|
||
| Sahne tiyatronun olduğu kadar dansın da vitrini. Bale ya da flamenko..Halk oyunları ya da tango..İnsan bedeninin kendini müzikte ifade etme tutkusunun arenası da sahne. Dans hayatında ne kadar yer alır? Sahnede dans edenleri izlemek için zaman - emek vs. harcar mısın? Ne tarz bir dans senin ruhunun bedeninle bir müzikte yeniden buluşmasına aracı olur? |
||
|
||
| Ben sanki bedenlerini yırtıp sanki içinden taşmak istiyormuş gibi , insansı sınırlara ve yerçekim yasalarına ihanet ve başkaldırı biçimindeki modern bale yorumlarını izlemeyi çook seviyorum.Ve sonra tangonun şiirsel sarhoşluğunu da. | ||
|
||
| en çok merak ettiğim metal bi müziğe çekilen halay.. birileri sepultura'nın "roots" parçasına halay çekmiş..çok isterdim görmeyi.. Dans hayatında ne kadar yer alır? var ya şööle bir boy aynan olacak. koyacan müziği,o çalcak sen kendine oynican. oynayan da sensin, seyirci de.. hiç kimseye sorumlu değilsin. Sahnede dans edenleri izlemek için zaman - emek vs. harcar mısın? üniversitedeki ilk yıllarım folklor kulübünde geçti.oynamadım,çaldım. oynayanları izlemek bi zevk, oynayanlara müziğinle eşlik etmek bi zevk.. ikisini birden yaşadığım yıllardı :sevgi: merak etmeyin; bitti ... Ne tarz bir dans senin ruhunun bedeninle bir müzikte yeniden buluşmasına aracı olur? Anadolu Ateşi olmaz. Dansta pirim sürümden kazanılmaz kii ööle hurra yığılıyolar sahneye . Benim istediğim slaytların geçtiği, olay dizgisi olan bir dans gösterisi. sadece dans değil. mesela insanlığın gözyumuşuna,aldırmazlığına,vs.. gönderme bağlamında şey bile olabilir; arkada savaş slaytları, sahnede de ritmik bir müziğe dans eden bir grup insan.hatta seyircilerden tepki gelene kadar işin suyu bile çıkartılabilinir.
|
||
|
||
ben bale yapmak isterdim ![]() bir de buz pateni miydi onun adı. buzda dans ediyorlar ya, hani trt de çıkıyor, ondan :sevgi: sürekli dönülünce içindekiler de dönmeye başlıyor. hem sembolik olarak, hem de mide bulantısına sebep verecek şekilde
|
||
|
||
| eft ya o trt klasikleri arasındadır . eksıl vardı bi ..ikili üçlü versiyonları oluyodu maria butiskaya mı ne vardı hatta...kapanış galasında ne coşarlardı ama
|
||
|
||
| EROTIK AFRODISYAK VARDI BI ARA SOVTIVIDE GECELERI HEP IZLERDIM GUSEL DANS ORATA YAPARDILAR | ||
|
||
| öyle bir dans olmalı ky... taklitten uzak sadece kendinle her dönüşünde biraz daha yükseleceğini düşünerek sadece ruhunla denize ulaşınca biten bir serencam olmalıdır. mevleviler ne biliyim kızılderelilerin figürelerini izlemek insana belky de kaybetmek olduğu olguları hatırlaması açısından güzeldir. frenk usulu danslara karşı olmasam da sevmem atalarımın osmanlını Kanun-i2nin sevmediği gibi. |
||
|
||
| pogo yapın | ||
|
||
| :evet: a bir de hani sirklerde olur ya , bir ip sarkar tavandan ve bir insan o ipte imkansızın hareketlerini yapar.Bir de benzeri bir durum tavandan sarkan salıncaklar için geçerlidir- adı her neyse-..İşte onlar bir insanın yapabileceği en harika şeylerden birini yapıyorlar... :rolleyes: |
||
|
||
| Dans Tarihçesi Dans, insanın yeryüzündeki yaşamı kadar eskidir. Dansın sanat olarak ortaya çıkışı ise, Rönesans döneminde gerçekleşmiştir. 20. yüzyıl sınıfsal farklılıkların giderek ortadan kalktığı bir çağ olmuş ve 1920’lerden sonra ortaya çıkan müzik ve dans akımları, gramafon, radyo ve sinema gibi iletişim araçlarının icadı ile yaygınlaşmıştır. Böylelikle vals, tango, fokstrot, swing vb. pek çok müzik ve dans türü, uluslararası kimlik kazanmıştır. 1905-1914 yılları arasında en popüler salon dansları mazurka, kadril ve polkadır. 1908 yılından itibaren tango hızlı bir gelişme göstermiş ve 1917 yılında fokstrot ile birlikte Avrupa üzerinden dünyaya yayılmıştır. 1924 yılında Josephine Baker’in öncülüğünü yaptığı çarliston, savaşın acılarını unutmak isteyen dünya halkının gözdesi olmuştur. Dans tutkusu, 1920’li yılların başlarında tüm dünyada yaygınlaşan dans yarışmaları ile ivme kazanmıştır. 1940’larda, swing ve ardından bogie-bogie moda danslar olarak gündeme gelmiştir. Latin Amerika rüzgarı, 1950’lerin başında cha cha, samba, mambo gibi hareketli danslarla egemen olmuş, ancak kısa sürede tahtını rock’n roll’e devretmiştir. Şüphesiz 1950 ve 60’lı yılların tartışmasız dansı, İkinci Dünya Savaşı sonrasında dünyanın yeni hakimi olan Amerika’nın, yaşam ve eğlence kavramının bir özeti olan rock’n roll olmuştur. 1970’li yıllar ve sonrasında, çiftlerin birbirine sımsıkı sarıldığı dans türlerinin yerini, giderek akrobatik figürlerin öne çıktığı ve çiftlerin karşı karşıya geçip, hızlı bir ritmde dansettikleri danslar almıştır. Son yıllarda, dansın bir spor dalı olarak kabülüne yönelik çalışmalar hız kazanmıştır. 8 Eylül 1997 tarihinde, Uluslararası Olimpiyat Komitesi (International Olympic Committee-IOC) Uluslararası Dans Sporu Federasyonunu tam üyeliğe kabul ettiğini açıklamıştır. Uluslararası Olimpiyat Komitesine tam üyelik, yasal olarak dansın bir spor dalı olarak kabulü anlamındadır. Ancak, dans sporu henüz olimpiyat oyunlarında yeralmamakta, konuya ilişkin olarak Uluslararası Dans Sporu Federasyonu, 2008 yılı Olimpiyatlarını hedefleyerek çalışmalarına devam etmektedi. |
||