|
||
| modern hukuk sistemlerdeki cezaların amacı nedir ? geleceğin dünyasında cezalar nasıl olmalı ? |
||
|
||
| modern hukuka göre cezanın amacı caydırıcı olması, ama cezanın öç alma amaçlı olması daha insancıl geliyor bana .. insanları sıraya somaktansa bedelini ödetmek :unsure: bu halde olunca, istenilen tam kontrollü ( şu uzay yolu filmlerindeki gibi ) bir düzene doğru adım adım gidiliyormuş gibi. |
||
|
||
| cezaların mantığı caydırmak ve ıslah etmektir. fakat cezanın temelinde, toplumun sürekliliğini sağlamak vardır. geleceğin toplumu da elbette, kendi sürekliliğini sağlamak için cezalar koyacaktır, eğer koyacaksa. bu noktada, toplumun dinamikleri ön plana çıkar. mülkiyetin en kutsal hak kabul edildiği düzenin en ağır cezalarıda, mülkiyete zarar verenleredir. insanın en temel değer kabul edildiği toplumun en ağır cezalarıda, insana zarar getirene olacaktır. özgürlükse temel, insanları köleleştirmeye çalışanlaradır temel cezalar. bu ceza da zaten bunlara karşı toplumsal örgütlenme yoluyla bunların dışlanması, uzaklaştırılmasıdır. diğer temel konularsa, cinayet, tecavüz gibi, bunlara karşı olan cezalarsa caydırıcı niteliktedir, bunların ağırlığı ve niteliği yine topluma göre değişebilirliğe sahip olmakla beraber, diğer örneklendirdiğim konuya göre daha bellidir. öc alma denen şey, bu cezalarda geçerli olabilir ancak. zira bunlar bireysel olan konulardır. fakat cezanın, bireyin duygularını ve egosunu tatmin etme amaçlı verilmesi, bireyden bağımsız toplumsal bir organ tarafından imkansızdır. bu tip, içgüdüsel bir cezayı, suça maruz kalan bireyin kendisi verebilir. çeker vurur, odunla beynini dağıtır, karşılık olarak tecavüz eder, kolunu bacağını kesip doğaya bırakır, gözü önünde sevdiklerini öldürür/tecavüz eder.. duyguyu tatmin etmenin sonu yok... suça karşı suçla karşılık vermek yerine, yine benim çözümüm, bu tip, adi bir suçu işleyen kişinin, toplumdan dışlanmasıdır. bazı arkadaşlar bu dışlanma sözüne karşı çıkıyorlar, ama sanırım hapishaneninde, toplumdan dışlama aracı olduğu unutuluyor, mevcut olandan farklılaştığım nokta, dışlamadan, insanları odalara hapsetmeyi değil, toplumsal ürünlerden yararlanmaktan men etmeyi anlamam. |
||
|
||
| cezanın öç alma şeklinde yerine getirilmesi suça karşı suç işlenmesidir. yani suçu ortadan kaldırmaz. yapılan araştırmalar hapis, şiddet uygulama gibi cezalandırma yöntemlerinin vazgeçirici özelliğinin kısmi olduğunu gösteriyor. ayrıca cezalandırıcı gücün etkisinin olmadığı ortamlarda suçlarda patlamalar oluyor. bu yüzden geleneksel cezalandırmalar ideal bir sonucu elde edebilmek için ağır hukuki şartlar ve polis gücüne ihtiyaç duyar. bu da sıradan insanların hayatlarını zindana çevirir. |
||
|
||
| hapishane zaten, hiç girmedim fakat, bir ortam olarak bi kere suç işlemeyecek insanlar yaratamaz ki..suçlar aynen içerde işleniyor zaten. oraya giren insan, çıktıktan sonra hayatını bir ot gibi sürdürme kararı alabilir tabi, istenen de bu sanırım. bir de artık çıkmasının kendisine bir fayda getirmeyeceği ya da çıkma ihtimali olmayan müebbet hapis yiyenler açısından olaya bakmaya çalışalım. oz diye bir dizi vardı izleyenler var mıdır? çok beğenerek izlediğim bir diziydi. orda vardı. hapishanede zaten naziler, müslümanlar, latinler vs herkes yerini almış. amerikadaki etnik dini ve siyasi çeşitlilik ve ayrımcılık içerde katıksız bir rekabet ve şiddet ortamı olarak yerini almış. ve tabi burda düzen sağlamakla görevli iyi niyetli veya kötü niyetli pek çok insan var. kimisi ıslah niyetinde, kimisi gebertip kurtulmak. orda, çok sorun çıkartan hep ortalığı birbirine katan bir adam vardı. demişti ki "ömür boyu hapis cezası aldım. ömür boyu hapis cezası alan bir insandan, kendini değiştirmek için çaba göstermesi nasıl beklenebilir?" aynen devam ediyordu tabi pisliğe..öldürülmüştü gibi hatırlıyorum..
|
||
|
||
| zaten çok uzun süreli hapisin anlamı şudur: suçluyu diridiri gömmek suretiyle yaşamdan tecrit etmek. böylece suça karşılık öç alınmış olur hem de toplum bu suçludan kurtulmuş olur. ancak bu durumda suça sebep olan gerçek nedenler ortadan kalkmadığı için benzer suçların işlenmesine engel olunamaz. halbuki suçlunun değil suça sebep olan kurumların, fikirlerin, toplulukların, yasaların, siyasi sistemlerin yargılanması çok daha büyük fayda yaratır. adamın birini hapiste öldürmekle gerçek suçluları gözden kaçırıyorlar. |
||
|
||
| sodhym gerçekten güzel şeyler yazmışsın, bana da söyleyecek fazla bir şey kalmamış. Ceza vermenin temelinde adalet sağlama amacıyla düzenin korunması vardır. Yani bir kişinin suç işlemesinin engellenmesi, başkalarına da örnek olacağından bir kural haline getirilmiştir. İlk çağlarda cezanın çok ağır ve acımasız olması, koşulların daha güç olmasından kaynaklanmaktaydı, zamanın ilerlemesiyle kısas yönteminden cezanın caydırıcılığı düşüncesine geçilmeye başlandı. Bu dönemde insanı insanca yargılama ve adalet duygusunu geliştirme kavramları sorgulanmaya başlandı. İlkel toplumlarda mülkiyetin korunması, yaşama içgüdüsünün çok öne çıkması, başka bir deyişle ölmemek için kendisini korumaya çalışma düşüncesinden kaynaklanıyor. Roma döneminde borcunu ödemeyen kişinin alacaklısı, borçluyu bir uçurumdan aşağı atma hakkında sahipti. Günümüze gelinceye dek cezanın durumu son yüzyıla kadar çok farklı değildi. Ancak insan hakları konusunda atılan adımlarla, ülkeler, kendi ceza yasalarını yavaş yavaş değiştirmeye, mülkiyetin korunması ve kısasa ilişkin maddeleri, idam cezalarını kaldırmaya ya da değiştirmeye başladılar. Modern dünyanın cezaya bakışı, hem toplumdan uzaklaştırarak toplum düzenini sağlamaya devam etmek hem de kişileri topluma kazandırarak onların suç işlemelerine engel olmak şeklinde özetlenebilir. F tipi cezaevlerinin bu kadar çok tartışılmasının nedeni, koğuş sistemi ile kendisini evinde gibi hisseden mahkümün, tecrit nedeniyle sıkıntıya düşmesi ve bu nedenle ruhsal açıdan sıkıntı yaşayacağı savıdır. |
||
|
||
| bana insanlığın düşünsel olarak bu kadar gelişmiş olmasına rağmen hala ilkel cezalandırma yöntemleri uygulaması ilginç geliyor ?? | ||
|
||
| ceza kavramı kendine ceza vermeye yetkili görenleri yaratır,toplum hep potansiyel masum olarak bu sistemde insandan ona göre hareket etmesi talep edilen refarans noktasıdır.Hareket aralığıda artı bir eksi arasını ancak kaplar. normalin sınırlarını,seni nasıl ancak içlerinde barındıracaklarını ceza sistemiyle belirlerler.üstelik uygun davranman yetmez,gönülden bir coşkuyla bu adalet sisteminde yerini alman istenir.Her an toplum ürküp seni ceza koltuğuna oturtabilir çünkü. cezanın ne adalet gibi içi herşeyle doldurulabilecek bir manevi kavrama ne de intikam gibi cezalananla aynılaştıran bir eyleme dayandırılmaması lazım ki insanlar sadece bedenlerini satsınlar ruhlarını değil. :w00t: kısaca ceza, yaptığının karşılığını vermen olmalı.fayda esasına dayanan sıradan -berbat bir ilişki.en özgür ancak böyle olur insan. |
||
|
||
| Burada şu temel sorunu tartışmak gerekiyor bence; bireysel gelişimini tamamlamaya çalışan kişilerin bakış açısına göre tasarlanan toplum yapısında uygulanacak kurallar ile genel toplum yapısına göre tasarlanan kurallar arasında nasıl bir bağ kuracağız? Başka bir deyişle, eğer bu forumda yazı yazan kişiler ceza konusunda daha insancıl düşünüyorlarsa ve biz de bu toplum yapısına aykırı olarak yasaları değiştirsek sonuç ne olurdu acaba? |
||
|
||
| Kanunların düzenlenmesiyle , adaletle ilgili çok önemli bir soru bu. Bugün insanca olmadığı için idamın uygulanmadığı ülkelerde özel koşullar altında aslında idam cezasının geri dönebileceğini- döndüğünü hatırlatıyor. Kanunların içeriğinin toplumsal seviyeyi bir yere kadar zorlyabileceği ,bir yerden sonra uygulandığı toplumun sadece karakteristik yapısına göre değil ya da zaten bununla ilgili olarak suç işleme eğilimine göre değişeceğini de. Bir kanunun adil olması yetmiyor ,ayrıca topluma da uygulanabilir olması gerekiyor başka bir deyişle. Teoriyle pratik arasındaki çatışma hukuk için de geçerli mi? Bazen içinize sinmeyen kararları o zamanki koşullar yüzünden alabilir misiniz... Yoksa doğru dediğiniz uğruna ölmeyi göze mi almalı. Yani öldürme suçunun çok rahat işlendiği bir toplumda bile kanunlar insanca mı olmalı. Şu kesin eğer pratik adına doğrulardan feda ediiyorsa o zaman o toplumda kimseye doğru olmak öğütlenemez.Kuyruğuma basma yeter denebilir. Çünkü doğru kısmen doğru olamaz. |
||