|
||
| Kürt sorunu yoktur! SORUN NEDİR! Sorun; Kendi dilinle konuşmayı istemek mi! Sorun; Kendi kültürünü yaşamak istemek mi! Sorun; Kendi bayramını kutlamak mı! Sorun; Asimile olmamak mı! Sorun; Bunlara dur demek mi, karşı koymak mı! HAYIR! SORUN BU DEĞİL! Sorun; Ne Mutlu Türküm diyenlerde. Sorun; YA Sev Ya Terket diyenlerde. Sorun; Kendinden olmayanı linç edenlerde. Sorun; Köyleri yakanlarda. Sorun; Tanklarını halkın üzerine sürenlerde. Sorun; Uçaklarla bomba yağdıranlarda. Sorun; Efendilerde Sorun; Şirketlerde Sorun; Ulusculukta Sorun; Devletlerde SÖZÜMÜZ VAR! Herkese sesleniyoruz. Sorun Halklarda değil. Sorun Kürt halkında Değil! Bu topraklarda KÜRT SORUNU yoktur. Sorun Türklük sorunu'dur. Sorun Türkleştirme sorunudur. Sorun Efendilerin İktidarlarını sonsuzlaştırma sorunudur. Yaşasın Devrim! Yaşasın Anarşi! Yaşasın Efendisiz, Devletsiz Topraklar! Efendisiz, Devletsiz Topraklar için 1 Haziran'da Kadıköy'deyiz!!! istanbulahali@gmail.com ************************************************************ 1 Haziran mitingi hakkında bilgi almak için: http://www.turkiyebarismeclisi.org/v2 ------------------ 15 aylık aradan sonra herkese merhaba... anarşist-info bombardımanı devam edecek...
|
||
|
||
Alıntı bu toplumda yaşayan herkes kendini burda yaşamaya nasıl layık görüyorsa Türk kimliğinide üstlenecek ekmek yediği vatan için zamanında olduğu gibi gerekirse can verecektir.. sino atrial, İnsan yaşadığı topraklara layık gösterilemez, toprak insanın yaşaması için layık olabilir ancak. Yılmaz Odabaşının bir mısrası var; "Toprak uğruna ölen varsa, kendinden utanmalıdır" diye. Dünyada bana bir yer gösterin ki, işgal edildiğinde onun üzerinde yaşayanlar ölümleri pahasına onu korumuş olmasın. Ben bunu savunup kutsallaştırmıyorum, bunu aslında yöneten-yönetilen paradigması olduğunu söylüyorum. Eğer "Türk" bir üst kimlik ve "Kürt" de bir alt kimlik olarak kabul edersek; M.Kemal'in sözünü "Ne mutlu Kürt'üm diyene" şeklinde söylersek yanlış yapmış sayılmayız değil mi? Geçenlerde baskın Oran'ın bir paneli vardı, orada "Türk'lüğün aslında bir üst kimlik olarak değil, bir soy, halk olarak kullanlıldığını bilen dinleyicilere belgeleriyle ıspatladı. Aşırı milliyetçi değilim demekle olmuyor bu işler. Bence savunduğun fikirler aşırı milliyetçi fikirler. |
||
|
||
| Yaşasın Devrim! Yaşasın Anarşi! Bu ikisinin ne alakası var,anarşi devrim olsa o düzenide kabul etmez, Kürt Sorunu Yoktur demişsiniz fakat çoğu kişi oraya Kürt Sorununa Demokratik Çözüm sloganıyla gidecek ve mitingin içeriğinde Kürt Sorununa vurgu yapılıyor. Şuan bir savaş var ve kan akmakta,insanlar ölmektedir,bunun kime ne çıkarı var,bu mitingde barış haykırılacaksa isabetli olacaktır,,, |
||
|
||
| Kürt sorunu yoktur, bir ironi devrim ve anarşi konusuna gelince, devrim olmadan anarşi nasıl sağlanabilir ki?
|
||
|
||
tam diaspora ağzıyla konuşuyorsun devrim adı altında kürtçülük kısacası bölücülük yapan şahsiyet hiç hoşgelmedin kimsenin avukatlığını yapmaya soyunmayacağım ama merak ettim kaç diaspora mensubu kişiyle birebir tartıştında yada kaç lobi üyesinin yazınını okudun da onları bu kadar net seçebiliyorsun ? diaspora ağzını bilmem ben pek ama ezber ağızlıları çok iyi bilirim. Bu anarşistler de kafayı yemişler iktidar karşıtı söylemler mi anarşistleri 'eksik hücreli' yapıyor ? anlamadığım şey siz anarşistleri rock dinleyenler diye mi kategorize ettiniz usunuzda? cosinus78, y.odabaşı o kadar çırılçıplak çizmişki insanlığın afyonlarını..vatanı...milleti...bayrağı...atayı...öteyi...erki...ne güzel söylüyor di mi : cehennem bileti 1 izi kalırdı sağrıları ıslak tayların boynunda muhteşem kementlerin ay ışığına dönerdim... mühürleri, muhtarları, sızıları bilmezdim yazdım ki yazgımdan demlenen katillerin güzergâhıdır çocuktum, bilemezdim... ahırlara saklanır ölmeye gidemezdim. izi kalırdı sağrıları ıslak tayların boynunda muhteşem kementlerin uzak eşkıya ateşleri ısıtırdı dağları ki allahların allahına bile isyandı duruşları durup bir başıma ışıklara dönerdim dengbej söylencelerine gömülürdü günlerim, gecelerim dağlara gidemezdim... o yolları bilmezdim... izi kalırdı... anam baskınlarda tabancalar saklardı memelerine, ama titrerdi kimseler duymazdı... eteğinde tıkırtılar dinlerdim takvimler şaşkındı; on dördümde evlendirildim ilk karım gece gelirdi yorgun, utangaç öpüşlerle oysa ben çocuktum, sevişmeyi bilmezdim... dağdı, yaylaydı ya da bostan... belki hasatlarla ter içinde aynı göletlerden su içtiğim eşeklerle dönerdim geceler tenhaydı kıvrılırdım, üşürdüm izi kalırdı sağrıları ıslak tayların boynunda muhteşem kementlerin * bir gün belki dönerdim... dönerdim... yüzümde yarım kalmış öpüşlerin iziyle yüreğimde gümbür gümbür tüfeklerin sesiyle sırtıma kentlerde saplanmış hançerlerin iziyle dönerdim... bir başıma; sanki bir gölette bir damla ama damla! değil mi ki herkesin bir hasadı var gönlünün avlusunda... 2 dönerdim diyarbekir! orada hz. yusuf'un bütün kuyularında it gibi tutunup acılarıma, şehirler gezdim yetmedi; düşler, düşüşler gezdim akşamlar bin oku saplayan yay'dı yayıldım gezdim büyük otobüsler vakur bir hüzünle ilerlerken o adamlar at izini it izine dost elini puşt eline karıştırıp gezerlerken yaşlı bir fahişem bile yoktu göğsünde ağlamak için... ve dedim ki orada, bayrakları bayrak yapan bayrak imalatçılarıdır toprak eğer uğrunda ölen varsa utanmalıdır! 3 "vatan, millet, adapazarı, beypazarı, bit pazarı" derken, bir karanlık sarmaladı ağrılarımızı ışık mı? yoktu! evet o yoktu goethe orada yalancı filozoftu türkülerim sanki yıllardır uykusuzdu uykusuz gezdim; bir kırıntı kalır diye düşlerimizden geriye karışıp topraklara ot kaldığımız mezarlardan geriye fırat'ın kıyılarında ölü balıklardan, yatağı kuruyan bütün sulardan, ve hep kanın çöreklendiği rüyalardan geriye bir kırıntı kalır mıydı? yazgının da, yazanın da suretine tüküren çığlıklardan geriye! 4 (biz soluk desenleriydik yasaklı kumaşların; aynı ağıtların dili, aynı halayların mendiliydik. ardımızda hızla geçen günlerin aymazlığı... sürüngen ve muhbir dillerin aymazlığı...) şehirler düşerken tarihin gözeneklerinden kuşatmada ve çıldırmadaydık! kulak zarı iltihaplı yeryüzü cehennemle ve cumhuriyetle aramdaki ilişki ecelsiz serüvenlerden başka ne ki! 5 "vatan, millet, adapazarı, beypazarı, bit pazarı" bu yüzden ölü çocuklarız dönmedi güneşiniz hiç yazgımıza ağaçsız mezarlarız. bana bu güzel şiiri hatırlattığın için teşekkürler cosinus78... aşk&nefret... hoşgelmişsin , kara yeşil selamlar.. |
||
|
||
| Sorun, bu toprağı sadece kendisinin sananlarda Sorun, kendi ırkını üstün görenlerde Sorun, başkalarına yaşam hakkı tanımayanlarda Sorun, karşı olduğu düşünceleri susturmaya çalışanlarda Sorun, sizde ve sadece lafla peynir gemisi yürütmeye çalışan bizde... Hoş geldin Aşk&Nefret. |
||
|
||
flzf, ben bu konularda yazmayacaktım artık ama sen dost hatrına bi iki kelam edem, ben aşırı milliyetçi bir insan değilim, ama asimileye karşıyım, bu toplumda yaşayan herkes kendini burda yaşamaya nasıl layık görüyorsa Türk kimliğinide üstlenecek ekmek yediği vatan için zamanında olduğu gibi gerekirse can verecektir.. Ne demekse ekmek yediği tekneye ihanet etmemek? Ekmek yapmak için, öncelikle tarım yapmak emek harcamak buğdayı yetiştirmek ve onu öğüterek una hamura ve ekmeğe dönüştürmek gerekir. Kim yapar bunları vatan mı? Vatan içi boşaltılmış hamasi bir propoganda sözcüğünden ibarettir. Tarlada çalışan, dağda koyun güden çoban ise soyut ve hamasi propogandadan daha sahicidir ve bu insanlar bu topraklarda varlığı ile emeği ile yaşamayı hakeden gerçek sakinlerdir. Eğer bir ekmek teknesi varsa onlarındır vede bir ihanet varsa olsa olsa onlara rağmen onlara karşıdır. Ve kutsal bir devlet varsa o kutsal insanların karşısında eğilmelidir insanlar devlet karşısında değil. Yılmaz Odabaşı'nın şiiri için ayrıca teşekkürler muhteşemdi.
|
||
|
||
| bu arada... Buluşma Yeri: Kadıköy Tepe Natilius- Carrefour'un önü (Kara Bayrakların yanı) Buluşma Saati: 10:00-10:30 gibi... |
||
|
||
| Bu miting şimdi olmayan bütün bu sorunların olduğu gerçeğini mi ispat edecek vatandaş için.Yoksa lay lay lom, lom lay lay diye davullar çalınıp, borazanlar mı üflenecek;sonra çıkıp vaybe bugün de (ölmedim anne) deyip,sosyal rolümü oynadım, sağ duyulu ,ileri görüşlü bir vatandaş oldğumu, halkıma ve yurduma birde kendime ispatladım, diyerek miting sonrası devrimci duygu ve düşünceler mi bileylenecek. İşin türkçesi bu miting, öncesi, sonrası sizin bireysel doğanız dışında ülkem coğrafyası içerisinde ne değişecek! | ||
|
||
Ne demekse ekmek yediği tekneye ihanet etmemek? Ekmek yapmak için, öncelikle tarım yapmak emek harcamak buğdayı yetiştirmek ve onu öğüterek una hamura ve ekmeğe dönüştürmek gerekir. Kim yapar bunları vatan mı? Vatan içi boşaltılmış hamasi bir propoganda sözcüğünden ibarettir. Tarlada çalışan, dağda koyun güden çoban ise soyut ve hamasi propogandadan daha sahicidir ve bu insanlar bu topraklarda varlığı ile emeği ile yaşamayı hakeden gerçek sakinlerdir. Eğer bir ekmek teknesi varsa onlarındır vede bir ihanet varsa olsa olsa onlara rağmen onlara karşıdır. Ve kutsal bir devlet varsa o kutsal insanların karşısında eğilmelidir insanlar devlet karşısında değil. Bir zamanlar bir köyde buğday öğüten bir topluluk yaşarmış. Bunlar üretir satar bir kısmını da saklar kıtlıkta ya da kuraklıkta kullanmayı düşünürmüş. Sonra birgün buğday ekmeyen ancak buğday gereksinimi kendilerinden fazla olan tuhaf kılıklı silahlı adamlar gelmiş köye. Biz Hitit iz şu krala bağlıyız siz de hititsiniz demişler. Köylüler Hitit de ne ya diyememiş. Üstelik Hitit için ambardaki buğdaylarından olmuşlar çünkü göya Hitit onları düşümnüyormuş muş. Gel zaman git zaman nesiller geçmiş köylü biraz fakir düşmüş çünkü buğdayın yarısını Hitit e vermesi gerekmiş vergi adı altında. Bir süre Hitit gelmemiş bir zaman sonra köylü rahatlayacağını sanmış. Sonra birgün yine o adamlar gelmiş ama kıyafetleri farklıymış. Bu sefer köylüye asla Hitit olmadıkları aslında Frig oldukları söylenmiş. Köylü bu ne bilsin ve nasıl karşı çıksın yüzlerce kılıçlıya. Frig de ne anlamamış ama yine ektiğinin yarısından fazlasını Frig için üretmiş karşılıksız olarak vergi adına. Gel zaman git zaman nesiller değişmiş yine kıyafetler de. Frig de uğramaz olmuş başkları gelmiş gitmiş. Roma gelmiş çocuklarını almış, Bizans gelmiş başına rahip koymuş, Emevi Abbasi gelmiş cami dikmiş, sonra Selçuklu da gelmiş Osmanlı da Türk de. Hepsi de diyormuş ki köylüye siz bizdensiniz bizimsiniz bize ektiğinizden verin vergi olarak. Köylünün ne ekecek toprağı kalmış ne vergi dışında beslenebileceği buğdayı. Kimine Türk kimine Kürt kimine başka isimler verilmiş durmuş. Bu arada Kürt ve Türk sözcüklerinde de her nedense aynı harfler kullanılıyormuş harflerin yeri değiştirilerek. Köylü gelecek neslini çocuğunu hayatta tutmak için kendisine sunulmuş bu lternatiflerden mecburen birini seçmiş her defasında kılıç ile ölmektense. Onlar buğday ekerlermiş ve bu gelip gidenlerden ötürü daha iyi ve daha teknik tarım yapmayı bile bir türlü öğrenemişler vergiler nedeniyle,ellerinden alınmış yaşama hakları nedeniyle sefalet içinde yaşadıklarından. Aslında onlar sadece buğday ekip yaşıyorlarmış ve o kılıçlı silahlı adamlar gelmeseymiş hiçbirşey değillermiş insan olmak dışında. |
||
|
||
| Savaşmak için önce birşeyleri sorun haline getirmek gerekiyor tabi... Osmanlıyı da ilk güçsüz anlarında yeni Avrupalı efendileri "Şark Meselesi" adı altında kongrelerde konuşuyorlardı, şimdi aynı şeyi biz yapıyoruz birilerine. Kürt sorunu yoktur; halkların kardeşliği vardır! |
||
|
||
| büyük kardeş ortanca kardeş küçük kardeş üvey kardeş diyer ayrılıyro snaıırm ve bunalrın durumuna göre imkan sunuluyor büyük kardeş herşeyi götürüyro artanı ortancaya oda küçüğüe veriyor üvey kardeşe bulaşıkalır yıkamak düşüyor | ||
|
||
| Halklar diye birşey yoktur farklı dil ve coğrafyada yaşayan farklı kültürü bulunan tek bir Halk vardır Dünyada ve çalışan seven yaşamaya çalışan sıradan insanlardan oluşur. Dolayısıyla eylemde ve yaşantıda zaten kardeştirler. Ama çalışmadan konuşan politikacılar,sahiplenici tüm mülkü kendine aracılar ve hiç bir işe yaramayan askerler onların hepsinin düşmanıdır. Fakat Halk lar halklar olarak ayırıp birbirine yabancılaştıranlar da bunlardır. Hoşgeldin denge. |
||
|
||
Kürt sorunu yoktur; halkların kardeşliği vardır! kürt sorunu yoksa ve halklar kardeşse neden bu kadar insan ölüyor ? ... bence problem devlet politikalarına indirgenemeyecek kadar derin. |
||
|
||
Alıntı bence problem devlet politikalarına indirgenemeyecek kadar derin. Meselenin daha derinine oradan daha derinine inecek olursak avcı-toplayıcı döneme kadar inmemiz gerekecek sevgili kelime. Bir de insanlardan önce dinazorlar yaşardı. ![]() |
||