SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Edebiyat / Dil

Konu: Anlat, ne diyorsun? (Bilinç Akışı)

Sayfa: [ 1 ] 2 3 4 5 6 7 8

eldiven 30.05.2008 00:47:01
Gider atasına, özgürlüğüne ikisi fırlayıp, oraya -  zengin mahalli ezberi saklanacak kişileri için damar kırallığı'n, sonsuz film rulosunda iğrenme nöbeti tutmuşlar, peki, ne çıkar bugünün uzun bir akşamı olmasından ve mutluluktan başı dönmüş ezberlerinin, beyhude.... korkudan güneşe uzanmış bir geceyarısı çulsuzu,  orada-yapması gerekeni bildiğini sanıyor- saçtın... bildiğimiz en tuhaf yaşam bu... az önce yaptığı deliliğe güldü onu delice sevmiyor musun? yalan zamanı! yaşama zamanı, herşeyi açtın! zihinini merhametinde bıraktığndan kalmıyorsun orada, odadan dışarı çıktığından itibaren ayart kendini. Hayır, hayır! Üç Kere Hayır!

son tango 30.05.2008 03:18:39
korktum valla,en iyisi bişi demiim..

eldiven 30.05.2008 09:42:16
Netice de, bir biliç akışı. Anlaşılmaması doğal.

denge 30.05.2008 09:57:29
Saç, dök...

Siyah renkerin en güzeliymiş, -mişli geçmiş zaman,-dili geçmiş zaman, duyulan, şahit olunan...geçmiş zaman olur ki. Ol, yap, et, emirul ma'a(denizlerin efendisi). Efendi/köle, yapıp/etmeler, sayıp/sövmeler...İsyanın Macarcası, intikamın Urducası. Aklımdan geçenin Türkçesi; William Faulkner'in, James Joyce'un kemiklerinin sızlaması... Orhan Pamuk hakediyor...

30.05.2008 10:23:33
Anlaşılmaması doğal.

Anlaşılmasını kolaylaştıralım o vakit

Bilinç akışı karakterin düşünme eylemini olduğu gibi aktarmaya çalışan bir edebi tekniktir. Yapıtlarda iç diyalog şeklinde göze çarpar. Bilinç akışı tekniğini kullanan yazarlara örnek olarak James Joyce, William Faulkner ve Virginia Woolf gösterilebilir. Bilinç akışsal yazın modernist hareketle yakından ilişkilidir. Psikolojiden edebiyata girişi May Sinclair sayesinde olmuştur

Bilinç akışsal yazın genellikle bir iç monolog halindedir ve metnin takibini zorlaştıran, karakterin parça parça olan düşüncelerini veya anlık duygularını yansıtan çeşitli anlam ve noktalama hatalarıyla biçimlenir. Bilinç akışı ve iç diyalog, konuşmacının bir dinleyici veya 3. şahsa hitap ettiği ve genelde şiir veya dramalarda görülen dramatik monologlardan ayrılmaktadır. Bilinç akışında, konuşmacının düşünce süreci kişinin kendisine yönelmiştir ve biz buna sadece kulak misafiri oluruz. Bu iç monologlar, öncelikli olarak kurgusal bir araçtır.

Muhtemelen bu tekniği kullanan ilk edebi ürün Ovid’in “Methamorphoses”udur. Sir Thomas Brown’a ait olan “The Garden of Cyrus” (1658), nesnelerin, geometrik şekillerin ve numerolojinin hızlı ve bağlantısız kullanımı ile bilinç akışsal yazının ilk ürünleri arasında yerini almaktadır. [Gyula Krudy]’nin bazı ürünleri de (“The Adventures of Sindbad”) bilinç akışının müjdecisi olan kimi teknikler içermektedir. Bu tarzın gelişiminde incelenebilecek diğer örnekler Laurence Sterne'ün “The Life and Opinions of Tristram Shandy” ve “Gentleman”’i (1760), Edgar Allan Poe'nun” The Narrative of Arthur Gordon Pym of Nantucket”ı (1837/1838) ve Édouard Dujardin’in “Les Lauriers sont coupés”udur (1888). Tolstoy Anna Karenina’nın (1877) düğüm kısmına ulaşan bölümlerde bilinç akışına benzer bir yöntem kullanmıştır. Arthur Schnitzler’in erken dönem işlerinden “Leutnant Gustl”da (1900) da bilinç akışı tekniği görülmektedir. Ancak bilinç akışsal yazın asıl yükselişini 20. yüzyılda yakalamıştır. Virginia Woolf, James Joyce ve William Faulkner’ın eserleri bu yükselişe öncülük etmiştir.

Bilinç akışı tekniğiyle yazılmış önemli eserlerden birkaçı:

J.D. Salinger’ın Çavdar Tarlasında Çocuklar’ı (“The Catcher In The Rye”)
Dorothy Richardson’un “Pilgrimage”ı
James Joyce’un Ulysses’i (özellikle de Molly Bloom’un içkonuşmaları)
Virginia Woolf’un Deniz Feneri (“To The Lighthouse”), Dalgalar (“The Waves”) ve Mrs. Dalloway’i
William Faulkner’ın “The Sound and the Fury” ve “As I Lay Dying”i
Robert Anton Wilson ve Robert Shea’nın “Illuminatus!”u
William Styron’un “Lie Down in Darkness”ı
Allen Ginsberg’in “Howl” adlı şiiri
Jack Kerouac’ın “On The Road”u
Samuel R. Delany’nin “Dhalgren”i
Hubert Shelby Jr.’ın “Last Exit to Brooklyn”i
Hunter S. Thompson’ın “Fear and Loathing in Las Vegas”i
Jerzy Andrzejewski’nin “Gates to Paradise”ı
A.B. Yehoshua’nın “A Late Divorce”u
Will Christopher Baer’ın “Phineas Poe Trilogy”si (“Kiss Me”, “Judas” ve “Hell’s Half Acre”ın tamamında, “enny Dreadful”un bazı bölümlerinde görülür)
Song of Solomon
Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar'ı
Orhan Pamuk'un Sessiz Ev'i

http://tr.wikipedia.org/wiki/Bilin%C3%A7_ak%C4%B1%C5%9F%C4%B1

fikir 30.05.2008 11:02:59
Oğuz Atay, Tutunamayanlar'ın bir yerinde, "anlatmadan anlaşılmaya aşık..." diyor.

Örneklerdeki durum biraz daha farklı; Anlatmak, fakat anlaşılmamak...

denge 30.05.2008 11:12:15
Yukarıda yazılanlar zaten bilinçaltı metoduna örnek falan değil, daha çok deli saçması. :p

Bilinçaltı metodu dili kullanmakta en üst noktadır -ve anlam bütünlüğü easatır-, resim sanatında soyut resme geçmek gibi.

fikir 30.05.2008 11:21:23
Aslında mylia'nın kaynaklarını da gözönünde bulundurmuştum.

Peki o zaman örneklerle, başlığın çelişkili mi olduğunu anlamalıyım, yaptığınız değerlendirmeden...

eldiven 30.05.2008 11:43:20
Sadece akış bu, kuralların, başka öğretilerin ırmağında akmadan... Ben öğreti istemem, yola adım atarsın ve tüm herşeyi unutursun. Bilinç akışı tabiri ise en doğru tanımdır. Ansiklopediye grek yok. Smiley

Kişinin kendi definesi kazıdığıdır.
Ben yazıyı beyaza badanalatan, beyaz badanalı bir yük getirmemeliyim, gerçek...

fikir 30.05.2008 11:48:23
Ha öyle desene eldiven, tamam o zaman, şimdi daha iyi anlaşıldı... Smiley


geçici 30.05.2008 12:02:58
Sayın Mylia nın bilgi notu doğrultusunda baktığımda bilinç akışını takip edip kelimelere dökmek,daha sonra okuyup tekrar anlamlanırmaya çalışmak çok güç görünüyor.Evet kendi  monoloğuma bakınca ancak başlıklar oluşturabiliyorum.Acaba bu tip eserleri olanlar yüksek konsantrasyon sahibi düşüncelerini bir an dondurup ifade edebilen üstün insanlar mı?
Yoksa yanlış yönden mi bakıyorum.Fikri olan paylaşırsa sevinirim.

eldiven 30.05.2008 12:19:36
Üstün insan yoktur önce, yoğun insan vardır.
Yüksek konsantrasyon sahibi düşünceler değil, yüksek yoğunluktaki duyu'mların yarattığı tepkiler - tepkileri yazı ile otaya dökün! diyenler.

Bilgiye, "adım atarken" ihtiyaç yok, bu yüksek yoğunluklu duyumla, bilgi kırıntısı olmadan da, takip edebilir seni ve "geçiçi" bilgilerini oluşturur...

geçici 30.05.2008 13:48:08

Üstün insan yoktur önce, yoğun insan vardır.
Yüksek konsantrasyon sahibi düşünceler değil, yüksek yoğunluktaki duyu'mların yarattığı tepkiler - tepkileri yazı ile otaya dökün! diyenler.

Bilgiye, "adım atarken" ihtiyaç yok, bu yüksek yoğunluklu duyumla, bilgi kırıntısı olmadan da, takip edebilir seni ve "geçiçi" bilgilerini oluşturur...

Bazı düşünürlere göre üstün insan vardır ve ben buna inanırım bu nedenle yoktur kesin yargısına karşıyım.''Yüksek konsantrasyon sahibi insandı'' kastım virgül eksikliği anlamı farklılaştırmış sanırım.Ve son olarak konunun bilgiye dayalı bir yönünün olduğunu düşünmüyorum.Cevabım anlamaya yönelik.Katkınız için teşekkürler.

eldiven 30.05.2008 15:22:38
Afedersiniz, böyle kesin hükümler veren birisi olmak, zanna bağlı kalmadan hakikaten çan çalmak gibi bir şey, yani kulak tırmalamak.  Herkesin belli  oranda yaptığı, ama bazılarının aşırı hükümleri ile meşrulaştırdığı bu durum sıkıntı verici.

Bakınız, cümleme: "Üstün insan yoktur önce, yoğun insan vardır." ve "Yüksek konsantrasyon sahibi düşünceler değil, yüksek yoğunluktaki duyu'mların yarattığı tepkiler"

Burda anlam açısından hamasi kalan bir ifade var, ifadelerin bu hallerini dikkate almamak gerekir. Aslında dikkate almamak değil, tepki vermek gerekir. Tepki ile ifade kendi esneyişini sağlar, kendini daha tutarlı ve engin sunar - belki de eşit!

"Bilgiye, "adım atarken" ihtiyaç yok, bu yüksek yoğunluklu duyumla, bilgi kırıntısı olmadan da, takip edebilir seni ve "geçiçi" bilgilerini oluşturur..."

Anlam, bilgilerin sayesinde olanak bulur. Anlamlandırmanın maksatı vardır. Maksadı harekete geçirmek için edinilmiş bilgiler ağı, bazıları elimine edilen yüklü parçaçıklarla doldurulur.  Ama işte bu bilgiler anlamlandırma hususunda bizi maksadımıza yönlediren çeşitli ve sonsuz yönlendirmeler yapabilir...
İnsanlar ışığın çevresinde toplaşırlar, daha iyi görmek için değil, daha iyi parıldamak için...

uykucu 30.05.2008 17:33:56
Kişinin kendi definesi kazıdığıdır.

çok güzel söylemişsin eldiven...Smiley


Sayfa: [ 1 ] 2 3 4 5 6 7 8