SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Edebiyat / Dil

Konu: Anlat, ne diyorsun? (Bilinç Akışı)

Sayfa: 1 2 3 4 5 6 [ 7 ] 8

bayan_raskolnikov 06.09.2008 00:27:54
sustum..
ne anladın?

06.09.2008 04:57:45
Smiley

uykucu 06.09.2008 18:40:36
Parmakları donmuş, sızlamaya başlamıştı. Kızcağız bu acıya dayanamadı, kutulardan birini açıp bir kibrit çıkardı. Parmakları uyuşmuştu, kibrit çöpünü elinde güçlükle tutuyordu. Eli titreye titreye çöpü duvara sürttü. Kibrit birden alev aldı; tatlı, yumuşacık, turuncu bir alev.

Zavallı kız, kibriti bir elinden öbür eline geçirerek, parmaklarını ısıttı. İçi de ısınmıştı. Sanki gürül gürül yanan bir ocağın karşısındaydı. Gözleri aleve dikilmiş, düşlere dalmıştı:

       Güzel bir odada, büyük bir ocağın karşısında oturuyordu. Arkasında kalın bir yünlü hırka, ayaklarında kürklü terlikler vardı.

Isınmış, terlemeye bile başlamıştı… Derken kibrit sönüverdi. Kibritin sönmesiyle, o tatlı düşlerde sona ermişti. Kızcağızın parmakları yeniden donmaya, sızlamaya başlamıştı.
Bir kibrit daha yaktı. Bu sırada soğuk bir rüzgar esti. Kız kibrit sönmesin diye, duvardan yana döndü. Öbür elini aleve siper etti. Aleve bakarken, karşısındaki duvar sanki eridi, birden açıldı, içerisi göründü. İçeride geniş bir oda vardı. Kar gibi bembeyaz örtü yayılmış bir masanın üzerine tabak tabak yiyecekler dizilmişti. Sofrada gümüş şamdanlar yanıyor, odayı gündüz gibi aydınlatıyordu. Kızcağız’ın gözleri sofranın ortasında, büyük bir tabağa konulmuş, nar gibi kıpkırmızı kaz kızartmasına dikilmişti. Ağzı sulandı. Elini oraya doğru uzattı. Kibrit yana yana sonuna gelmişti, parmağını yakıyordu. Kızcağız çöpü yere atıverdi. Atmasıyla birlikte, yılbaşı sofrası siliniverdi, gözlerinin önüne taş duvar yeniden dikildi.

Üçüncü kibrit daha fazla düşler yarattı:
         
        Bir yaz gecesi…Kibritçi Kız kırda bir ağacın altına oturmuş, yıldızlara bakıyor. Gece olduğu halde hava sıcak. Altındaki toprak, gündüz güneşten ısınmış, fırın gibi yanıyor… Küçük kız gözlerini yıldızlardan ayıramıyordu. Uzaktan uzağa gece kuşları ötüyor, kurbağalar bağrışıyordu.

Derken bir yıldız kaydı, gökyüzüne geniş bir yay çizerek uzaklaştı, söndü. Kızcağız: ‘işte, biri daha öldü’ diye mırıldandı. Bir gün, ninesi söylemişti: Her yıldız düştükçe yeryüzünden biri ölürmüş… Ninesini bir daha görebilmek için bir kibrit daha çaktı. Soğuktan kaskatı kesilmiş, beyni durmuştu. O şimdi sokak ortasında olduğunu unutmuş, düşler dünyasına dalmıştı. Kibritin alevinde yine ninesini görüyor, onun sesini işitir gibi oluyordu. İşte ninesi geliyordu. Lapa lapa yağan karların arasından bir melek gibi iniyordu… Geldi, geldi…Kollarını açtı, torununu kucakladı, aldı göklere doğru götürdü…
Ertesi sabah, yoldan geçenler, bir evin basamağında donmuş kalmış kızcağızın ölüsünü buldular. Yanı başında bir sürü boş kibrit kutusu vardı.

-Zavallı kız ısınmak için bütün kibritlerini yakmış dediler…

'Bu kibritlerin alevinde onun ne düşler gördüğünü bilemezlerdi ki'... Undecided 
                                                                                                                          (Kibritçi kız'dan alıntı...)

Leydi Tavuskuşu 06.09.2008 19:24:56
ne anlatayım kardeşim spermmeni benden mı dınleemek ıstıyorsun anlamadım ?Tongue

uykucu 07.09.2008 11:55:01
 bana bir şeyler oluo fatalist mi oluyorum ben bea.. Tongue

   anam anam yandı gülüm keten helvam... buck2

data_grrr 07.09.2008 18:31:08
uslu cesetler tanık olamaz azametine
ebediyetin çepersiz garabeti
iki korkut bekler
kimsesiz mabedin bahçesini
iki kukla tükürür
bütün şehvetiyle dehşetini
ve iki tabut bölüşür
çiçeklenen masumiyeti
adını çoktandır unuttuğum bu yerde

milyonda bir 07.09.2008 18:34:01
Orası neresi?

uykucu 08.09.2008 11:25:02
Okyanusun dibine dalmak istiyorum !

eldiven 08.09.2008 13:53:47
Bir şey söylemek istiyorum, bu şey ne sizin ne de benim tarafımdan söylenilebilir olsun... Söylemek ve yoketmek istiyorum, ne siz nede ben onu yokedebileyim... Bir cevap uçurmalı ona, bir elgi kişi beni bu soru ve cevapların söylenilebilir olamayacağına, söylenmemiş olduğuna inandırsın...


data_grrr 09.09.2008 01:02:45
nasıl yok edemeyiz ki? aklıma bir şeyi bildiğimizi bildiğimizi bilmiyorsak o şeyi yok edemeyiz gibi geliyor. bu nedir ki? sokratesin hiçbir şey bilmediğini bildiğini bildiğimiz ama aslında bilmediğimiz gibi. (benzer bir utancı burada da hissedebiliyorum.)

söylenmemiş olduğuna nasıl inanabilirim ki? yani böyle bir şey nasıl yaratılır?şu anda yazdıklarım yazmayı kesersem söylenmemeye mi devam edecek? söylenmemeye devam ettiren kim o halde? ben miyim, sen misin, yoksa parmaklarımın olmaması mı? olanaksızlığın bir şey yaptırmasındaki paradoksu bir kenara atarsam, sonsuz olanaklılığın nasıl parmaklarım yokken söylemeye devam edemeyeceği sorusuyla yalnız kalıyorum.

aramak mı gerekiyor? sonra? inanmak için önce bilmem gerekiyor, biliyorum ve sonra bir şey onu benden alıyor.. binbir suratlı bir şeytan gibi.. size bu şeytanın aslında ben olduğunu söyleyebilirdim ve onu yok etmek için çok geç kalmış olurdunuz, çünki tam da o anda elinizdeki seçeneklerin hiçbiri bütün kaçış yollarını kapatamazdı ve ardındaki zamanda gelecek olan kaçınılmaz soru sadece oyun parkını daha da derine genişletmiş olurdu.

nedir söylenemeyecek olan? ... bu soru bir yanıt mı arıyor? işte kaçıyor.. belki sadece takip etmemi istiyor (sadece gitmek istiyorum).

eldiven 09.09.2008 10:53:22
Yok edemez miyiz? Bir şeyi söylemek için onun bilgisi gerekli mi? Bir şeyin bilgisine sahip olup onu söyleyebilme olanağı yaratılabilir mi?  Bu nedir ki? Her an benden çıkanların söylenilebilir olduğunu bana idrak ettiren şey ben miyim, siz misiniz? Benim ve sizin tarafından söylenilebilir olamayan bir şey var, olmalı, söylediklerimizin içinde?

İnanamaz mıyız? Yani böyle bir şey zaten yaratılmış değil mi? Hani yaratı söylevi ile yaratı imgeleyen biz değil miyiz? Yaratılmış olanın yaratılabilir olduğuna, yaratılmış olduğuna parmaklar mı cevap verecek? Nasıl "söylenilebilir şeyler" var olabilir? Olanak söylenilebilir kılabilmek için bize öngörülmüş sümülatif joker mi?

İnanamaz mıyız? Bilmeden inanamaz mıyız? Bilen, bir bilgi olan, kendini dahi gören ne söyleyebilir? Söylemek için ne koyar ki ortaya, en cahil cüretkardan daha zayıf ve bilgisiz cesareti yok mudur? Belki sadece kendini takip ediyordur... Belki sadece yanıt arıyordur... Ama hiçbir zaman söylenemeyecek, söylenmemiş olan bir yanıt!

Kaçınılmaz!

milyonda bir 09.09.2008 11:18:17
Yok edemeyiz.

data_grrr 10.09.2008 01:37:01
Bilgi olmadan onun temsiliyetinden bahsedemeyiz. Temsiliyetini oluşturamadığımızı söyleyemeyiz. Söylevin bilgiyi sırtından attığı bir durum olsaydı eğer bu artık bir temsiliyet olmazdı. Taşınmayan-şey ya da hiçin söylev üzerindeki etkisi onu emsalsiz kılardı.

Şu anda söylenebilecek en anlamsız şeyi söyleyelim, sonra işaret ettiği rastgele bir kavramı yok edelim ve tekrar söyleyelim, bunu defalarca tekrar edelim: söylevin evreni giderek daralacak ve can çekişmeye başlayacak, şekli bozulacak, sesi tanınmayacak hale gelecek. Bütün kavramları tükettiğinde söyleyebilecek kendisinden başka (geriye ne kalmışsa) bir şey kalmayacak ve yaşam döngüsüyle ulaşarak taşıdığı tek bilgi değeri olan kendisini de yutacak. Burada farklı olan, bilginin temsiliyetinin bilginin kendisiyle doğrudan örtüşür hale gelmesi. Başka bir deyişle kendini gören Narcissus'un gözünden yansısının son sözleri.
Bilmeden söyleyebiliriz... onu yok edebilmemiz de hiç bilmeyişimize bağlı olabilir belki.. Söylenebilir olandan bahsediyorum tabi ki... diğerine ufak da olsa yaklaştığımı söyleyemem...her ne kadar söylenebilir olsa da Tongue

uykucu 12.09.2008 23:34:51
Tanrı mı benimle kirlendi...

Ben mi Tanrıyla temizlendim...

Bir kere kirlendimse,temizlenme hakkım kalmış mı dır?

Kalmışsa kirin hakikatinde temizden başka ne bulunabilir...

13.09.2008 00:46:34
yanılgılarla başladı herşey, yanılgılarla devam etti, yanılgılarla güçlendirildi ve güçten düşürüldü. Kimin kim olduğu belli değildi, netlik istenilen ortamda, hiçbişi net değildi.
Kitapta bildirilen tanrı bile atılmıştı bir takım yanılgıların ve yadsımaların içine.

Allah daima korusun ve bizi affetsin.Çünkü onlar Allah'ın nelere kadir olduğunu, ve neler yapabileceklerini bilmiyorlar. Bildikleri an, düşünemiyorum bile...umarım geç olmaz.


Sayfa: 1 2 3 4 5 6 [ 7 ] 8