|
||
| yalana dolanmşken ..kendi sırtıma dönmüş sıvazlıyorum ha gayret diye..bir ünlemle yanyana o kadar çelimsiz...hayat hadi artık diye sıralarken ünlemleri..şimdi savrulmak kadar ..birazdan dinecek kadar gidip geliyorum binlerce insanlara..kimliklere..izi soluğumun yaşadığma dair .. |
||
|
||
| gözlerimi çıkarıp cebime koyuyorum...varsın görmesinler ucuz ruhları... kelepçelerim nerede benim!!! |
||
|
||
| yaşamı algıda ayarlarım bozulmuş kayda değer geçişlerde tıkandım sezgilerimi sergileseydim serzenişlerim yerine şimdi yerinde mi olurdu uçmak niyetine bir zamanlar takındığım kanatlar. |
||
|
||
| dileberan dilber heskînite me, wan çawênte yî reş, Dıldara teme.... |
||
|
||
| kanım kuruyor içimde,içimde köpekler kuduruyor,dikenli tellere takılıp yırtılıyor bedenim... |
||
|
||
| yaşlanıyor içimde çocuk, vurulmuş kalmış içimdeki sewgi sözcükleri...Faiili belirsiz.... | ||
|
||
| ruhumun acıyan yanlarını okşamak istedim...dokundukça kanattım kanattıkça yoruldum...yoruldum ve sustum...suçlusu benim yaptıklarımın ve yaşadıklarımın...sadece özlemiştim...çok hemde... | ||
|
||
| Tuhaf istençlerin peşinde yeterince yol aldın. Nereye ulaşman gerekiyor? Hangi olgun bahçe içindeki budanmış bu övünçleri kabul eder? Sen ruhsuz bir çöl gibi kendi rüzgarında dağılıp ufalanırken kim, hangi deniz seni kendi yoluna çeker? Ne istediğini bilmiyorum. Ne istediğimi bilmiyorum. Ufalanmış taş parçaları gibi güneşin tereddütsüz ızdırabına katlanıyoruz. | ||
|
||
| herkes belirli bir dilimde liğmeliyor işte kendini.kimi çeliğin altına keyfice uzatıyor etini,kimi ürkerek dile deviriyor derdini.dilden dile liğme liğme işte de be le niş ler de yizzzzzzzzzzzz savruluyoruz adı gün geçirme .düşünü edime yönelten ağuyu sineye çekemeyip çekinmeden çarpışıyor.düşü, düşmeden elinde. kimi de dizlerinin üzerine çöküyor dimdiğim diye de örgütlüyor tüm hücrelerini,"yalan" diye haykıran bardak boşanırcasına yağan yağmur ve geceleri yattığı yatağın altındaki yaylar.yaylanarak güçlü görünme çabalarını çuvallatıyor. sabah olunca yine maske yine örgütlü hücre dövüşü hep aynı hep aynı hep aynı sızı |
||
|
||
| Sözcük; dile gelen sözcük, dilden geçen sözcük; kendinden geçen, kendini kendinden geçiren sözcük; dilden kayan, kendinden milim kayamayan sözcük; nemle yoğrulan, yorulan ve dehşet saçan sözcük; anlaşılamayan, anlaşılmak istenmeyen, anlatamayan sözcük; .... bırak artık kendini sözcük! Anlak bir garip çeper, çapak kadar yapışmış yakana, lakin ilik isterse takar sana bir düğme sözcük... koparmak elinde; bütün kum taneciklerini, yakan kavuran çölden... Bütün yağız At-lar toynaklarıyla şaha kalkmışsa içinde karşı durma kendine sözcük... Söz çekildi lakin, kendini sözden çekemedi kum tanelerini savuran fırtınanın içindeki boşluk... |
||
|
||
Anlat deyince bir an aklima geldi.. gözümden iki damla göz yaşı süzülüyor acaba birine takilip gitsem de onu akişina sonra düştügü yerde dağılıp, bir süre sonra buharlasip yok olmak . aslinda ne güzel olurdu nede olsa o buharlasan damla bir gün geri dönecek..ama yine akip gidecek yine düşecek , hep düşmek zorunda mi
|
||
|
||
| sustur sözlerini şimdi...dinleyen anlamaya yanaşmıyorsa neye yarar kitaplar dolusu yazsan zaten yazamazsın istesen de... cümlelerin sonuna geldiğinde başı hatırlanmıyor asla.ve uygun kelime bulunamıyor hiçbir boşluğa sol koluma bir gül işleyecektik.dikenli bir sapın üzerinde olanca cesaretiyle duran siyah bir gül yarım kaldı acıya dayandım ama zaman yetmedi...benim için asla yeterli zaman olmadı. sevinçleri bile başkalarının başka işlerinin arasına sıkıştırdık hep.satın alınmış bazen de çalıntı zamanlarda yaşadık biz bu da yarım kaldı..bitiremedik...vakit yoktu.....ve herneyse...... şimdi sol kolumda sahipsiz bir siyah diken var |
||
|
||
![]() Beyine nihil enjeksiyon... Blasphemous caka, tam! |
||
|
||
| - Daha uzun sürer mi dolunay günlükleri? - Düşünüp düşünmediğinden emindim, ikisinden biri! Beni şutlayacaktı oraya? - Kendimi kabuklu hayvanlara benzetiyorum, ben ama bıktım bu ruhtan: ve görüyorum ki, zaman gelecek o da kendi kendinden bıkacak. - En affedilmez yanım; "ben daha layık olmayı bekliyorum, bu sözlerle benparamparça olmaya layık değilim". İhmal ettiğim herşey de, bütün geleceğinin ağını dokur; hiçim bile geleceğin kanıyla yaşayan bir örümcek ağı ve bir örümcektir... |
||
|
||
| Elimde bir tablo; eğri tuttuğum, buna rağmen nasıl da doğru bakmışım. "Yusufçuk kuşları gibi olmalı" diyor annem "tabiatın", "nasıl olabilirim anneee nasılll(?=!)". Yumuşak bir koltuğun üstüne kurulmuşken takla atanları seyretmekten yıldım. Süreç yuvarlıyor kendini, bir kar üzerinde (mi)? Yoook yoook hayır! "Beklemiyorum anne" emekliyorum ben hala..... |
||