi yapıp aslında rahatsız edicilikten uzaklaşılıyordu. Bunun doğal sonucu olarak da zamanında birbirlerini uçlardaki düşmanlar bellemiş olan müzik tarzları yerlerini "iki kitleye de hitap eden" sentez bir müziğe bıraktı. Daha da ilerde birbirlerini tanımayan müzik stillerinin evlilikleri bile normal karşılandı; yeniliğin, arayışın meyvaları olarak adlandırıldı.




Ortak bir özellikleri var. Hiçbiri kulağı rahatsız etmiyor artık. Çünkü kulakları rahatsız etmeden derdini anlatmanın formülleri kemikleşti. Güzelliğin bir standardı kondu çoktan. Bas frekansların insanları nasıl heyecanlandırdığı biliniyor artık. 80 Hz. dolaylarındaki bir bas davul vuruşunun çoğu insanın göğüs kafesine fiziksel uyum sağladığı (!) ve bu sebeple hoş bir duygu çıktığı biliniyor. Dans nasıl dikte edilir, el birliğince karar verildi buna. İnsanlar neye, nasıl dansederler formülleriyle var artık.




Araştırılıyorsunuz. Biliniyorsunuz. İstatistiklerden en azından bir kaç tanesine uyuyorsunuz. 20-30 yaş arasında bekar bir öğrenciyseniz, ihtimaldir ki porno dergi seviyorsunuz. Kızsanız eğer, bas frekanslarla gaza geliyorsunuz. Yoksa fark etmemiş miydiniz daha önce? "Sağlam, Muttarid, Muhteris Darbeler" istemiyor mu tüm gençler? Düzen istiyor herkes, düzeni tanımlayan müziği istiyor. Sorun yaratmayacak muhabbetlere meze olacak sanat isteniyor.




2001

Demirhan Baylan

 

12.03.2005 23:05:26
Ritim insanları aptallaştırır ve uysallaştırır. Rahim anılarındaki eşşiz kaygısızlığı da hatırlatıyor olabilir. Tongue

Ve gerçek şu ki sanat yerine bize sunulan şey artık belli basit teorilere indirilmiş insanı yaratmaya uygun.

Düşünsel sıkıntı çekilmiyor onun yerine başkalarının bunalıma dayalı imajları ezberleniyor vs.

İçgüdüsel zaaflarımız sezildiğinden beri tehdit altındayız.Herşey bir çırpıda açıklanıyor.Reklam sloganları gibi ömrümüz.

Bu arada  ilginç bir yazı. Smiley

 

12.03.2005 23:36:30


Buradaki açıklama gerçekten ilginç .. Demirhan Baylan Berklee College mezunu gerçekten kendisi de  çok ilginç bir adam . Bulutsuzluk Özleminin de basçısıydı bir zamanlar .

Kulağı rahatsız etmeyen sesler açıklaması özellikle yani basların ve tizleri koyduğun zaman kulakları rahatsız etmeyecek şekilde- günlük konuşma frekansından çıkartarak - çalınması . Zaten rahatsızlık istemediğimiz için bu kalıplara da hayran olunması normal . Ve gerçekten bir kalıptayız kalıbımızdan gayet memnun olarak . Üstelik bunu reddedene bile bi gevşek - bi üst model -  klaıp ve kılıf var dimi .



Daha da ilginç ve güzel yazıları var koymaya devam etcem Smiley  Wink  

12.03.2005 23:42:06
Smiley çellonun yeri buralarda nerede acaba..

Basın endüstriyel bir ihtiyaç sonucu bir firma tarafından üretildiğini okumuştum.

 

asaf 24.02.2007 04:30:44
bu elemanı dinleyin.. bunu izledikten sonra bağlama çalma isteğinde ciddi bir azalma oluyor.. eğer böyle bir istek varsa tabi.. orhan gencebay abimiz bu dinleyeceğiniz parçasında bağlama sololarını çaldıktan sonra, teknoloji yardımıyla hızlandırmıştır.. ama bu hasan genç dediğimiz "amatör müzsiyen" bu hıza herhangi bir yardım almaksızın ulaşmıştır.. haa aranızda hız herşey mi dir, ya da hızlı olması iyi olduğu anlamına mı gelir diye soranlar varsa: elemanın sadece hızlı değil, aynı zamanda müzikalitesinin de geyet iyi olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim size.. çünkü bi çok videosunu izledim ve türkiyede çok az kişi böyle bağlama çalabilir(ki bence en iyisi, herkesin kriteri kendine tabi)... kendisine ibo' dan da teklif gittiği söylenir.. ve fakat kabul etmemiştir bizim hasan (nedeni bilinmez) Smiley bende bir elektro bağlama soloları vardır ki... anlatılmaz yaşanır hakikaten.. bakalım seçilmiş çalgıyı ve çalgıcılığı nasıl bulacaksınız:





Sayfa: [ 1 ]