SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Edebiyat / Dil

Konu: Anlat, ne diyorsun? (Bilinç Akışı)

Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 [ 8 ]

eldiven 15.09.2008 10:14:32
Bilgi olmadan onun temsiliyetinden bahsedemeyiz. Temsiliyetini oluşturamadığımızı söyleyemeyiz. Söylevin bilgiyi sırtından attığı bir durum olsaydı eğer bu artık bir temsiliyet olmazdı. Taşınmayan-şey ya da hiçin söylev üzerindeki etkisi onu emsalsiz kılardı.

Şu anda söylenebilecek en anlamsız şeyi söyleyelim, sonra işaret ettiği rastgele bir kavramı yok edelim ve tekrar söyleyelim, bunu defalarca tekrar edelim: söylevin evreni giderek daralacak ve can çekişmeye başlayacak, şekli bozulacak, sesi tanınmayacak hale gelecek. Bütün kavramları tükettiğinde söyleyebilecek kendisinden başka (geriye ne kalmışsa) bir şey kalmayacak ve yaşam döngüsüyle ulaşarak taşıdığı tek bilgi değeri olan kendisini de yutacak. Burada farklı olan, bilginin temsiliyetinin bilginin kendisiyle doğrudan örtüşür hale gelmesi. Başka bir deyişle kendini gören Narcissus'un gözünden yansısının son sözleri.
Bilmeden söyleyebiliriz... onu yok edebilmemiz de hiç bilmeyişimize bağlı olabilir belki.. Söylenebilir olandan bahsediyorum tabi ki... diğerine ufak da olsa yaklaştığımı söyleyemem...her ne kadar söylenebilir olsa da Tongue

Bildiğimiz mantığımıza kurban zannederdim, ama, gördüm ki suyun içindeki iki uygunsuz madde gibiyiz, peki, bilmek için gördüğümüz ne? Bu cümle ile bile cümlenin bilgisinin bende gördüğü bir şey yok, ben bilgiyi açığa çıkartıyorum, var olduğunu gösteriyorum… Evet, bilgi orada.  Bilgi olarak, ad konmuş, sıfat edinmiş şekilde. Kendi bilgisinin eşiğinde bilgi edinen bir bilgi. Kendinden satlı! Bilgiden kurtulabileceği ve suya çözünüp karışılabilen modu mevcut değil! Tek başına benim gibi kaygan ama benim gibi kendine hariç herşeye yabancı…

Bir şeyin bilgisine sahip olup onu söyleyebilme olanağı yaratılabilir mi? 
Evet yaratılır, bu yine bilginin bilgi olarak orada var olduğuna dair simülatif bir yüzme… Çünkü ancak su üstünde yüzebilirsin, onda çözünemezsin…

Bu bilginin red edilişidir.
Bilmeden inanabilir miyiz? Söylenilebilir şeyler var mı? Varsa bunun bilgisini gördünüz mü?

eBRuLi 19.09.2008 19:52:05
Toplumun tüm taassuplarını özgürlüğüne barikat yaptın ve sonra kalktın kalıplara girmeyi sevmem , şekilci değilim ben diye saçmaladıkça saçmaladın . Tabularında yoktur ha senin . Biri bunu söylemeli sana , tutarsızsın sen . Var dediğin prensiplerine ne oldu ? Ha tabii onlarda şekilciliğinin altında ezim ezim ezildiler .Zaten de yoktular ki ! Hiç uğraşma , nihil değilsin ki sen ! Kendinle yüzleş , yüzleş . İçindeki şeytanın özelsin sen söylemlerine dalıp sıradanlığını görmezden gelemezsin . Hiç olmazsa bunu kabul et . Yeter çık oradan .İçini dışına çevir ve bak uzun uzun . Gördüğünden hoşnut olsan da olmasan da bu sensin ! Kaçma , dik gözlerini ve bak kendine !

data_grrr 19.09.2008 23:55:20
var olmakta gizli olan gerçek değil midir?
gerçeği söylemek gerçeği yok etmektir. gerçek söylediğimiz dışında herşeydi. yok edilemez: çünkü söylenemez. tariflerimize gömülü olan bu söylenebilir olmayan gerçeği şişme tuğlalarla örülmüş duvarlar arasında yaşatılabilir kılmaktır yaptığımız. sen yaşıyorsun, öyleyse sözlerin de. kanıtı bu duvarlar: sözlerimin, bedenimin...ve her duvar yıkıldığında gerçeği söylemeye yaklaştığını düşünürken yıkıntılarından yeni bir duvar inşa ediyorsun. bir şato belki..dışarıdan güzel göründüğüne inandığın, hatta göründüğüne inandığın..onları var ediyorsun, kendini var ediyorsun. öğütülen bilginin dışkısı olsa idi bu boktan şeye gerçek diyebilirdik. ve bunu yiyebilmek için inancın gözümüzü karartması kafi gelirdi. kısacası ne kadar çok şey söylersem konunun içine de o kadar edeceğimi düşünüyorum. (anlatımda geçen birinci,ikinci,tekil,çoğul şahısların gerçekle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur..)söylenebilir bir şey bulma düşüncesine dönersek...

eldiven 22.09.2008 17:32:45
Toplumun tüm taassuplarını özgürlüğüne barikat yaptın ve sonra kalktın kalıplara girmeyi sevmem , şekilci değilim ben diye saçmaladıkça saçmaladın . Tabularında yoktur ha senin . Biri bunu söylemeli sana , tutarsızsın sen . Var dediğin prensiplerine ne oldu ? Ha tabii onlarda şekilciliğinin altında ezim ezim ezildiler .Zaten de yoktular ki ! Hiç uğraşma , nihil değilsin ki sen ! Kendinle yüzleş , yüzleş . İçindeki şeytanın özelsin sen söylemlerine dalıp sıradanlığını görmezden gelemezsin . Hiç olmazsa bunu kabul et . Yeter çık oradan .İçini dışına çevir ve bak uzun uzun . Gördüğünden hoşnut olsan da olmasan da bu sensin ! Kaçma , dik gözlerini ve bak kendine !


Kendini gören doğmamıştır… Gören, kendini dahi gören sanıdır.

"Bana prensip sahibi olduğumu söylüyorlar." Mesele, kendi dairemde meşhur elem tekniiklerini çuvaldız dehasıyla gerçekleştirirken ilmime muhtıra ve tebliğler yayınlatmaları.

Bir araştırıcı hüviyet bana devrinin normal programını öğretme azmi ininde revaçta kaldı. Kısır yorum ve hiçbir veçhile havanın bu ağırlığına dayanamadı. Rutubetin özel hallerine "usul-i hendese" ile elem öğretiyor.

Siv’ir atre tuhaf güç, saplantıdan yapılmış büyük bir çanta. Saplantıdan doğmuş bir nahv ellif gözüyle iddia yağmuru yağdırıyor. Bu apartmanın zemin katında bir buzdağı var, ve en büyük iddiası bu rutubetli dairenin kirasını ödeyen benim!

eBRuLi 22.09.2008 20:31:54
SANI

hiç değişmedi san
sen öyle
dıştan
gir içeri - göz göz olmuş-

ama yerinmez -çünkü kendi yerinde-
ayrıca neden değişsin konum
söyle
yaşanırken hep ortak duyum

eğri bir çizgi dudak -acı gülümseyiş-
her zaman vardı
yanıltan

hiçdeğişmedisansenöyledıştan

Eray Canberk

uykucu 25.09.2008 13:11:45
babama sölüyorum bu şarkıyı bilincim öle diyo...Tongue

hatayı ben en başında yaptım aynı evi senle paylaşarak...

kendimi çok takdir edicem ayrılığı kutlayarak...

veda ederken üzülmüş gibi tutma ellerimi acıyarak...

kendine dev aynasında değil boy aynasında bi bak...

 beni yakalayamaz,beni yakalayamaz..Tongue

ben 26.09.2008 19:03:28
Geceye nersin? Geceye ne dersin, nöbetçi?
Yükselen bir kuşak görüyorum, inen bir kuşak görüyorum. Kocaman bir kuşak yükseliyor, görüyorum, tepeden tırnağa silahlanmış, yaşama doğru sevinçle silahlanmış da yükseliyor.
Ne görüyorsun kulenin tepesinden?  Lyncéus, kardeşim, ne görüyorsun?
Yazık! Yazık! Bırak, öteki peygamber ağlasın; gece geliyor, gün de.
Gece geliyor, günümüz de. Uyumak isteyen uyusun. Lyncéus! İn şimdi kulenden. Gün doğuyor. Ovaya in. Daha yakından bak her şeye. Lyncéus gel! Yaklaş. İşte gün doğdu ve biz buna inanıyoruz.

Xantippi 05.10.2008 23:53:57
Deniz kiyisina iyice yaklasmisti,kumlu dalgaciklar potinlerini saplatiyordu.Taptaze hava karsiladi onu,sahlanan sinirlerini oksayarak,nurluluk tohumlarindan fiskiran vahsi hava rüzgarlari.Dur,Kish,in fenerkulesine gitmiyorum,degil mi?Ansizin durdu,ayaklari agir agir deprenen kumsala batmaya baslamisti.Geri dön.

Dönerken,ayaklari yavas yavas yeni acilan yuvalara batadursun,gözleriyle güney sahilini taradi.Kulenin kubbeli soguk odasi beni beklemekte.Gözleme kulesindeki deliklerinden giren gün isigindan mizraklar,ayaklarimin agir agir batmasi gibi,zeminin kadraninda aksamkaranligina dogru muttasil sürünmekteler.Alacakaranlik mavi,günbatisi,lacivert gece.Kubbenin kör karanliginda bekliyorlar,sandalyeleri geriye kaykiltilmis,anitkaya valizim,kaldirilmamis bir sofranin cevresinde.Kim kaldiracak?Anahtar onda.Bu gece gelende ben orda yatmayacagim,Sessiz bir kulenin kapali kapisi,panterlisahip ile zagarinin duygusuz bedenlerini kefen gibi örtecek.Seslen:Yanit yok.Ayaklarini,batan kumlardan cekerek kayalik mendirekten geriye döndü.Her seyi kavra,her seyi kavza.Ruhum benimle birlikte yürüyor,bicimler bicimi.Iste,ayin gözcülügünde,Elsinore,un ayartici tufanini dinleyerek,gümisi samur siyahi kayalarin üzerindeki keciyolunu arsinliyorum.

Ulysses(3.bölüm-kiyi)

eBRuLi 06.10.2008 15:41:07
Ulysses in yeri mi değişti Xantippi ? ( şaka şaka ama bu kitap seni hayli yoracağa benziyor , ilgiyle izliyorum , kolay gele sana Smiley )

eldiven 11.10.2008 13:41:30
Geceye nersin? Geceye ne dersin, nöbetçi?
Yükselen bir kuşak görüyorum, inen bir kuşak görüyorum. Kocaman bir kuşak yükseliyor, görüyorum, tepeden tırnağa silahlanmış, yaşama doğru sevinçle silahlanmış da yükseliyor.
Ne görüyorsun kulenin tepesinden?  Lyncéus, kardeşim, ne görüyorsun?
Yazık! Yazık! Bırak, öteki peygamber ağlasın; gece geliyor, gün de.
Gece geliyor, günümüz de. Uyumak isteyen uyusun. Lyncéus! İn şimdi kulenden. Gün doğuyor. Ovaya in. Daha yakından bak her şeye. Lyncéus gel! Yaklaş. İşte gün doğdu ve biz buna inanıyoruz.

Sıkı bir U-düşüş!
Yükselen yük ocağı kurar, eninde sonunda düşeceğini bildiği için... Yanlış sat!
Ocakta elbette doğacak yeni kuşağın sedası gür çıkmalı! Gece bir armonidir, gün armoniyi öldürür... Yaşama doğru utkuyla bakınmak armoninin tan kızıllığı!
İşte tan kızıllığı ve ben buna inna'nıyorum...

Hypnosit 11.10.2008 13:46:50
işte ben!
Bunu seviyorum,aklımdan geçiyordum da bir uğrayayım dedim getirdiklerimle...Ne mi getirdim?Bol bol anlaşılmazlık...Kime derseniz;kim alırsa ona...
Kafanızda onca düğüm varken bir de benimkiyle uğraşamazsınız,boşver gitsin.Ama ne yapalım internet bilinçaltı çöplüğü haline geldi.Belki bize de açılır bazı kapılar.
Güçlü olmayı bilmeli;kalemle yapacağın en büyük master kendi zihninde olacaktı.Ve sonuçta ben burdayım,oturduğum yerde...Gidecek yer yok zihnimden başka...
Bilinç aktı yine şelale misali,ve sınırlıydı derem.Barajları çektim,sanki saklayacak kadar değerliydi çamurlu bilincim.Ama bu kadar...Arıtma tesisi çalışana kadar güle güle...

eldiven 25.11.2008 00:03:54
Seçimler hep kral ve danışmanları meramıyla yürür, kral karmançormandır, danışman güruh! Yaldızlayan yapmacık hürmeti başlangıç koşullarına getiren neşeli ve kendine denk bir pişmanlık ruhu var... Kral olmayı istemiştin, ama hep danışmanı oldun... Sen üzüldün, lakin Nuh'un gemisinden çıkma rengarenk bir yaygara hürmete yol alan saati durdurdu, lakin bozdu! Tam tekrar kurulacağın vakit sana :"Danışmanı kralın, daha değerlidir kraldan!" dedi. Leo Strauss...

En iyisi pişmanlığı kendine konuş; iki kral görüyorum ve ancak bir tane eşek! Tuhaf! Nasıl bağdaşır bu?

ulgnil 25.11.2008 18:54:57
seçimler seçilenler
herkes kendi adının derdinde
beninin değil
adale t gelişmiş gelişmiş
pom diye patlatmış kendini
lime lime yerlerde
sen koş dur
çaban oldu mu sana bir çıban(Başı)
yaftası
bittttiiiiiii
el öpülür
etek öpülür
ister itinayla
ister yalayaraktan
salya sümük
yeter ki olsun adın bir yerlerde
esamesi okunsun
görkemli bedeninin
görkem şaşa gösteriş gösteriş
hepsi safsata
ağız kalabalığı
boşşşşşş bomboşşşşşş
 eyyyyyy
ehl i diller
nerdesiniz?


ulgnil 26.11.2008 19:17:30
yoruldu artık çarpışmaktan kendisiyle
tek dediği bu, bugünlerde
yoruldu ve silkip attı omuzundaki havlusunu
terk edip gitti
ringini
yumruklarıyla yüzü gözü mosmor
kendisinin efendisi olmadan
köleliğini alkışladı
kendinin kendine.
ıslak kaldırımda adımları sıklaşırken
başı önünde
yaşamı yine ıskalarken
yine ıskalanırken


Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 [ 8 ]