|
||
AİBÜ TIP FAKÜLTESİ DEKANI PROF. DR. UYAN: -”SİGARA KULLANAN VE DÜZENLİ BESLENEMEYENLER, HER ZAMAN KALP KRİZİ RİSKİ TAŞIYOR” Prof. Dr. Uyan, yaptığı yazılı açıklamada, son günlerde özellikle yoğun iş temposuyla çalışan yönetici ve siyasilerde ortaya çıkan kalp rahatsızlıkları ve bundan kaynaklanan ani ölümlere dikkati çekti. Yoğun iş temposunda çalışan yöneticilerin iş stresi nedeniyle çok fazla sigara içtiklerini ve düzenli beslenemediklerini belirten Uyan, bu durumun damarlarda yağlanmaya neden olduğunu işaret etti. Uyan, sigara kullanan ve düzenli beslenemeyenlerin her zaman kalp krizi riski taşıdığını ifade ederek, bu riski ortadan kaldırmanın yolunun, sigara içmemek, düzenli beslenmek ve yürüyüş yapmaktan geçtiğini belirtti. Kalp krizi riskinin erkeklerde 45 yaş, kadınlarda ise 50 yaş sonrasında arttığını vurgulayan Prof. Dr. Uyan, “Bu tespitlere rağmen insanlar çok genç yaşta bile kalp krizi geçirebilir” dedi. KALP KRİZİNİN BELİRTİLERİ Dekan Uyan, özellikle daha önce kalp krizi geçiren, ailesinde kalp hastalığı olan, anne ve kız kardeşinde 65 yaşından önce şeker hastalığı ve yüksek kolesterolü ortaya çıkanların kalp krizi geçirme riskinin daha fazla olduğunu bildirdi. Kalp krizinin bazı belirtilerden yola çıkarak anlaşılabileceğine işaret eden Cihangir Uyan, şöyle devam etti: “Kalp krizi öncesinde göğüste huzursuzluk, basınç, sıkışma, kolda, midede veya sırtta belirgin bir rahatsızlık, nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı, baş dönmesi belirtileri ortaya çıkar. Bu gibi durumlarda zaman her şeydir. Hastaların bazıları bu belirtileri önemsemezler, böyle durumlarda 1 dakikadan fazla beklemeden 112 acil yardım aranmalıdır.” |
||
|
||
| Havanın sıcaklığına, yapılan fiziksel aktiviteye ve ruhsal duruma bağlı olarak yaz aylarında herkes terleme sorunuyla karşı karşıya kalıyor. Aslında terleme tüm sağlıklı insanlarda olması gereken vücudun su, tuz ve ısı dengesini sağlayan fizyolojik bir olay.Bu fizyolojik olay bazı kişilerde ısı dengesini sağlamaktan öte abartılı bir ter salgılaması şeklinde kendini gösterir. Bu kişilerde terlemenin çevre ısısı veya aktivite artışı,duygusal uyarılar gibi etlkenlere olan cevabı normal vücut cevabından daha fazladır. Ancak bazı kişiler var ki, onlar hiçbir aktivitede bulunmasalar bile aşırı derecede terliyorlar. Acıbadem Hastanesi Bakırköy Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Sariye Tanyeri “Hastalık nedeniyle olmayan aşırı terleme toplumda % 0,6 - % 1 oranında bulunur.” diyerek şöyle devam ediyor: “Kontrolü olmayan bu durum ter bezlerinin aşırı çalışmasına bağlıdır. Bu bezler daha yoğun olarak koltuk altlarında, ellerde ve ayak tabanlarında bulunur. Dolysıyle terleme bu bölgelerde daha yoğundur’ NEDEN TERLİYORUZ? Vücut ısısının kontrolünü sağlayan terleme, pek çok kişinin hem özel hem de sosyal yaşamını olumsuz yönde etkileyen önemli bir sorun haline gelebiliyor. Sinir sisteminin üst merkezlerinden gelen uyarıların etkisiyle, ter bezlerini çevreleyen sinirler “asetilkolin” isimli bir hormon salgılar. Bu hormonun etkisiyle ter bezleri ter salgısı yapıyor. Toplumun yüzde 1’inde, özellikle stresli durumlarda bu sistem aşırı düzeyde çalışıyor. Duygusal uyarılar bazı kişilerde özellikle el, ayak ve koltuk altlarında ter salgılarını arttırıyor. BOTULINUM A TOKSİNİ TEDAVİSİ Bölgesel (eller, ayaklar, koltukaltları) aşırı terleme sorununu bölgeye uygulanan antiperspiran ilaçlar, iyontoforez tedavi ve cerrahi yöntemlerle tedavi etmek mümkün. Her birinin değişik derecede etkisi, yan etkisi ve uygulama yöntemi var. Ancak son yıllarda çok kullanılan bir metot etkinliği yüksek ve yan etkisi en az olan botulınum A toksini uygulaması. Doç. Dr. Tanyeri bu tedaviyle ilgili şunları söylüyor: “Estetik amaçlı kullanımı nedeniyle son zamanlarda adından çok bahsettiren botulınum toksini yaklaşık 20 yıldır kas spazmları ve benzeri durumlarda yüksek dozlarda kullanmakta olduğumuz bir ajan olup bu süre içinde emniyetini kanıtlamıştır.” YAN ETKİSİ YOK Doç. Dr. Tanyeri bu yöntemin uygulanması konusunda şunları söylüyor: “Enjeksiyon yoluyla verilen toksin, uygulandığı yerde sinir uçlarında sinir iletisini geçici olarak bloke eder. Bu etkisini asetilkolin denilen hormonun salgılanmasını bir süre için durdurarak yapar. Ter bezlerini de asetilkolin hormonu üzerinden işlev yaptığı dikkate alınırsa aşırı terlemenin, botulınum toksini yoluyla durdurulması mümkün olur. İşte terleme tedavisi bu fizyolojik bilgiye dayanmaktadır. İlaç koltukaltı, eller veya ayaklara bölge uyuşturulduktan sonra yüzeysel enjekte edilir.” 2 - 5 gün içinde etkisini gösteren bu yöntem 5 - 7 ay boyunca etkinliğini koruyor. Doç. Dr. Tanyeri, 16 ay takip edilen 158 vakanın % 28’inde bir kez uygulamanın yeterli olduğunu belirterek şöyle devam ediyor: “İlacın ciddi bir yan etkisi görülmemiştir. Ancak, hamilelere kullanılması uygun değildir.” |
||
|
||
| Kadınların regl olmasını önleyen doğum kontrol hapı Lybrel, ABD'de İlaç ve Gıda Dairesi'nin onayını aldı. İlacı kullanan kadınlar âdet görmeyecek, bazen 'yalancı kanama' olabilecek WASHINGTON - Kadınların regl olmasını önleyen ilk doğum kontrol hapı Lybrel'in Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi'nin (FDA) onayıyla piyasaya sürüleceği açıklandı. Wyeth firmasının ürettiği ilacın etkinliği ve zararsızlığının 2 bin 400'den fazla kadınla yapılan bir yıllık iki klinik deneyle desteklendiği belirtiliyor. İlacı kullanan kadınlar regl olmayacak, bununla birlikte zaman zaman 'yalancı kanamaları' olabilecek. Lybrel diğer doğum kontrol haplarında da sıkça kullanılan iki hormonu düşük dozda içeriyor. Benzerlerinin aksine kesintisiz her gün kullanılan ilaç, regl kanamasını süresiz durduruyor. İlacın diğer doğum kontrol haplarındaki gibi kan pıhtısı oluşumunu ve kalp krizi riskini artırmak gibi yan etkileri var. Türk uzmanlar ne diyor? Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölüm Şefi Doç. Dr. Bülent Urman, temmuzda ABD'de piyasaya sürüleceği kesinleşen Lybrel'le ilgili şöyle konuşuyor: "Menopozda uyguladığımız kesintisiz ve hiç kanamasız hormon tedavisine benziyor. Âdet görmek istemeyen veya çok yoğun kanama yaşayanlar için uygun seçenek. Bazı kadınlar âdet görmeden korunmayı hoş bulmuyor ama bu kişisel bir tercih. Aslında kanamanın pratik olarak getirdiği bir yarar yok. Halk arasında yaygın olan, 'Ayda bir kanama olunca kötü hücreler dökülür, vücut yenilenir' inancı gerçekdışıdır. İlaç yaz aylarında sürekli denize girebilmek gibi kolaylıklar sağlayabilir. Regl döneminde hormon dalgalanmaları sonucu psikolojik rahatsızlıklar yaşayan kadınlar için de faydalı." Lybrel'in diğer doğum kontrol haplarıyla koruma bakımından benzer özellikler taşıdığını belirten İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Bülent Baysal da ilacın kanamayı önlemesinin içeriğiyle değil, kullanım biçimiyle ilgili olduğunu söylüyor: "Her gün kullanıldığı için farklı etki yapıyor, yoksa içeriğindeki östrojenle progesteron ve vücuda etkisi diğer doğum kontrol haplarıyla hemen hemen aynı. Tüm bu haplar rahim içi zarını inceltir ve kanamalar bu nedenle azalır. Bu tip ilaçları daha uzun süreli kullandığınızda hiç kanama görmemeyle sonuçlanıyor." http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=222107&tarih=24/05/2007 |
||
|
||
vallahi biz ne diyelim kadınlar nasıl mutlu oluyorlarsa öyle olsunlar. ben doğalından yanayım ama bekara da karı boşamak kolay
|
||