|
||
| Aslında burada bu güzel insanın hiç anılmamış olmasına şaşırdım ve onu tam da şu anda anmamız gerektiğini düşündüm. Kazım Koyuncu ...denizin çocuğu .. Karadeniz dalgalarında viya yapan asi genç. Viya dalgalarla dansetmektir. Batmamayı başarmaktır hiç bi yardım olmadan. ... 90 ların başında Zugaşi Berepeyle ismini duyurmaya başladı Kazim Koyuncu . 1972 Artvin Hopa doğumlu . 1993 yılına kadar çeşitli gruplarda müzik yaptıktan sonra Zugaşi Berepe ( Denizin Çocukları ) nı kurdu . 2000 yılında Salkım Söğüt 2 projesinde 3 şarkıyla yer aldı. Birinde İlkay Akkaya ile düet yaptı ( Ou nana ) Babasi onu kaymakam olsun die göndermişti İstanbula ama o İstanbul Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesinden siyasal nedenlerden dolayı ayrılmak zorunda kaldı . Babası Hopa da bi köy berberiydi . 2001 de ilk albümü ' Viya ' yı çıkardı. Viya dalgalar üzerinde batmamak üzere oynanan bi oyundu. Bu ismi bilerek seçmişti . Betonlaştırılan Karadeniz sahillerini o Viya yaptığı günlerdeki gibi kalmasını istiyordu . Bi kaç dizi müziği yaptı . ( Gülbeya ve Sultan Makamı ) Onu sadece bu dizilerin müziklerinden tanıyan memleketlilerine de sitem ediyordu haklı olarak. O toprağını ve insanını seviyordu. 2004 ün Nisan ayında da Hayde adlı albümünü çıkardı . ![]() " Koyuncu, yaz aylarını evinde sadece 7-8 gün kalacak kadar yoğun turne, konser programları ve sivil toplum kuruluşlarının gecelerinde sahne alarak geçirdi. Haziran ayında yalnızca dört gün kalmasına karşın Beşiktaş Kültür Merkezi'nin teklifini kabul ederek Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'ndaki ilk solo konserini gerçekleştirdi: ''Seyirciyle söze dökemediğim, tuhaf bir iletişim, bir enerji var. Ben, benim albümümü alanların, konserime gelenlerin müziğime verdikleri emeğe sahip çıkmak için sahnedeyim. Hepsi benim arkadaşım. O sahne buluşmalarında sevgi ve saygı var. Bazen çok şımarık oluyorum sahnede, seyirci bunu hoşgörebiliyor. Onlar şımardığında da ben hoşgörüyorum. Coşup gidiyorum. Kendimi bazen o kadar yukarıda ve uçacakmış gibi hissediyorum ki 'şımarmak' diyorlar buna.'' DAHA FAZLA DANS Koyuncu konserleri, doyasıya horon tepmektir izleyici için. ''Dido Nana'' da, ''Gyuli Çkimi'' de, ''Ben Seni Sevduğumi'' de soluklanılır, ''Ella Ella'', ''Koçari'', ''Cilveloy Nanayda' da horon tepmeyen tek kişi bile kalmaz: ''Müzik sadece ses, nota, birkaç enstrümanın yan yana gelmesi değildir. Müzik ve dans birbirine sevdalıdır. Dans hayatımın en büyük eksikliklerinden biriymiş, daha fazla dans etmeliymişim. Zaten dans kurslarına gitmeye karar verdim. Latin dansları, tango, horon, hepsini öğreneceğim.'' Ağustos ayında Fuat Saka, Volkan Konak, Bayar Şahin' in katıldığı ''Hey Gidi Karadeniz'' projesinin hayata geçmesi için büyük emek harcayan Koyuncu, Yedikule Zindanları'ndaki konseri TRT-2'de yayımlanınca daha çok seyirciye ulaşma şansı yakaladı. Yönetmenliğini üstlendiği Hülya Polat 'ın ''Rino'' albümünde geleneksel Karadeniz ezgi ve enstrümanlarıyla rock tınılarını birleştirdiği ve dinleyicinin Koyuncu imzasını hemen hissettiği başarılı bir çalışma gerçekleştirdi. Trabzonspor için yapılan şarkı ve marşların toplandığı, yakında piyasaya çıkacak olan albüme iki marş hazırladı: ''Hopa'daki çocukluk günlerimde üç büyüklere kafa tutan Trabzonspor efsanesi vardı. Futbol oligarşisinin karşısına dikilmiş, Anadolu'dan gelen bir güç vardı. Dördüncü büyük oldu, ama Trabzonspor Türkiye futbolunda devrim yapmıştır ve hâlâ devrimci potansiyelini içinde barındırır. Eski yönetim kurulu üyesi Tahsin Usta 'nın teklifi üzerine Şehnaz Yeygel' in yazdığı sözlerle Hayde'deki Uy Aha şarkısının uyarladım, ayrıca yeni bir marş yazdım. Asla profesyonel bir çalışma değil. Trabzonspor'un şampiyonluğunu çok küçük yaşta da olsa gördüm, borcum vardı. Ben, üzerime düşeni yaptım, şimdi sıra sahadakilerde.'' 'AYNIYSA UTANIRIM' Kasım ayındaki Babylon konserine ''müziğinde yeni bir dönem açmak'' için hazırlanmıştı: ''Tam başlıyorduk, kanser olduk. Aslında her şey yolundaydı ama müzik hayatımda çok kökten bir değişikliğe ihtiyacım olduğunu hissediyordum. Biraz daha elektriklenmiş, rocklanmış bir sound (ses) yakalamak istedim. Ritmin çok daha sağlam olduğu, iyi çalınan renk sazların, daha düzenli girip çıktığı bir ses düşündüm. Evet, eninde sonunda ben bir Lazım ama dünya kulağıyla duymak istediğim bir ses var içimde. 'Müzik ve hayat adına neler oluyor' depresyonu ve sonunda kanser. Hayatım boyunca 3-4 kez işin içinden çıkamadığım dönemler oldu ve hep hayat beni işin içinden çıkardı. Kanser belki şanstır. Çok tıkandığımı hissettiğim, artık utanmaya başlayacağım bir dönemdi. Ben beş konserde bir şarkıyı aynı şekilde çalıp söylüyorsam utanırım.'' Aralık ayında Ankara ve İstanbul'daki Hey Gidi Karadeniz gecelerinde sahne alan Koyuncu, sürekli öksürmesi nedeniyle Akan Organizasyon şirketinden sevdiği bir arkadaşı olan Dilek Dindar' ın ısrarıyla sağlık kontrolünden geçti. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi'ndeki muayeneler sonucu testis kanseri başlangıcı teşhisi konuldu. Akciğer ve akciğer boşluğunda ilaç tedavisiyle giderilme olasılığı çok yüksek olan tümörlere rastlandı: ''Bazen doktorlarla 'İki yılda bir albüm yapıyorum, beş albüm yapabilir miyim' diye pazarlığa giriyorum. 'Yaparsın' diyorlar. Bazı şeyleri sen yapamıyorsan hayat yaptırıyor. Hayatım boyunca tatile gitmediğimi fark ettim. Şimdi 7-8 ay evde oturmak, müzik yapmak, hayatı düşünmek ve tedavi görmek durumundayım.'' Geçen hafta kemoterapi uygulaması başlayan Koyuncu, Cerrahpaşa Medikal Onkoloji Servisi'ndeki seanslara girerken bazıları orada tanışan, birbirine kenetlenmiş arkadaşları, ailesi kapıda bekliyordu. Çıktığında dostlarına, ablasına, ağabeylerine, yeğenlerine hep gülümsedi: ''Hayatımın en büyük korkusu kanserdi, başıma geldi. Başka birinin kanserine belki bakamazdım, ama göz göze geldiğin an korkunun yarısı gidiyor. Hastanede bekleyen dostlar o kadar güzeldi ki hepsinden sorumlu hissediyorum kendimi. Varlıkları beni tahmin ettiklerinin dışında etkiledi, hayata bağladı ve kendimi daha iyi hissettim.'' DENİZİN ÇOCUĞU Koyuncu, hastalığının ilacını ve müziğindeki gelişmeyi de sevgide görüyor: ''Sevmeyi bilebilmek, sevdiğini hissedebilmek, sevenlerle göz göze gelebilmek. Bu kanserde de işe yarayacak, muhtemelen müziğimi büyütecek. Bu süreç beni sadece müziğe yönlendiriyor. Daha az konuşmaya, daha çok müzik yapmaya, daha hızlı koşmaya ve dans etmeye sevk ediyor. Bu hastalık benim için gerçekten bir müjde olabilir. Aksi takdirde bu hayat şu ana kadar yaptıklarımla durur.'' Kazımseverler, 28 Ocak akşamı Yeni Melek Gösteri Merkezi'nde, henüz dökülmeden baba mesleğini sürdüren ağabeyinin kısacık kestirtiği saçlarıyla karşılaşacak. Yine horon tepecekler, hüzünlenecekler ama kesinlikle sigara içmeyecekler: ''En iyi ihtimalle haziran ayına kadar konser veremeyeceğim. Kanser ve konser arada sadece bir harf farkı var. Hiçbir şey umurumda değil, ben Yeni Melek'te konserimi yapacağım. Arkadaşlarım üzülmesin, her zamanki şımarık, kendini vermiş halimle çıkıp şarkılarımı söyleyeceğim.'' Denizin çocuğu-Zuğaşi bere, kıyıda bekleyenlerin gözlerine bakıp bilmediği bir denize ''viya'' iniyor. Hayde! Viya Kazım Koyuncu... 'RADYASYONLU ÇAY İÇMEK ZEK‚ SORUNU DEĞİL, BİR SUÇTUR' Koyuncu, Rusya'da 1986 yılında meydana gelen Çernobil nükleer kazasının etkilerine kayıtsız kaldıkları gerekçesiyle yetkililerin cezalandırılması istemiyle geçen nisan ayında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunan sivil toplum temsilcilerinin arasındaydı. Facia tarihinde 14 yaşında olan Koyuncu, kaza sonrası ilk yağmurların üzerine yağdığını anlattı: ''Hepimizde tümörler var ve hayatımızın belirli dönemlerinde radyasyon veya başka etkiler tetikleyip kansere dönüştürüyor. Kaza sonrası adını anımsamadığım bir bakanın 'iyi gelir' diyerek radyasyonlu çay içmesi yalnızca bir zekâ sorunu değil, suçtur. Çernobil'den sonra erken teşhisler için rehabilitasyon merkezleri kurulabilir, belki binlerce insan ölmezdi. Hangi şehirde, kaç insan kansere yakalanmış gibi bir istatistik bile yapılmamış. Bu ülkenin politikacılara, yalancılara ihtiyacı yok. Ben böyle duyarsız yöneticilerin halk düşmanı olduklarını düşünüyorum'' alıntı Evet o konser ve kanser arasında tek harf farklı diyor Bunu da atlat Denizin Çocuğu ![]() Didou Nana -Viya- ( 2001 ) Megrel Halk Şarkısı oropa ardzo arti varen çkim iveri nçari çkvaşa miordini miçkutu do goytiroku ma si çkvaşa miordini miçkutu do didou do na ni na huriyadas çima ndğasu skani mamulyas makipginam kankaleşa gamkomile vaşilebu taşi rina kankaleşa gamkomile didou do na ni na seri do ndğaşi arti mapu skani şaras ginocinepu skani dudi midamiğuru şkvak kargi mokileku skani dudi midamiğuru didou do na ni na ah orapa si ncgiri ndğaşi guri muço domixaşi seri iri şeni seriren do kukumela naku ndğaşi seri iri seriren do didou do na ni na ------------------- her sevgili bir değil benim kaderimi başkasına yazdın beni sevdiğini biliyordum ama sen beni başkasına değiştin titreyerek sabah günü senin çiftliğinde dolanıyorum başıboş şuursuzca bu yaptıgın mümkün değil sensiz ben ne yapayım gecem ile gündüzum bir oldu senin yolunu gözler oldum sen benim için öldün başkalarının sevdiği geldi ah sevgili seni iyi günlerimde yüreğimi nasıl dağıttın gece herkes için gece de ben gunlerdir uykusuzum [ ![]() OU NANA - Salkım Söğüt 3 ( İlkay Akkaya - Kazım Koyuncu ) Megrel Halk Şarkısı Ase çanguri üaxûüuatuna Skan do çkimi gacirebana Ou nana Dida voi nana Çanguri si mu segilabuna Vegigadve gancirebaba Ou nana Dida voi nana Dudi oôilari mabuna Sakmektesi ginimartuna Ou nana Dida voi nana ---------------- Haydi şimdi çal çonguri Söyleyelim çilemizi ou nana Dida voi nana Ne gelir elimizden çonguri Sen veremezsin hükmümüzü Ou nana Öldüreceğim kendimi Yazan yazmış kaderimi Ou nana |
||
|
||
| kanser haberini gazetede okuduğumda şok olmuştum...okumadan 2 gün önce trt2 de konserini izlemiş resmen gaza gelmiştim... yazmayışımın sebebi ise bukadar dolu bir insana hiçbir şeyi hakettiremeyeceğime inanmamdandır... |
||
|
||
| Ömrü memleketi için çırpınmakla geçen bi insan için ne yazsak az gelirdi haklısın . :unsure: | ||
|
||
| Üşüttüm diye gidiyor doktora kanser olduğu çıkıyor ortaya , Kemoterapiden dökülmüş saçları , geçen konseri vardı bereyle çıkıp söyledi şarkılarını gene eskisi gibiydi kerata ... Bi an önce iyileşir inşallah... Çok büyük bi müzisyen , kaybı çok büyük olur... | ||
|
||
| yaa evet mens. dün akşam ilk kez tv de izledim. çok etkileyiciydi. çok dilerim ki hastalığı iyileşsin ve biz de böyle bir değerle daha çok birlikte olalım. burdan kazım'a selamlar. ... bu arada mp3 ü olan varsa sifirforum@yahoo.com a gönderirse sıfır müzik listesine koyarız. |
||
|
||
| umay'ın kasetinde bi şarkısı vardı. inanılmaz bi şarkı. ilk öyle tanıdım onu. nasıl güzel bi sesi ve yorumu var. çok kötü oldum bende tv da görünce.orkestrası da kesmiş saçlarını moral vermek için. bu kadar kısa zamanda nasıl bu hale geldi ya ölüm nasıl bişey sıklıla unutuyoruz ama hemen yanımızda duruyo işte üşütüp doktara gitmek ve kanser çıkmak |
||
|
||
ERNESTO Komişkun A murunxi çima vikaçare Leta Ğordasen Ti goyomaktasen Kapula kale si bzirare "Haydeé miĞvare Ernesto steri Vidat MurunĞxepeşi opşa na on a nĞa tudeşa Biliyorum Bir yıldız yağmuruna tutulacağım Toprak çökecek Başım dönecek , arkamda seni bulacağım "Haydi" diyeceksin Ernesto gibi Gidelim Yıldızların çok olduğu Bir gökyüzü altına BEN Baba ma meyoxvale vore Mara Kopela va vore Pskuda minon xvala Ma xvala Ma viya minon Te steri na golunun oraşi Oskedinu beçi ti dudu dulya on Maşkurinen evelişen Maşkurinen atxeşen Ma xvala Ma viya minon Baba ben yıkıcıyım ama Kendimi bilmez değilim Yaşamak istiyorum sadece Ben sadece Ben olmak istiyorum Işık hızıyla geçen zamanı Yaşamak belki de çok zor Korkuyorum ben geçmişten Korkuyorm gelecekten Ben sadece Ben olmak istiyorum Evet ya o kadar yakında ki ölüm . Karşımıza şak diye çıkıverince şaşırıyoruz sonra. :wacko: |
||
|
||
| Bugün itibariyle daha sırada ölmesi gereken çok insan varken sessizce gözlerini yummuştur hayata Kazım Koyuncu..Ve öylece ruhunu bırakıp aramıza.... Haziranda ölmek zor derlerdi ya....... .. Gittiğin yerde viya apmaya devam et.denizin çocuğu......... ![]() |
||
|
||
| burdan kazım koyuncu mp3 leri indirebilirsiniz | ||
|
||
| bir mail grubundan alıntı: " Kazım Koyuncu yarın (26.06.2005 Pazar günü) Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda saat 11:00'da düzenlenecek törende sevenleriyle son kez buluşacak!.." Saat 16:00'da kalkacak uçakla Trabzon'a ve oradan da memleketi olan Hopa'ya götürülecek." |
||
|
||
| uf ben özleedım bu adamı yaaaaa | ||
|
||
Bendeeeeee!!!!
|
||
|
||
İşte gidiyorum Birşey demeden Arkamı dönmeden Şikayet etmeden Hiçbirşey almadan Birşey vermeden Yol ayrılmış, görmeden gidiyorum Ne küslük var ne pişmanlık kalbimde Yürüyorum sanki senin yanında Sesin uzaklaşır herbir Adımda Ayak izim kalmadan gidiyorum Gerdiğin tel kalbimde kırılmadı Gönülkuşu şarkıdan yorulmadı Bana kimse sen gibi sarılmadı Işığımız sönmeden gidiyorum... |
||
|
||
pırayvıt eline sağlık..ben de şimdi dinledim aklıma düştü eklicektim bi..önce davranmışsın ![]() nası güzel bi şarkı ya
|
||
|
||
| BÖYLE YETENEKLER AZ GELİYOR DÜNYA YA.KAZIM KOYUNCU,HASRET GÜLTEKİN,UZAY HEPARI,BARIŞ ..... TABİİ Kİ ÖLÜM KAÇINILMAZ SON .ÖLEN HER CAN YÜREK YAKIYOR AMA BAZI İNSANLAR VAR Kİ BEYİNLERİ VE YÜREKLERİNİDE BİRİKTİRDİKLERİ DUYGULARA İHTİYACIMIZ OLUYOR .HASRET GÜLTEKİN KAZIM KOYUNCU GİBİ İNSANLAR MÜZİĞİ SALT PARA İÇİN DEĞİL (PARA KAZANMAYA KESİNLİKLE KARŞI DEĞİLİM),SANATÇI KİMLİĞİ İLE,TOPLUMDA Kİ HER KONUYA ,HAKSIZLIKLARA DUYARLILIKLARI İLE VARDILAR. GİTTİKLERİ YER HEP BOŞ KALACAK. İKİSİ İLEDE AYNI SAHNE Yİ PAYLAŞMANIN ONURUNU YAŞIYORUM. ASLAN GİBİ ADAMLARDI ORTALIKDA ŞARKICI ÇOK AMA SANATÇI PEK YOK. GİDEN TÜM SANATÇILARA HAKKIMIZ HELAL OLSUN |
||