|
||
| “Hukuk devleti” olmak istiyorsak Hükümeti ve Meclis’i yargılanamayan sanıkların iktidarından kurtarmalıyız. Meclis’te 78 AKP’li milletvekili hakkında dosya var; her 3 AKP’liden 1’i zimmet,ihaleye fesat karıştırmak,sahtecilik,dolandırıcılık ve de hırsızlık gibi suçlardan yargılanıyor. Bu yüz kızartıcı suçların tümü milletvekilliğine engeldir; ama sanıklar dosyalarını “dokunulmazlık” mazeretinin kılıfına geçirmişler,ellerini kollarını sallayarak Meclis’te dolaşıyorlar… İLHAN SELÇUK… :w00t: |
||
|
||
| Kendi adına karar verecek insanı seçme kısmı bile yeterince soru ve sorun içerirken dokunulmazlık eklentisiyle kendilerine milletvekili değil tanrılar seçiyorlar.Beyin kanseri-felççç... :wacko: | ||
|
||
| Bir ülkeyi yönetmek için aday olanlar, o ülkede yaşayan yurttaşların bir özetidir. Yani milletvekilleri bizim seçtiğimiz kişiler olduğuna göre, buradan iki sonuç çıkarabiliriz. 1) Tüm seçilen kişiler bizim içimizden çıkıp bizi temsil ettiklerine göre, suç işleme yeteneklerini bizim gibi insanlarla aynı şekilde düşünerek edindiler. 2) Milletvekilleri, bizim toplumumuzun istemediği insanlardan oluştuğu halde, siyasal yapımızın bozukluğu nedeniyle toplumdaki seçme hakkına sahip olanlar, istedikleri kişiyi seçemedikleri için böyle bir sonuç çıkıyor. Bir ülkenin hukuk devleti olarak tanımlanabilmesi için, yurttaşların birey olabilmeyi başarabilmiş olması gerekir. Böyle bir bireysel hareketin toplumsal bilince dönüşebilmesi ise, yüzyıllar sürebilir. Sonuçta, yasa yaparak bizim yaşamımızın kalitesini yükseltmeleri ya da adaleti sağlayan kurallar koyabilmeleri amacıyla seçtiğimiz kişileri doğru seçmeyi başaramadığımız sürece şikayet etmeye de hakkımız yok. Aday olan kişinin kim olduğunu, bir partinin başındaki kişinin göründüğü gibi olup olmadığını anlamadan oy kullanmak bizim bilinçli bir birey olmadığımız kanıtlar. Zaten demokrasinin en büyük zaafı da bu değil mi? |
||
|
||
| Demokrasinin en büyük zaafı çoğunluğa hizmet( !! ) etmesi. | ||