Çok ilginç; bu sabah forumda komplo teorisi başlığı altında dünyadaki ve ülkemizdeki gelişmeleri senaryo halinde anlatan yazıyı okuyunca, dünyayı bir fotoğrafta nasıl görmek gerekir diye düşündüm. Sonra nereden geldiyse aklıma aile fotoğrafları ve onların çekiliş anları geldi. Dünyanın fotoğrafıyla aile fotoğraflarının çekiminin birbirlerine çok benzettim. Sebebi de, çocukken yakın akrabalarımızı aile fotoğrafı çektirdiklerine şahit olmuştum. Ve sanki o fotoğrafı ben çekmiş gibi ayrıntıları hatırladım;
Benimle yaşıt Murat geldi yanıma, "gel gel dedi küfletimizin (aile anlamında kullanılır) resmi çekilecek" ve koşarak gitti. Ben de peşinden gittim. Evlerinin yan duvarının arkasına kocaman bir siyah bez germişler ve tüm aile orada, fotoğrafçının makinayı kurmasını bekliyorlar. Ben fotoğrafçının biraz arkasındaki ağacın altına yüzükoyun yattım, kafamı ellerimin arasına alarak dikkatlice izledim:
Önce herkes kendine göre bir yerlerde durmaya çalışıyor, ikinci kuşak babalar eşlerini ve çocuklarnı kendi yanında tutmaya çalışıyor, bazen oturup bazen kalkıyorlar, bazen de ayak parmakları üzerinde dikilerek kafalarını göstermeye çalışıyorlardı. Ta ki, ailenin büyüğü Selman Dede'nin yanlarına gelinceye kadar. Selman Dede, bu dizilişe hiç bakmadan şunları yaptı: Önce eşi Satı Nine'yi yanına aldı. Sonra kendi yanına en küçük oğlunu, Satı Nine'nin yanına da en büyük oğlunun eşinin durmasını istedi. Küçük oğlunun yanına eşinin, büyük oğlunu da, büyük gelininin yanında durmasını istedi. Çok iyi hatırlıyorum bu anda boyu biraz da uzun olan ortanca oğlu kıpkırmızı oldu, Çünkü babasının kendisini hep tuttuğunu düşünürdü. Fakat Selman Dede şöyle bir şey yaptı. Ortanca oğlu ve eşinin kendisi ve eşinin tam arkasında durmasını istedi. Bu sefer de özellikle büyük oğlu olmak üzere -çünkü babasına en uzak kalmıştı. Aralarında eşi ve annesi vardı- herkeste bir renk değişimi oldu. veriecek pozun genel durumu çıkmıştı. Geriye sadece torunlar kalmıştı. Artık bunları fotoğrafçı uygun şekilde yerleştirebilirdi. Ama Selman Dede son bir müdahale yaptı. 25 yaşında ve tek evli olan en büyük torununun kedi önünde yarı çömelerek durmasını istedi. Eşi ise aynı şekilde Satı Nine'nin önünde duracaktı. İşte bu anda bir şey daha oldu; Satı Nine, en küçük oğlunun, 1 yaşındaki küçük kızını kucağına almak istedi. Selman Dede biraz düşündü ve kabul etti. Bunun üzerine fotoğrafçı, geri kalan tüm torunları, karede görünecek yerlere ayakta, çömelmiş, oturmuş ve dikelmiş olarak yerleştirdi. Kare hazırdı, tek şey denklaşöre basmaktı.
Ha bizim Murat'mı, aralara bir yerde kayboldu gitti.
Şimdi düşündüm bir aile fotoğrafı bile çekilirken tüm ilişkiler bu denli dikkate alınırken, dünyanın fotoğrafını nası çekeceğiz...
|