SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İç Politika

Konu: Çatı Partisi

Sayfa: [ 1 ]

cosinus78 17.05.2008 22:00:17
Son günlerde gene gündemde, Kürtlerin ve Kürt sorununu barışçıl yollardan çözümünü savunan sol partilerin bir çatı altında birleşme projesi.

Hedefte, DTP,SHP,EMEP,SODEP,ÖDP gibi partiler var. Daha önceden seçim öncesi ittifaktan farklı bir perspektifle yaklaşılıyor. Sadece seçimde değil, diğer tüm sorunlar karşısında sol bir duruşla durmak ve çözüm üretme olarak düşünüyorum.

Umut yaratır mı bu çatı partisi? Ya da bundan öncesi; Böyle bir birleşme olabilir mi?

gökdeniz 18.05.2008 14:28:03
insanlık adına yapılan her hareket ler umut yaratır.bu güne kadar birçok oluşumlar
oldugunu biliyoruz,önemli olan ideolojik kaygıları bir kenara bırakıp(kimse kimliklerini bırakmadan tabiki)ortak eylem ve hareketlilikleri oluşturmaktır.geçmişten bir takım dersler alınmış dilegiyle
umut verici oldugunu düşünüyorum ,umarım insanlara umudun ötesinde,öncüde bir parti olmaya
olanak saglar ve birleşik bir mücadeleyide örgütler.

evet umut veriyor neden olmasın...

Sapiens 18.05.2008 15:32:39
bu partilerin ittifakından yand adeğilim yeni bir parti halka danışılarak  yeni bir parti kuurlmalı yukarıkiler gibi sahte  numaradn sol değil harbi sol oluşumu ehdefleyen bir parti olmalı koltuğa yapışmıyan lkiderler seçilmeline kendi çıkarını ne çevresindikelrin çıkarını halkın çıkarından kendiene oy vermiyenelrin bile çıkarından üstün tutmamalı
kendisi sol düşünceli olmalı ama solcu nolmıyanalrında bu ülkede yaşadığını yaşıyacağını bilmeli

yukarıdkai partilerin hepsi çöpe yukarıda olmıyanalrda ne yaptılar şu ana değin hikaye bir adam parti lideri sıfatı elde etsin diye parti kurulmamalı

asya 18.05.2008 16:15:04
Aslında keşke arınabilseler lider olma ve sahiplik bilinçlerinden. Gerçekten sorunlara çözüm bulmak idealiyle yola çıksalar ve bu idealden kopmasalar. Tek amaç “ülkedeki sorunların çözümü” çevresinde birleşseler ve peşini bırakmadan çözümlerin ve engelleyicilerin üstüne gitseler.

Tabii ki umut veriyor bana ama “inandırıcı ve gerçekçi mi?” sorusunu da sormadan edemiyorum. Bu sorunun yanıtını ise ne yazık ki “hayır” olarak veriyorum.  O zaman da umutlanmanın ne yararı var? diyorum kendime. Sad

kopil118 18.05.2008 16:22:20
her yol kürtlere gelip tıkanıyor, kürt sorunu bu ülkenin bir çıkmaz sokağı, hangi yoldan gidilirse gidilsin çıkmaz sokağa sapılıp, orada kalınıyor ne yazık ki. bu nedenle bir çatı partisi liderlik ve çekişmelerden arındırılmış olarak bir umut vadedecekse bu ülke için elbette gerekli. ve partilerin amacı halkın umutlarına yardım etmek ise bunu yapmalarında bir çözüm kanalı söz konusu da olabilir. gereklidir de.

Sapiens 18.05.2008 17:33:18
Kürt sorununuda bahsettiğimiz oluşum halledebilri ancak

cosinus78 18.05.2008 20:36:32
Sizin dediğiniz biraz ütopik (sayın) sapiens, Türkiyede siyasi partiler mevxcut durumu çok değiştirmeden, dengeyi yakalamkla çok şey başardıklarını düşünürler. Türkiye siyasetinde asl olan yeni açılım ve çözümlemeler değil, Cumhuriyetin kuruluşundan buyana süre gelen farklı cephelerin savaşında mevzi kaybetmemektir.

Şimdi yeni yeni AKP bu kuralın dışına çıkıyor, bu savaşımı bir üst seviyeye çıkarıyor. Şimdiye kadarki süreçte başarılı da oldu denebilir. Nedir kazanımları ya da üst seviye dediğim şey? İslamcılar çok defa iktidar oldular ama iktidarın getirdiği kazanımları pek fazla kullanamadılar. önlerinde hep engeller vardı. menderes örneği onlara verilen ilk ders. Çok partili dönem denilen şeye bakalım; İslamcıların önü askeri darbelerle sürekli kesildi. Ama burada çok önemli bir nokta var ki bu darbelerde en çok gene islami örgütlenmelere temel olacak yapılanmaların önü açıldı. Alicengiz oyunu yani.

Yukarıda halka danışıp yeni parti kurulmalı demişsin. Katılıyorum olması gereken bu. Ancak Türkiyede hiç bir siyasi akım halk eksenli siyasetin işlenebileceğine inanmıyor. "halka rağmen" sözünü duymuşsundur.

Bu önemli bie mevzu; Halk mı siyasete yön verecek, siyasiler mi halkı yönlendirecek?

Sapiens 18.05.2008 20:38:01
islamcılar iktidar oldu derken  iktidardan ve islamcıdan akstınız nedir

cosinus78 18.05.2008 20:42:33
İslamcılar, demokrat partiden buyana kurulan, anti kemalist partiler. iktidar ise seçimi kazanmak.

gökdeniz 19.05.2008 14:29:45
FİLİZ KOÇALİ

 

Çatı Partisi hakkında çok konuştuk. Çok tartıştık. Artık iş yapma zamanı. İlgili hiç kimsenin artık Çatı Partisi konusunda treni sallamaya tahammülü kalmadı. Bu da şaşırtıcı değil. Çünkü Çatı Partisi sorunu, sıradan bir işbirliği sorunu değil. Türkiye’nin bugün içinden geçtiği darbe sürecine ve kaosa dönüşmesi muhtemel siyasal krize demokratik yanıt verme sorunu... Öyle olduğu için Çatı Partisi sorununda iş yerine sürekli “müzakere” ve sürekli “arayış” affedilmez bir hata olur.

Hata yapmamalıyız.

Çatı Partisi’nin başlıca somut ve reel güçleri artık ortaya çıkmıştır. Bunlar başta DTP, SDP, EMEP’tir. ÖDP’de de Çatı Partisi sorunu canlı tartışmalara konu olmakta. EHP gibi örgütler Çatı Partisi’ne ciddi ilgi duymakta.

Çatı Partisi yalnızca Kürt özgürlük hareketi ile Türkiye’deki sosyalist partilerin meselesi değil. Böyle bir bileşim dar olduğu için değil, ama Çatı Partisine ilgi duyanlar yalnızca bunlardan ibaret olmadığı için Çatı Partisi yalnızca bize ait bir sorun değil.

Örneğin, AB ekseninde dönüşümleri savunan sol liberal eğilimin temsilcileri bizce Çatı Partisi’nin potansiyel güçleri arasında yer alıyor. Bu çevreler üzerinde etkide bulunan sol, demokrat aydınların Çatı Partisinde bizlerle eşit haklı bileşenler olarak yer almaları gerekir.

Türkiye’de şu anda İslami referansları olan bir parti hükümette. Bu hükümete yalnızca sosyalistler ve Kürt özgürlükçüleri karşı çıkmıyor. Yine İslami referansları olan, aynı zamanda demokratik özgürlükleri savunan çevrelerden de AKP’ye ciddi itirazlar geliyor. Bize göre Çatı Partisi bu çevreleri saflarında birleştirmelidir.

Sınıfsal açıdan farklı çıkarları savunan güçlerin arasında ortak noktaları bulmak her zaman çok zor olmuştur. Üstelik böyle cephe taktiklerinin sosyalistler açısından taşıdığı saptırıcı tehlikeleri de unutmamak gerekir. Sorun şurada: Sosyalistler hem böyle esnek ve riskli taktikleri uygulayıp, hem de sosyalist ilkelerini koruyabilirler mi? Bu soruya sosyalist ilkelerinden emin olmayanlar olumsuz yanıt verirler.

En geniş güçleri birleştirme sorunu, somut ortak hedeflerin varlığı durumunda çözüm bulabilir. Bugün gerçekten de sol liberalleri, demokrat Müslümanları, sol aydınları, Kürt özgürlükçülerini ve sosyalistleri, bu arada başı örtülü ve başı açık kadınları, ezilen aleviyle sünniyi tek bir Çatı Partisinde cephe birliğine çekmek mümkün müdür? Nasıl?

En geniş güçlerin cephesi olarak Çatı Partisini kendi “öz partisi” sananlar için bu soru yanıtsız kalmaya mahkûmdur. Biz ise böyle geniş bir cephenin Çatı Partisi formunda kurulmasını yalnız zorunlu bir politik görev olarak görmüyoruz, aynı zamanda böyle bir cephenin mümkün olduğunu savunuyoruz.

Birbiriyle farklı çıkarlara, farklı ideolojik referanslara ve farklı politik hedeflere sahip sayılan güçler arasında cephe birliğini sağlamak ve onları Çatı Partisinde bir araya getirmek, Çatı Partisinin önüne koyacağı somut ve güncel hedeflere, bu hedefler uğrunda mücadeleye katılan kitlelerin sınıfsal konumuna ve çağdaş dünyanın yeni ve keskin çelişkileriyle ilgili izlenecek yola sıkı sıkıya bağlıdır. Şöyle:

Elbette hiç kimse, Çatı Partisi’nin programına sosyalizm hedefini koymayı düşünmez. Ama bu, Çatı Partisi’nin sosyalist olmasa da, sosyalizme açık bir parti olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. Nedir bunun güvencesi? Bu güvence, Çatı Partisinde sosyalistlerin yer alacak olmasıdır. Onların geniş ve kitlesel bir emekçi tabanı bugün için yoktur. Ama bu yarın olmayacak anlamına gelmez. Boş bir iddia değildir bu. Çünkü geçmişte sosyalistler milyonlarca emekçiye öncülük etme deneyimine sahipler. Ve daha da önemlisi, ancak sosyal şovenlerin inkâr ettiği bir gerçek var: Kürt özgürlük hareketi güçlü bir sosyalist damara sahiptir. Onun milyonları bulan kitle tabanı Türkiye’nin en yoksul kitleleridir, işçilerdir, emekçilerdir.

Önümüzdeki soru şudur: Oluştuğu zaman milyonlarca emekçiye dayanacak olan Çatı Partisi bu emekçilere nasıl bir politik hedef göstermelidir? Bizce bu hedef, bu emekçilerin sınıfsal çıkarları uğrunda, iş için, aş için,  parasız eğitim ve sağlık için, neoliberalizmin onları sefalete iten bütün sonuçlarına karşı yürüttükleri savaşın önünü açan bir hedef olmalıdır.

Bize göre bu politik hedef, “askeri vesayet rejimine ve Kürt sorununda çözümsüzlüğe son vermek”tir. Metropollerde böyle bir demokrasi uğrundaki mücadele, DTP’nin Kürt coğrafyası için savunduğu politik hedefle, yani “demokratik özerklik”le tam bir uyum içindedir. Kürt özgürlük hareketi bu ikili yapıyı, “tek devlet iki demokrasi” formülüyle temellendiriyor. Biz SDP olarak benzer bir şekilde, politik süreçlerin eşitsiz geliştiği iki ayrı bölgeden, iki bölgede iki ayrı taktikten, ancak tek bir oligarşik iktidara karşı ortak mücadeleden söz ediyoruz.

“Askeri vesayet rejimine ve Kürt sorununda çözümsüzlüğe son verme” hedefinin çok geniş güçleri birleştirme yeteneğinde olduğu çok açıktır. Özelleştirmeye karşı savaşan işçiyle, AB hedefini savunan liberal böyle bir politik hedefte geçici de olsa, birleşebilir. Özelleştirmeye karşı savaşan işçi, bu hedeflere ulaşmanın, onu sosyalizm hedefine yakınlaştıracağını, liberal ise bu hedeflere ulaşmanın onu AB hedefine yakınlaştıracağını bilir. Sorun şurada: Hem bilinçli işçi, hem de bilinçli liberal bu hedeflere ulaştıktan sonra, yolların keskin bir şekilde ayrılacağını da bilir.

“Vesayet ve çözümsüzlüğe karşı mücadele liberali AB’ye yakınlaştıracaksa, ben bu mücadeleyi yürütmem” denebilir mi? Böyle düşünenler vardır: Bunlar Ergenekon’un potansiyel yedek gücü olan ulusal-solculardır. Bu mantıkla düşünen “liberal”ler de vardır. Bunlar, yalnızca vesayetçi rejime karşı çıkmakta, ancak Kürt sorununda çözümsüzlük politikasını ise desteklemektedirler. AKP’ye kayıtsız şartsız destek veren liberallerin durumu budur.

Hiç kuşkusuz Çatı Partisi’nde çok geniş güçleri yanyana getirecek olan yeni çağdaş olgulara da değinmek gerekir. Kürt özgürlük hareketinin de stratejik değer verdiği ekolojik sorunlar, en geniş güçleri birleşmeye zorlayan çok önemli sorunlardır. Ekolojik sorunların ortaya çıkmasından kapitalizm ve sermaye sınıf suçludur elbette. Bu kapitalizmin eleştirisi bakımından büyük öneme sahip bir tezdir. Ama aynı zamanda kapitalizmin yarattığı ekolojik sorunlar, sınıf farkı tanımadan tüm insanlığı tehdit etmektedir. İşte bu sonuç, kapitalist sınıfın bağrına doğan aydınları, kendi sınıflarından kopmaya ve tüm insanlığın geleceği adına ekolojik sorunlarda savaşan güçlere katılmaya teşvik eder. O nedenle Çatı Partisi’nin programında ekolojik sorunlara geniş ölçüde yer vermek, çıkarları sermaye sınıfından yana olmakla birlikte önemli kesimleri, ekolojik bilinçleriyle ezilenlere yaklaştırmamıza yardım edecektir.

Ve nihayet, toplumun yarısını oluşturan kadınları, aralarındaki sınıfsal ve ideolojik farkları adım adım aşarak, cinsiyetçiliğe karşı mücadele programımızla Çatı Partisi saflarında birleştirme perspektifimizden de söz etmemiz gerekir. Bu konuda metropollerde yarattığımız birikim ve Kürt kadınlarının uyanışının göz kamaştırıcı boyutları bizi Çatı Partisi’nde kadınları birleştirme konusunda cesaretlendiriyor.

Farklı çıkarlara, görüşlere, hedeflere sahip partilerin, güçlerin, çevrelerin böyle bir aktüel politik ve global nitelikli hedefler ve sorunlar çevresinde birleşmeleri, aynı zamanda örgüt modeliyle de ilgili bir sorundur.

Çatı Partisi, “ortak bir parti” değildir. Bir ittifak, işbirliği, eylem birliği hareketinin parti formunda örgütlenmesinden ibarettir. Buna katılacak güçler, kurdukları ilişkiyi stratejik bir ilişki, taktik bir ilişki, geçici ve koşula bağlı bir ilişki olarak formüle etme özgürlüğüne elbette sahiptirler. SDP açısından, Çatı Partisinde Kürt özgürlük hareketi ile kurulacak ittifak stratejik düzeydedir. Bir liberal çevre Çatı Partisi’ne girerken, bizimle kurmak zorunda kaldığı ilişkiyi, son derecede geçici bir işbirliği ilişkisi olarak yorumladığı zaman, biz bu yorumu yadırgamayacağız.

İşin bir boyutu bu. Diğer boyutu ise, Çatı Partisi’ne katılacak olanların örgütsel bağımsızlıklarını koruyacak olmalarıdır. Bu sanıldığından kolay bir yöntemle gerçekleşebilir. Çatı Partisi’nin örgütsel iskeleti, katılacak olanların verecekleri üyelerle yukardan aşağıya kurulur. Onun kitlesel gücü ise, her katılan bileşenin üyelerinin Çatı Partisi’ne onursal üyeler olarak katılmasıyla aşağıdan yukarıya sağlanır. Katılanlar bu yolla, kendi programlarını, tüzüklerini, örgütlerini, üyelerini korurlar. Katılmak gönüllü olduğu gibi, ayrılmak da gönüllü olur. Kısaca Çatı Partisi’nin bileşeni olmak, kimilerinin düşündüğü gibi, “geriye dönüşü olmayan bilinmez bir yol” değildir. Kısaca “korkulacak” bir şey yoktur.

Çatı Partisi, belirttiğim gibi bir cephe modeli olarak sunulmuştur. Ne var ki, bu düşüncenin ilk kez ortaya atıldığı 2002’den beri, Çatı Partisi tartışmaları sürekli olarak seçim işbirlikleri hakkındaki tartışmalarla iç içe geçirilmiştir. Çatı Partisi düşüncesini zayıflatan başlıca yanlış, onu seçim işbirliği düzeyine indirmek olmuştur. Şu sıralar, Çatı Partisi’ni oluşturma yolunda atılacak adımları geciktirmek, bir kere daha bizi seçim işbirliklerinin tartışıldığı bir ortama sürükleyeceğe benziyor. Biz geciktikçe, yerel seçimler yaklaşıyor. Eğer Çatı Partisi sorunu şu sıralarda netleşmezse, bir kere daha seçim pazarlıklarının konusu haline gelerek çürüyecektir.

Çatı Partisi, asgari olarak yerel seçim işbirliğini hedef almamalıdır. Çatı Partisi’nin minimum hedefi, şu anda içinden geçtiğimiz yargısal, hukuksal “darbe süreci” ve politik krize demokratik alternatif yaratmaktır. Bu, Çatı Partisi’nin CHP ve MHP’yi saf dışı bırakarak ana muhalefet partisi düzeyine yükselen bir güç haline gelmesiyle olur. Bu mümkündür. TBMM’deki grup, Çatı Partisinin gücünü arkasına aldığı gün AKP hükümetinin ve onu tasfiye etmeye çalışan Ergenekon destekli vesayetçi güçlerin karşısında gerçek ana muhalefet grubu olacaktır. DTP’nin kapatılmak istendiği, bunun AKP’nin kapatılma sürecine eşlik ettiği koşullarda krize Çatı Partisiyle müdahale etmenin tahmin edilenden çok daha ciddi sonuçları olacaktır.

Çatı Partisi’nin metropollerdeki hedefi bize göre, darbe sürecini yenilgiye uğratmak, vesayetçi güçleri tasfiye etmek, bunlarla uzlaşan AKP’yi yalıtmak, Kürt sorununda çözümsüzlük siyasetine son vermek olmalı... Çatı Partisi Kürt coğrafyasında ise, Kürt özgürlük hareketiyle omuz omuza hareket etmeli, devletin has partisi haline gelen AKP’yi asıl hedef almalı, Kürtler nasıl istiyorlarsa öyle yaşamalı ilkesine dayanarak, onların şu anda savundukları demokratik özerklik mücadelesiyle dayanışma içinde hareket etmeli...

Çatı Partisi’nin bu aktüel hedefi, onun çok daha geniş ufuklu ileri hedefiyle organik bir şekilde bağlıdır. Tarih Kürt özgürlük hareketine olağanüstü bir misyon vermiş bulunuyor. Dünya emperyalizminin çıkar kavgasında düğüm noktası olan bölgemizde Kürt özgürlük hareketi, tüm bu bölgenin devletlerinin emekçi halklarıyla yan yana yaşıyor. Bu halkların içinde o, devrimci sürecin merkezi gücünü temsil ediyor. Eğer Kürt halkının devrimci potansiyeli emperyalizm tarafından yenilgiye uğratılamazsa, bu güç bölgemizde devrimci dönüşümlerin rönesansını başlatacaktır. Türklerin, Ermenilerin, Acemlerin, Azerilerin, Arapların ve farklı din ve mezhepten halkların tam orta yerinde çeyrek yüzyıldır amansız koşullarda devrimci sürecin öznesi olan Kürt halkı, bulunduğu topraklardaki halklarla ittifak kurarak tüm bölgenin geleceğini belirleyecek olanaklara sahip... Çatı Partisi bu olanağın büyütülmesine Türkiye topraklarında yasal bir katkı olacak...

Bu yol haritasında yerel seçimler nerede duruyor? Çatı Partisi yerel seçimlerde işlev görmeyecek mi?

Elbette görecek...Ama seçim pazarlıklarının mekanı olarak değil...AKP’nin, bölgede bir devlet partisi olarak Diyarbakır’ı zaptetme taktiğine darbe indirmek suretiyle görecek işlevini...

Çatı Partisi günümüzün temel sorunudur. Onun gerçekleşmesini geciktiren her ikircimli yaklaşım, ortak hareketimize büyük zararlar verecektir. Süreci hızlandırmak en büyük görevdir.

 

Filiz Koçali

SDP Genel Başkanı

Yeni Bakış, 5-11 Mayıs 2008

cosinus78 06.06.2008 13:22:13
Çatı Partisi yolda

Demokratik bir halk hareketi niteliğini taşıyacak Çatı Partisi için çalışmalar yoğunlaştı. Partinin ‘solda birlik’ten farklı olarak geniş bir yelpazeyi kapsayacağı belirtiliyor. 

Sol, ‘Çatı Partisi’ projesinin bir imkan olup olmadığını tartışmayı sürdürüyor. Görüşmeler devam ediyor; önümüzdeki haftalarda netleşme sağlanması bekleniyor. Çatı partisi projesinin yürütücüleri partinin Haziran’da şekillenmeye başlayacağını, bu partinin “solda birlik”ten farklı olarak sendikalar, meslek odaları, aydınlar, Aleviler, Kürtler, Ermeniler, Çerkesler, demokrat Müslümanlar, emek örgütleri, yöre derneklerinden oluşacağını söylüyor.

Bianet, EMEP, DTP, SDP, SEH ve Halkevleri’yle konuştu.

Demokratik Toplum Partisi (DTP) Merkez Yürütme Kurulu üyesi Şamil Altan: “Türkiye’de demokratik bir dönüşümü isteyen aydın yazar, çevreler, emek örgütleriyle, sendikalar, odalar, yerel yöre dernekleri, Alevi kuruluşlarıyla, demokrasiyi özgürlüklerinin teminatı gören muhafazakar çevrelerle ezilenlerin bütünüyle temasa geçmeye çalışıyoruz. Haziran ortalarında ya da sonuna doğru şekillenmeye gider.

Sosyalist Emek Hareketi (SEH) sözcülerinden Kenan Kalyon: “Çatı Partisi bir yandan sosyalist solun çeşitli kümeleriyle, Kürt sorununda siyasi çözüm isteyen liberallerle, DTP’lilerin kendi tabirleriyle ‘özgürlükçü islamcılarla’ geniş bir yelpazede temaslarını sürdürüyor. SEH bu süreçte aktif gözlemci olarak yeralacak. Çünkü bizim açımızdan ana mesele önerilen ittifak zemininin demokratik ittifak zemini olması. Bu demokratik ittifak zemininde kalarak Türkiye’de bir üçüncü kutup inşa edilemez. Mesele Kürt sorununda siyasi çözüm talep etmekse, burada özelleştirme yanlısı bir liberalle özelleştirmeyle mücadele eden bir işçi beraber uzun vadeli siyaset yapamaz.

Halkevleri Genel Başkan İlknur Birol: “Çatı Partisi yürütücüleriyle bir kez görüştük, gözlemciyiz. Parti ortaya getiriliş tarzı itibariyle bir birlik arayışı. Türkiye solunun toplumsal muhalefetinin daha görünür hale gelen, halkların sorunlarının çözümünün solda olduğunu deklare eden bir çaba içinde olması gerektiğini biz de ifade ediyoruz. Bu birlik arayışlarının çeşitli kurumların ifade ettiği hareketli toplumsal taban üzerinde yükseldilğinde manası olabilir. Seçimle sandığa kilitli tek başına birliğin bundan öncekilerden farklı sonuçlar çıkaracağını sanmıyoruz.”

Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) Genel Başkanı Filiz Koçali: “Partiyi kurma kararlığı var. Türkiye’de demokrasinin tesisini savunan tolpluluklar var. Bugüne kadar kimse “Hayır bu iş olmaz” demedi. Çeşitli sosyalist gruplarla, Alevi şahıslarla, Çerkesler, Gürcüler, Ermenilerle; sosyal demokrat oluşumlar içinde yeralan şahıslarla, demokrat Müslümanlarla görüşmeler yaptık. Şimdiye kadar iyi bir tablo çıktı. Umuyoruz ki Haziran sonuna kadar çatı partisi heyeti ortaya çıkabilir. Çatı partisinin iki temel meselesi var; askeri vesaiyet rejimi ve Kürt sorununda çözümsüzlük.” Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Ender İmrek: “Türkiye’nin demokrasi güçlerinin birliği, hak ve özgürlüklerin kazanılması, bağımsız bir dış politika izlenmesi ihtiyacıyla karşı karşıyayız. Bir kaç sol partinin kuracağı sol çatı partisi bu durmu izah etmeye yetmez. Alevilerin, Kürtlerin farklı inançlarından, kültürlerinden dolayı AKP’nin politikalarından devletin yaklaşımından rahatsız olan güçlerin birleştiği demokratik bir halk hareketine ihtiyaç var. Haziran’da bu kapsamda toplantılar olacak. Demokratik blok partisi diyebileceğimiz, partilerin kendilerinin kurduğu değil, destekledikleri platform gibi gelişmesi isteniyor.”

CHP ve DSP’yi kapsamıyor

Öte yandan DTP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, Sabah’tan Muharrem Sarıkaya’ya yaptığı açıklamada, solda yer almış etkin isimlerle görüşmelerinin devam ettiğini, yeni oluşumun CHP ve DSP’yi kapsamayacağını belirtip ekledi: “Bizim istemediğimizden değil, onlar istemiyor da ondan. Ancak inanıyorum ki, birlik oluşturursak, başarısı CHP ve DSP’yi çeker.”

Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da “Kimlikleri dışarıda bırakacak, etnik temele dayanmayan bir parti. İtalya’daki gibi partilerin kimliklerini koruduğu Zeytin Dalı İttifakı değil; Alman modelinde olduğu gibi İnönü’nün SHP’sine benzeyen tek çatı partisi...” dedi.

Sarıkaya, 10 Aralık Hareketi Sözcüsü Burhan Şenatalar’ın da şu açıklamasını yansıttı: “Kürt sorununu önemsiyoruz. Ama kuracağımız siyasi partiyi farklı grupların koalisyonu gibi düşünmüyoruz. Herhangi bir parti ile de iç çekişme yaşayan DTP ile de temasımız yok. DTP’de berraklaşma olmadan teması da doğru bulmuyorum.” SHP lideri Murat Karayalçın ise kendileri ile herhangi bir kişinin veya grubun temasının söz konusu olmadığını söyledi.

NİLÜFER ZENGİN/ BİA/İSTANBUL



Sayfa: [ 1 ]