|
||
| parkta çocuklar cıvıl cıvıl. bir anne çocuğunun ardından yürüyor, elinde bir kase ve bir kaşık. çocuğunu beslemenin çaresini böyle bulmuş anlaşılan. yargılamamalıyım desem de tutamıyorum kendimi; "çok yanlış!" başka bir çocuk avazı çıktığı kadar bağırıyor, ağlamadan ağlıyor... annesi başka bir kadınla konuşuyor, arada ne istediğini soruyor çocuğa. o ise daha çok bağırarak yanıtlıyor, şımarıkça... "yargılama yine!" bir kuytuda (parktakiler için kuytuluk olsa da benim balkonumun karşısı olduğu için görebiliyorum) iki liseli genç, yerde sarmaş dolaş, sevgilerini kutsuyor. içimde bir ılıklık, sevecenlik... "gir içeri, seni görmesinler ve rahatlarına baksınlar!" öğlen sıcağında apartmanımızın dış cephesiyle uğraşan işçiler, kan ter içinde çalışıyor. içimden onlara limonata yapmak geldi... yeterince limon yokmuş evde, "başka bir şey düşün!" arkadaşım aradı, sabah duruşması öğleden sonraya kalmış, öteki adliyeye yetişemeyecekmiş. adliyeleri, çalışma koşullarını ve sistemi eleştirdik yine. "iyi ki şu anda evdeyim." işte böyleeee... |
||
|
||
ne güzel anlatmışsın içim sıcacık oluverdi...
|
||
|
||
sağol uykucum, o sıcaklığı hissedebilen "iç"in olduğu için mutlu olmalısın.
|
||
|
||
| Asya, bu başlığı görünce yine senin kişisel alanında yazdığın "öylesine..." başlığını hatırladım ve döndüm oradaki yazını tekrar okudum. İzninle "öylesine..." ve "işte böyle..." başlıklarını bir bütün olarak düşünüp, değerlendirmek istiyorum... "Öylesine" derken flulaşan iç dünya ve onun hüznü, "işte böyle"de yaşama biraz daha tutunur. Belirsizlikler giderek yerini daha canlı, daha yaşamın içinden gözlemlere bırakır. "Öylesine" bir taraftan yerinde öylesine dururken, bir taraftan da böylesine sakin bir yolculuğa çıkar. Bu yolculuk, hüzün ve sevinç, hazan ve umut arasındaki ince bir çizgi gibidir. "Öylesine"de anlatılamayan ve görünmez olan bir çok duygunun yanında, "böylesine"de de, o parkta yaşanan hayata dair acı ve tatlı devinimler, henüz anlatılamıyor veya görünemiyor olabilir. İşte yaşam eğrisi, "öylesine" ve "böylesine" arasındaki beyazımsı bir çizgidir ve hepimize aittir. |
||
|
||
| İzninle "öylesine..." ve "işte böyle..." başlıklarını bir bütün olarak düşünüp, değerlendirmek istiyorum... (fikir) ama fikir baba izin çıkmadan sen hemen dediy,ni yapmıssın... hele bi asyam he diyeydi ondan sonra yazaydın... benimde önünde müşteriler oturmuş ... kıcık bi kadın war... işte boylesine kıcık bi kadın
|
||
|
||
İzninle "öylesine..." ve "işte böyle..." başlıklarını bir bütün olarak düşünüp, değerlendirmek istiyorum... (fikir) ama fikir baba izin çıkmadan sen hemen dediy,ni yapmıssın... hele bi asyam he diyeydi ondan sonra yazaydın... Asya'nın iyiniyetine sığınarak devamını getirdim, deliçocuk... ![]() Yüzüme vurmasaydın ne var yani...
|
||
|
||
İzin isteme inceliğini göstermişsin Fikir, teşekkür ederim. Sayfamı şenlendirmek için izne ne gerek? Deli'm de kendi deyimiyle "gıcık"lık yapmış işte... İki başlığı birleştirerek analiz yapman ilginç. Evet yaşam bu, öylesi ve böylesi de yaşanılıyor. Yaşananlar bizim dışımızda da olsa... Bundan sonra açacağım başlık da “şöyle” olacak bu yaratıcılığımla. ![]() |
||
|
||
İşçilere yapamadığın limonata yerine ne götürdüğünü merak ettim asya ![]() Geçenlerde de bir başlıkta türkü söylediklerini yazmıştın. Eğer hala birşey götürmediysen karpuz seçeneği aklında bulunsun.
|
||
|
||
diyarbakır karpuzu... memleket kokar... iii gelir
|
||
|
||
ben de gelim o zaman diyarbakır karpuzu varsa
|
||
|
||
| Deli'm de kendi deyimiyle "gıcık"lık yapmış işte... oxxxx etmişimmmmmm ![]() |
||
|
||
cosinus bunu bir karpuz gönderme önerisi olarak alıyor ve kabul ediyorum. ![]() diyarbakır karpuzunu gönderecekseniz işçilere vermem valla, kendim yerim ![]() işçilere evde yaptığım kek ve hazır meyve suyu verdim bay meraklı. ![]() deliiiiiiimmmm ![]() |
||
|
||
bi telefon acam... oobuse wersin babamm ... ulgnilide çağıralım... düşelim bi traoktor karpuzun üstüne yiyelim... bı traktör karpuz nasıl yenir sorularına işte bole diyelim asyaaaam
|
||
|
||
sen önce çiğköftemi yap deli bak, hem gittikçe kalabalıklaşıyoruz, hem de vaadlerin artıyor. sonunda zararlı çıkacaksın, demedi deme
|
||
|
||
Hikaye sevdiğimi bilirsiniz İç anadoludan bir öğretmen bölgeye tayını çıkar. Yazın sıcağında günlerden bir gün köylülerden birini telefonla arayıp "Karpuz nereden bulabilirim" diye sorar.Köylü de; "Hocam karpuzcu köyü bağırarark dolaşıyor, sizin evin ordan da geçer." der. Öğretmen uzun zaman bekler ama karpuz diye çağıran olmaz. Akşam kahvede aradığı karpuzcuyu bulur: "gün boyunca senin sesini bekledim. benim evin oradan neden geçmedin" diye sorar.Karpuzcu cevap verir: "hocam defalarca Zebeşşşşşşş! diye bağırdım nasıl duymadın" ![]() *zebeş: karpuz asya başgöz üstüne, kaç tane göndereyim? kalabalıkmışsınız da ![]() delinin karpuzları kelektir benden alın
|
||