SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Anarşizm

Konu: Kuralsız bir yaşam insanı mutlu eder mi?

Sayfa: 1 [ 2 ]

gobilibozo 02.06.2008 22:01:29
sayın stateless ve sayın kimliksiz,

cevaplarınız için teşekkür ederim Smiley fakat aradığım cevabı alamadığımı söylemeliyim,öncelikle elinize bir pusula almadan yola çıkmışsınız,menzil belli fakat menzile kavuşacak yol belli değil,insanlığa bir kurtuluş reçetesi sunuyorsanız,reçetenin içinde ilacın adı muhakkak yazmalı oysa burada teşhisbelli tedavi meçhul...

Çözülme ve toparlanma bireyde başlar,bireyler düşünsel evrimlerini gerçekleştirmiş olduklarında sağlıklı bir topluma kıavuşmuş olurlar,bireylerin kurtuluşu kendilerini terbiye etmelerinden geçer,insan programında varolan kötü özelliklerini eyleme dönüştürmemesini sağlayacağı,müspet olan tüm özelliklerini eyleme dönüştürme disiplinini sağladığı yani bir yerde içsel bir keşif'e çıkması gerekiyor.Neden var?neden yaşıyor?nereye gidecek?yani varoluşunun sebeplerindeki prensibini bulmalı insan,bulamadığı takdirde ziyan olmuş bireyler ve dolayısıyla ziyan olmuş toplumlar karşımıza dikiliverir...

gobilibozo ;

kimine göre üstinsan'ların önü açılarak (yani yarı tanrı fertlerin tanrılaşmasını engelleyen zincirleri kaldırarak) bu yola varılıyor.

Thakkümün yanlışlığından bahsederken,Tanrının otorite sisteminden şikayetçi olurken tüm bunlardan kaçarken, kendinize başka bir tanrımı edineceksiniz?(kim düşünüyorsa sorum onadır)


deneme-yanılma yoluyla ulaşılacaktır elbet



Artık deneyecek ve üstüne üstlük yanılacak vakti kaldımı dünyanın?Reçetesi belli acil çözüm istiyor insanlık...

1-Anarşizmin hakimiyetinde suçlular nasıl cezalandırılacak?(insanın hiç suç işlememesi ancak içindeki bir programın iptal edilmesiyle gerçekleşir(kötü huylar)ki bu mümkün değil,en azından herkes için değil)

2-Fertler nasıl tabii haklarını müdafa edecek?

3-Herkes kendi kendini terbiye etme,geliştirme yeteneğine ve olgunluığuna sahipmidir?

4-Herkesin algılama,kendisini terbiye etme yeteneğine sahip olmadığını düşünecek olursak kişiyi kendisine terketmek ne derece mantıklı?

5-tango güzel bir soru sormuş,aynen aktarıyorum,doğal güçlünün güçsüzü ayıkladığı bir sistem demek değilmidir aslında?Ve bu da kendi içinde bir tezat değilmidir?

Kimliksiz şu yaşadığımız sistem insanı kötülüklerden caydıracak,onu müreffeh bir yola çıkaracak bir sistem değil,fakat ben bu sorunu genel çetçevede ve ideal bir sistem gibi düşünüp ele alarak cevaplandırayım.Ceza doğru uygulanırsa yüzde yüz caydırıcıdır,ve toplumu suçtan arındırıcıdır,mesela islamda varolan hırsızlık cezası(ki bunun çok ayrıntısı vardır,kolay verilen bir ceza değildir)suçu tamamen ortadan kaldırabilecek bir ceza,kimse kolundan olmak istemez vs fazla ayrıntıya girmek istemmiyorum demek istediğim düzgün seçilmiş cezalar kesinlikle caydırıcı terbiye edicidir,en basitinden evinizi düşünün,aile toplumun en ufak birimidir,bir evladınız var diyelim ve onun eğitiminden dünyaya getirdiğiniz için siz sorumlusunuz,onun yaptığı yanlışlıklar karşısında cezalandırmadan nasıl terbiye edeceksiniz söylermisiniz?







ice 30.06.2008 16:38:42
Bu tartışmada gobilibozo'nun soruları cevapsız kalmış anlaşılan, bari ben biraz ahkam keseyim;

Öncelikle "devletsiz", "toplumsuz" ve "ekonomisiz" bir toplulukda yaşamayı tasavvur edebilmek için her şeyle birlikte suç ve ceza kavramları yeniden ele alınmalı.

Suç "ilahi" yada günümüzde onun yerini alan "yasal" düzenin dışına çıkanların eylemini tanımlamak için kullanılan bir kavramdır. Her koşulda düzenin haklılığı ve mutlaklığı önyargısın dayanır. Ceza ise bu eylemin ödenmesi gereken bedeline, suçu işleyen kişiye düzen devlet koruyucuları tarafından uygulanan yaptırımdır.

Oysa hiyerarşisiz ekolojik bir yaşamda ne düzen mutlaktır nede bu düzeninin "koruyucuları" ve "toplum" diye bir ikilem söz konusudur.

Toplum dayandığı ekonomi, hiyerarşi ve devlet düzeni ile zaten toplumu oluşturan bireylere yabancı ve baskın bir kült olarak düzenin meşrulaşmış adıdır. Devletin tüm tasarrufları "toplumun huzur ve mutluluğu" için yapıldığı öne sürülür.

Eğer toplumu olduğu biçimde ele alan özgür bireylerin ne yapacaklarını sorarsanız cevabı çok bellidir ki hiçbir şey yapamazlar. Toplum bu haliyle yönetilmeye ihtiyaç duyar. Sosyalist işçi konseylerinin fabrika yönetimini ele alması sistemi değiştirmez. Fabrika yine kar esasına dayalı ticari bir işleme olarak kalacak ürünlerini pazarlamak, mnaliyet girdileri azaltmak, imalat sırasında doğayı kirleten atıklar üretmek zorunda kalacaktır.

Anarşi yada başka bir deyişle kaosun düzeni yıkmadan varolamaz kendi varlık temelini yaratamaz. Bu anlamda bireyi diğerine yabancılaştıran iş bölümü, sosyal statüler, adaletsiz zenginlik paylaşımı, etnik kimlikler vb. kategorilerle "hem böl ve yönet hem de sınırlarını çizerek birarada tut" politikalarıyla bizi gerilimli bir yaşama mecbur eden toplumu parçalamadan bireylerin birbirini seçtiği, kimsenin kimseyi temsil etmesine gerek kalmayacak nicelikte, birbirini tanıyarak seçen bireylerin biraraya gelerek oluşturdukları ekolojik yaşam toplulukları (cemaatler) özgürlüğün ve yabancılaşmamış kendine yeterli bir yaşamın temel önkoşulu yada aracıdır.

Buna göre gobilibozo'nun sorularını cevaplayalım,

" 1-Anarşizmin hakimiyetinde suçlular nasıl cezalandırılacak?(insanın hiç suç işlememesi ancak içindeki bir programın iptal edilmesiyle gerçekleşir (kötü huylar) ki bu mümkün değil,en azından herkes için değil)."

Anarşizmin hakimiyeti diye bir şey olamaz. Anarşizm bir sistem yada ideoloji değildir. Anarşizm anarşinin mücadele ve düşünce külliyatının genel adıdır, bir kimlik ise hiç değildir. anarşi sürekli bir eylemlilik ve  yaratıcılık halidir. İyilik kadar kötülük de insanın bir gerçeğidir herhangi bir programı iptal etmek zaten mümkün değildir. Topluluk içinde çıkacak sorunlarda sorunlar tahakkümün "suç ceza" anlayışı içinde çözülmez, onulmaz kabahat işleyenler topluluğu terketmek yada işledikleri kabahatı telafi etmek zorunda  (oybirliği ve yada konsensus ile olmak kaydıyla) bırakılabilirler.

"2-Fertler nasıl tabii haklarını müdafa edecek?"

Tabiiki avukat tutmazlar herhalde. laugh Bireyin temsiline gerek olmayan bir toplulukta herkes kendisini pekala savunabilir.

"3-Herkes kendi kendini terbiye etme,geliştirme yeteneğine ve olgunluığuna sahipmidir?"

Birbirini seçen bireylerden oluşan bir toplulukta daha baştan bir konsensus ve karşılıklı güven olması gerekmez mi? Kimse kimseyi terbiye etmek zorunda değil eğer toplulukça oybirliği ile yanlış yaptığı yada kabahat işlediği söylenen biri topluluğa ve dostlarına karşı sorumluluk duyuyorsa kendisini düzeltme çabası gösterir. Göstermezse topluluğun bir hapishanesi olmayacağı için topluluğu terkeder.

"4-Herkesin algılama,kendisini terbiye etme yeteneğine sahip olmadığını düşünecek olursak kişiyi kendisine terketmek ne derece mantıklı?"

"Kişinin kendisini kendisine terketmek" deyince tüylerim ürperdi demek ki "kişi kendisine terkedilemiyecek kadar önemlidir yada bu önemli işi beceremiyecek kadar da zavallıdır". Zaten tüm diktatörlükler insanların kendisini yönetmekten aciz olduklarını öne sürerek kendilerini meşrulaştırmadılar mı? Bence bireyin özgürlüşmesinin asıl ve tek yolu bireyin kendisine sahip çıkabilmesine engel olan herşeyin ortadan kaldırılmasıdır. Özgürlük kişinin özünü gür eylemesi kendi erk (iktidar) ine sahip çıkabilmesidir. Özgür olan biri "özügür" dir o ise kendisinden vazgeçmeyi değil kendisine sahipolmayı gerektirir. Özgürlük yada kölelik birer ruhlarımızda var olan birer seçimdir. Özgürlüğü istemeyen özgür olamaz, köleleşmek istemeyeni de köle yapamazsınız. Bu bakımdan anarşi herkese mutluluk reçetesi sunan ideal yada ilahi bir yol değil köleleşmek istemeyenlerin bunu hayata geçirme çabasıdır.
 
"5-tango güzel bir soru sormuş,aynen aktarıyorum,doğal güçlünün güçsüzü ayıkladığı bir sistem demek değilmidir aslında?Ve bu da kendi içinde bir tezat değilmidir?"

İnsanı insan yapan yada diğer canlılardan ayıran şey aklını kullanabilme özelliği ile uygarlaşabilme hemcinsleri ile dayanışma becerisi göstererek hayatta kalabilme, yaşamsal riskleri azaltabilme yeteneklerine sahip olması ve davranış etiği, vicdan vb. yasalardan daha güçlü olan ortak değerler yaratabilir. İnsan sosyal bir varlık olarak kaba kuvvetle herşeyi çözemeyeceğini bilir, Bugün başkasına gereken dayanışma yarın kendisine gerekebilir. Dünyada herkesi öldüremezsiniz gücün de bir sınırı vardır. En büyük egemenlikler, imparatorluklar bile sadece kaba kuvvetle kurulamaz, insanların, kitlelerin rızası desteği olmadan hiçbir hükümdar hüküm süremez.

 

   


 

gara 01.07.2008 11:56:10
 Herşeyden önce şunu söylemek isterim ki insan   kimyasal bir formül değil ki,biraz ondan biraz bundan katınca pembe dumanlar saçmaya başlasın ve sağlıklı bir toplumu oluştursun  falan:) Toplum 19. yüzyıl sosyolojisinin modern ulus devletin içinde kalan nüfusu homojenleştirmek için ürettiği bir kavramdır .Topluluk ve kolektifleşme ise tarih kadar eski bir gerçekliğe tekabül eder .Toplum her bir bireyin farklılaşmasını indirgeyen, yüzeyselleştiren bir soyutlamadır .Topluluklar veya gruplardan bazıları istemeden dahil olduğun bazıları da gönüllü olarak dahil olduğun yerlerdir bazıları ile aidiyet ilişkisi kurarsın, bazılarından uzaklaşırsın ;bazıları ise içinde yer almak isteyeceğin topluluklardır .İçinde kendini özgür hissedeceğin yeni sosyallikler topluluklar yaratarak,onlara  dahil olarak hiçbir yaptırımı olmadan kollayan ve gözeten ilişikiler üretilebilinir  pekala.

  Ben öyle soyut bir anarşi  halini olaiblecek birşey olarak düşünmüyor bu düşünceyi de gereksiz görüyorum .İnsanların ortak değer sistemleri elbette bir tür sosyal baskılama yaratır buna engel olunabilir mi? Bu değerler özgürlük adına da olsa ..Bu anlamda özgürlük,kuralsızlık sulandırılmaya musait kavramlardır. Kimse "herşeyi" yapmakta özgür olamaz.  Öyle bir düzen barbarlığa yol açar .
Mesela benim bir adamı öldürme, çocuğumu "istediğim" gibi yetiştirme (bunun içinde dayak da var ) özgürlüğüm var mı  ?Ya da olmalı mı? O yüzden kolektifleşmelerden ve hiyerarşinin kaldırılmasından bahsetmek çok daha anlamlı geliyor.

anarresnoir 07.10.2008 10:53:17

İnsanı insan yapan yada diğer canlılardan ayıran şey aklını kullanabilme özelliği ile uygarlaşabilme 

bunu sen mi söylüyorsun ice? aydınlanma düşüncesinden miras bir akılcılıkla ancak madde madde anarşizm reçetesi oluşturulabilirdi zaten.

rasyonalizmine bir nebze parmak basmak durumundayım efenim. anarşizmin sürekli bir oluş hali olduğunu pek güzel dillendirmişsin zaten, buradan hareketle anarşizmin "great narrative" olgusundan ne derece uzak kalmaya çabalaması gerektiğini görebiliriz diyorum.

anarşizmin üzerine temellendiği o "şey"ler, anti-otoriter, anti-hiyararşik, anti-militarist olmaktan ibaretken, anarşizme modernist gözlükle bakılarak sorulan soruların cevaplanması da ancak indoctrination olarak algılanabilir dimi?

ice 07.10.2008 12:35:31

İnsanı insan yapan yada diğer canlılardan ayıran şey aklını kullanabilme özelliği ile uygarlaşabilme 

bunu sen mi söylüyorsun ice? aydınlanma düşüncesinden miras bir akılcılıkla ancak madde madde anarşizm reçetesi oluşturulabilirdi zaten.

rasyonalizmine bir nebze parmak basmak durumundayım efenim. anarşizmin sürekli bir oluş hali olduğunu pek güzel dillendirmişsin zaten, buradan hareketle anarşizmin "great narrative" olgusundan ne derece uzak kalmaya çabalaması gerektiğini görebiliriz diyorum.

anarşizmin üzerine temellendiği o "şey"ler, anti-otoriter, anti-hiyararşik, anti-militarist olmaktan ibaretken, anarşizme modernist gözlükle bakılarak sorulan soruların cevaplanması da ancak indoctrination olarak algılanabilir dimi?

Rasyonalist değilim bunu vaazda etmem. İnsanı diğer canlılardan ayırırken kendi görüşleirmin dışında de facto durum üzerinden bir değerlendirme yapmaya çalıştım. Yani benim rasyonalist olmamdan değil ama insanın icraatına bakınca ne görüyoruz? Ben aklını kullanarak ulaştığı bilgiyi teknoloji ve uygarlığa dönüştürerek o uygarlık ve teknolojinin esiri olan bir insanlık görüyorum peki sen ne görüyorsun? İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli etkenin uygarlaşma yetisi olduğunu düşünüyorum. Bu yetiyi kullanırsın yada kullanmazsın ama bilgiye sahip olduğu sürece insanlar bu yetiyi kullanmışlardır. Bu uygarlaşma potansiyelini ve bilgiye ulaşmayı tetikleyen temel faktörün akıl olduğunu düşünüyorum bu aklın uygarlıkla birlikte rasyonalizme dönüşmesi akılsız bir çağın gözlerimizi perdelemesini engellemediği anlamına gelmez.  Akıl deyince rasyonalizmi mi anlamak gerekir yoksa aklı kullanmak ile görünür aklın esiri olmak olan rasyonalizm farklı şeyler mi?

Sorularımı cevaplarsan ben de bilgilenmiş olurum. Sorularımda samimiyim eğer rasyonalist bir yönelimim varsa kavramlarımı ona göre gözden geçirmeye hazırım anarresnoir.

Madde madde sıkıştırılmış sorulara ya cevap vermezsiniz yada madde madde cevap vermeye çalışırsınız. Ben cevap vermeyi seçtim çünkü iletişim gibi bir derdim var hata ettimse o da olur iş yapan hata yapar derler.
 afro

anarresnoir 08.10.2008 02:44:46
"Senin" rasyonalizmin derken kastım zaten aklı primer sayan bir ifade değil ama onu yine bir biçimde insan olmanın nirengi noktası sayan klasik anarşist açılımındı.
Bundan kastım da elbette, anarşist ideolojiden bahsederken temellükçü diyebileceğim bir tavırla meta'dan great narrative (üst anlatılara) kaydırarak anarşizmi kurtuluş vaad eden bir reçete olarak sunman. "Öteki" dünya reçetesi bakımından bende kendi nickimle büyük tezat içindeymişim cidden .)))

Eleştirimi ters okumuş olacağını düşünerek öncelikle açıklamamı yaptım ama sorduğun sorular da çok yerinde olduğundan ayrıca cevap vermek isterim:

Rasyonalite kavramını aklı öcelikli konuma almak ile onun görünür etkilerini değerlendirmek biçiminde ayırmak gerektiğini düşünmüyorum. Zira "akılcılık" tümünü kapsayan bir kavram. - akıl ile IQ'nun aynı şey olmadığını belirtmeme gerke yok sanırım-Uygarlaşma sürecinin olumsuz sonuçları aşikar tabi ama ben burda nedensellik ilkesini foucault'cu biçimde tersine çevirmekten yanayım. Yani Kant'ın evrensel ahlakını, evrensel insan aklı ölçütünü uygarlaşmanın kaynağı değil bizzat onun içinde barınan ve ondan doğan bir düşünüş olarak algılamak aslında tüm sorularının total cevabı oluyor gibi.

Bir de bu açıdan okusak rasyonalizmi nasıl birşeyler çıkar?

Son olarak modernist kıskaçtan kurtulmadan bakılan anarşist pencere, insanın kendisini anarşist derviş ya da mesih gibi görmesine neden olabilir ice.. aman diyim  Tongue

milyonda bir 08.10.2008 08:01:15
rasyonalizm kadar saçma sapan bir şey var mı ya.

RuSsELL 09.10.2008 21:12:50
kuralsızlık olarak algılanmamalı anarşizm
herşey bir tepkinin ürünüdür bana göre her şey etki-tepki çerçevesinde gelişir determinizmden ayırdım belli noktalarda bu görüşü özellikle doğacı deterministlerden çok çok uzağım.
anarşizmin kurucuları hangi millettendir?
çıktığı sırada bölgedeki yönetim şekli nedir?
kişilerin yetişme tarzları nelerdir?
bakunin ve proudhon sahteci düşünürlermiydi?
anarşizm de bir çeşit ütopyamıdır.
işte sorular bunlar
cevaplar sizde...

ice 10.10.2008 02:10:53
"Senin" rasyonalizmin derken kastım zaten aklı primer sayan bir ifade değil ama onu yine bir biçimde insan olmanın nirengi noktası sayan klasik anarşist açılımındı.

Offf offf.. söylediğim iki cümleden neler çıkarmışsın yahu? Aklı primer (yani türkçesi belirleyici demek istiyorsun değil mi? Tongue) Ben öyle iddaalı sözler ettiğimi hiç düşünmüyorum bazı konularda da kafam hiçnet değil sen net isen beni aydınlat. Tongue . Akıl insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerden biridir derken zeka dan değil akıldan özellikle sözetmiştim çünkü akıl ile uygarlık arasında bir bağlantı olduğunu düşünüyorum ben. Uygarlığın insan türünün ve gezegenin başına bela olmasında aklın uygarlık ile olan bağlantısının çok önemli olduğunu düşünüyorum buna vurgu yapmak istedim. Bir hayvan ile insanı ayıran şey nedir dersen ben insanın uygarlaşmasa bile uygarlaşma potansiyelidir derim. Hayvanlar ya uygarlaşmak istemeyecek kadar zekiler yada uygarlığın kurulması için asgari akla sahip değiller... bu dediklerimden akla dair bir güzelleme çıkmaz. Sadece bir durum saptamasıdır ve tekrar ediyorum bu derin konularda çok iddaalı değilim. Akıl mı uygarlığı yarattı yoksa uygarlık mı aklı? çok da emin değilim. Senin bir cevabın varsa söyle bunun üzerine düşünelim derim.

Alıntı sahibi:
Bundan kastım da elbette, anarşist ideolojiden bahsederken temellükçü diyebileceğim bir tavırla meta'dan great narrative (üst anlatılara) kaydırarak anarşizmi kurtuluş vaad eden bir reçete olarak sunman. "Öteki" dünya reçetesi bakımından bende kendi nickimle büyük tezat içindeymişim cidden .)))

Hoooppppp hoooppp.... anarşizmi bir kurtuluş reçetesi olarak nerede sunduğumu anlayamadım. Benim böyle bir düşüncem hiç olmadı tersine anarşizmi bir ideoloji yada doktrin olarak görmediğimi üstüne basa basa belirttim. Sorulan sorulara verdiğim cevaplar kendimi bağlar ve reçete değil olabilirlik tonunda önermelerdir. Söylediklerim  oraya hiç çıkmaz ki çıkmıyorda zaten. Bence yanlış okuma yapmışsın.
 
Alıntı sahibi:
Eleştirimi ters okumuş olacağını düşünerek öncelikle açıklamamı yaptım ama sorduğun sorular da çok yerinde olduğundan ayrıca cevap vermek isterim:

Bilmiyorum ters okumaktan çok ne demek istediğini anlamamış olabilirim belki de sen anlatamıyorsun. Wink

Alıntı sahibi:
Rasyonalite kavramını aklı öcelikli konuma almak ile onun görünür etkilerini değerlendirmek biçiminde ayırmak gerektiğini düşünmüyorum. Zira "akılcılık" tümünü kapsayan bir kavram. - akıl ile IQ'nun aynı şey olmadığını belirtmeme gerke yok sanırım-Uygarlaşma sürecinin olumsuz sonuçları aşikar tabi ama ben burda nedensellik ilkesini foucault'cu biçimde tersine çevirmekten yanayım. Yani Kant'ın evrensel ahlakını, evrensel insan aklı ölçütünü uygarlaşmanın kaynağı değil bizzat onun içinde barınan ve ondan doğan bir düşünüş olarak algılamak aslında tüm sorularının total cevabı oluyor gibi.

İyi güzel peki kabul ettim. Zaten ben yukarıda da dediğim gibi uygarlık ve akıl ilişkisinde bir bağ görürürken uygarlığın akıldan doğduğunu iddaa etmekten kaçınmıştım.Sadece bir bağ olduğuna vurgu yaptım. Peki insanın hangi özelliği onu diğer canlılardan ayırır ve uygarlaşmanın nedeni (mülkiyet, tarım, yerleşik, yaşam, ekonomi vb. den öte bunların daha çok uygarlığa yolaçan sonuçlar olduğunu düşünüyorum) insanın hangi kabiliyetine denk diüşer?   Ben bir uygarlık karşıtı olmama rağmen uygarlık ile insanlık durumu arasında bir zorunlu bağ görüyorum o bakımdan bilerek soruyorum.
 
Alıntı sahibi:
Son olarak modernist kıskaçtan kurtulmadan bakılan anarşist pencere, insanın kendisini anarşist derviş ya da mesih gibi görmesine neden olabilir ice.. aman diyim  Tongue

Bak burada bir hakaret var! Tongue Modernist kıskaç deyip yapıştırmışsın damgayı nerede modernist kıskaç nerede oradan açılan pencere sensin modernist!.  laugh  "Anarşizm bir ideoloji değil, doktirn değil, kurtuluş reçetesi değil, kimlik hiç değil anarşi külliyatının tamamıdır" demek mi modernizm?

Aydın sorunu başlığında aydınlanma ve modernizm üzerine söylediklerimi okusaydın belki bu cevabı vermeme gerek kalmazdı. Ama korkarım şimdi sen orada da eleştirecek birşeyler bulursun şimdi eee...arayan bulur (buzağını).  sevinçli 

Dervişlik ve mesihlik konusuna gelince ikisi apayrı şeyler. Derviş konusunda diyeceğim; "estağfurullah ne haddimize"dır. Mesih konusunda ise hımmm....ben de senin.....  2funny
 

Simya 25.10.2008 17:33:09
Anarşizmi istiyorsanız toplum ve o toplumun normları sizi engelliyor canınızı sıkıyor ya da adam yerine koymuyor demektir.Zengin bir işadamı olsaydınız anarşist olurmuydunuz misal bu kendini tespit etmek adına sorulacak en güzel sorulardan birtanesidir.Mesele'ye felsefi boyutta bakacak olursanız Tanrı gibi Devlet gibi birey'i  saran kavramlar ve onlara tamamıyla bağlılık mutluluk vericidir.Fakat hakikat'ı kendi doğrularıyla bulmak ve dünyayı yaşamak isteyenlerin işi her daim zordur bundan alınacak mutlulukta o sebebde öznel nitelikler içermektedir.


Sayfa: 1 [ 2 ]