|
||
| toplumumuz geçtiğimiz çağlardan daha fazla nihilist görünüyorsa belki de bu duygulu insanlar olarak olgunluğa eriştiğimizin bir işaretidir. kollektif bilincimiz önemli bir noktayı aşıp genişlediği için belki de en sonunda hayatın temel gerçeğini kabul etmeye hazırız; hayatın tek amacı hayatın kendisidir. | ||
|
||
| nihilizme yönelmek için başka bi yerde olmak lazım, herşey hiçlikten başlar, hiçlikten hiçliğe de yönelmek racona ters. ![]() hatta; bence nihilist olunmaz, doğulur.. :wacko: yani, belki de geri dönüş başlamıştır. |
||
|
||
| nihilizm, kesinlile modern hayat belirginleştikçe etkinliğini arttıracak bir düşünce. modernizmin evsizliği diye bi kitap adı duymuştum. evsizlik. nihilizm bu değil mi ? |
||
|
||
| ben liberalizm her ne kadar birey vurgusunu ileri sürsede aslında gerçekleşenin sürekli bir kollektifleşme olduğunu gözlemliyorum. bunu gözlemlemek için de zaten müneccim olmaya gerek yok. bu halde bireysel bilinçliliğimizin alanları devamlı olarak kollektif bilinçle dolduruluyor. bu da bir birey olarak duygusal yaşamadığımızı, duygularımızın tükenmesiyle tutkularımızın körelmesini ve tüm bunların yerini sadece hayatın kendisinin bir nevi hayatta kalma mücadelesinin aldığını gösteriyor. çünkü hayatta kalmamız artık diğerlerinin kararlarına bağlı. sadece anlamsız bir hayat sürmek. bana göre şeyleri anlamsızlaştırmaya çalışanların hayat perspektifleri sadece işine gidip gelen akşam tvsini izleyen yemeni yiyen haftasonlarında cinsel faliyetlerini yerine getirenlerinkinden çok daha anlamlı. bu nedenlerle nihilizme mi yöneliyoruz diye sordum aslında. buna bir şey daha ekleyebilirim. bu durumda nihilistler nihilizm önündeki en büyük engel mi oluyor? |
||
|
||
| kollektifleşme ? ben yanlış anlamdıysam büyük bir yanlışın var. Birey hiç bir yüzyılda olmadığı kadar kendi mimarisini ve yapısını inşa ediyor.hatta bu bence öyle bir şey ki Toplumlar bir sonraki aşamaya geçişti hazımsızlık sorunu yaşıyorlar.. Bütün değerlerini ve bilinçlerini uygarlaşma çatısı altında sürekli revize ediyorlar.. Kendilerine ne getireceklerini bilmeden.. ve buna bence hayatı kategorize etmekel başlıyorlar.. çocukluk,ergenlik,gençlik,olgunluk,ortayaş nöbetleri,alışkanlık,yaşlılık vs.. ve bu sürüçte nensel benlerinin geliştiği kadar sosyal asosyal pasif ve aktif bir rol alıyorlar.. ama her şeyi tanıyabildikleri ve yüzleşebildikleri nokatadan belirledikleri için kişisel cesaretleri kadar kendilerini ortaya koyabiliyorlar gibi geliyor bana.. tutkkular dfuygular hayata sıkıştırılmış kategorilerin birer parçası.. nihlizmin doğru ve insana gediği an ise bence bu kategorilerle yüzleştiğin ve korkularının karşında zafer kazanmaya başladığıun zaman yani tamamıyle kaybetme mantelitesinden çıkıp.. promethesun tekrarını yapmakla başlıyor.. çünkü sahip oldğun bir şeyler yoksa direk olarak sana da sahip olanlar devreden çıkıyor.. ve bir dönüm noktasına geliyorsun.. Yabancılaşma.. Bütün tregedeyların başladı toplumun dölünü boşalttığı kuyuya burada seçim senin ya yok olursun vaz geçersin yada var olursun yaşamaya devam edersin.. etarfında dönenlerele birlikte akıntıdın bütün sertliği ve sesiyle birlikte okyanuslara doğru yol alırsın.. hemde nereye akıcağını bilmeden.. nihlizme yönelmek bizim seçimimiz değil zaten senin sayudığıun bu maddelerin ekletyinsi.. bunun bizim teroik yada ideolojik birikimizle yada entellektüellimizle bir alaksı yok.. Bu gün toplum içerisinde nihlist olduğunun farkına varmadan ayaşayan o kadar çok insan varkiş inançlı bir insan bütün samimiyetiyle bunları düşünse inanın aklını kaybeder.. muhafakazar oldğuan bin pişman olur böyle bir şeyle hiç yüzleşemmeyi diler. bence.. bizi var eden bilincimiz değil tamamıyle bize kaasitemizden olğumuzdan fazlasını dayatan sistem insanlar.. güvensizliği aşılıyan onlar.. ve haklısın galiba nihlsitler nihlizme engel oluyorlar gibi.. çünkü ukale benliklerimizle tıpki şu an oldğumzu gibi bir anlam katıyoıruz yalnzıca kendi anlamlarımızı dışarı anlamak istemeden.. hayatımda gerçekten bir tane nihlist gördüm oda bir film karesindeydi.. belki hatırlrsınız yönetmenin ve oyuncunun adını hatırlamıyorum ama . EDY diye bir film.. EDY 'i anladıkça bizim daha dalından kopmamış meyveler olduğunu farketmiştim.. daha yeşiliz.. kızarmamışız bile.. ama herkes için kutsal olan zaman la birlikte açıcak yapraklarımız ve yüzleşeceğiz kendi kaderimizle.. ve derimki inanabilcek bir şey buldunmu inancını yitirme... ne yazık ki yok gibi görünüyor.. -------------------------------------------------------------------------------------------- MURDERER LORD LaNeTs.... HaiL AnD KiLL... |
||
|
||
| kollektifleşme dedim çünkü bireyin kendisini inşa ettiğine inanamıyorum. daha çok inşa edildiğine inanıyorum. bunu sağlayan da bir çok mekanizma var. eğitim en başında geliyor. eğitim kurumları bireyleri değil kollektifi düşünerek işliyor ve kollektif için eğitiyor. hem de bütün yaşamı. nasıl sıçılacağından nasıl savaşılacağına kadar. evet buna da aslında bireylik denilebilir ama sadece liberal terminolojide. | ||
|
||
| evet kollektifle senin dediğin şeyi kastediyorum. yani hiyerarşik örgütlerin toplamını. kollektivist bir düşünce yapım olmasına rağmen halihazırdaki sisteme de kollektif demeyi yadırgamıyorum çünkü kollektifin de hiyerarşinin de adem-i merkeziyetciliğin de kendi başına bir şey ifade ettiğini düşünmüyorum. eğitime ama daha geniş bir açıdan bakmaya çalışmıştım yani sıçmaktan savaşmaya kadar derken. örnek vermem gerekirse toplum içinde kentlerde tuvalet yerine başka bir yere sıçmak bir kargaşa doğurur. çünkü daha öncede kanalizasyon şebekesi diye bir şey kurulmuştur ve kollektifin/sistemin yararına bunun kullanılması zorunludur. bu nedenle de bunun ilk eğitimi aile içinde verilmez mi? ve ailenin de işlevi toplum hayatını düzenlemekten başka nedir? bu örnekler çoğaltılabilir ama demek istediğim şey bireysellikten kollektivizme doğru gittiğimizdir. özel mülkiyetin olmasından dolayı, kişinin kendi kazancı için çalışması ve bunları gerçekleştirdiği oranda da kişinin daha çok bireyselleştiğini düşünemeyiz. aksine bu birey olmaktan vazgeçmektir. gerek devletçi sosyalizmde gerek liberalizmde sonuç aynıdır. bu ideolojilerin ikisi de toplumun refahını baz alarak insanı alet konumuna indirger ve hayata ekonomik açıdan bakar. |
||
|
||
| Nihilizm, karanlık geçmişinize doğru seyirtmiş olsa idi, ona hangi göz ile bakmış olacaktınız ve bu ahlaklı yorumların uysal sorularına, kendi cevaplarınızı hangi çalparan ile serecektiniz, yüzeyine, hem hareket için, hem bereket neticeyi sonlandırır diye! Mutlu kabadayılar! Tesbih ahlakı gelişince kollektivizm iyice sırıtır. İmrenilen insani cümbüşler başlar! Ama Hiç'in barındığı an yaklaşınca, zaten bu batın-ağın kendi iç yüzünü anlayacaklar. BAtmaya uğraşan, sonucu kendi ayanasında görür. Muutluluk vaizleri ve istençleri sarmaz çeşni halleri! | ||
|
||
| zaman | ||
|
||
| soruyu gerçekten sormamışsın çünkü açık ki geçmişimizde olsaydı nihilistin gözü ile bakmış olurduk. o göz ise fotoğraf makinesininki kadar objektif olurdu. yani sahibinin aklıyla gözü arasındaki bağlantısı kopmuş ama gözle nesnesinin ilişkisi bilincine ham haliyle yerleşmiş olurdu. yani aklı ile nesneyi alt etmeye çalışan bir görüş yerine nesneden zaten üstün olan bir bakış kazanılınırdı. üstün çünkü nesneyi manipüle etmek için yasalara bağımlı kalmak zorunda kalınmazdı. yasalar olmazdı değil yasaların kendisi bile bilinen gerçeğin alt edilmesine araç olmak zorunda kalırdı. bugün nasıl zihin bedenden ayrı düşünülemiyorsa bu ikisinin beraber düşünülmediği bir duruma geçilebilirdi. zihin bir tarafa konduğunda bir araç olduğu görülmüş olurdu. işlenebilir, kabiliyeti sınırsız bir araç. artık var olmayan öz (bireysel benliği kastediyorum) sonucunda insana dair ahlaki çelişkiler de (başka bir çeşit ikilem) ortadan kalkmış olurdu. bazı örnekler vermeden açıklık kazanmayacak bu. bugün işçilerin acı çekmesi durumu bir sorunsa nihilist açıdan bu insanın kendini yetersizliğe mahkum ettiğini gösterir. ama nihilistin yetersiz görmesi diğerlerine benzer gibi gözükse de altında ahlaksal bir kaygı taşımaz. bugün fiziksel acıların hissedilmemesine yol açan genler araştırılıyor, aynı şekilde zihnin acı çekmesini önleyen ilaçlar geliştiriliyor. diyelim ki genetik olarak işlenmiş bazı bedenler acı çekmeye duyarsızlaştırılmış ve sadece bu iş için kullanılıyor ama zihinleri de bir şekilde bölünmüş ve mutlu olmaları sağlanıyor. belki pek çokları için bu gaddarca gelebilir(bir nihiliste öyle gelmeyecektir), peki sormak lazım mutluluk nedir o zaman? mutluluk amaç olarak görünüyor bugün (neden?). nihilizme yöneldikçe onun da bir araç olduğu anlaşılması mümkün görünüyor. şimdiden aslında bedenimizi ve zihnimizi ayırma yoluna gidiyoruz farketmeden. yani mutluluğu bir araç olarak kullanmaya alışıyoruz. (antidepresan satışları bana yeterli geliyor bir delil olarak) |
||
|
||
| Nihilizme yönelmiyoruz, sadece çağın getirdikleri, oluşan kollektif bilinç ve modernizm içimizden nihilistlerin çıkmasını daha olası kılıyor. Evet, yabancılaşma ve nihilizm arasında dağlar kadar fark vardır ama ikiside aynı kaynaktan beslenebilir nitekim insanların her türlü yönelimi de oluşan ortama göre, ondan yarar sağlayacak şekilde gelişir kanısındayım. Ama şunu unutmamalıyız ki bu tanımları anlamlandıran ve birbirinden ayıran arada ki bilinç farkıdır. Her insan hayatının ilk evresinde toplumsal değerler,yargılar ve ahlak kaideleri ile yüklenir.Sonra bunlarla yaşamayı ögrenir. Bütün bunlardan sonra toplumsal kaideleri yoksaymak ve onlarla istedigin gibi oynamak gelir. Bu yoksayış bireyselligin bir getirisi olabileceği gibi bir bilincin getirisi de olabilir.Nihilistle, yabancılaşan bir birey arasında ki fark budur. Bu haller nihilistinde, yabancılaşan bireyinde hayatına yarar sağlayacak şekilde seçilmiştir, nitekim yabancılaşan birey bundan somut bir kazanımla, yani kendine dönerek ve egoistleşerek, bu ortamdan bir yarar sağlıyorsa, nihilist bilinçsel bir yarar sağlar. Ki yabancılaşmanın farkındalığı marx'a göre yabancılaşmayı yenecek tek şeydir. Yani demek istedigim "hayatın tek amacı hayatın kendisidir" demek,bunun altında bir bilinç yatmadığı sürece, tek başına hiç bir şey ifade etmez çünkü bu kendi içinde başka bir anlamı ve yönelimi doğuracaktır. Halbuki bu bilinç, farkındalığından ötürü kendine yükleyecegin anlamı da silip süpürecek birşeydir.. |
||
|
||
| bügünden tez yok. | ||
|
||
| Batmaya uğraşan kendi sonucunu aynasında görür. Gören göz için yönelim mutlak değil, hamlıktır... |
||
|
||
| onda yok olmam yakın, gidiyorum bilinmez ya da karanlığa, ya da dostoyevskinin ecinnilerdeki bir kahramanının dediği gibi tanrı olmaya gidiyorum. | ||
|
||
| dünyaya aşırı tamah etmek ile nihilizm arasında ironik bir ilişki var. dünyayı elde etmenin ötesine geçildiğinde nihilizme yönelinir. |
||