|
||
| Enis Batur : Kediler Krallara Bakabilir ' den Herşey iyi de, diyeceksiniz, kedi sevmek nedir? Kedi sevmek insanları, sokakları ve şeyleri sevmekten farklı birşey mi? Bilge Karasu, 'kedi sevmek, kedinin, kendisini seven (kendisinin de sevdiği) kişi karşısındaki umursamaz bağımsızlığını baştan kabul etmek demektir' der bir masalında, ben bu farklı sevme biçimini bundan daha iyi tanımlayan bir cümleye rastlamadım bugüne dek. Sahip olmayı yadsıyarak, ya da, sahip olmamayı göze alarak sevmek insanoğluna pek güç gelir. Sevgiyle mülkiyet duygusu öteden beri ortak yaşardır onda, sevgi bağını çoğu kez de tek yanlı, gerçek bir bağ haline sokmaya alışmıştır. Sevdiği kişinin bağımsızlığına da, kendi bağımsızlığına da kolay kolay katlanamaz. Bunu eleştiri, suçlama konusu saymamak gerek gene de: İnsanlar, eninde sonunda, kedi sevenler ve sevmeyenler olarak da pekala ikiye ayrılabilirler. Bir de, benim gibi, yolun sonuna varamayacağını bile bile kedi sevmeyi öğrenmeye çalışanlar vardır. Kedinin sevgi 'anlayış'ındaki farklılık, gülünç gelebilir ama, farklı bir mantığa bel bağlamasından gelir. İnsanlar, kendi doğalarının terimleriyle sevgisiz, hain ya da bencil sayarlar ya kediyi, onun herhalde bu tür kaygıları yoktur. Oynaşmak; sevmek, sevilmek istediği an buradadır. İstemediğinde çekip gider, sizin doyumunuz yarıda kalmış, ona vız gelir. Enis Batur ( İstanbul : İyi şeyler Yayıncılık 1996) Çok hoş ve anlamlı bir yazı ne diyim ![]() buz un yorumları gelsin artık görelim
|
||
|
||
Enis Batur benim düşünme ve yazma yeteneğine ,izlediğim kadarıyla sohbetlerine ve de Venedik'i sevişine özel bir sevgi beslediğim bir isim. Bir yerlerde kedilerin insan psikolojisindeki karmaşaya en yakın canlılar olduğunu okumuştum.Tamam maymunlar gibi elbecerilerini vs insanın taklit edemezler ama en az Artaud kadar derin bunalımlar geçirebilirler. Sadece güzellikleri değil-güzel çok hayvan var sonuçta-güzellik için vurgulanmış bir stildeki görüntülerini takip eden davranış biçimleri de onları sanatın göbeğine yerleştiriyor bence. Kedi sadık olmaz evet ama katışıksız sadakat ister.Daha doğrusu her an hizmete hazır olunmasını.Ve bu hizmetler arasında sürekli tazelenerek sunulacak abartılmış sevgi gösterileri de yer alabilir.Tabi sıkılmazsa bundan. Hayvanlar içinde derdini en iyi insana aktaran kediler bence ,demek ki edebiyatı da seviyorlar. Bir de kediseverlerin ortak nişanı bileklerindeki tırmık izleridir.Eğer bu yoksa anlarız ki okişi kedisini büyük bir ihtimalle şiddet sonucu sindirmiş.Çünkü bir kedi tırmalamaksızın sevmekten hiç hazetmez. :rolleyes: Kedi sevmek insansı ihtiyaçlarını bir hayvan aracılığıyla karşılamak ötesinde bir incelik gereksindirir. Ve evet bence de kedi sevenlerle kedi sevmeyenler hatta kediden nefret edenler olarak dünya ikiye ayrılır. |
||
|
||
Kedinin güzelliği de burada evet yani her an senden bıkabilir . Kendini yırtsanda onun için çırpınsan da senden bıkabilir . Tüm sevgini adasanda bir gün gidebilir . Başka yerden de pekala beslenebilir . Biz hain olduklarını varsayıyoruz da bu özelliğimizi onların üzerine atarak günah çıkartıyoruz . Asıl biz hainiz ya biz . Hani her şeye etiket buluruz ya martıların da neden yükselip alçaldığına dair meraka düşenlere de bir cevabı varmış Enis Baturun hep birlikte dinleyelim öğrenelim FUGUE IX Belki de her an kanatlarını sınamaları gerek Martılara bakıyordu ara vermeksizin. Anlayamıyordu: Neden boşlukta bir yükselip bir alçalarak yeniden bozulacak bir denge aramakla geçiyordu vakitleri? İşi gücü düşünmek ve düşündüklerine inanıp yeniden düşünmek olan bir arkadaşı, "belki de her an kanatlarını sınamaları gerek" demişti ya, gene de arıyordu kendi sorduğu soruya yakışabilecek bütün karşılıkları: İşi gücü düşünmek ve düşüncelerine inanmadığı için onları bir eldiven gibi ters çevirmekti. Martılar da öyle yapıyorlardı zaten: Bir yükselip bir alçalıyor, bozulacak bir denge için altın nokta arıyorlardı. :sevgi: kaç gündür bu şiir aklımda çıkmıyor bi türlü :unsure:
|
||
|
||
| Enis Batur :sevgi: diyorum sadece. -ki yakındır bunu yazacağım- sonraaa kedilere dair benden... "bir kediyi sevmek ,sevgiyi kanını kuruturcasına sunmaktır. çünkü içine devinik kedilerin ruhlarına sevgi ancak böyle yoğun bir kusma sonucu ,üstelik ancak sızar. bir kediye yönelenin iflahı yoktur.Af çıkmaz ,müebbet infaza hiç dönüşmez.Gittiğinde bile , gittiğinde bile , gittiğinde bile... kedilere dair kural birrrr... bir kedi tırnaklarını içinde saklar...hiç bir kedi yumuşak adımlarını tırnaklarının özel bir sanatla batmak için dövülmüş uçlarıyla katılaştırmaz. bir kedi canının yanarak yaşamsal ahenginin bozulmasından nefret eder.. bir kedi canını yakanın katil olduğu hükmüne aniden ,çarçabuk varır, canı her ne sebeple yanmış olursa olsun. bir kedinin sevgisi sevilenin katilsi tavrına rağmen değişmez. -ancak kendine buyruk herhangi bir nedenle vazgeçer,uçan bir kuş,harika bir yüzgeçe sahip balık ya da buğulu harflerle yazılmış bir şiir gibi - ancak bir kedinin yegane görevi acısını durdurmaktır. sürekli içine bata bata ruhunu kangrenleştiren tırnaklarını çıkarması ve tırmalaması arasında uzun bir analiz yolu da yoktur. ancak bir kedi o olağanüstü değerli tırnaklarını da herhangi bir fani için bilemez. kediye dokunan bunu bilecek ve hatta bunla avunacaktır.mecburdur. çünkü bu mahkemede hiç bir karar estetik olmaktan öte bir şart taşımaz. kedilere dair kural ikiii.. neymiş..kedilerin tırnakları aldırtılmayacak hatta bilakis bu tırmalama eylemi övülerek ,kedi mutlu edilecekmiş. çünküü, kedilerin tırnaklarını aldırtma operasyonu ehlileşmiş kediler değil vahşileşmiş ölümler yaratır. neymiş ... bir kedi ya ölerek sevilir ya da hiç ellenmezmiş. " |
||
|
||
| yaf bu kadarmı tadı damağımda kalıyo ... :rolleyes: devam devam . . .ben şimdi kedi ile başlayan bir cümle kurmaktan çekinirim böyle güzellerini işittikten sonra.
|
||
|
||
| Sadece yazana değil yazdırana bir de yazılanı algılayana bakmak gerek diyorum.. :cicek: | ||
|
||
| Kedi sevmek aslında bir tür bağımlılıktır. Neden mi? Kedi sevgisi empati ile başlar yeterli düzeyde potansiyel empati gücüne sahip olmayan insanın kedilere duyacağı sevgi ancak anlık yada gelgeç olur. Kedi insana kendisi gibi olmayan doğası farklı olan (ve hiç bir zaman tamamıyla evcilleştirilemeyen) bir canlının realitesini tanıma ve anlama olanağını/fırsatını sunar. Bunu değerlendirebilen insanın dünyaya ve diğer insanlara bakışı değişir. Kedi sevmek mülkiyet duygusuyla örtüşmez bu da doğru. Kediniz hiç bir zaman sizin değildir aslında siz onun "sahibi"sinizdir. Ama asıl önemli olan kedileri anlayabilmek için kendinizi onun yerine koyma zorunluluğudur. Yani kediler insanlarla konuşurlar ve dertlerini kendi dillerinde anlatırlar onları anlayabilmeniz için onların dilini öğrenmeniz gerekir. O dilde kelimelerin hangi hecelerle söylendiğinden çok hangi seslerle ve vurgularla söylendiği önemlidir. Kedi dili kuru formal hecelerin oluşturduğu aldatmaya, yalanlara olanak veren bir yapıyı kaldırmaz kabul etmez. Bir şey söylerken aynı heceleri kullansanız bile vurgularda duygularınıza bağlı olarak yapacağınız bir değişiklik sizi zor duruma düşürebilir. Çünkü kedilerle ilişki yalnızca sevgi ve güven üzerine kurulabilir. Otortiter tavır ve itaat beklentisi boş bir hayal olduğu gibi kedinin size olan güvenini de zedeleyecektir. Kediyi size ait olan bir şey gibi değil hayatı paylaştığınız ama ona karşı sorumluluklar taşıdığınız bir arkadaşınız yada ailenizin bir üyesi gibi görmeniz gerekir. Bunları becerebildiğiniz zaman sizin kedi iletişim kanallarınız açılmış demektir. Ondan sonra gerisi bu kanalları derinleştirmeye kalır ve her defasında onların sandığınızdan daha akıllı ve hassas olduğu farkederek onlara karşı ilgisiz kalma şansınızı kaybedersiniz ki bu seçilmiş bir tür bağımlılık olarak da tanımlanabilir. Bir başka yandan da kedileri anlamaya başlayan insan öteki insanları anlamamaya başlayacaktır. Çünkü kedilerde herşey çok yalın ve doğrudandır. Karnı acıktıysa acıkmıştır. Bir şey hoşuna gitmediyse gitmemiştir yada tersi... şimdilik bu kadar, devam edbilir...
|
||