|
||
| Karşı Devrimin getirdikleri ve Deniz olma zorunluluğu... Hayalci değil devrimci olmalıyız! Ülkemiz,1945’den bu yana karşı devrimin pençesinde kıvranıp durmaktadır.Çok partili hayat,bizi refaha değil aksine emperyalizmin kucağına bırakmıştır.Demokrasi diye yutturulan karşı devrim süreci,ülkemizi paramparça ederken bir yandan da hızla geriye doğru götürmektedir.Böyle bir durumda ortaya çıkan düzen,tutucu güçlerin işine yaramaktadır.Amaçları,ülkemizi emperyalizmin kollarına bırakıp kendi mutluluklarını sağlamak olan işbirlikçi zihniyet, maalesef halk üzerinde meşru gözükmektedir.Bu meşruluğu demokrasi denilen kılıf ile sağlamışlar ve demokrasiyi araç olarak başarılı bir şekilde kullanmışlardır.İşte böyle bir düzende,çözümü düzenin getirdiği bir demokraside,yani sandıkta aramak tamamen işbirlikçilerin ekmeğine yağ sürmektir.Ne yapmalı?Sorusunun ise cevabı açık ve nettir:DEVRİM!İşte bundan sonra sorulması gereken soru bellidir:çözüm DEVRİM ise;bu devrim nasıl yapılacak?Bunun örneğini 27 Mayıs göstermektedir.Ordu,Millet,Aydın bütünlüğünü sağlamak,devrimin bir ayağını oluşturmaktır.Yapılması gereken bir diğer olgu ise,devrimci güçlerin devletin her organında bulunmasıdır.Örneğin yaşadığımız şu dönemde polis teşkilatı içinde fetullahçı gladyo, tam anlamıyla yayılmıştır.Polis,cumhuriyete değil,işbirlikçi zihniyete hizmet etmektedir.Böyle bir durumda polis,devrimcilerin önündeki en büyük engeldir! Örgütlenme ise,işin diğer bir boyutudur.Örgütlü bir halka hareketi ile devrimcilerin iktidara gelmesi kesin bir olgudur.İş,örgütlenmektir!Ülkemiz elimizden kayıp giderken,bir takım Atatürkçü’lerin,”Türkiye laiktir laik kalacak” diyerek,tam bir hayal dünyasında yaşaması ise,Kemalistler olarak bize almamız gereken çok yolun olduğunu göstermektedir.Oysaki Devrimciyim diyen Atatürkçü,mücadelesini hayal dünyasında değil,tamamen gerçeklerle yüz yüze yapar.İçi boş bir slogan olan “Türkiye laiktir laik kalacak” safsatası,aslında ülkemizin hiçbir sorunu olmadığını(!)gösteriyor.Oysa ki gözü açık,gerçeklerle mücadele etmesini bilen her devrimci,durumun böyle olmadığını bilir ve sorunlardan kaçmayıp,sorunları nasıl yok edeceğinin planını yapar.Bu yüzdendir ki;mitingler belli bir ruhu temsil ederken,bazen sorunlardan kaçısın göstergesi durumuna düşebiliyor.Buradan da anlaşılacağı üzere,miting yaparken bile örgütlenmek ve devrimci güçlerin bu mitingleri düzenliyor olması gerekmektedir.Sözde Atatürkçü olup,eylemci bir ruha sahip olmayanlar,hayal denizinde boğulmaya mahkumdur.Gün örgütlenmek,gün eyleme geçmek,gün “Neredesin Atatürk?” demek değil,onun izinden gitme günüdür.Gerçekten Kemalist isek,hayalci değil devrimci olmak zorundayız!Ulu önderimizin şu sözleri bizim örnek alacağımız yegane rehber olmalıdır: "Program yaparken hayallere kapılmamak gerekir. Dolayısıyla biz haddimizi ve girişimimizde atacağımız adımın derecesini düşünerek program yapmalıyız. Bizim şimdiye kadar (Kurtuluş savaşından önce) işlerimizdeki başarısızlığımız, sonsuz istek ve hayaller peşinde dolaşmamızdandır. Somut maddi koşullar ve akıl çerçevesinde kalınmalıdır.Kuruntuya değer vermemeliyiz. Hedefe ulaşmak için izleyeceğimiz yolu duygularımızla değil, aklımızla çizmeliyiz." Deniz olmak,düzene isyandır! Deniz,devrimciliğin uygulamadaki en büyük ismidir.Cumhuriyetin yıkılış sürecine girmesinden itibaren,Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini ve Bursa Nutku’nu rehber edinen Deniz,bağımsızlığı uğruna,al kanlara boyanmak pahasına mücadele etmiştir.Ülkemiz 1945’ten itibaren Amerika’nın ve bütün emperyalist devletlerin gözdesi haline gelmiştir.Demokrasi oyunları ülkemizi sömürürken,devrimci neferler bağımsızlıklarını yani karakterlerini geri kazanmak için mücadele vermişlerdir.Amerika’yı denize döken Deniz’ler devrimciliğin sözde olunmayacağının en büyük kanıtıdır.Deniz,Cumhuriyet’in yıkıldığının bilincinde olduğu için,Amerikan emperyalizmine karşı varlığını ortaya koymuştur.Yani o hayalcilikten uzak,tamamen gerçeklerle mücadele etmesini bilen Mustafa Kemal gencidir.Bizler bugün sorunlardan kaçışın simgesi haline gelmiş sloganlar atarken,Deniz’ler mücadelelerini,devrimci ruhlarıyla vermişlerdir.Amerikan emperyalizminin saldırganlık yolunu seçtiği dönemlerde,Deniz’lerde mücadelelerini Mustafa Kemal gibi silahlı olarak vermiştir.Bir takım tutucu güçler,düzen savunucusu sağcı faşist kesim,Deniz’in bu yaptığını eleştirirken,köpekleşmenin ve işbirlikçiliğin doruğuna ulaşmıştır.Emperyalizme karşı vereceğimiz mücadele de tıpkı Deniz’lerin yaptığı gibi olmalıdır.Bu yolda ölmek var ise;şerefimizle ölmek,bağımsızlığımız için ölmek;ölümlerin en güzeli olsa gerektir… Durum bu iken;Bazı marjinal sol(!) çevreler,Deniz’i kendi Kürtçülük emellerinin aleti olarak kullanıp,aslı-astarı olmayan iddialarla Deniz’in Kemalistliğini örtbas etmeye çalışmaktadırlar.Aklı ve mantığı olan her insan,Deniz’in Kemalist olduğunu yaptıkları ve verdiği röportajlarla anlar.Deniz Kemalist’tir ve biz gençliğin örnek alacağı büyük bir devrimcidir. Cumhuriyet’in yıkıldığı bu dönemde,gidilmesi gereken tek bir yol vardır:O yol Deniz’in yoludur.O’nun gibi hareket etmeli,O’nun gibi devrimci olmalıyız.Günümüz Türkiye’si emperyalizmin pençesi altında kıvranırken tatlı su devrimciliği,bizi bu pençeden kurtaramaz.Gerçeklerle mücadele etmek bizi Kemalist bir Türkiye’ye götürür.O halde yapılacak ve izlenilecek yol,Deniz gibi olmak,O’nun gibi varlığımızı Türk varlığına armağan etmektir.Tam bağımsız bir Türkiye için Deniz olunmalı,tek yolun devrim olduğu tüm halk tabanına yaygınlaştırılmalıdır. Faşizmi yeneceğiz! Yukarıda da belirtildiği gibi gerçeklerle mücadele etmesini bilen devrimci,emperyalizmin yerli işbirlikçilerine karşı mücadelesini devrimciliğin gerektirdiği şekilde yapar. İşbirlikçi zihniyetin amacı bellidir.Emperyalist emellerin ulaşmak istedikleri noktaya kadar onlara yardımcı olmaktır.İşte bu anda ortaya faşizm çıkmaktadır.Bu,1945’ten bu yana süre gelen bir sonuçtur.Hatırlanacağı üzere demokrat parti gibi Amerikan kulları,emperyalist emellerin değirmenine su taşımayı kendilerine en asli görev edinmiştir.Burada ortaya çıkan “demokrasi” açık bir biçimde faşizme kılıf olmuştur.”yeter söz milletin” diyen,fakat kesinlikle millete zulüm etmekten başka hiçbir şey yapmayan demokrat partinin faşizmi,çeşitli yollarla halk üzerinde etkisini göstermiştir.Bu yıllardan itibaren demokrasi,faşizmin üstünü örten eşi bulunmaz bir kılıftır.27 Mayıs’ı yapan Devrimci güçlerin etkisi ile ülkemiz biraz olsun nefes almış olsa da,bu kısa sürmüştür.12 Mart ve12 Eylül gibi faşist darbeler,sözde Atatürkçülük adına,özde ise sola ve Atatürkçülere yapılmış bir darbedir.bu darbelerin gösterdiği ise,ordu içindeki işbirlikçilerin ve Amerikan kullarının tam bir Atatürk düşmanı olduğudur. İşte burada ortaya çıkan 68 kuşağı,bizlere devrimciliğin ne demek olduğunu açık ve net bir biçimde göstermektedir.Deniz ve arkadaşları,faşizme karşı omuz omuza vermiş,devrimciliğin ve Atatürk’ün anladığı Türk gencinin tanımını,bizzat uygulayarak göstermiştir.Türk solunun simgesi olan Deniz,bugün Kemalistlerin izlemesi gereken yolun tek bir yol olduğunu göstermiş, ve kurtuluşun Devrim olduğunu,demokrasi zırvalıklarına inanmayarak göstermiştir. Her ne kadar o günlerin üzerinden yıllar geçse de,karşı devrimci işbirlikçilerin amacı değişmedi.Dün faşizmin adı Demokrat parti iken,bu gün karşımızda Ak parti vardır.Faşizm,gün geçtikçe kendini daha da belli ediyor,ülkeyi sömürmek isteyenlere kapılar daha çok açılmaya başlanıyor.Vatanseverlerin üzerine faşistçe saldıran bu zihniyet elbette üstüne düşen görevi yapmaktadır.Fakat bu zihniyete son vermek için çözüm Devrimdir.Bu durumda çözümü demokraside arayanların ise;bu zihniyetten bir farkı yoktur! Dün Turan Emeksizler,Denizler faşizmle mücadelelerini verdiler,bugün sıra bizdedir.Faşizme son vermek ve tam bağımsızlık için Devrim tek yoldur.Bizler,Deniz’lerin izlediği yolu izleyip ve bu yoldan dönmeyeceğimize söz vermiş isek;günü geldiğinde birleşip,örgütlü bir halk hareketi ile Devrimci kuvvetleri iktidara getireceğiz!Er yada geç faşizmi yeneceğiz!Gerçeklerle,sadece ve sadece gerçeklerle mücadelemizi vereceğiz.İşte bu andan itibaren faşizme geçit vermeyerek amerikan köpeklerini ülkemizden def edeceğiz. Bugün hepimiz Mustafa Kemal; Hepimiz Deniz’iz ! ALINTIDIR NUTUK DOSTA SELAMLA... |
||
|
||
| Türkiyenin gelmiş geçmiş en büyük devrimcisi Sayın emekli cumur başkanımız Süleyman Demirel dir hem nuruclukla alakalı olup hem leninden enerji alaıp en büyük atatürkçü olmak devrimcilik değilde nedir sizce denizleri asanlar a faşsit diyrosnuz artık ayan beyan ortdaki ilhan selçukların onalrın asılmasında parmakları var ve siz durmdan ilhan selçuk ağzıyla konuşuyrosnuz onu göklere çıkarıyropsunzu naısl oluyor hem deniziclik hem ilhancışlık siz dneiz leri karıştıemış olmayasınız deniz baykalı mı kastediryosnuz yoksa |
||
|
||
| EYLEMLERİMİZE dönüşür yeterki onlara tüm içtenliğimizle inanıp sahip çıkalım.Deniz GEZMİŞ, Hüseyin İNAN, Yusuf ASLAN bilgi sahibi, fikir sahibi ve bütün bunları DEVRİMCİ PRATİĞE, EYLEME dönüştüren GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK' ün yolunda, gerçek birer KEMALİST DEVRİMCİ, SAVAŞÇIYDI..Şu asla unutulmamalıdır; TÜRKLER TARİHTE daima savaşçı bir millet oldu ve asla YENİLMEDİ.. "Türkler öldürülebilir, lakin mağlup edilemezler.." Napoléon Bonaparte Nice Denizler öldürülebilir , fakat asla yenilmezler, yenilmedikleri bugün DENİZLERİN haklılığını dost-düşman, o gün yanında-karşısında olan herkes kabul ediyor, işte bu onların DEVRİMCİ MÜCADELELERİNDE , nerede ve kimin yolunda olduğunu bir kez daha tüm çıplaklığı ile ispatlıyor.. Ebedi Önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK' ten Denizlere dalga dalga yayılan DEVRİMCİ haklı mücadelemiz biz kez daha göstermiştir ki, bu topraklarda , dünya döndükçe TÜRKLER var olacaktır..Bizler özgürlüğün-sonsuzluğun meşalesini biz kez daha yakacak ve mesajını tüm dünyaya duyuracağız... Sonsuz saygı ve sevgilerim kaybettiğimiz ve yaşayan tüm yurtsever , KEMALİST DEVRİMCİLERE, AYDINLARA.. |
||
|
||
| dün akşam fahri aral ,oral çalışlar ve cemal doğan deniz gezmişin arakdaşları olaraktan hasan cemal de odönemin tanıkalırndan biriş olaralktan CNN deydielr mümküns e izxlmenizi tavsiye ederim | ||
|
||
dün akşam fahri aral ,oral çalışlar ve cemal doğan deniz gezmişin arakdaşları olaraktan hasan cemal de odönemin tanıkalırndan biriş olaralktan CNN deydielr mümküns e izxlmenizi tavsiye ederim Sn.Sapiens,Denizlere İlhan Selçuk'un ya da kimi Kemalistim diyenlerin belirli noktada hata etmiş olabileceğini hiç inkar etmedim evvela onları o ipten belki İnönü kurtarabilirdide demişimdir lakin sonuç koca bir hezeyan,yukarıda ki yazı alıntı olup Denizlerle ilgili kısmını vurgulamak adına buraya aktarmış bulunuyorum. |
||
|
||
| DENİZ Gezmiş’i İstanbul Hukuk’tan tanırım. Karşıt kamplardaydık. Bir temasım, görüşmem, itişip kakışmam olmamıştı. Ama ‘o kamptan’ hem Ertuğrul Günay’la hem Celal Doğan’la öğrencilik yıllarımızda konuştuğumuz, tartıştığımız, hatta itişip kakıştığımız olmuştur. Bugün ikisi de saygıdeğer dostlarımdır. Ertuğrul Günay’la, o soldan, ben MHP davasından, 12 Eylül’ün tutukevinde birbirimizi daha yakından tanıdık, sağlam bir dostluk gelişti aramızda. Celal Doğan’la dostluğumuzun gelişmesi, onun çok başarılı Gaziantep Belediye Başkanlığı yıllarında oldu. Belediyeciliğimizde özelleştirme atılımını onun başlattığını söyleyebilirim. Bugün Celal Doğan’ın çizgisinde bir sola demokrasimizin ihtiyacı olduğunu da ifade ederim her zaman. Kırk yıl önce birbirimizi düşman görüyorduk; bugün dostuz; ikisinin de dostluğuyla onur duyarım üstelik. Sadece şahsi dostluk değil. Geçen kırk yılın bizlere öğrettiği ortak değerler var: Aşırılıktan sakınmak, sorunların çözümünde metot olarak hukuku ve demokrasiyi tercih etmek, farklılıklara saygı... Kırk yılın dili Halbuki kırk yıl önce, birbirimize karşı yumruklarımız sıkılmıştı. Eline silah alanlar da görülmeye başlamıştı. Kır ve şehir gerillası kitapları yayımlanıyor, Latin Amerika terörizmi romantik bir kılıf içinde idealist gençlere sunuluyordu! Bizim kuşakta solda eline silah alan ilk gençlerden biri Deniz Gezmiş oldu. Keşke solda ve sağda silah tutkusu, silah büyüsü hiç olmasaydı! Keşke asılmasaydılar, vurulmasaydılar; bizlere çok şey öğretmiş olan “kırk yıl”ı onlar da yaşasaydı! “Bugün şöyle düşünürlerdi” demiyorum elbette. Geçmişteki hiç kimse için “Bugün yaşasaydı...” diye kurgular inşa edilemez. Ama gerillacılığın ve Leninizmin iflasına, Sovyetler’in çöküşüne tanıklık eden “kırk yıl” herhalde onlara da çok şey öğretirdi. Zaten Gezmiş, küçük kardeşine “devrimci” olmayı değil, “bilim adamı” olmayı tavsiye etmiş. Efsane ve gerçek Hasan Cemal’in “Kimse Kızmasın, Kendimi Yazdım” adlı kitabı, sadece o dönemin anılarını anlatmakla kalmaz; mükemmel bir siyasi analizini de yapar. (Doğan Kitap Yayınları) Bir “devrim” büyüsü... Ve fetişler, sıkılmış yumruk, kalaşnikof, Che Guevara... Bunları efsaneleştirip bugünkü gençlere model gibi sunmak doğru ve sorumlu bir davranış mıdır? Deniz’in bir sloganı şuydu: “Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği ve bağımsızlık mücadelesi! Yaşasın Marksizm-Leninizm! Kahrolsun emperyalizm!” Atatürkçülük bu mu? Ama Milli Mücadele’yi çarpıtarak onu Mao, Che ve Ho Chi Minh’le bütünleştiren büyü bugün bile hâlâ kalpaklı Mustafa Kemal ile Deniz Gezmiş’i ve Che’yi yan yana koyuyorlar! Aradan kırk yıl geçmedi mi? Efsane, gerçeği bu kadar örtebilmeli mi? Gençlerin romantizmini anlamak ve asılmalarını kınamak başka, efsaneleştirip bugünkü kuşaklara model gibi sunmak başka değil mi? Bu akşam CNN Türk kanalında Ahmet Hakan’ın “Tarafsız Bölge” programında bu soruların cevabını bulabileceğimizi düşünüyorum. Programda Hasan Cemal, Celal Doğan, Ali Sirmen, Oral Çalışlar, Fahri Aral ve Aslı Tunç “gerçek” ile “efsane”yi irdeleyecekler, tartışacaklar. Kırk yıl önce keşke böyle programlar mümkün olsaydı, belki birçok şeyin önüne geçilebilirdi hür tartışmalarla... Taha akyol http://www.milliyet.com.tr/Default.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=526883&AuthorID=62&Date=13.05.2008 |
||
|
||
| Sapiens sen yazmamışsın fakat Taha Akyola birkaç eleştri getirmeden duramayacağım; Diyor ki eski MHP li yazar,Deniz Gezmiş silaha sarıldı,hayalperest devrimcinin sonu idam oldu oysa silah değil hukuk ve demokraside aranmalıdır çözüm,,, O dönemleri yaşamış birisi olarak sağcılığını,olaya ne kadar sığ baktığını ispatlayan bir yazı,kendi yetmemiş birde Hasan Cemalden bir alıntı yapmış, En başında Deniz Gezmiş hiç kimseyi öldürmemiş,hiç kimseye silah sıkmamış birisidir,buradan 1. yazdıkları çürüyor,Deniz Gezmiş elime silah alıp dağlara çıkayım diyerek başlamamıştır bu mücadeleye,68 gençliğini silaha iten devletin,askerin ve ülkücülerin ta kendisidir,nitekim kanlı pazar buna örnektir,vedat demircioğlunun 2.kattan aşağı polislerce hunharca öldürülüşü yle devlet Denizleri kendi elleriyle silaha itmiştir,,, Sapiens,Taha Akyol Deniz Gezmiş sizlerden çok daha bilgili ve çalıskandı,hepsi efendi insanlardı ve okullarında birincilerdi,sadece bu ülkede değil bütün dünyada olup bitenden haberdardılar,ABD emperyalizmine boşu boşuna savaş açmamışlardır,Taha Akyol,Hasan Cemal onlara hayalperest derken kendilerini avutmaktan öteye gidemiyorlar,onun için Denizler bu ülke için şehit düşerken,onlar hala sıcak koltuklarında böle yazılar yazıyor,,,Belki istediklerini başaramayacaklardı bunu onlarda biliyorlardı bu durumu en güzel şu laf anlatır; Savaşan kaybedebilir,savaşmayan çoktan kaybetmiştir !!! |
||
|
||
| Deniz gezmiş silaha sarılmadı mI? aynlışmı biliyorum Filsitine gitmed mi? orada çatışmalara katılmadı mı? | ||
|
||
| silah bulundurmak başka,çatışma başka..deniz in kimseyle silahlı catışması olmamıştır.hatta darağacında 3 fidan ı okuduysanız bilirsiniz.amerikalı subayları kacırdıktan sonra konuşmamaya calışıyorlar,biliyorlar ki eğer konuşurlarsa insani yönleri ağır basacak.sonunda bi sigara muhabbeti başlıyor ve sonuç kaçınılmaz oluyor.cünkü o amerikalının da insan olduğunu görüp serbest bırakıyorlar.. | ||
|
||
| 68 gençliğinden biri sağ diğeri sol eğilimli iki büyüğümüz komşumuz akşam oturmalarında birbirleriyle şakalaşır hatılıyormusun o gün nası dövdük sizi falan derler gülerek ama gözlerindeki pişmanlığı okumak hiç de zor değil sapiens Ertuğrul Günay ile ilgili anılarınızı anlattığınız için bende eklemek istedim. Ama şunuda görmemek mümkün değil sağ sol diye böldüler bizi kürt türk diye böldüler yetmedi fenerbahçe galatasaray diye böldüler acaba diyorum bizi bölenlermi suçlu her oltaya gelip bölünen bizlermi? |
||
|
||
Deniz gezmiş silaha sarılmadı mI? aynlışmı biliyorum Filsitine gitmed mi? orada çatışmalara katılmadı mı? Sn.Sapiens,Belirli bir savaşın hüküm sürdüğü Flistinden söz ediyoruz fikirlerin hiç değer görmediği ve kazananın en çok kan döken olacağı bir oyunun hüküm sürdüğü coğrafya belki o dönemin Türkiyesi için de aynı şeyleri söyleyebiliriz lakin resmi anlamda Flistin ve İsrail arasında ki savaş kadar da savaş değildi, |
||
|
||
| sayın gilean bölmeye çalışanalr suçsuz değil tabii ama bölünmye teşne bizler de suçsuz değiliz | ||
|
||
| Şiddet hayatın bir gerçeği. Günlük yaşamımızdan uluslararası ilişkilere kadar büyük bir belirleyiciliği var. Mustafa Kemal de şiddet uyguladı. Şiddet uygulamasak memelketi kurtarmamız mümkün olur muydu? İnsanın uygarlaşma sürecinde, bilhassa teknolojinin gelişiminde şiddet önemli bir rol oynamıştır. Bu söylediklerim yadırgatıcı olabilir. Şiddeti savunduğum için söylemiyorum bunları. Şiddetin bir realite olduğunu vurgulamaya çalışıyorum. Ol sebeple herhangi bir insanı sadece şiddet uyguladığı için eleştiremeyiz. Önemli olan uygulanan şiddetin yönüdür. Şiddetten sivillerin, masumların arar görüp görmemesidir. Şiddetin hangi amaçla uygulandığıdır. Gerçi benden duymuş olmayın ama tarihte genellikle kazananlar haklıdır. yani eğer mağlup olsalardı, terörist, hayalci olarak anılacaktı pek çok lider. Dileyen İsrail'in nasıl kurulduğuun araştırsın. İsrail'in ilk devlet başkanı bir terör örgütü lideridir. Başkan olduktan osnra onun bu sıfatını hatırlayan kimse kalmamıştır pek tabi. bir kahraman oluvermiştir. Bu işler maalesef böyle. |
||
|
||
Dikkat ettim de : prensesistarın arkası renkli, bold yazıları şeklen, sivananın italik underline yazılarından daha bi güzel duruyordu sanki
|
||
|
||
Karşı Devrimin getirdikleri ve Deniz olma zorunluluğu... Hayalci değil devrimci olmalıyız! Başlığa ve ilk iki satıra bakarak diyorum ki siz bir bok olamazsınız. Neden mi ? Devrimci olmak demek bildiğin tüm değer yargılarını silmek, görmezden gelmek veya revize etmek değil yok etmektir. Devrim inşaatı denizlerin, mahirlerin üzerine kurulamaz.Kapitalist üretim ve değer ilişkilerinin yıkılan temeline kurulur. Ap açık ortadaki onlar başarısız oldular. İnsani karakterlerinin dışında, yeteneksizdiler sadece ardından gelenlerin çoğu göt yalacılardı, kendi başlarına var olamadıkları gibi var oldukları özneyide tüketen ve onun içine sıçan oluşumlardı. Ve yazının devamına şöyle bir göz atınca sosyalist söylemlerle başlayan bir girişin kemalist söylemlerle bitmesi benim en büyük şahidimdir. Kısaca sizin devrim dediğiniz şey sizin hayaliniz. Biraz hayalci olabilseydiniz eğer, başkalarının ürettiği başarısız, girişimler yerine kendi ürettiğiniz, düşünceler ve sistemler üzerine devrimlerinizi gerçekleyebilirdiniz. Devrim kişinin kendisinden başlar. Çünkü birey bu toplumu oluşturan en temel öğedir. |
||