SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Düşünceler

Konu: gördüğüne inanmak ya da görmediğin halde hissettiğine

Sayfa: [ 1 ]

eczacı 24.05.2008 17:52:49
okuduğum bir kitapta şöyle yazıyordu.
'arkanızda bir arkadaşınız olsun ve kendinizi dimdik geriye doğru bırakın. bu durumda arkadaşınızın sizi yakalayacağına güvenmek durumundasınız kendinizi atmak için. ve bir çok kişi rahatsız olur, tedirgin olur kendini geriye, görmediği yere atmak için'
ve şöyle devam ediyor..
'bazen gördüğünüz değil hissettiğiniz şeye inanmalısınız. ve eğer başkalarının size güvanmesini istiyorsanız, sizin de onlara güvenebileceğiniz duygusuna sahip olmalısınız, karanlıkta olsa dahi. düşerken bile...'

düşerken güvenmek, karanlıkta güvenmek en çok ihtiyacımız olan şey değil mi? daha doğrusu görmediğine güvenmek?

fikir 24.05.2008 17:58:58
Cevabı başlık çok iyi vermiş; güvenilecek şeyin görünmesi veya dokunarak kontrol etmemiz gereksiz, orada olduğuna inanmaktır önemli olan...

Sino AtriaL 24.05.2008 18:58:24
Bu sözler bana bir dersi hatırlattı..

oyunculuk derslerinde çoğu zaman küçük alıştırmalar yapıyoruz,bunların içinde karanlıkta koşuşturma,gözlerimiz kapalı birbirimizin paröak uçlarına değerek tren vari yürümek ard arda,göz teması(hiç kıpırdamadan bakmak) gibi.. birde yukarıda eczacı'nın bahsettiği kendini geriye bırakma dersi var.Sahneden aşağı doğru atıyoruz kendimizi,aşağıda tutulacağımızı bilerek.Tabii ''ya tutamazsa,olur da düşersem'' diye çoğu  zaman yapamadığımız büyük sıkıntılar çektiğimizde olmuyor değil.Dersin amacı birbirine güvenmek,karşılıklı paylaşım.Ve ilk seferinde bunua cesaret edemeyenler ilk atıştan sonra müdaVİMİ OLUYOrlar..

Terra 24.05.2008 19:30:16

Bence güvenmemek en iyisi. Bunu bide başarabilsek. Güvensizlik bir kez acıtsada, Güven biçok kez...


moon 24.05.2008 19:57:12
pele bir gün takım oyunu ile ilgili birsey anlatiyordu videosuda var üstelik en iyi takim oyunu golü o ani anlatirken diyor ki o kadar takim olmustuk ki arkadan gelecek birinin oldugunu biliyordum yani onu hissediyordu görmeden bile o an o topu hiç bakmadan gönül rahatligiyla birakiyor ve gerçekten arkadasi geliyor ve golü atiyor. Güvenmek güzel birsey yanii..

24.05.2008 21:38:38
İnanmak bir ihtiyaçtır;ve ihtiyaçlarımız o an içerisindeki ve sonrasındaki beklentilerimizin karşılığıdır.Bence burada üstü kapalı bir samimiyetsizlik hali var.

fikir 24.05.2008 21:47:33
İnanmak bir ihtiyaçtır;


Bu tesbit gereğinden fazla abartılı değil mi? Her inanış ihtiyaç olmayabilir ve her ihtiyaca inanılarak ulaşılamayabilir.

İnanmak; hele burada kullanıldığı anlamıyla güven duymak ve başarıya ulaşmak. Oysa bu başarı ihtiyaç olmayabilir. Hatta ihtiyaç fazlası bile olabilir...

24.05.2008 21:58:48
şu yorumu yapaman bile bir yazma ihtiyacıdır; neden yazıyorsun peki  çünkü seni yazmaya iten bir şeyler var; kendi içinde tutunduğun şeyleri büyütme geliştirme veya yok etme gibi bir ihtiyacın var ve bu ihtiyaçları ancak inanışlarına göre belirlersin.İnanmadan kendini tanımlayamazsın, kendini tanımlayamazsan gerçek anlamıyla hiç bir zaman varolamazssın. Ben zihnin söylediği şeylerden değil söylemediği şeylerden bahsediyorum.

fikir 24.05.2008 22:07:00
Bu yorumu yapmam ve yazmam, inandığım bir düşünceyi paylaşma olabilir ama ihtiyaç değil. Bu aşamada ihtiyacım olsa olsa beni daha ileriye götürecek, bu konuda yazılabilecek yeni bir düşünce olabilirç Oysa daha mevcut olanı yani elimizdeki hazırı bile kullanamazken, ihtiyacımızı nasıl belirleyelim.

Her zihin kendi içinde bir devinim halindedir. Nasıl senin zihninin nerelerde dolaştığıını benim bimemin olanağı olmadığı gibi, benim zihnimin de nerelerde gezindiğini bir başkasının bilmesi olanaksız. Benim zihnimde belki de hiç bir şey ihtiyaç değil, fazlalık. Hatta buna rağmen buraya yazma gereği bile hissedebiliyor olabilirim.

Terra 24.05.2008 22:09:20
İnandığın an bitmişindir...

24.05.2008 22:10:52
Bu yorumu yapmam ve yazmam, inandığım bir düşünceyi paylaşma olabilir ama ihtiyaç değil.

İçindeki hayvanı beslemeyecek kadar erdemli ve faziletli birimisin sen !

fikir 24.05.2008 22:13:53
İçindeki hayvanı beslemeyecek kadar erdemli ve faziletli birimisin sen !

yok yaa pissen, ne erdemi ne fazileti, olsa olsa yüzyılların doğruduğu bir ölüm olabilirim. Başka da bir şey arama...

24.05.2008 23:29:00
O zaman cümleni  son satırdan başlayarak yorumlayalım dilersen.
Alıntı
Bu yorumu yapmam ve yazmam, inandığım bir düşünceyi paylaşma olabilir ama ihtiyaç değil. Bu aşamada ihtiyacım olsa olsa beni daha ileriye götürecek, bu konuda yazılabilecek yeni bir düşünce olabilirç Oysa daha mevcut olanı yani elimizdeki hazırı bile kullanamazken, ihtiyacımızı nasıl belirleyelim.

Seni burada yazmaya iten şey;
Alıntı
Oysa daha mevcut olanı yani elimizdeki hazırı bile kullanamazken, ihtiyacımızı nasıl belirleyelim.

Düşünceni gerçek yaşamda gerçeklemeyen veya tatmin edemeyen oluşumların yarattığı boşluğu doldurmak ihtiyacındır.Aksi halde niteliğin noktasında sosyal oluşumlar, kurumlar ve toplantılar içerisinde faal bir şekilde bulunabilir sana, yorum yazma zevkini bana tattırmayabilirdin Smiley Buradaki özne düşünceden çok boşluktur.
Çünkü boşluk hiçliktir ve kimilerine göre hiçlik kötü bir şey olabilir yada olmayabilir; ama nedense hep doldurulması gereken bir şeydir.Bu düşünceden kaynaklı değil özünde yatan inanıştan kaynaklıdır. Çünkü inanırken düşünmeyiz; ama düşünürken inanabiliriz. Çünkü esas olan içimzideki hayvanın kendini doğaya göre ayarlaması değil doğayı kendine göre şekillendirme arzusunun, hat safhada yüksek olmasıdır. Ve o hayvan, doğayı hep esir almak ister, kendine göre uyarlamak ister bunun için yapaması gereken ilk şey, kendini ihtiyacı olan şeyleri oluşturabilcek koşullara ve güce inanmasıdır.
Ve seni boşluktan çıkarak olan şey ise polemiğin, tartışmanın içerisinde bakındığın şeyin var olduğunu hissetmen, bulabilceğini hissetmen, veya düşünce yapına göre bir gün muhakkak bulabilceğine yada geliştirebilceğine olan inancındır.

Alıntı
Bu aşamada ihtiyacım olsa olsa beni daha ileriye götürecek, bu konuda yazılabilecek yeni bir düşünce olabilirç

Kişi gücünü aslında kendinden alsada sosyolojik yapısı gereği çevresinden alır,Seni ileriye götürecek şey bilemediğin ama tanıdığın, hissettin şeydir. Düşünceden öte bir dürtüdür yani; Buda inanışın ve onun ihtiyaçlarına göre  şekillenen bir şeydir.

Bu yorumu yapmam ve yazmam, inandığım bir düşünceyi paylaşma olabilir ama ihtiyaç değil.
İnandığın şey senin dahi bilmediğin bir şeydşey olabilir. Çünkü yazının en başında dediğim gibi İnançlar bir ihtiyaçtır. Neyin ihtiyaç olup olmadığı ise kişin kendi ile ilgili bir şey olup çoğu zaman kendi içinde bastırılan bir şey olabilir.Beşeri kurallar ve konunlar zinciri söz konusudur. Gerçeklemeyişin özünde olmadığı anlamına gelmez.

fikir 24.05.2008 23:45:37
Zahmet etmissin pissen, ne gerek vardı bu kadar eziyete... Smiley

Valla ölümlüyüm... Smiley


Sayfa: [ 1 ]