SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Edebiyat / Dil

Konu: Dilimize girmiş bazı yabancı kelimelerin Türkçe karşılıkları

Sayfa: [ 1 ] 2

gostragon 26.05.2008 14:14:59
Dilimize girmis bazi yabanci kelimelerin Turkce karsiliklari
Asagida derlenmis bilgileri de dergide yanilamani rica ediyorum.

 Günlük Hayat

Aktivite: Etkinlik

Alternatif (i): Seçenek

Alternatif (s) : Değişik, diğer, olası

Ateizm : Tanrıtanımaz

Budizm : Burhanîlik

Center : Merkez

Deterjan : Arıtıcı

Direktör : Yönetmen

Efekt : Etki

Elastik : Esnek

Faktör : Etken / Etmen

Fuel-oil : Yakıt yağ

İdeoloji : Ülkülem

Jenerasyon : Nesil

Kabine : Bakanlar kurulu

Kaos : Karmaşa

Koloni : Sömürge

Komite / Komisyon : Kurul / Yar kurul

Komünikasyon : İletişim

Kongre : Kurultay

Konsensus : Uzlaşı (Mutakabat)

Konstrüksiyon : Yapı

Koordinasyon : Eşgüdüm

Legal : Yasal

Limit : Erey

Medya : Basın-Yayın

Metod : Yöntem

Modernize etmek : Yenilemek

Montaj : Kurgu

Organizasyon : Örgüt

Otel : Konukevi

Parlamenter : Millet vekili

Parlamento : Meclis

Petrol : Taşyağ

Potansiyel : Gizil Güç

Stres : Gerilim

Problem : Sorun

Radikal : Kökçe

Randevu : Buluşma / Karşılaşma

Sistem : Dizge

Slogan : Söylem

Sosyal : Toplumsal

Stres : Gerginlik

Teenage : Ergen

Turizm : Gezim

 

 

SPOR

Defans : Savunma

Deplasman : Dış saha

Fast Break : Hızlı Hücum

Motion Ofans : Hareketli Hücum

Timing : Zamanlama

 

 

TEKNİKBİLİM (TEKNOLOJİ)

Dedektör : Bulucu

Dijital : Sayısal

Lipo Suction : Yağ Aldırma

Otomatik : Özişler

Peeling : Soyum

RAM : Ana-bellek

Şarj : Yük

Versiyon : Sürüm

Web Master : Ağ Yöneticisi

 

 

BİLİM

Anot : Artı uç

Anyon : Eksin

Atom : Ögecik

Biyolog : Canlıbilimci

Biyoloji : Canlıbilimi

Dinamik : Devingen

Diyagram : Çizelge

Elastik : Esnek

Elektron : Eksicik

Entropi : Dağı

Enzim : Özgen

Enerji : Erke

Fizyoloji : İşlevbilim

Foton : Işıncık

Frekans : Sıksayı / Titreşim sayısı

Heterojen : Çoktürel

Homojen : Tektürel

İntegral : Tümlev

İstatistik : Sayıtım

İyon : Yükün

İzolatör : Yalıtkan

Jiroskop : Düzdöner

Kapasite : Sığa

Katot : Eksi uç

Katyon : Artın

Konsantre : Derişik

Kuvantum : Nicem

Maksimum : Doruk

Minimum : Oyluk

Molekül : Özdecik

Nörofizyoloji : Sinir İşlevbilim

Nükleer : Çekinsel

Polimer : Çoğuz

Radyasyon : Işınım

Reaksiyon : Tepkime

Reaktör : Tepkir

Simetri : Bakışım

Solvent : Çözgen

Statik :Dingin

Tayf :İzge

Teleskop : Irakgörür

Teorik : Kuramsal

Termal :Isıl

Terminoloji : Terimleme

Termodinamik : Isıldevingen

Transfer : Aktarım

Transformatör : Dönüştürücü

Transistör : Geçirgeç

Vakum : Boşay

Vektör : Yöney

Vibrasyon : Titreşim

Viskosite : Ağdalık

 

*Kaynak: TDK ve etkingenclik.cjb.net/

 

 
Sadece slogan sözcüğünün  söylem sözcüğüyle tam karşılanmadığını düşünüyorum. Önerim  bu sözcüğün savsöz olarak Türkçeleştirilmesi..

Subject: [to-ttk] TDK-YABANCI KELİMELERE KARŞILIKLAR-B
       
 


background : İngilizce back ground (arka plân, zemin, fon). Teklif ettiğimiz karşılıklar: arka plân (mekân için), geçmiş (zaman için). Örnekler: Şarkıcının arka plânında bulutlar görünüyordu. Nobel kazanan romancının geçmişinde bir edebiyat ortamı vardı.

badminton : İngilizceden dilimize bir spor terimi olarak geçen bu söz, "bir kortta, iki kişi veya ikişer kişilik iki takım arasında özel olarak yapılmış bir topu ağın üzerinden aşırarak raketle oynanan oyun" anlamındadır. Kurulumuz, bu söz için tüylü top kelimesini önermektedir.

bandrol : Fransızca banderole. Bu söz dilimizde birkaç anlamda kullanılmaktadır: 1.Devletçe verginin kesildiğini gösteren etiket. 2.Paket veya şişelerin ağzına konulan şerit veya etiket. 3.Bayrak direğinin tepesine süs olarak konulan uzun, kumaş şerit. Daha çok vergilendirme işlemi ile ilgili olarak kullanılan bu söz için Kurulumuz, denetim pulu veya denetim bağı karşılıklarını önermiştir.

banner : İngilizce “bayrak, sancak, manşet” Son yıllarda özellikle bilgisayar alanında sıkça rastladığımız bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz, reklâm bandı, reklâmlık ve duyurmalık karşılıklarını teklif etmektedir. Örnek: Duyurmalıklar (reklâm bantları, reklâmlıklar) zaman zaman sayfanın yüklenmesini yavaşlatsalar da web yayıncılığında oldukça önemli bir yere sahipler.

bariyer : Fransızca barriére. Dilimizde "herhangi bir yolu kapamak için yapılmış engel; yol kenarlarındaki korumalık" anlamlarına gelen bu söze karşılık olarak Kurulumuz da engel kelimesini kabul etmiştir. Örnekler: Kapıya geldim, yoldan bahçeye geçecek bir engel yoktu. Araç engellere çarptıktan sonra durdu.

bar-kot : Fransızca barre (dikey çizgi) + Fransızca code. "Bir ürünün paketi üzerine basılmış bulunan ve ürün hakkındaki çeşitli bilgileri gösteren dikey çizgiler" anlamıyla dilimizde çok yeni olarak kullanılmaya başlayan bar-kot için teklif ettiğimiz karşılık: çizgi im. Örnek: Mağazalardaki optik okuyucular, çizgi imlerden malın fiyatını çıkarıyor.

baz : Fransızca base (temel; temel ilke; üs). Teklif edilen karşılıklar: temel, taban. Örnek: Altın fiyatlarını temel (taban) olarak alırsak daha sağlam sonuçlara ulaşırız.

bearish : İngilizceden Türkçeye geçen bir ekonomi terimidir. Bu kelime "ayı" anlamına gelen bear kelimesinden türetilmiştir. Borsada "fiyat indirilmesine sebep olacak eğilim, fiyat düşürücü özellik" anlamlarında kullanılmaktadır. Bearish sözü ile birlikte bullish sözü de geçmektedir. Bearish satış ağırlıklı piyasa bullish alıcı ağırlıklı piyasa için kullanılmaktadır.

Kurulumuz bearish için düşen (piyasa), bullish için de yükselen (piyasa) karşılıklarını önermektedir.

benchmarking : İngilizce benchmarking. Bu sözü ilk kullanan gazetecilerden biri verdiği haberde şöyle tanımlıyor: "Şirketler eskiden sır gibi sakladıkları bilgileri artık rakipleriyle paylaşmakta sakınca görmüyorlar. Hatta bir şirketin bilgilerini diğer şirkete ulaştırmak yeni bir iş alanı olmuş. Yapılan işin adı da benchmarking." Özgün imlâsıyla da kullanılmaya başlanan bu söz, bizde yerleştirilmeye çalışılan bu anlamıyla "bilgi satmak" genel kavramını taşımaktadır. Kurulumuzun bu söz için bulduğu karşılık bilsat'tır. Bunun yanında bilgileşim sözü de yeri geldiğinde kullanılmalıdır. Örnekler: Hatta bilgileşim yapacağınız şirketin kendi faaliyet alanınızda olması gerekmiyor. Amerika'da yedi sekiz kişilik jet uçakları üreten bir şirket, satışlarını nasıl artıracağını düşünürken bir lokanta zinciriyle bilsat yapmış ve kısa sürede elli iki uçak satmış.

best-seller : İngilizce best (en iyi) + seller (satıcı). "En çok satan, satış rekoru kıran (kitap)" anlamında kullanılan bu kavram için teklifimiz: çoksatar. Örnek: "Umut Eşiğinde" adlı eser çoksatar listelerinde ilk sırada yer alıyor. Bu ayın çoksatarı Yeni Hayat.

bienal : Fransızca biennal (iki yılda bir olan). "İki yılda bir tekrarlanan yarışma, şölen, sergi vb. olaylar" için kullanılan bienal sözüne karşılık olarak teklif ettiğimiz kelime: yılaşırı (şenlik, şölen, sergi vb.). Örnek: Kasım ayında yapılacak olan Dördüncü Yılaşırı Resim Sergisi'ne Türk ressamları da katılacak.

bilboard : İngilizce billboard (ilân tahtası). Teklif ettiğimiz karşılıklar: duyuru tahtası, ilân tahtası. Örnek: Belediye duyuru (ilân) tahtalarının kira ücretlerini yeniden belirledi.

birth travma : doğum incinmesi.

black top : İngilizcede "asfalt, asfalt yol, asfalt ile kaplamak" anlamında geçer. Son zamanlarda bir spor dalına verilen bu ad için Kurulumuz, sokak basketbolu kelimesinin uygun bir karşılık olduğunu kararlaştırmıştır. Örnek: Üç yıl önce Amerika'da başlayan ve şu ana kadar bir milyon kişinin yer aldığı sokak basketbolu üçe üç Açık Hava Basketbol Turnuvası, Almanya, İtalya, İspanya, Yunanistan ve Fransa'dan sonra 26-28 Haziran tarihleri arasında Türkiye'de ilk kez oynanacak.

blender : İngilizce blender. Dilimizde "değişik malzemelerin birbirine karıştırılmasına, kesilip ufalanmasına yarayan alet" anlamında kullanılan bu söze karşılık olarak Kurulumuz karıştırıcı kelimesini önermektedir. Örnek: Ka-rıştırıcı, besinleri doğrayan, parçalayan, karıştıran mutfaktaki üçüncü elinizdir.

blokaj : Fransızca blocage (dondurma, belirli bir noktada tutma). Daha çok askerlik, bankacılık ve futbol alanlarında kullanılan blokaj ve bloke etmek kelimeleri için tekliflerimiz: tutmak, durdurmak. Örnekler: Kaleci uçarak topu tuttu. Bankadaki hesabımızla ilgili işlemler durduruldu.

bloke para : tutulmuş para.

boarding cart : İngilizce boarding cart. Hava alanlarında kullanılan bu ulaşım terimi için Kurulumuz, uçuş kartı sözünün uygun bir karşılık olduğunda birleşmiştir. Örnek: Yolcular uçağa binerken uçuş kartlarını ilgililere göstermek zorundadır.

bodyguard : İngilizce bodyguard. Dilimizde "muhafız, fedaî, korumacı" anlamında yabancı imlâsını da koruyarak kullanılan bu sözün yerine Kurulumuz, zaten var olan koruma kelimesini benimsemiştir. Ayrıca bodyguardlık şeklindeki kullanımına karşılık olarak da korumalık sözü kabul edilmiştir. Örnekler: Futbolcuların çalışma alanına birer koruma ile geldikleri görüldü. En az bir yabancı dil bilen üniversiteli genç kızlar arasında korumalık gözde mesleklerden biri hâline geldi.

bounspas : İngilizce bounce (sıçratmak, sektirmek) + pass (pas). Basketbolde topu sektirerek verilen pas. Teklif edilen karşılık: sektirme pas. Örnek: Kendisine gelen sektirme pası, güzel bir hareketle sayıya çevirdi.

branç : İngilizce brunch (sabahla öğle arasında yenen ve her iki öğün yerine geçen yemek). Teklif ettiğimiz karşılık: kuşluk yemeği. Örnek: Bazı oteller, tatil günlerinde kuşluk yemeği veriyorlar.

brand extention : İngilizce brand (marka) + extention (yayılma, genişleme) Dilimizde "herhangi bir alanda çok tanınan bir markanın farklı alanlarda ürünler ortaya koyması” anlamında kullanılan bu söze karşılık olarak Kurulumuz marka türlemesi ve marka yayılımı karşılıklarını önermektedir. Örnek: Tütün dünyasının dev markası Camel'in ismini taşıyan botlar marka türlemesi (marka yayılımı)nin bir örneği.

branş : Fransızca branche (dal). Bu kelime için dilimizde güzel karşılıklar vardır: dal, şube, kol. Örnekler: Yeni Türk Edebiyatı bilim dalı. Türk dilinin çeşitli kolları vardır.

brick game : İngilizceden dilimize geçen ve bir tür oyun adı olan bu kelime için Kurulumuz, tuğla oyunu sözünü karşılık olarak önermektedir. Örnek: Elektronik eşya pazarlama şirketleri, müşterilerine cep televizyonu yerine sadece tıraş makinesi ve tuğla oyunu cihazları gönderiyorlar.

brifing : İngilizce briefing (özetlemek). "Bir konuda bilgilendirme maksadıyla yapılan toplantı" anlamında kullanılan brifing için teklifimiz: bilgilendirme. Örnek: Aylık ekonomi bilgilendirmesi bugün yapılacak.

brifing almak : bilgilendirilmek, bilgi almak.

brifing vermek : bilgilendirmek, bilgi vermek.

brokır : İngilizce broker (simsar, komisyoncu). Dilimizde bu kelimenin karşılığı zaten vardır: simsar. Örnek: Ev bulmak için simsarlara başvurmaktan başka yol kalmadı.

browser : İngilizceden dilimize özgün imlâsıyla geçen ve son yıllarda bilgisayar alanında sıkça duymaya başladığımız bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz açar sözünü önermektedir. Örnek: Açar,100 milyondan fazla genel ağ kullanıcısının sanal dünyaya girmek için kullandığı kapı anlamına geliyor.

bungee-jumping : bancii (Maldiv dilinde geçen ses yansımalı kelime) + İngilizce jumping (atlama). Ülkemizde son yıllarda yaygınlaşan bir spor türü olan bungee-jumping için Kurulumuzun teklif ettiği karşılık zıpzıp atlama’dır.

business class : İngilizce business (iş; meslek; ticaret) + class (sınıf, zümre; mevki). Teklifimiz: işlik orun. Örnek: Sanayiciler çoğunlukla işlik orunda seyahat ediyorlar.

by-pass : İngilizce by-pass (atlama). Tıptaki by-pass için teklif ettiğimiz karşılık: damar aktarma. Örnek: Kardeşim dün damar aktarma ameliyatı geçirdi. Siyasette kullanılan by-pass için teklif ettiğimiz karşılık: devre dışı bırakmak. Örnek: Yetki yasasıyla Meclisin devre dışı bırakıldığı ileri sürüldü.


turkuaz 26.05.2008 15:16:55
Türk Dil Kurumu'ndan yeni sözcükler...
Dilek Akın/ Anadolu Ajansı

Türk Dil Kurumu (TDK), medya çalışanları için "Yabancı Sözlere Karşılıklar Kılavuzu" hazırladı. Kılavuzda, iletişim araçlarında ve günlük yaşamda sıkça kullanılan yüzlerce yabancı kelimenin Türkçe karşılığı yer alıyor.
TDK Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, bir konferans için geldiği Adana’da, medya çalışanları için bastırılan 50 bin kitapçılığın dağıtımını Anadolu Ajansı Adana Bölge Müdürlüğünde başlattı.
Akalın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, her dilde yabancı kökenli sözcükler bulunduğunu, hiçbir dilin saf olmadığını, Türkçenin de başka dillerden söz aldığı gibi onlara sözler verdiğini vurguladı.
Eklemeli bir dil olan Türkçenin diğer dillerin yaşadığı sorunlardan fazlasını yaşadığını belirten Akalın, "Yabancı kökenli sözcüklerin özgün biçimleriyle yazılıp özgün biçimleriyle okunmaları ve Türkçe eklerin de İngilizcedeki özgün söylenişe göre getirilmesi pek çok soruna yol açıyor" dedi.

Akalın, çok fazla yabancı kelime kullanımının zaman içinde o sözlerin Türkçe karşılığının bile unutulmasına yol açtığına dikkati çekerek, "Örneğin, son yıllarda çok sık kullanılan trend sözünün Türkçede eğilim, yönelim, yönelme, doğrultu, gelişme yönü, tarz gibi tam 56 karşılığı var" diye konuştu.
Akalın gazetecilerin, kullandıkları Türkçe sözcüklerle topluma örnek olması gerektiğini işaret ederek, "bu düşünceyle hazırladığımız kılavuzda Türkçe karşılığı olmasına karşın medyada en fazla kullanılan yabancı sözcüklere dikkat çekmek istedik. Medya çalışanlarınının duyarlılığı ile hedefimize ulaşacağımızı düşünüyorum" dedi.

Hazırladıkları kılavuzda kısaltma işaretlerine de yer verdiklerini belirten Akalın, şöyle konuştu:
"TDK’nın kuruluşundan bu yana yürüttüğü yabancı kökenli terimlere karşılık bulma çalışmasının sonucunda ortaya konulan 87 bilim dalındaki yaklaşık 190 bin terim TDK’nin http://tdk.org.tr adresindeki Bilim ve Sanat Terimleri Ana Sözlüğü’nde yar alıyor. Gerek bu kılavuzda, gerek sanal ortamdaki ana sözlükte yer alan karşılıkların kullanılarak
yaygınlaştırılması bir yandan Türkçenin söz varlığının yabancılaştırılmasının önüne geçeceği gibi diğer yandan da Türkçenin geliştirilmesi, zenginleştirilmesi çalışmalarına da yardımcı olacak."

Akalın, kılavuzda yer almayan ancak, yazı dilimize girme eğilimindeki yabancı kökenli sözleri, katki@tdk.org.tr adresine duyarlı herkesin bildirmesini isteyerek, "Aynı e-posta adresine gönderilecek eleştiriler de çalışmalarımıza ışık tutacak" dedi.

-KILAVUZDAN ÖRNEKLER-
Bu arada kılavuzda, basketbola "sepet topu",
voleybola "uçan top",
avansa "öndelik",
banknota "kağıt para",
asparagasa "uydurma",
aspiratöre "emmeç",
fabrikaya "üretimevi",
zappinge "geçgeç",
etiğe "töre bilimi" denilmesi öngörülüyor.

Kılavuza göre, iletişim araçlarında sıkça kullanılan ve Türkçe karşılığı bulunan diğer yabancı sözcüklerden bazıları şöyle:

Afiş "ası",
ajanda "andaç",
aktivite "etkinlik",
aktüel "güncel",
amblem "belirtke",
ambulans "cankurtaran",
amortisman "yıpranma payı",
anarşi "kargaşa",
arşiv "belgelik",
atölye "işlik",
türbülans "burgaç",
badminton "tüytop",
baypas "köprüleme",
otizm "içeyöneliklik,
ipotek "tutu",
fuel oil "yağ yakıt",
garanti "güvence",
depozito "güvence akçesi",
fitness "sağlıklı yaşam",
finanse "akçalanmış",
first lady "başbayan",
CD "yoğun disk",
terörist "yıldırıcı",
idealist "ülkücü".

üniversite = evrenkent (Prof.Dr.Oktay Sinanoğlu kulakların çınlasın  Smiley)

MrsBrown 26.05.2008 15:40:55
Terimlere dokunmamalılar. Bunlar evrensel. Biri içedönüklülük yazacak, öbürü bunun otizm olduğunu anlamayacak.

Bilim üretiyorlar mesela, birbirlerinin ne dediklerini anlamaları lazım. İlle de türkçe karşılık diyerek, terimi, karşılığından daha az bir anlama sıkıştırmamak lazım.

26.05.2008 15:55:41
aspiratöre "emmeç

MrsBrown'ın dedıgı gıbı kelımelerı Türkçeleştirmek adına sacma terımler uydurulmamalı . En azından aspiratör , aspiratör olarak kalsaydı . Komık geldı bana .. : )

turkuaz 26.05.2008 16:18:57
İlk bakışta saçma gibi geliyor ama kullanmaya alıştıkça ve yaygınlaştıkça Türkçedeki hızla bozulmaya (ilkönce aklıma dejenere kelimesi geldi  Sad )  belki katkımız olabilir diye düşünüyorum.
Diğer dillerden daha fazla kelime haznesi vardır Türkçe dilinde. Neden sözcükleri "karşılığından daha az bir anlama sıkıştırmamak" gerektiğini düşündüğünüzü anlayamadım. İngilizcedeki bir sözcüğe karşılık Türkçede en az üç kelime var.
Dilimizi, dinimizi, özümüzü küçümsemek bizi ileri götürmez ki... Smiley

-459.4 26.05.2008 16:36:49
TDk sözlüğünde yer alan kelime sayısı : 75.000
Ortalama ingilizce sözlükteki kelime sayısı : 250.000

MrsBrown 26.05.2008 16:37:24
Sözcükler değil terimler. fotona ışıncık denmesi, otizme içedönüklülük denmesi gibi. Artık otizmin ne menem bir şey olduğunu, "otizm" sözcüğünü duyar duymaz hatırlıyoruz. Ama "içedönüklülük", otizmden başka bir şey hatırlatıyor. Bu da terimin anlamını karşılamıyor.

Çeviri gibi bakınca, İngilizcedeki bir kelimeye karşılık Türkçe' de 3-4 kelime vardır önermesi de çok doğru olmayabilir. Çünkü aynı dilde bile, aynı anlamı veren bir sürü kelime var. Kullanım yerleri, o dile ve o kültüre çok bağlı. Çeviri, her zaman eşanlamlı kelimeyle yapılamaz. Kelimenin geçtiği bağlama bakılarak yapılmalı. Bu da çevrilen dilin (örneğimizde Türkçe' nin), zenginliğiyle ilintili. Buna diyecek bir sözüm olamaz. Mesela "gönül" kavramının, "canan" kavramının İngilizce karşılıkları çok "anlamı azaltılmış" kalır. Ama aynı biçimde ingilizcedeki "peace" kelimesini doğrudan "barış" diye de çeviremezsiniz.

Dili küçümsemek. Haşa. Türkçe' yi çok seviyorum. Ama bunu, bu kadar emin söyleyebilmemin nedeni, İngilizceyi de biraz bilmemdir.  

Dile sahip çıkmak, her yabancı kelimeye bir türkçe karşılık bularak olamaz. O sadece buzdağının görünen kısmıdır. Mesela otizme bu karşılığı bulduktan sonra, bunu okullarındaki müfredata sokmuyorsan, yaptığın iş eksik kalır.

Taa lisede duymuştum. osmanlıcadan arı türkçeye geçiş çalışmaları konusunda. Halkın benimseyip kullanmadığı bir sözcük, yaygınlaşamaz. Yaygınlaştırmanın yolu ise, yabancı bir dil için Türkçe' den daha fakirdir tanımlaması yapmaktan geçmiyor.

Gibi Smiley

moon 26.05.2008 16:51:11
TDk sözlüğünde yer alan kelime sayısı : 75.000
Ortalama ingilizce sözlükteki kelime sayısı : 250.000

bizde her kelimenin bir çok anlami var mesala yüz sözcügünü bir çok anlami vardir ama tek sözcük olarak geçer . ama ingilizce sözlükte her biri için ayri ayri sözcük var . Bence böyle bir farkin olmasi dogal.

MrsBrown 26.05.2008 16:57:02
Değil moon. İngilizce - Türkçe ya da Türkçe - İngilizce sözlüklerine değil de , İngilizce - İngilizce sözlüklerine bak . Mesela take ya da get. Yanına aldıkları eklerle  bir sürü anlama geliyorlar. Ve bunlar tek bir maddede yazılı. -459.4 ün hangi sözlükten kaynak gösterdiğini bilmiyorum ama orda da muhtemelen böyledir.

moon 26.05.2008 16:57:48
Türkçenin bugünkü durumuna bakınca bana da �kal geliyor�

 Şükrü Halûk Akalın, 1956 Adana doğumlu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı'nı bitirdi. 1995'te TDK Bilim Kurulu üyesi, 1996'da profesör oldu.

Çukurova Üniversitesi'nde Türk dili, edebiyatı, tarihi üzerinde araştırmalar yapmak üzere Türkoloji Araştırmaları Merkezi'ni kurdu ve yönetti. Bilgisayar terimlerinin Türkçeleştirilmesi, bilgisayarda Türkçenin yanlışsız kullanılması, internette Türkçenin ve Türkçe içeriğin yaygınlaşması için çalışmalar yürüttü. İnternette yayımlanan dünyanın ilk ve tek sanal Türkoloji dergisi Sanal Türkoloji Araştırmaları Dergisi'ni 1999'da yayımlamaya başladı. 2001'de TDK başkanlığına getirildi. Genel sekreterliği Amerika'da bulunan PIAC Uluslararası Sürekli Altayistik Konferansı'nın 2003 yılı dönem başkanlığına seçildi. Türk dili alanında yayınlanmış 10 kitabı, çok sayıda makalesi var.

Eski TDK başkanlarından sizin farkınız ne? Gelmiş geçmiş en iyi Türkçeye en iyi vakıf, en iyi başkan siz misiniz?

Öyle bir iddiam yok. Benim farkım şu olabilir. Ben biraz kişiliğim gereği toplumla iç içe olmayı seviyorum. TDK�yi �fildişi kule� olmaktan çıkarmaya çalışıyorum. Kısmen başarılı olduğuma inanıyorum. Basın kuruluşlarıyla daha iyi ilişki kurulması, dile duyarlı kişilerle kaynaşma yönünde çaba sarf ediyorum. İkincisi TDK teknolojiye uzak kalmış. Kuruma bunu getirmeye çalıştım. Mesela internetteki Türkçe Sözlük�ü ben göreve geldikten sonra, bir yıllık bir çalışma sonucunda kullanıma açtık. Bunu diğer sözlükler izledi. Kişi Adları Sözlüğü�nü hazırladık. Ve TDK�nin yaptığı çalışmalarda bilişim teknolojisinden yararlanmaya başladık. Türkçe Sözlük�ün yeni baskısı bugünlerde çıkacak. Artık bundan sonra sözlük hazırlama ilkesini tamamen değiştiriyoruz. Fişleme yerine metinlere dayalı sözlük hazırlayacağız. 1905�ten itibaren bütün edebi eserleri, gazete ve dergileri bilgisayar ortamına aktaracağız. Bu üç dört yılda yapılacak bir çalışma. Teknolojinin yardımıyla çok zor bir iş değil. Türkçenin söz varlığı esas o zaman ortaya çıkacak. Bir yazar bir kelimeyi kullanmış. Dikkatlerden kaçmış, fişleyememişseniz, sözlüğe girmiyor eski usule göre. Bu çalışmayla yazılı Türkçenin bütün söz varlığı sözlüğe yansıyacak. Bir sözümüzü bir yazarımız başka bir anlamda kullanıyorsa o anlamı görebilme imkânına kavuşacağız.

Şu anki sözlüklerimiz çok fakir o zaman.

Sözlüklerde tam olarak bütün söz varlığımız yok. Sürekli dil gelişiyor, dil yeni sözler, yeni anlamlar kazanıyor. Ama modern Türkçenin bütün söz varlığını aktardığımızda ise hiçbir kelimeyi kaçırmamış olacağız. Burada asla yazar ayrımı, şair ayrımı yapılmayacak. Dili geliştirenler yazarlar, şairler. Yazarların kullandığı dilden yola çıkarak kuralları dilbilimciler koyuyor zaten. Sözlüğümüzü de onların eserlerine dayalı olarak yapacağız.

Türkçenin söz varlığı meğer ne çokmuş mu diyeceğiz o zaman?

Elbette� Zaten Türkçenin söz varlığı, toplumda bilinenin çok çok üstünde. Bizim belirlememize göre altı yüz bine ulaşan bir söz varlığımız var. Ama bunu yeterince kullanamıyoruz. Dilin sözlüğünü yapmak mutlaka dili geliştirmek anlamına da gelmiyor. Önemli olan bu veri tabanını ortaya koyup, bunun bir kullanım alanına açılmasını sağlamak.

İngilizcenin Türkçeden daha zengin görünmesi, İngilizlerin sözcükçülük anlayışıyla bizimkinin farklı olmasından mı?

Evet.

Hakikaten İngilizcedeki gibi 600 bin kelimemiz var mı?

Sözlük hazırlama ilkelerine bakarsanız, bizim sözlüğümüzü de öyle hazırlarsak, elbette var.

Biz aptal mıydık yani. Bunca sene niye kendimizi aşağıladık durduk?

Bu biraz da yaşadığımız dilin gücünden haberdar olmamamızdan kaynaklanıyor. Bir de başka yönü var� Şemsettin Sami�nin Kamus-ı Türkî�sinde 26 bin civarında kelime var. TDK�nin 1945�te yayımladığı ilk Türkçe Sözlük�te 15 bin civarında bir kelime var. 45 yıl var arada. 45 yılda dilde yaşanan gelişmelerin bu sözlüğe yansıması ile bu sözlüğün söz varlığının 26 binin daha da üzerinde olması gerekirken, 15 bine inmiş. İşte bu, tasfiyeciliğin boyutunu gösteriyor.

Yine de Türkçenin İngilizce kadar zengin olmadığını sanıyorum. Çünkü biz son yüzyılda bilim ve teknoloji üretmedik, evrensel sanat üretmedik, felsefe üretmedik. Nasıl aynı olur hocam?

Elbette fark var. Mutlaka birebir aynı diye bir şey söyleyemeyiz.

Ama demin aynı diyordunuz.

Türkçenin söz varlığından ne anladığımıza bağlı bu. Türkçenin söz varlığı dediğimizde yaşayan dili düşünecek olursak, şu anda bizim bölge ağızlarımızın söz varlığı, deyimlerimiz, atasözlerimiz, terimler zenginliğimiz. Zaten İngilizcenin o tür sözlüklerinde bu tür sözlerin hepsi alınıyor. Tamamen ansiklopedik bir sözlük. Bizim de iki sözlüğümüz olacak. Türkçe Sözlük, yine yazı dilimizin sözlüğü olacak. Ama Türkçenin bütün söz varlığını kapsayan bir başka çalışmamız olacak. Zaten İngilizcenin veya diğer dillerin sözlükleri de öyle. Kullanım amaçlarına yönelik olarak birkaç türde hazırlanıyor. Bizim de amacımız, hem yazı dilinin sözlüğünü hazırlamak, hem de bütün söz varlığını bir veri tabanı hâlinde, metne dayalı olarak ortaya koymak.

Dildeki kirlilikten siz de nasibinizi alıyor musunuz? Mesela siz ara sıra oha falan olmuyor musunuz?

(Gülüyor) Tabii dildeki kirlilik herkesi etkiliyor. Benim de bazen kullanmamam gereken sözleri kullandığım oluyor. Şu anda dilde kullandığımız bazı sözler de zaman içerisinde bir uç söyleyiş olarak ortaya çıkmıştı, otuz kırk yıl önce eleştirilmişti, hafife alınmıştı. Ama onlar daha sonra yerleşti, yaygınlaştı, kullanılıyor. Oha falan oldum gibi söyleyişler, hayatın içinde zaten var.

Yarın bir gün başbakan da oha falan olabilir, siz de diyebilirsiniz bu lafı.

Ben de diyebilirim. Yanlış olan şu: Bu tür uçtaki kullanımlar, örnek olarak gösteriliyor. Başka ülkelerde böyle bir şey yok. Olumsuz o tipleri dizinin kahramanı hâline getirmemek gerekiyor. O dizide hayatın içinden bir olay canlandırılıyorsa kitabî bir dille konuşması beklenmez oyuncuların. Hayatın içindeki birtakım olumsuzluklar dizide canlandırılırken, imrenilecek bir durum olarak gösterilmemesi gerekiyor. Onun yerine Türkçede başka deyimlerimiz var. Dilimize yerleşmiş, zenginlik haline gelmiştir, bunların kullanılması gerekiyor. Bütün dizinin sadece �oha falan oldum�la gitmemesi gerekiyor.

Gitmiyor zaten. Size hiç kal gelmedi mi hayatta hocam?

(Gülüyor) Türkçenin bu durumuna baktığımızda �kal geliyor� tabii ki.

Ben TDK�den şöyle bir şey beklerim. Çağdaş ya da eski, bütün yazarlarımızın tek tek sözlüğünü yapsanız. Kaç kelime ile yazıyorlar, en çok hangi kelimeleri kullanıyorlar, onlara ne anlamlar yüklüyorlar. Buradan onların hem bilinçlerini, hem psikolojilerini anlamış olurum. Çok da ilgi görür. Neden yapmıyorsunuz böyle güzel şeyler?

Doğru, yazarlarımızın sözlüğü hazırlanmamış. Hazırlanmalıydı. Benim asıl yapmak istediğim bu. Yazarlarımızın bütün söz varlığını ortaya koymak. Önce her yazarın kendi sözlüğünü hazırlamak. En çok kullandığı kelimeyi, sıfatı, zarfı, olayları nasıl canlandırdığını vermek. Bunlar üniversitelerimizin Türk dili ve edebiyatı bölümlerinde kısmen yapılıyor. Ama bütün bu çalışmaların bir amaca yönelik olarak yapılması gerekiyor. Bunu da yapacak olan TDK. Yapmaya da başladık. Demin tam anlatamadım. Bütün edebî eserlerin bilgisayar ortamına aktarılması, Türkçenin söz varlığının ortaya konulması, her yazarın kendi sözlüğü hazırlanarak olacak.

Yani Bir Orhan Pamuk, bir Ahmet Altan, bir Latife Tekin sözlüğü oluşturup ayrı kitaplar halinde çıkartacak mısınız?

Elbette. Eserlerinin hepsinin elektronik ortama aktarılınca söz varlıkları ortaya konulmuş olacak. Bunu yapacağız. Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Necat Birinci ile bunu görüştük. Öncelikle yüz eser belirlendi biliyorsunuz. O yüz eserin sözlüğünü yapmakla işe başlayacağız. Yüz eser çok büyük bir kurul tarafından seçildi.

Ama onlar bir yazarın külliyatı değil.

Oradaki amaç şu: Bu okutulacak eserlerde geçen kelimelerin sözlüğünü hazırlamak. Bu eserleri kim okuyacak? İlköğretim ve lise öğrencileri. Bu yüz eserin tek bir sözlüğünü hazırlamakla işe girişiyoruz. Ondan sonra bütün yazarların bütün eserleri taranarak başka bir sözlük çalışması yapılacak.

Yabancı kelimelere Türkçe karşılıklar buluyorsunuz. Bugünlerde hangi kelimenin üzerinde duruyorsunuz?

Mortgage diye yazılan morgıç diye okunan bir kelime var. �Kira öder gibi ev sahibi olmak� anlamında ama; karşılığı �ipotek, rehin�. �İpotekli satış� diyemezsiniz, terim değil. Şu anda zaten �ipotekli satış� diye bir uygulama var. �Rehin� de olmuyor. Özel bir karşılık lazım. Çeşitli kaynaklara baktık. Halk ağzında �tutu� diye bir kelime var. Bunu TDK uydurmuş değil, bu dili konuşan insanlar yapmış. Mortgage için �tutulu satış�ı önerdik TDK olarak.

Tutu, tuttu mu hocam?

Şimdi hedefimiz tutuyu tutturmak. Hemen basına duyurduk. Dedik ki lütfen �mortgage�ı kullanmayın. Çünkü �mortgage� yazıp, �morgıç� okumak insanımıza büyük zulüm. Ayrıca ek aldığında da sorunlar çıkıyor. �Tutu�yu yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. Toplu Konut İdaresi�ne, bu işle ilgilenenlere yazı göndereceğiz. Şimdi bakın ne oldu, biz �tutu�yu açıkladık, hemen bazıları eleştirdi. Oysa Adana�da bir şeyi rehine koymak, emanete vermek, fonda tutmak anlamında zaten kullanılan bir kelime. Kullanıla kullanıla içi dolacak.

Her zaman TDK�nin yaptırım gücünün olmayışından yakındınız. Tam olarak ne istiyorsunuz? Ağzımıza acı biber sürmek mi?

Hayır hayır... Dilin kullanıldığı alanlardaki olumsuzlukları gidermek için yasal düzenleme yapılması gerekiyor. Yaptırım gücü başlangıçta istendi; ama şimdi bütün isteğimiz Türkçe konusunda herkesin duyarlı davranması ve dilin kullanıldığı alanda boşlukların giderilmesi. Böyle tepeden inme bir şeye gerek yok. İşyerlerine isim verme konusunda kurallar olması gerekiyor. Bu konuda boşluk var. Esas sıkıntı burada.

Paris�te bir dükkan açacaksınız, isim koymak için bir yere mi başvuruyorsunuz?

Elbette, rasgele isim konulmaz. Yetkili kurumlar var. Türkiye�deki uygulama şu. Ticaret sicil gazetesinde �Ahmet falan ve mahdumları limited şirketi� gibi adla şirket kuruluyor. Sonra gidip yabancı adla tabela asıyor. Bunun bir kuralı olması gerekir. Oysa, �Ben şirketi kuruyorum; ama tabelaya da şunu yazacağım� denmesi gerekiyor. Ad verilmesi konusunda belediyelerin yetkili olmasından yanayız. Yine Türkiye�ye ithal edilen ürünlerin kullanma kılavuzlarının Türkçe olması gerekiyor. Şu anda gündemde olan kanun tekliflerinde de bunlar var. Sunucu olmanın kuralı olsun diyoruz. Görünüşü güzel diye, insanlar hemen kameranın karşısına geçirilmesin. Türkçeyi kullanması ölçü olsun. İşte bu konularda yasal boşlukları gideren düzenlemeler yapılması gerekiyor.

-BİTTİ-

-459.4 26.05.2008 16:59:49
Sondan eklemeli dildir, Bu yüzden yein kelime ihtiyacı duymaz.. Ekleyerek oluşturur.
İngilizde, almanca vs... böyle bir olanağı olmadığı içn yeni kelimeler türetir.

Tamamen dilin yapısı ile ilgili bir konu. Eklemeli dillerde sözcük sayısı azdır.

(sozluk.web.tr)

moon 26.05.2008 17:02:35
sözlük dedin diye öyle dedim eksi bizde sözlügümüzü onlar gibi her kulalndigimiz sözcügü yani eklemeli sözcükleri eklesek sözlüge bizimkide aşar gider herhalde. Tdk baskaninin söyledigi gibi.

ulgnil 26.05.2008 17:06:31
ama ingilizce de artık sözcük türetemiyor bazı kısaltmalar kullanılıyor ram  tır  çip gibi
 ama türkçe hala enfes türetmeler yapabiliyor

t

MrsBrown 26.05.2008 17:30:16
Sözcük türetilmemesi demek, artık yeni şeyler bulmuyorlar, öğrenmiyorlar demek. Kültürleri, günlük yaşamları değişmiyor demek. Bu ne kadar mümkün?

Değişim hatta kirlenme, sadece Türkçe' ye has bir konu değil. Dilden bahsederken, insandan ve bir kültürden bahsettiğimizi de unutuyoruz sanırım. Birindeki değişim, diğerindeki değişimin işaretidir. Ya da birindeki kirlenme diğerindeki kirlenmenin. Doğru neden-sonuç ilişkisi bu.

Sonucu "dilde kirlenme" olarak bulup, nedenini "İngilizce kelimelerin Türkçe kelimelere baskın gelmesi" diye sabitlemek, çözüme götürmüyor. Bu en fazla İngilizceyi kötülemeye ve Türkçe' nin diğer dillerden daha zengin olduğunu iddia etmeye yarar. Bu da nesnel değil.

ulgnil 26.05.2008 17:45:39
elbette haklısın MrsBrown olay o kadar basit değil .
türkçe çok köklü  geçmişi olan bir dil.
fakat bu dilin yüzyıllardır önce arapça farsça ,tanzimatla fransızca ardından da günümüzde ingilice nin etkisinde bir çok kelimesini arkaikleştirmesi de çok yenilir yutulur bir durum değil bana göre.
 benim amacım ingilizce yi kötülemek falan deil

fakat sözlüklerdeki sözcük sayısının fazlalığı bir dilin gücünü ne kadar gösterir onu bilimiyorum

çok fazla türkçe kelimeyi yüzyılalrdır kullanmaya kullanmaya öldürdük.
bunların yerine de hep başka dillerden klime koyduk
yenilerini türetmeye kalkıyoruz şimdi,komik geliyor anlamsız oluyor diye yüz çeviriyoruz bir çoğuna.halbuki biraz daha sabretsek kararlı ve bilinçli olsak bir çok yabancı kaynaklı sözcüğü safdışı bırakabiliriz.



Sayfa: [ 1 ] 2