|
||
| Azınlık yada çoğunluk yönetimine,ahlak hocalarına,dini önderlere,kurtarıcılara,seçkinci yada popülist yönetime, etnik yapılanmaya ihtiyaç duymadan topluluk ayakta durabilir mi? Topluluktan ayrılmış bir yönetimin onu ayakta tutamayacağı da nerden çıktı? Nasıl? Toplum kendi kendini demokrasinin sunduğu sınırsız çeşitlilikle düzenleyebilir mi sizce? Bu sınırsız çeşitlilikte nasıl insanın eşitliğinden bahsedilmekte? Heralde bu çeşitlilik içinde demokrasi insanını, sınırsızlığıyla boğup, kaybettirip onu sıfır yaparak eşitlemekte.Bu gerçektende böyle mi? |
||
|
||
| aslında bakarsan topluluğun yönetici seçkinlerce yaratılması ile yönetici seçkinlerin topluluk tarafından yaratılması arasında yumurta-tavuk ilişkisi var. her ikisi de birbirinin sebep sonucu. öncelikle istenen ney ? yönetici seçkinlerin tahakkümünden kurtulmak mı ? peki bu yumurta-tavuk döngüsü içinde nasıl gerçeklenebilir ? sizce sorun ney ? hedef ne olmalı ? ne yapılmalı ? |
||
|
||
kusura bakma senin sorularına yanıt vermeden ekstra sorularla gelmişim ![]() ben insanların eşitliği fikrini kabul etmiyorum. insanlar eşit değildir ancak eşit imkanlar ve haklara sahip olmalıdırlar. kendi üstünlüğümüz emeklerimiz üzerine bina edebilir olmalıyız. bu yüzden emeğe dayalı bir farklılaşmada üstünlük gereklidir. |
||
|
||
| Demokrasi insan çeşitliliğine izin vermez, insan çeşitliliğinden faydalanabileceği bir bulamaç yaratır. Kıyafet gibi giyinirsin bu zenginliği ve için rahatlar.Ben özgür bir balığım ,akvaryumum var ama çok büyük.Zaten ben nereye kadar yüzebilirim ki.Evet, bu bana yeter. :rolleyes: dersin. Herkesin farzedelim ki mümkün eşit derecede konuşmasının bir faydası yok.Herkes daha az konuşsun daha çok sussun ki herkes kendi kafasını daha çok dinleyebilsin. Zaten demokrasi çoğunlukçuluk faşizmi değil mi. |
||
|
||
| Diktatörler halkı düşünmezler, destursuz girerler. Demokrasi ise halka prezervatifle girilen rejimlere verilen addır.. |
||
|
||
| Takip ettiğim Penguen dergisi köşe yazarı Altay Öktem'in son haftalarda ki oldukça artan Thomas Dumas hayranlığı bana da bulaşacakmış gibi... bu adamı biraz araştırın.. |
||
|
||
| Ha Ha Hay..! Nede garip insanlar - nede garip konulara - nede garip yorum getirmişler bugün...! Demokrasi...? Sen kimsin ki, hala ben bir numarayım diyorsun...! Eğitim düzeyi yüksek olan milletlerde ancak sen var olabilirsin..! Çünkü yılanın başı ne kadar cahil olursa, kuyruğuda o kadar cahil olur...! Cahil halk - cahil başı seçer...! Örümcek gibisin sen demokrasi dedikleri şey...! Kendine bir ağ çizmiş, gidip gidip duruyorsun üzerinde, ve içine saplanan zavallıları yersin tabi, güçsüz duruma düşünce... Sen tıpkı bastonum gibisin benim, istediğim zaman vuruyorum yere, istediğim zaman istediğim yerde istediğim şekilde kullanıyorum seni, görenler bastonlu diyor, yardım ediyor, ama bilmiyorlar ki, ben senin gibi bastonları kullanırım hep...! Yoksa milletin ayağına takılmasan, ben neyle takarım milletin ayağını, iyiki varsın demokrasi, sen olmasan benim gibiler ne yapardı? diktatörlük.. o yüce kutsal olgu... sana diyecek sözüm yok... yazık ki insanoğlu zaman içinde her güzel olan şeyi öldürdüğü gibi seni de öldürmüş... ama üzelme sakın emi, seni yok etmesi için insanın, kendisini yok etmesi gerekecek... ve her dalda sen sallanacaksın, ve her sallananda dalını bulacaksın...! sana yakışanı elbet bir gün yapacaksın... |
||
|
||
| demokrasi - görürsem söylerim size | ||
|
||
| Hayliden hayli kalınlaştı yobazlık yeniden, Softalık zorlu anırtı ile aldı yürüdü. Kara bir kinle taassub pusudan çıktı yine, Yurdu şâhâne cehâlet yeni baştan bürüdü. Neyzen Tevfik |
||
|
||
| Kürşat Bumin - 19 Haziran 2007 kbumin@yenisafak.com.tr Bu mizah demokrasinin teminatıdır Yıllardır titizlikle sürdürmeye çalıştığım bir alışkanlığım var: ÖSS sorularını sınavın ertesi günü gözden geçirmek. Dolayısıyla dün öğle vakti elinizdeki yazı için klavyenin başına geçtiğimde de, önümde gözden geçirilmeyi bekleyen ÖSS soruları duruyordu. Söylediğim gibi bu işi epeyce zamandır –yılmadan- sürdürüyorum. İlgilendiğim alan –tahmin ettiğiniz gibi- ÖSS sorularının “Sözel” bölümü. Geçen yıllar içinde –bana göre-- ortaya bayağı hoş yazılar çıkmıştı. Tarifi gereği akılsız olan bir “optik okuyucu”ya emanet edilen ve kendisinden hâlâ yanlış olarak “sınav” diye söz edilmesine rağmen aslında bir “yarışma” olan bu seçme işleminde adayların önüne öyle abuk/sabuk sorular sürülüyordu ki, Türk Gençliği'nin bilgi ve becerisini ölçmek iddiasında olan bu hepten yanlış sistemin değil yılda bir hemen her gün ciddi olarak sorgulanması gerekiyordu. İşte bu yıl da yine bu duygular içinde yeni bir gözden geçirmeye başlamak üzereydim ki, “Genç Siviller”in “ele geçirdiği” bu yılki sorular çıka geldi. Nefis bir şey tabii ki... Tam da “Genç Siviller”den beklendiği gibi. Ayrıca farkettim ki, bu farklı Gençler, benim yıllardır uğramadığım “Sayısal” bölüme de el atmışlar. “Ele geçirilen” soruları bir değil birkaç kere okudum. Hem de her defasında (tek başıma olmama rağmen) kahkahalar atarak... Ve hemen şöyle düşündüm: Memleketimizde bu “Genç Siviller” ve bu sivillerin öncesi de olan bu mizahı var olduktan sonra korkmayalım, sırtımız yere gelmez nasıl olsa artık... Madem ki (şükür) bu mizah ile tanıştık, demokrasimiz emin ellerdedir artık... Peki o zaman şu soru: “Genç Siviller” ile gündemimize giren bu yeni tarz mizahın farkı nedir? Takdir edersiniz ki cevabı çok uzun tutacak bir soru bu. Ama şimdilik, hiç değilse, bu yeniliğin temelinde yatan bir hususu hatırlatmayı unutmayalım: Bu yeni mizah, tam da, otoriter-totaliter sistemlerde filiz vererek ortalığı altüst eden bir mizah türüdür. Bu mizah türünün artık, “takkeli-entarili hoca”, “püro tüttüren göbekli kapitalist” ya da türlü kılığa sokulan “siyasetçi” tiplemeleriyle yetinmesi imkansızdır... İş artık ciddiye binmiş, mizah bütün ideolojilerin öldüğünü ilan eden bir ideolojinin “yapı bozumu”na yönelmiştir. Ciddi ama o derece de bol kahkahalı bir süreç yani... İşte size “Genç Siviller”in “ele geçirdiği” ÖSS sorularından birkaç örnek; okuyun, doğru seçeneği işaretleyin ve kahkahayı basın... SÖZEL BÖLÜM SORU 8. Aşağıdakilerden hangisi, bizi muasır medeniyet seviyesine çıkarır? a) Klasik müzik dinlemek b) Cumhuriyet mitinglerinde bayrak sallamak c) Bale yapmak d) Darbe ve muhtıralara karşı çıkmak e) Türkiye laiktir laik kalacak sloganı SORU 11. Cumhurbaşkanı Sezer'in “Laiklik adam olmaktır” sözü aşağıdaki ideolojilerin hangisiyle çelişmez? a) Feminizm b) Laiklik c) Demokrasi d) Maçoluk e) Liberalizm SORU 20. Dıştan gelen bir uyarım sonucu doğan hareket, salgı gibi iç tepkilere yol açan irade dışı sinir etkinliğine refleks denir. Yukarıdaki yazıda yer alan refleks, toplumsal olarak gösterilmesi durumunda aşağıdakilerden hangisi gerçekleşebilir? a) Linç girişimi b) Yağma c) Anarşi d) Başkaldırı e) Hepsi SORU 27. "Türk milleti yaşadığı toprakları ve milletini sever. Hiç kimse ama hiç kimse, vatanını ve milletini seven insanları yadırgamasın. Zira bu insanlar yanlış yoldadır" Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın yukarıdaki sözlerine göre yanlış yolda olan kimlerdir? a) Vatanını ve milletini seven insanlar b) Türk Milleti c) Kürt milleti d) Türkçe dilbilgisi uzmanları e) Bu tarz sorular sorarak halkı askerlikten soğutmaya çalışan ÖSYM yetkilileri SORU 29. Bir muhtıradan sonra “Askerlerin ülkenin temel değerlerine sahip çıkmasını yadırgamamak gerekir.” diyen bir anamuhalafet partisi yetkilisi hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez? a) Yazıklar Olsun b) Komşusunun evinin yangınında yumurtasını pişiren c) Demokrasi bir gün sana da lazım olur d) Tek Parti Olsun Temiz Olsun e) Rütbeli bir sivildir SORU 31. Darbe ve muhtıraları nasıl engelleyebiliriz? a) Eğitimle. Halkı eğiterek, aslında ara rejimlerin pek de fena bir şey olmadığına onları ikna ederiz, engellemeye gerek kalmaz. b) Özürlü demokrasimizi hepten tatil eder kurtuluruz. Demokrasi olmazsa darbe ve muhtıra da olmaz; olsa da o kadar acıtmaz. c) Bütün vatandaşları askere alarak. Böylece ortada, kendilerine karşı darbe yapılacak sivil kalmaz. d) Tek Partili altın çağa geri dönüp, devletin işletme ve kullanım hakkını 150 yıllığına CHP'ye vererek. e) Hiçbiri. Bu şıkların hepsi birbirinden beter! SAYISAL BÖLÜM SORU 34. Deniz'in altı oku var. Bunlardan üçünün ucunu kırıp, öteki üçünün ucuna takarsa ne olur? A) Üç tane iki ucu oklu değneği olur B ) Elinde oku gitmiş üç tane sap kalır C) İyi olur D) Darbe olur E) Hiçbiri Demokrasi ile ilgili tanım: "Demokrasi, yönetici olarak yanlış kararlar vereceği varsayılan insanların, yönetici olarak doğru kişiyi seçeceğini varsayan yönetim şeklidir” "Seçme özgürlüğü değil, seçenekler özgürluğüdür." "En kötü demokrasi en iyi(!) faşizmden iyidir." |
||
|
||
| SORU 34. Deniz'in altı oku var. Bunlardan üçünün ucunu kırıp, öteki üçünün ucuna takarsa ne olur? A) Üç tane iki ucu oklu değneği olur B ) Elinde oku gitmiş üç tane sap kalır C) İyi olur D) Darbe olur E) Hiçbiri AYYYYY! ÖLÜYORUM GÜLMEKTEN YAHU
|
||
|
||
Gerçekten güzelmiş. Özellikle demokrasi tanımını çok tuttum.
|
||
|
||
| deniz arkadaşımızın eşitlii tam bir liberalizm eşitliği ama emek kelimesini kullanarak sosyalist bir anlam yaratmaya çalışmış.bi de bu üstünlük kavramını neye göre belirlyeceksin.hiyerarşik bir şekilde mi olacak gene. | ||