SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İnsan

Konu: sende birini eksilt ki

Sayfa: [ 1 ]

31.01.2005 04:24:58
Birini sevdiğinde dostun, ailenden biri ve ya sevgilin ... Kendi içinde ona bir alan yaratıyorsun.Onun sevdiği renk, müzik ,film,kitap, hoşlandığı yerler vs ile doldurulan bir alan. İnsan öyle geniş bir varlık ki kendi içinde bir kalabalıkla yaşayabiliyor.

Sadece onlar değil otoritesi bir şekilde kabul edilmiş her yüz bellekte ,akılda yerini alabiliyor.

Örneğin hiç sevilmeyen ama kişiyi eleştirirken çok yıkıcı olan bir sima yıllarca kafadaki ikinci ses olabiliyor.

Ancak hiç biri sevgi bağıyla kendine gömdüğün kişiler kadar çok yer kaplamıyor.

Öyle ki bir gün bir yerde kendini bir telefon defteri gibi hissedebilir insan.Ama hissetmiyor.Her şey yolundaymış gibi o kalabalığın ortasında kendi sesini duyamadan sonsuza kadar yaşayacak sanki.

Üstelik sevgi karşındakinden bir şeyler talep edilmesini şart koşar.Onu görme gereksinimi, onun tarafından sevilme gereksinimi. Hayat tek bir sevilen için dahi yeniden şekillenmek ,düzenlenmek zorunda kalır. Ya da kişisel zaman baştan aşağıya ona göre yeniden düzenlenir.

İlgili kişinin acı verici bir geri dönüşümü varsa insana bir de ,  bir tür felçle yaşamı donabilir.

Önlem ,bile isteye bir sevginin kendinde yıkılması olabilir mi..mümkün mü bu..özgürlük için buna değer mi..

insan kendini bu gürültüde duyabilir mi..yoksa insan zaten kendini o sesler aracılığıyla-sevdikleri- da mı dinler..
 

31.01.2005 05:59:19
"sene bilmem kaç.. edebiyat fakültesinin hergele meydanı yer... mekan her zmanki gibi bir mayıs havasında, bazen karanfiller, bazen mumlar, ama mutlaka ölümsüz yoldaşların fotoğrafları ve ÖLÜMSÜZDÜR! ibaresi altında.. genç, çalışan beyinlerin volta attığı, ürettiği bir korudor, karşıda koca bir kırmızı leke, üzerinde sarı eksik.. ve orak çekiç... bir an gözlerinizi kapasanız kendinizi devrimin olduğuna inandırabilirsniiz.. aklınızda bir ton fikir, gönlünüzde bir yar, ve önünüzde inanılmaz büyük ve kutsal bir saavaş... yine böyle bir günde , ve yine bir etkinlikte gürcü bir müzik gurubu konuk olmuştu kızıl hole... yerel enstrümanlarını çalıyorlar ve kendi türkülerini söylüyorlardı.. yoldaş stalin ve kamonun hemşerisi idiler... içlerinde coşku vardı, bizimde öyle.. her armoni bize marş gibi geliyordu.. aralarından pek kimseniin dikkat etmediği, benim ise gözümü alamadığım biri vardı... sandalyede oturan  (diğerleri ayaktaydı) ve akordion çalan - ki onlar buna garbon diyordu (gerçektened akırdiyondan biraz farklıydı ve muhakkak el yapımıydı) yaşı 50 civarı bir adam... o kadar müthiş çalıyordu ki... beni büyülüyordu adeta.. kulaklarımı ve zihnimi tüm melodilerden soyutlamış yalnızca onun garbonundan çıkan notaaları seçiyordum.. fakat adamın tavrı beni çok şaşırtıyordu.. adam elinde garbonun olduğunun farkında bile değildi sanki, kalabalığa bile bakmıyordu, kenarda duran üç beş köpeğe, ve duvardaki afişlere bakıyordu sürekli, gurupla alakası yoktu.. insanların yüzlerini inceliyordu, afişleri inceliyordu, derin derin dalıp belki ölmüş karısını düşünüyordu..."

ne zaman eski anılardan açılsa bir yerde konu, ya ada eski anılardan konuşmak istesem aklıma hep bu gelir.. evet bu bir anı bile değil.. ama aklıma hep bu gelir.. fakat kime söyleyebilirsin ki, alacağın cevap başında bellidir" ne alaka?"...    kime anlatayım, dahaıs niye anlatayım.. ama neden aklıma hep bu gelir?

başlıkla bir alakası yok biliyorum.. konu sevgi, benim anılarımda olan bir şey, ve anılarım deyince aklıma  bu geldi yine.. ama bu sefer yazdım.. belki de sabahın 5,30 unda beni yatağımdan kaldıran ve kalkar kalkmaz şu çok gelişmiş hesap makinesi bozuntusunun başına oturtan artık bunu yazma isteğimdi.. peki neden bu konu?
ne bileyim ben..
ancak fikir yürütebilirim..
sevgi...
eski zamanlarda herkese yetecek kadar yer vardı.. hatta herkesi sevmeme rağmen...  :hug:   sevimli günler... adamlar doğru yazmışlar.. SEVMEK SEVİLMEK NE GÜZEL ŞEYLER ÖYLE!.. insanı öyle bir hayata bağlıyor ki... sabah odana sızan gün ışığının yüzünde gülümsemeye yol açtığı dvnemlere imza atıyor...

peki şimdi niye uzağım sevgiye?
o kadar boş ki kalbim... tüm insanlığa ve hatta ötesine yer var.. ama niye yapmıyorum.. niye sevmiyorum?
evet, bu forumda beni kişisel olarak tanıyan herkese söylüyorum.. üzgünüm ama SİZİ SEVMİYORUM..  eskiden sizi çok sevdim, en değerli dostlarım.. am aartık sevmiyorum.. peki neden? bende artık sevmek istiyorum.. sadece insanları değil.. bir "şey"leri..
sevmekten korkuyorum.. biliyorum
bundan neredeyse eminim..
çünkü sevdiklerimi kaybetmekten korkuyorum..
artık bunu anladım..
üzgünüm sizi sevmiyiorum artık..
ama sizin için elimden geleni yaparım..
sizi gelecekte sevebilme ihtimeline karşı..

NAMIRIN!!!   BENİM BOK YEMEM HEPSİ.. OLAYLARDAN BAHSETMİYORUM.. PAYLAŞILAMAYANLAR, YAŞANILMASI GEREKİP YaŞanILAMAYANLAR, SÖYLENMESİ GEREKİP SÖYLENEMEYENLER.. her şey farklı olabilirdi.. dediğim gibi olaylarla ilgisi yok ve bunu bir daha söylemeyeceğim.. har şay farklı olabilirdi.. ama dedim ya .. benim bok yemem.. artık kimseye yaklaşamıyorum.. kimseyi sevmiyorum ve sevmekte istemiyorum.. bu benim elimde olan  birşey değil.. dünyalar güzeli yeğenimi özlemiyorum.. ve en uzağım bile benden çok seviyor.. 12 gün sonra burada.. heyecanlı değilim.. kedimi seviyorum.. çünkü bana sevgisiin göstermiyor.. çünkü ona sahip olamıyorum. sevgisine de.. benim sevgim onun umrunda değil, yalnızca verdiğim yemek umrunda.. belki sadece onu seviyorum.. gerçi o da bu gün beni aldattı.. dışarı çıkıp başka bir kediyle beraber oldu bundan eminim.. ama sevgimden bir şey eksilmedi.. sanırımyalnızca onu seviyorum..

aşk..
bende isterim aşkın balını sütünü emmeyi..
kırlarda koşturup büyükada da iki kişilik bisikleti binmeyi, faytonun altına girmeyi..
ama olmuyor
böyle bir durumda mümkünmü aşkı yaşamak...
FUZULİ... sanırım oydu
uzak, çook uzak diyarlarda sevgilisi varmış... keman kaşlı, kirpikleri ok, misk-i amber kokulu, kapkara saçlı ve bembeyaz tenli.. hayalinde yaratmış onu
ve soranlara asla onu görmek istemediğini söylermiş.. eğer kavuşursa aşk biter.. ve hayalindeki sevgilisine bir şiyler yazıp durmuş.. taa ik ölene dek..

bu yüzden dostlarım.. sizi sevmiyorum. özür dilerim.. çünkü sizi kaybetmekten çok korkuyorum..

ve bir sevgilim bile var benim.. sevgili denemez aslında.. sevdiğim... sevdiceğim.. ne sesimi duydu, ne ben, ne yüzümü gördü , ne ben, ne tanıdı , ne ben, ne tanıyacak , ne ben.. onu sevdiğime inanmayacak.. bazen bende inanmayacağım.. ne yazık ki ben fuzuli kadar geniş hayalgücüne sahip değilim.. bu yüzden hiç olmayan birine değil, yalnızca varlığını bildiğim birini seviyorum.. ve beste yapacaksam ona, şiir yazacaksam ona...


doktorlar bunlara hastalık diyor.. ya da "yas sendromu".. anlamıyorlar, anlamayacaklar... biri lütfen bana damdan düşmüş biriin bulsun...


saat epey geç (erken?) oldu.. sınavım var.. belki girerim.. "siz" den de ÖZÜR DİLERİM...


Sayfa: [ 1 ]