|
||
| *Donnie Darko - Donnie Darko* Yönetmen: Richard Kelly Oyuncular: Jake Gyllenhaal (Donnie Darko) , Holmes Osborne (Eddie Darko) , Maggie Gyllenhaal (Elizabeth Darko) Film Hakkında : 80’lerin sonunda geçen öyküde, Donnie Darko adında 16 yaşında bir genç, bazı gerçek olmayan görüntüler görmeye başlıyor. Özellikle de tavşan kostümlü bir adam beliriyor sık sık. Çevresiyle uyum sorunu yaşayan genç, ailesinin ve okulun kendisi için çizdiği yoldan ayrılıp, esrarengiz misafirinin izinden gidecektir... 80’lerin gençlik filmleri, bilim kurgu ve korku filmlerinin, tüyler ürpertici karışımı olarak tanımlanabilecek film, son dönemin en ilgi çekici bağımsız yapımlarından biri. Yönetmenin ilk filmi olan Donnie Darko, 2001 Sundance Film Festivali’nde gösterildi. Filmin son derece başarılı web sitesi ise En İyi Web Sitesi ödülü aldı. David Lynch'in izinden giden genç yönetmen, yıllarca konuşulacak bir film ortaya koydu. Kaçırmamak da yarar var..! * * * *Günahkar Rahibeler - Magdalene Sisters* Yönetmen: Peter Mullan Oyuncular: Anne-Marie Duff , Dorothy Duffy , Geraldine McEwan , Nora-Jane Noone , Eileen Walsh Film Hakkında : 1964'te İrlanda'da 3 genç kız, aileleri ve kilise tarafından acımasız ve insanlıkdışı Magdalene Manastırı'na gönderilirler. Burada suçlarının cezasını çekeceklerdir. Suçları bekar bir kadın olmak, güzel olmak, saf olmak, çok zeki olmak ya da sessiz kalmak istemeyen bir tecavüz kurbanı olmaktır. Günahları için çalışmaları gereklidir... Yılda 364 gün ve karın tokluğuna! Üstelik başlarına hiç ummadıkları şeyler gelecektir. Genç kızlar, bu mezalim karşısında isyan ederler. Ama köleden başka bir şey olmadıkları bu cehennemde, zafer kazanmaları mümkün müdür? En ufak bir umut ışığı olmayan ortamda, hiddetin kemirdiği genç bedenlerin tek hayali firar etmektir. İddialara göre filmde anlatılanlar hiç de gerçekdışı değil. İrlanda'da son Magdalene Manastırı sadece 6 yıl önce 1996'da kapatıldı. 2002 Venedik Festivali'nde skandal yaratan film, ve yönetmeni Peter Mullan, Vatikan'da tüm şimşekleri üzerine çekti... * * * *Kimlik - Identity* Yönetmen: James Mangold Oyuncular: John Cusack (Ed) , Ray Liotta (Rhodes) , Amanda Peet (Paris) Film Hakkında : Çölün ortasında bir gece. Korkunç bir kasırga dış dünya ile tüm bağlantıları koparır. 10 yabancı, tuhaf bir yolüstü oteline sığınmak zorunda kalmışlardır. Dışarıyla herhangi bir iletişim kurabilmek imkansız gibidir. Ve kaynağını tam olarak anlayamadıkları cinayetler başlar. Bir güç, tek tek hepsini öldürmeyi kafasını koymuştur. Fakat olaylara rastlantının penceresinden bakmayı bıraktıklarında, içinde bulundukları durumun çok daha karışık olduğunu farkederler. Amerikan bağımsız sinemasının heyecan verici isimlerinden James Mangold tarafından çekilen korku gerilim, oyuncularıyla da dikkat çekiyor... * * * *Onlar - They* Yönetmen: Robert Harmon Oyuncular: Laura Regan (Julia Lund) , Marc Blucas (Paul) , Ethan Embry (Sam) Film Hakkında : Julia Lund adında bir psikoloji öğrencisi, şahit olduğu korkutucu ve travmatik bir olayın ardından yavaş yavaş değişmeye başlar. Çocukluğuyla bağlantılı korkuları hayata geçmeye başlamıştır. Büyüklerinin söylediği, Onlar Geceleri Çıkar sözü, Lund için gerçekleşmek üzeredir. İlk bakışta, B-filmi izlenimi uyandıran yapım, Wes Craven’ın referansıyla pazarlanıyor. * * * *Sınırsız Kentte - En la ciudad sin límites* Yönetmen: Antonio Hernández Oyuncular: Leonardo Sbaraglia (Victor) , Fernando Fernán Gómez (Max) , Geraldine Chaplin (Marie) Film Hakkında : Büyük bir şirketin patronu olan Max, hastalığı ağırlaşmaya başlayınca Madrid'deki evinden Paris'de bulunan bir hastaneye geçiş yapar. Eşi dahil olmak üzere tüm ailesi çevresinde toplanmıştır. Arjantin'de yaşayan küçük oğlu Victor da, aile yaşamından uzak olmasına rağmen babasını ziyarete gelir. Ziyareti sırasında babasının çevreden gizlemeye çalıştığı bir sıkıntısı olduğunu keşfeder. Ona yardımcı olabilmek için, yaşamının son dönemini iyi bilmediği adamın öyküsünü baştan keşfetmek zorundadır... Oyuncularının performansı ile dikkat çeken bir gerilim filmi. Aile trajedisi etrafında dönen yapım, görüntü ve müziğin etkileyici kullanımı ile de son derece başarılı bir atmosfer yaratıyor. Yapım İstanbul Film Festivali'nde de "Kapanış Filmi" olarak gösterilmişti. * * * *Tanrıkent - City of God* Yönetmen: Fernando Meirelles , Kátia Lund Oyuncular: Matheus Nachtergaele (Sandro Cenoura) , Seu Jorge (Mane Galinha) , Alexandre Rodrigues (Buscape) Film Hakkında : Film, gücünü ve kavgasını uyuşturucu savaşlarından alan Tanrıkent'in hikayesini, 60'lı yıllardan itibaren ele alır. Arka sokaklarda yaşayan iki arkadaşın hikayesini takip etmeye başlarız. Kendilerine farklı yollar seçen çocukların gözünden Tanrıkent'in yokedici gelişimine tanıklık ederiz... Tanrıkent 2002'nin olay filmlerinden biri. Rio De Janerio'nun suç dolu gecekondu mahallelerinden geçen, altüst edici bir film. Brezilya'dan gelen Protesto (La haine) diye tanımlandığını da ekleyelim. * * * *Bağla Beni - Atame* Yönetmen: Pedro Almodovar Oyuncular: Victoria Abril (Marina Osorio) , Antonio Banderas (Ricky) , Loles León (Lola) Film Hakkında : Psikolojik sorunları olan genç Ricky, saplantıyla aşık olduğu uyuşturucu müptelası porno yıldızı Marina'yı kaçırır. Tek amacı, güzel kadının kendisine aşık olmasıdır. Bu arada Marina'nın son filmini çeken yönetmen Maximo da kendisini genç kadının güzelliğine kaptırmıştır. Marina'nın yine uyuşturucu yüzünden başını belaya soktuğunu düşünen kardeşi Lola onu aramaya başlar. Zaman geçtikçe, Marina, kaçma isteği ve kendisini kaçıran adama aşık olması yüzünden ikileme düşer. Ünlü İspanyol yönetmen Pedro Almodovar'ın, erotizm, gerilim ve romatizm içeren bu başyapıtında Antonio Banderas güçlü oyunculuğu ile dikkatleri üzerine topluyor. * * * *Kötülük Çiçeği - Fleur du mal, La* Yönetmen: Claude Chabrol Oyuncular: Nathalie Baye (Anne) , Benoît Magimel (François) , Suzanne Flon (Tante Line) Film Hakkında : Claude Chabrol'un filmi burjuva ailesi Charpin-Vasseur'lerin üç kuşağını gözler önüne serer. Aile evinde toplanmışlardır. Nazi sempatizanı babasını öldürmekten yargılanıp beraat eden Line Teyze, yeğeni Anne ve onun çocukları... Anne belediye başkanlığı seçimlerinin ortasındadır. İkinci kocası Gérard'ın yetişkin bir oğlu kendisinin ise eski kocasından yetişkin bir kızı vardır ve iki genç birbirine aşıktır... Seçim zamanı elden ele dolaşan bir el ilanı aileyi dehşete sokar. Yazanın kim olduğu ise belli değildir. Diğer partinin adayı mı yoksa Anne'nin hemen dibindeki kocası mı?.. 2003 Berlin Film Festivali Altın Ayı adayları arasında yer almıştı. Chabrol bir kez daha bir burjuva ailesinin hikayesini anlatarak eleştiri oklarını çekinmeden bir bir yolluyor. Daha öne İstanbul Film Festivali'nde "Ustaya Saygı" Bölümünde gösterilmişti. * * * *Daima Lilya - Lilya 4-Ever* Yönetmen: Lukas Moodysson Oyuncular: Oksana Akinshina (Lilja) , Artyom Bogucharsky (Volodya) , Lyubov Agapova (Lilja'nın annesi) Film Hakkında : 16 yaşındaki Lilya, eski Sovyetler Birliği'nde varoşlarda yaşamaktadır. Annesi tarafından terkedilen genç kız, kendisine baskı uygulayan teyzesinin yanında kalmaktadır. Çıkış yolunu ise arkadaşlarıyla vakit geçirmekte bulur. Andrei’ye aşık olup onun peşinden İsveç'e gitmeye karar verir. Eski iğrenç yaşamından kurtulup cennet ülkede yeni bir sayfa açmayı planlamaktadır. Fakat, yaşam onu bir seks köleliğine doğru itecek ve hayatın her yerde aynı olduğunu kavramasını sağlayacaktır. Lukas Moodysson’un hüzünlü son çalışması, yetişkinlerin gençleri istismar temesi üzerine etkileyici ve güçlü bir yapım. Yapım isabetli bir kararla ülkemizde de vizyona giriyor. * * * *Yurttaş Kane - Citizen Kane* Yönetmen: Orson Welles , Herman J. Mankiewicz Oyuncular: Joseph Cotten (Jedediah Leland), Dorothy Comingore (Susan Kane), Agnes Moorehead (Mary Kane) Film Hakkında : Medya patronu milyoner iş adamı Charles Foster Kane, Xanadu'daki malikanesinde ölür. Ölmeden önce tek bir kelime telaffuz eder: Rosebud. Kane'in bu son sözünü araştıran muhabir, onun eski çalışanlarıyla ve arkadaşlarıyla görüşür. Duyduğu her hikaye Kane'in hayatına dair çarpıcı gerçekleri ortaya çıkarmaktadır. Fakat onun son sözünün anlamı hala sisler arasındadır... Yüzyılın dehası bir film... * * * *Fight Club-Dövüş Kulübü Yönetmen: David Fincher Oyuncular: Brad Pitt-Edvard Norton Film Hakkında : Ve her zamanki gibi değişmez filmimiz Dövüş Kulübü...Tamamen psikolojiyle sentezlenmiş sonunda insanı hayretler içinde bırakan izlenmesi gereken mükemmel bir film. İnsanın içindeki çatışmaların da açık örneği.Film özlemlerinin peşinden koşmaya cesareti olmayan birinin kendi yarattığı kahramanla mücadelesini anlatıyor.Yeraltı filmi alanında çığır açan yapımda Brad Pitt ve Edvard Norton'un oyunculukları göz kamaştırıcı.Seyretmediyseniz mutlaka izleyin. |
||
|
||
| Bir makale okumuştum,sinemanın psikolojik onarıcı etkisinden yararlanan bir türk profesör -amerikada çalışmalarını yürütüyor- hastalara sorunlarının çözüme ulaştığı ya da nerede hata yaptıklarını anlamalarını sağlayan ipuçlarını bulabilecekleri filmleri seyrettirip filme dair konuşturuyor ve düşünmeye teşvik ediyor. | ||
|
||
| sinema filmleri insan psikolojisini derinden etkileyen ve terapilerde yeni yeni kullanilmaya baslanan yapitlar.. cok guzel filmler secmissin cidden... hepsi cok hos ama Citizen Kane ( Yurttas Kane ) sanirim en harikalari... bunlarin disinda bu listeyi gorunce benimde aklima gelen iki film; - Schindler's List yonetmen: Steven Spielberg 1993 yapimi bu film gercek bir adamin oykusunu konu alan Thomas Keneally'nin romanindan sinemaya uyarlanmistir... Oskar Schindler katolik bir is adami. Nazilerle anlasma yolunu secen birisi oldugu icin cevresinden tepki gormustur, fakat sonunda binlerce yahudinin canini kurtaracaktir. Aslinda cok islenen bir konu 2. dunya savasi ve yahudi katliami, bence bu filmin en carpici noktasi yahudi katliami degil, yaratilan karakterlerin davranislari - dusunme sekilleri, bir katliamin kisilerde biraktigi etkiler - bir katliam psikolojisi... bunun yaninda harika yonetilmis bir film olmasi ve o guzel siyah beyaz tadi, harika oyunculugu filmi cidden izlenmeye deger kiliyor.. - Phone Booth yonetmen: Joel Schumacher 2002 yapimi filmde durust olmayan tipik bir sehir kisiligi, Stuart Shephard her gun sevgilisini aramak icin gittigi telefon kulubesinde bir cehennem yasamaya baslar. Uzaklarda, yukarda onu hedef alan bir nisanci telefon kulubesinin telefonunu arar ve ona yalanlarini hayatindaki tum yanlislari itirafa zorlar - elindeki uzun mesafeli tufegi kullanarak. Filmdeki yan karakterler ana karakterler kadar ilgi cekici ve derin aslinda, sembolizmi fazlasiyla bulacaginiz bir film. Batinin dengesiz ve yozlasmis yasama bicimini elinde bir uzun mesafeli tufekle kaba ve sert ahlak cizgileriyle sorgulayan bir adam... |
||
|
||
Sinemaların insan psikolojisi üzerindeki etkilerine tamamen katılıyorum. Bir ekranda yapacağın bikaç oyunla izleyici üşütebilir hatta terletebilirsin. Bunu yapabiliyorsan terapi de yaparsın ![]() Aslında bu tarzın esas babası "A beautiful mind" dır ... Ama ben en sevdiğimi en başa koydum ki Donnie Darkodan vazgeçmem ... Ama şitlerin listesi de çok güzeldi. İkinci filmi izlemedim ama şu anda indiriyorum yarın gelir bende seyrederim
|
||
|
||
| Donnie Darko'yu izledikten sonra yaklasik 3-4 gun uyuyamadim... cidden negatif bir sekilde etkilemisti beni ^_^ guzel bir film... zaten artik kult oldu diyebiliriz sanirim.. filmlere bakinca simdi aklima geldi, cok buyuk bir sinema saheseri ayni zamanda insan psikolojisini inceleyen cok guzel bir film kanimca; A Clockwork Orange, Otomatik Portakal Anthony Burgess'in romanindan uyarlanan, Stanley Kubrick'in hem senaryosunu yazdigi hem yonettigi harika bir film... insanlarin tercih ozgurlugune yaptigi gondermeyle zaten insani buyuleyen film, insan psikolojisine dair de cok fazla sey katiyor izleyene... Filmin harika sanatsal yonunu zaten anlatmaya gerek yok.. izlemeyen varsa mutlaka izlesin ^_^ |
||
|
||
Bak şimdi Donnie Darko aslında kült değil. Aşırı derecede izafi bi film. Benim çıkardığım anlamla senin çıkardığın anlam arasında eminim fersah fersah fark vardır. Filmin başındaki bisiklet sahnesinden bile ben büyük şeyler çıkarmıştım ilk izlediğimde. Bronz heykelin kafasına baltayı geçirdiği sahnedede bir psikozun insanı nasıl etkilediği görülüyor. Bunu normal bir insan kesinlikle yapamaz ama psikoz adamı o hale getiriyor daha neler neler. Psikolojiyle ilgileniyorsan çok öğretici bi film olduğu fikrime katılıyorsundur sanırım ![]() Sevgiyle |
||
|
||
| sembolizmi olan bir filmdi kanimca.. bir cok farkli karesinden bir cok farkli mana cikarmistim.. soyutlugu cok guzel bir oranda idi.. haklisin, psikolojik olarak bir cok cikarim yapilabilecek bir film.. beni urkutmesinin ve negatif etkilemesinin ana nedeni zaten benimde uzun sure bir psikoz hastasi olmamdan kaynaklaniyor... oyle bir kisinin zihninin ortaya cikardiklarini inceleme yonu ile cidden cok guzel bir filmdi... fakat acikcasi bir filmi izlerken "yoksa?" "acaba?" demeye basliyorsan, filmden hicbir zaman cok fazla sey alamazsin.. nitekim bende boyle oldu -_- |
||
|
||
| Ya aslında güzel bi nokta yakaladın.. Yoksa ? Acaba dediğiin zaman film sana çok farklı bi şey vermeye başlıyor. Belkide film sana değilde, sen sana bişeyler katmaya başlıyorsun böyle olduğunda. Ama filmin sana bişeyler katması için filmi başka bi boyutla incelemen lazım. Ama bu da mantıksız geliyor , Yani koltuğa oturupda dur ben filmin bana bişey kattığı moda gireyim film bana bişey katsın demek çok manasız. Ama bi yandan da doğru geliyor. Belkide nevrotik anlarımızdaki bakış açımızla normal anımızdaki bakış açımızın belirlemelerine göre hareket ediyoruz. | ||