|
||
İŞTE VAHŞİ KEDİLER Serval Karakulak Kodkod Çin Çöl Kedisi Margay Balıkçı Kedileri Leoparlar Kum Kedileri Aslan Puma Çita Vaşak Jaguar |
||
|
||
SERVALBir kedi düşünün bacakları Marleene Dietrich’i, kulakları Greta Garbo’yu ve gözleri Katharine Hepburn’ü andırsın. Mümkün mü? Mümkün! Çöl bölgeleri haricinde Afrika kıtasının her yerine yayılmış olan Serval (~Leptailarus Serval), inanılmaz uzunluktaki bacakları, kenarları beyaz tüylerle harelenmiş uzun kulakları ve küçük gözleri ile El Greco’nun fırçasından çıkmış gibidir. Kum rengi kürkünün üzerindeki kırmızı, kahverengi lekelerle çok güzel bir görünüme sahiptir. Kürkünün bu güzel görünümü ne yazık ki onu kürk avcılarının hedefi haline getirmiştir. O yüzden soyu tehlike altında kabul edilen hayvanlar listesine alınmıştır. Nemli ya da sulak bölgelerde yaşayan Serval’in kürklerindeki benekler daha küçük ve daha açık renkte iken kurak bölgelerde yaşayan Serval’in ise benekleri daha koyu renkte ve daha büyüktür. Çevresinde olup bitenlerle her vahşi kedi gibi fazlasıyla ilgili olan Serval’e uzun kulakları işitme açısından büyük avantaj sağlar. Gece avlarında aradığı küçük memelileri bulmasında da üstün işitme yeteneğinin önemli bir payı vardır. Uzun bacakları ise ona inanılmaz derecede hızlı koşma ve yüksekliklere bir çırpıda sıçrama yeteneği kazandırmıştır. Öyle ki bir kuşun yere konmasına ihtiyaç duymadan zıplayarak onu havada yakalayabilir. 1 metreye varan uzunluğu ve 9 ila 13 kilo arasında değişen ağırlığı ile Serval vahşi kedi ailesinde nispeten uzun yaşayan kedilerdendir. Ortalama ömür 19 yıldır ve bir doğumda dişi Serval genellikle 3 yavru doğurur. |
||
|
||
KARAKULAKVahşi kedi ailesinde hiçbir kedi bu kadar Türk değildir. Orta Asya’nın ve Orta ve Güney Afrika’da yaşayan Karakulak (Caracal Caracal) dış görünümü ile Vaşak’a benzese de aslında tamamıyla farklı bir vahşi kedi türüdür. Vaşak ile karşılaştırıldığında bedeni daha ince ve daha az tıknazdır. Sarı renk ağırlıklı bir tüyle kaplıdır ve boyu bir metredir. Boyunun üçte birini kuyruğu kaplar. Kulaklarının arkası siyahtır. İsmi de bu sebeple Karakulak. (İngilizce söylenişi olana Caracal da Türkçe’den türetilmiştir.) Daha çok kuru steplerde ve ormanlık alanlarda yaşar. Dağlık bölgelerde de kolaylıkla yaşamını sürdürebilir. 300 metre yükseklikte bile yaşadığı rapor edilmiştir. Çevresel koşullara mükemmelen uyum gösterdiği için kurak bölgelerde uzun süre boyunca su içmeden devam edebilir. Dünya üzerinde Karakal’ları 9 alt gruba ayrıldığı düşünülmektedir. (Güney Afrika Karakulakı, Kuzey Afrika Karakulakı, Namibia Karakulakı, Botsawana Karakulakı, Gabon Karakulakı, Sudan-Etyopya Karakulakı, Nijerya Karakulakı, Türkmenistan Karakulakı, Arabistan-Hindistan Karakulakı) Gece avlanmayı tercih eder. Daha çok küçük canlılarla beslenirse de büyük baş hayvanları da avladığı görülür. Leopardlara benzer şekilde avını bazen ağaç dallarında daha sonra yemek üzere saklar. İyi bir avcı olmanın çok ötesindedir. İnanılmaz hızlı hareket eder ve kuşları havalanmadan yakalayabilir. Dişi Karakulak çiftleşme döneminde 3 ayrı erkekle çiftleşebilir. Hamilelik dönemi 71 gün sürer ve doğan yavruların sayısı genellikle 1 ila 6 arasında değişir.Yavrular günde 21 gram büyürler ve 16-18 ay sonra erginleşirler. Ama ergenleşmeden önce 12. aylarında bağımsızlaşırlar. Soyu tehlikede olan canlı türleri arasındadır. |
||
|
||
KOD KODKodkod (oncifelis guigna) latindir. Hem de sonuna kadar latin. Şili ve Arjantin'in ormanlık dağlarında yaşayan Kodkod, aslında hakkında çok az bilgi edinilmiş vahşi bir kedidir. Araucarian ve Valdivian ormanları Kodkod'un doğal yaşam alanlarındandır. 1900 ile 2500 metre yükseklikteki bu ormanlarda yaşayan Kodkod Güney Yarımküre'nin en küçük vahşi kedisidir. Boyu 60 santim civarında olup boz ya da grili kahverenginde tüylere sahiptir. Üst ve alt kısımlarında ise siyahımsı lekeler bulunur ve bu lekeler ona şirin bir görünüm kazandırır. Kodkod vahşi kedilerden olmakla birlikte kilosu 10 ila 12 arasında değişir. Tüylü görünümü tombul olduğu izlenimi uyandırsa da aslında atletik bir vücut yapısı vardır. Doğduktan 2 yıl sonra erginleşen dişi Kodkod, genellikle 2 ila 3 yavru doğurur. Bir çok vahşi kedi gibi gece avlanmayı tercih eder. Evcilleşebilen nadir vahşi kedilerden olan Kodkod, küçük memelileri ve kuşları yiyerek beslenirler. Aç kaldığında dağ köylerinin tavuk kümeslerine akın ettiği de görülmüştür. Kodkod küçük beden yapısından dolayı ne yazık ki, köylülerin ve avcıların diğer hayvanlar için kurulan kapanlarına sıkça yakalanır. Kodkod'un neslinin azalmasında bu durum oldukça etkisi vardır. Şili ve Arjantin'de Guigna diye anılan Kodkod, 11 yıl kadar bir ortalama ömre sahiptir. Her ne kadar yaşaması için belli bir doğa yapısı gerektiren canlı türlerinden olmasa da, yaşam alanına müdahale olduğunda Kodkod ciddi zorluklar yaşar. |
||
|
||
ÇİN ÇÖL KEDİSİKonu Çin ise temkinli durmak lazım. Karate, Kung-fu bir yana bilim adamlarının iddiasına göre nüfusu bir milyarı aşan Çinliler aynı anda zıplasalar oluşan yer basıncından Los Angeles'ta 7 şiddetinde bir deprem olabilirmiş. Çin Çöl Kedisi (~Felis Chaus) de vahşi duruşu ile Çin'in bu tekin olmayan yanını sanki tek başına temsil eder. (Fotoğrafını yayına hazırlarken akla karayı seçmedik değil. Zira Çin Çöl Kedileri çok az fotoğraflanabilmiş bir vahşi kedi türü...) Evcil bir kediden biraz daha büyük olan Çin Çöl Kedisi aslında ismine nazaran daha çok dağlarda ve ormanlarda yaşar. Hakkında çok az kaynak vardır. Kavuniçi, pembe tüyleri siyah tüylerinin arasına serpiştirilmiş gibidir. Çin'in karasal iklimine uygun bir beden yapısı vardır. Kulakları çok iri olmasına rağmen oldukça basıktır. Yaşam alanları pandalarla büyük benzerlik gösterir. Bu sebeple yaşayabilmesi için belirli bir bitki ve hayvan doğasına ihtiyaç duyar. Ortalama 6 kilo ağırlığında olan Çin Çöl Kedisi, 70 ila 80 santim boyundadır. Kuyruğu ise 30 santim kadardır. Bedenine göre kısa olan bacakları oldukça tüylüdür. Genellikle Ocak ile Mart arasında çiftleşen Çin Çöl Kedileri, 2 ila 4 yavru dünyaya getirirler. Yavrular yedi sekiz aylık olduklarında annelerini terk ederler. Gece avlanmayı seven bu kediler, sosyalleşmeye son derece kapalıdırlar. Etobur olup sıçan, fare, kuşlar beslenme menüsünde ağırlıklı yer alır. Fare avlamaya kalktığında toprak altındaki yuvaları bile bulup kazacak kadar beceriklidir. Türleri tehdit altında olan Çin Çöl Kedileri'nin Çin dışına çıkışları yasaklanmış ve koruma altına alınmışlardır. |
||
|
||
MARGAYHiç bir canlı Margay (Leopardus weidii) kadar hızlı bir şekilde bir tepeye tırmanamaz. Dağcıların bir anlamda ilahıdır. Margay 8-9 kilo ağırlığında ve 70 santim boyunda vahşi bir kedidir. Süt kahve zemin üzerine koyu kahve lekeli kürkü ve yüzük gibi kıvrılmış kuyruğuyla Margay, 13 ila 18 yıl arasında bir ömre sahiptir. Amerika kıtasında yaşayan Margay, bir başka vahşi kedi türü olan Ocelot’a benzerse de kuyruğu ve bacakları Ocelot’tan daha uzundur. Margay, vahşi kedi olmasına yaraşır bir şekilde asıl olarak balta girmemiş ormanlık alanlarda yaşar. Yolunu bu ormanlarda kolaylıkla bulur. Ağaç dalları onun yuvası gibidir ve maymunlara bile parmak ısıracak bir çeviklikle dalardan dalara atlayabilir. Bedenin her eklemi inanılmaz derecede esnektir. Bu da ona neredeyse sınırsız bir esneklik sağlar. Margay gece avlanmayı sever. Kuşlar, küçük maymunlar, ağaç kurbağaları, böcekler bu gece avının kurbanlarıdır. Bir gece avcısı olduğu için görme yetisi çok gelişmiştir. Hızlı ve çevik hareketleri ile avını kolaylıkla yakalar ama menüsünde zaman zaman meyveye de yer verir. Margay aslen her ne kadar balta girmemiş ormanlarda yaşasa da insanoğlunun dinmeyen hırsından kaçamamış ve kürkü nedeni ile bir çok yaşam alanında soyu neredeyse tükenme noktasına gelmiştir. Bir vahşi kedi olmasına karşın Margay genellikle tek yavru dünyaya getirir. Bu sebeple de üreme hızı diğer vahşi kedilere göre oldukça düşüktür. |
||
|
||
BALIKÇI KEDİSadece balığa düşkün olanların Haliç Köprüsü’nü mesken tutmuş İstanbullular olduğunu mu sanıyorsunuz? En az onlar kadar balığa düşkün vahşi bir kedi türü vardır, balıkçı kedi (Felis Viverrina). Beden büyüklüğü 7 ila 12 kilo arasında değişen Balıkçı Kedi, sazlıklarda ya da bataklıklarda yaşar ve bu sulu doğaya pek güzel uyum sağlamıştır. Kediler sudan hoşlanmaz diye bilinse de Balıkçı Kedi sanki bu yargının aksini ispatlamak ister gibidir. Gerçi Van Kedileri’nin de balık avlamakta usta oldukları bir gerçekse de, Balıkçı Kedi’nin beden özellikleri de suda avlanmaya özeldir. Patilerinin arasındaki ince perdeler suda yüzmelerini ve hız kazanmalarını kolaylaştırır. Pençeleri en sivri olta iğnesinden bile daha keskin olan Balıkçı Kedileri, avını yakalayabilmek için bir kaya üzerinde ya da bir kıyıda saatlerce kıpırdamadan bekleyebilir. Avını hızla yakalar ve yakalar yakalamaz pençesi ile sudan dışarı çıkarır. Avını yakalayabilmek için derin sulara bile dalmaktan çekinmeyen Balıkçı Kedileri, ağırlıklı olarak balıkla beslenir. Ama kurbağa, kuş ve küçük memeliler de onun menüsüne dahildir. Güney ve Güney Doğu Asya’da yaşayan Balıkçı Kedileri’nden köylüler korkar. Zira köylüler arasında yeni doğmuş çocukları kapıp götüren Balıkçı Kedileri hikayeleri pek yaygındır. Uzun bacakları, kaslı bedeni ve kısa tüyleri ile bataklıklar ve sazlıklarda kolaylıkla yaşayan Balıkçı Kedileri, görece sıcak mekanlarda yaşadığı için avlanırken ıslanan tüylerini de iklimden dolayı kolaylıkla kurutur. Balıkçı Kedileri, Hindistan ve Pakistan’da kürkleri sebebi ile avlanmaktadır. Hayata kalanları ise çevre kirliliğine direnmeye çalışmaktadır. “Denizden babam çıksa yerim” diyecek kadar balık seven bu vahşi kedilerin de soyları diğer bir çok vahşi kedi türü gibi ne yazık ki insanlığın tehdidi altındadır. |
||
|
||
LEOPARLeoparlar (panthera pardus) kürklerindeki uzun ve koyu desenlerle kolaylıkla tanınan vahşi kedilerdendir. Ama Leoparlar Güney Amerika Jaguarları ile bazen karıştırılırlar. Güney Amerika Jaguarları’nın da kürklerinde çok benzer desenler olsa da Leoparlar’ınkine kıyasla daha küçük ve içleri şekilli değildir. Leoparlar oldukça büyük vahşi kedilerdendir. 1.5 metreye varan boyları ve 1 metre civarındaki kuyrukları ile heybetli bir görünümleri vardır. Erkek leoparlar dişilere kıyasla % 20-40 daha büyüktürler. Bulundukları coğrafyaya göre renkleri altın sarısından koyu kahveye kadar değişiklik gösterir. Dağlardan çöllere kadar çok değişik coğrafi ortamlarda görülebilen Leoparlar, Afrika ve Asya’da yaşayan bir vahşi kedi türüdür. Gündüz avlanan leoparlar bu sebeple kendilerini avından saklayacak yeşilliklere ihtiyaç duyar. Çok iyi bir avcı değildir. Ama örneğin maymun avlarken maymunları kandırmakta oldukça ustadır. Avına 6 metre kala saldırır ve saldırırken hızı saatte 60 kilometreye kadar çıkar. Leoparlar kendileri için avlansa da avını bitiremeden çakallara ya da vahşi köpeklere avını kaptırır. 10 ila 15 yıla arasında ortalama ömürleri olan ve 3 yaşına vardığında erginleşen bu güzel kedilerin en büyük düşmanı da başka bir kedi olan kaplanlar ve aslanlardır. Onlarla rekabet genellikle öldürücü olur. Erginleşemeye 1 yıl kala annelerinden ayrılan ve avlanmaya 3 aylıkken başlayan Leoparlar, erginleşene kadar annelerinden ayrılsalar da yakın dururlar. Oldukça iyi yüzen Leoparlar insanlara da yakınlaşmaktan fazla çekinmez. O yüzden kırsal alanlara rahatlıkla yaklaşır. Güney Amerika’da Benin’de Leoparlar cesaretin simgesi olarak kabul görürler. Kürkleri sebebi ile ne yazık ki avcıların boy hedefi olan Leoparlar’ın soyu hızla tükenmektedir. |
||
|
||
KUM KEDİLERİHer ne kadar Susam tatilde kumdan nefret etse de, yeryüzünde kumu doğal bir barınak olarak gören kediler de vardır. Vahşi kedi ailesinin en küçük boydaki üyesi olan kum kedileri (felis margarita), aslında normal bir kedi boyutundadır. Kürkü griden kum rengine kadar çeşitlilik gösterir. Patilerinde özellikle yatay çigiler vardır. Göz kenarlarındaki ve çenedeki lekeler ise kum kedilerine karakteristik bir görünüm kazandırır. Kum kedilerini dünyadaki her kumul bölgenin civarında görebilirsiniz, Kuzey Afrika’da, Arabistan’da, Orta Asya’da ve özellikle de Pakistan’da. Kumul ortamlardaki ani ısı değişiklikleri ve ısı farkının yarattığı iklim değişiklikleri kum kedileri için hiç sorun değildir. Zira kum kedileri çevre koşullarına harika bir biçimde uyum sağlarlar. Tüylü patiler gündüzleri kumun aşırı sıcağından geceleri ise aşırı soğuğundan korur ve aynı zamanda da kaygan kumul zeminde yürümeyi kolaylaştırır. Kum kedileri, deyim yerindeyse kedi ailesinin ayaklı radarlarıdır. Geniş kulakları ile kedi ailesinin "bedenine göre en büyük kulaklı kedisi" unvanına sahiptirler. Bu büyük kulaklar geniş kumullardaki hareketleri ve hatta kumun altındaki hareketleri duymalarına yardımcı olur. Diğer taraftan özellikle çiftleşme mevsiminde partner adaylarının çıkardıkları sesleri de bu kulaklar sayesinde duyarlar. Kum kedileri sıcak çöl günlerinde avlanmak yerine az da olsa çöl ortamında bulunan yeşilliklerin altına ya da kayaların arasındaki gölgelere sığınarak uyumayı tercih ederler. Ama uyku güneşin batışı ile sona erer ve avlanma zamanı başlar ta ki güneş tekrar doğana dek. Kum kedileri bazen avlarını kuma gömerler. Çölde en az bulunan şey doğal olarak sudur ve bu konuda da kum kedileri çevre koşullarına uyabilmeyi başarmışlardır. Kum kedileri su içmeden yaşayabilirler ve ihtiyaç duydukları sıvıyı avlarından sağlarlar. Çöl ortamı naz kaldırmaz. Bu sebeple kum kedileri doğduktan çok kısa bir süre sonra (yaklaşık 14 ay) erginliğe erişirler ve hemen doğal yaşama atılırlar. Bir doğumda dişi kum kedisi 1 ila 8 arasında yavru doğurur ve yavrular çok hızlı bir büyüme gösterirler. Her gün yaklaşık 12 gram kilo alırlar. Kum kedilerinin yaşadığı bölgelerden biri olan Pakistan’da kum kedilerinin nüfusu tehlike sınırına ulaşmıştır. |
||
|
||
ASLANLisemize yeni gelmişti. 5. sınıfların müdür yardımcısı idi. Hep kahverengi renkli bir takım giyerdi. Yaşlı bedeni takım elbisenin içinde kaybolur gibiydi. Şehla bakışlarından ötürü Mako ona Clearins ismini takmıştı. Şu dizi filmdeki şehla aslanın ismi. Gerçek ismini şu an bile hatırlamıyorum ama Clearins ismi hala hatırımda. Clearins çok gün görmüş bir öğretmendi. Sinirlendiğini ya da bir öğrenciyi azarladığını kimse görmemişti. Clearins’i çok sevmiş idik. Hala yaşıyorsa bize ne mutlu. Eğer bu dünyayı bize bırakıp gittiyse toprağı bol olsun. Aslanları Clearins ile sevmiştik. Hepimiz dizideki yaşıtımız çocuk gibi bir Clearins'ımız olsun istiyorduk. Aslanlar (panthera leo), Afrika kıtasının en büyük vahşi kedisidir. Diğer vahşi kedilere göre daha uzun ömürlü olan aslan 30 yaşına kadar yaşar ve tam bir şövalye ruhu taşır. Kadınını yabancı erkeklerden korur. Bu sebeple kıskanç olduğunu söylemeye gerek bile yoktur. Aslanın yaşam alanının içine bir ülke bile kurulabilir. 50 ile 400 kilometrekarelik bir alanda yaşar. Erkek kediler beş yaşına gelen kadar gruptan kopamazlar. Ama beş yaşına gelince artık gurbete çıkarlar ve kendi gruplarını kurmak için uzaklaşırlar. Aslanlar grup halinde avlansalar da avlanırken işbirliği yapıp yapmadıkları tam bilinememektedir. Sadece zebra ve bufaloları değil, aç kaldıklarında filleri bile öldürebilirler. Onlar için avlanmak söz konusu olduğunda hiçbir varlık karşılarında yenilmez değildir. Ama modern çağ ormanlar kralı aslanı da ezip geçmiştir. Köktendincilerin iktidardan uzaklaştırıldığı günlerde Kabil Hayvanat Bahçesi’nde meydana gelen trajik olayı hatırlayacaksınız. Hayvanat bahçesinde tek başına yaşayan Mercan ülkeleri harabeye dönen bir çok Afganlı gibi açlık sınırına gelmişti. Belki de açlığın verdiği huzursuzluktan dolayı bir gün bölmesine giren bakıcısını öldürmüştü. Bakıcısının kardeşi ise ertesi gün bir silah alıp intikam adına Mercan’ı vurmuştu. Mercan çok şeye katlanmıştı, safarinin özlemine, doğasının alışık olmadığı soğuk kış aylarına ve yalnızlığa. Hayvanat bahçelerini sevmediğimizi bir kez daha haklı çıkaracak bir trajedi, ama gerçek! Kısacası, aslanlar da krallık tacını bazen böylesine acı dolu bir biçimde yitirebiliyor. Daima ait oldukları doğada kalmaları dileğiyle... |
||
|
||
PUMAHayvanlar arasında kimileri geceleri kimileri gündüzleri severler. Puma’lar gececilerdendir. Gece hayatının yıldızlarına iyi birer arkadaş olabilir (!). Gündüzleri ortalıkta görülse de gecenin tadına tam varamamış olmalıdır. Puma (Felis Concolor) gece avlanır. Dağ Aslanı diye de adlandırılan Puma, Amerika kıtasında yaşayan bir vahşi kedi türüdür ve kıtanın cüsse olarak en iri kedisidir. 1 ila 2 metre arasında boyu, 35 ila 85 kilo arasındaki ağırlığı vardır. Kulakları küçüktür ve uçları siyahımsı tüylerle kaplıdır. Ama kulaklarının küçük olması yanıltıcı olmasın pek iyi işitirler. Renk açısından sarıdan griye çeşitlilik gösterir. Kedigiller arasında en güçlü kedidir. Siyah burunları ile her daim bir kokunun peşindedirler. Çağla Şikel’le rekabet edecek kadar uzun bacakları vardır. Ayakları geniştir ve yere tam basar. Bu yüzden de gelişini işitmek zordur. Bir çok vahşi kedi ile yaşam süresi benzerlik gösterir ve ortalama 10 ila 15 yıl yaşarlar. İklim konusunda ise hiç seçici değildirler. Her tülü iklimde kolaylıkla yaşarlar. Güçlü beden yapıları sadece su, yiyecek ve barınak ister. Bu üçü olduktan sonra ister hava yakıcı sıcaklıkta olsun ister dondurucu soğukta Puma yaşamına kolaylıkla devam eder. Erkek Puma, dişi Puma’ya kıyasla daha uzun mesafeler gidebilir. Dişiler genellikle 20 mili geçmezken erkekler 30 mile kadar seyahat edebilir. Ama avlanma sahası Puma’nın inanılmaz geniştir ve 100 milkareye kadar çıkar. Yalnız avlanmayı sever. Beyaz kuyruklu geyik Puma’nın en sevdiği avdır. Haftada bir beyaz kuyruklu geyik avlar. 30 dişi ile avının kıskıvrak yakalar ve yakaladığı yerde bir kısmını yer, bir kısmını da sonraya saklar. Eğer geyik bulamaz ise başka hayvanlara yönelir. Puma’nın özel bir çiftleşme mevsimi yoktur. Doğumdan 80-100 gün sonra erginleşir. Dişi Puma genellikle üç yavru dünyaya getirir. Dişi Puma yavrularını 1-1.5 yaşına kadar bakar ve sonra onları kendi yaşamlarını kurmaları için serbest bırakır. İyi bir avcı olan Puma da ne yazık ki avcıların kurbanı olmaktadır. Pumalar 1973 yılından beri soyu tehlikede olan hayvanlar kategorisine alınmış ve ABD’de avlanma yasakları getirilmiştir. |
||
|
||
ÇİTAÇita (Acinonyx Jubatus), vahşi kediler dünyasının Claudia Schiffer'ıdır. İnce, uzun gövdeleri ve bacakları ile El Greco tarafından resmedilmiş bir kediye benzer. Ama sakın aldanmayın bu ince ve narin görüntüye. Altında son derece güçlü kaslar ve esnek bir vücut yapısı vardır. Bir anda hızını rahatlıkla saatte 60 kilometreye çıkarabilir. Diğer vahşi kedilerden farklı olarak çitanın deyim yerindeyse ağzı var dili yoktur. Yani kükremez ya da hırlamazlar. Genellikle gündüzleri avlanır. Ceylan, impala ve antilop düşkünüdür. Avını uzaktan izler ve genellikle avlanmak açısından yaşlı, güçsüz ya da çocuk hayvanları seçer. Avını yakaladığında güçlü çenesi ile bir kaç dakika içinde direnemez hale getirir. Bu mücadele sırasında soluk alışverişi oldukça düzgündür. Çünkü diğer vahşi kedilere kıyasla oldukça geniş olan burun delikleri rahat bir solunu yapmasına yardımcı olur. Ama avını yemeden önce dinlemeye ihtiyaç duyar. İşte bu an emeklerinin heba olabileceği andır. Zira açık mekanlardaki bu avın takipçisi sırtlanlar, çitanın dinlenmesinden yararlanarak avdan kurnazca pay kaparlar. Genellikle gündüzleri avlanır. Ceylan, impala ve antilop düşkünüdür. Avını uzaktan izler ve genellikle avlanmak açısından yaşlı, güçsüz ya da çocuk hayvanları seçer. Avını yakaladığında güçlü çenesi ile bir kaç dakika içinde direnemez hale getirir. Bu mücadele sırasında soluk alışverişi oldukça düzgündür. Çünkü diğer vahşi kedilere kıyasla oldukça geniş olan burun delikleri rahat bir solunu yapmasına yardımcı olur. Ama avını yemeden önce dinlemeye ihtiyaç duyar. İşte bu an emeklerinin heba olabileceği andır. Zira açık mekanlardaki bu avın takipçisi sırtlanlar, çitanın dinlenmesinden yararlanarak avdan kurnazca pay kaparlar. Çitalar tek ya da gruplar halinde avlanırlar. Gruplar genellikle erkek çitalardan oluşur, tek olarak dolaşanlar ise dişilerdir. Dişilerin av sahası erkeklerinkine kıyasla daha küçüktür. Ama her halükarda oldukça geniş egemenlik alanları vardır. Bu alanları çitalar birbirleriyle uzlaşarak sahiplenirler. Bu uzlaşma bazen ciddi kavgalar neticesinde olabilir. Yetişkin bir çitanın ortalama ağırlığı 45-65 kilo,vücut uzunluğu ise 1.1-1.6 metre arasındadır. 12 ila 14 yıl yaşarlar. Bir dişi çita genellikle 2 ila 4 yavru doğurur. Ama yavruların hayatta kalma yüzdesi oldukça düşüktür. Her dört yavrudan biri hayata kalabilir. Diğer yavrular ise genellikle aslanlar ya da sırtlanların saldırısı sonucu hayatını kaybeder. 18 aylık olana dek yavru çitalar annelerine bağımlı olarak yaşamlarını sürdürürler ve 18. ayın sonunda kendi yaşamlarını kurmak için ayrılırlar. Çitalar doğduktan üç ay gibi kısa bir süre içinde erginliğe erişirler. Çita sözcüğü Hintçe'den türemiş olup "benekli" anlamına gelir. Çitaların yeryüzünde sıklıkla görüldüğü yerler, Ortadoğu, Afrika ve Kuzey Asya'dır. Özellikle Kuzey Asya çitaları Afganistan ve İran'da görülürler ve çok tehlikelidirler. Bugün özellikle Afrika'daki çitalar insanlarla olan yakın ilişkilerinden dolayı zaman zaman tehdit altında kalmaktadırlar. Sayılarında bu sebeple ciddi azalmalar görülmektedir. |
||
|
||
VAŞAKÇocukluğumda askeri bir sinemada seyrettiğim vaşak yavrusunu büyüten avcının vaşakın (Felis Lynx) doğasına dönme eğilimi karşısındaki duyduğu acı ve kaygıyı hala hatırlarım. Sevimli şirin yavru artık erginleşmiş ve evcilleşmek yerine doğaya açılmak için sabırsızlanmaktadır. Ama besi hayvanlarını vahşi hayvanlardan korumak isteyen avcı büyüttüğü vaşağını doğaya bıraktığında karşı karşıya kalacaklarını bilmekte ve bu ikilemde çaresizliğe teslim olmaktadır. Doğa engellenemez ve Vaşak doğasına geri döner. Artık avcı ve vaşak karşı karşıyadır. Vaşaklar gerçekten çok etkileyici hayvanlardır ve vahşi kediler arasında kediyi en çok andıran türlerin başında gelirler. Ama vahşiliklerinden hiçbir şey kaybetmemişlerdir. İskandinavya'dan Sibirya'ya kadar uzanan bir bölgede ve Kuzey Amerika’da yaşarlar. Kediye benzemekle birlikte normal kedi ağırlığından 5 kat daha ağırdırlar. Kulakları da normal kediye kıyasla daha uzun ve uçları tüylüdür. Kış bastırdığında ise sadece kulaklarının üzerindeki tüyler değil tüm vücudu kalın bir tüy tabakası ile kaplanır. Adeta kışın gelmesi ile mantolarını giyerler. Patilerinin genişliği karda yürümelerini kolaylaştırır. Gövdelerine göre küçük kalan başları ve kısa kuyrukları ile ilk bakışta ürkütücü gözükseler de görünüşleri kesinlikle etkileyicidir. Renkleri kum renginden koyu kahveye kadar değişir. Vaşak türleri arasında görünüş farklılıkları mevcuttur. En bilinen vaşak türleri : Amerikan Vaşağı, Keşmir Vaşağı, Tibet Vaşağı, İspanyol Vaşağı, Avrasya Vaşağı’dır. Engebeli arazilerde ve genellikle Çam ormanlarında yaşarlar ama açık ormanlık araziler ya da diğer coğrafi mekanlarda da rahatlıkla yaşamlarını sürdürebilirler. Hatta denizden 3000 metre yükseklikte yaşayan vaşaklar bulunmaktadır. Sadece iyi bir dağcı değil aynı zamanda iyi birer yüzücüdürler. Bu sebeple kar tavşanı, kemirgen, ördek, yer kuşları, balık gibi geniş bir av yelpazesi vardır. Her vahşi kedide olduğu gibi avını mükemmelen gözler ve yaklaştığını hissettirmez. Vaşaklar ara sıra avlanırken birlikte hareket ederler. Özellikle tavşan gruplarını avlarken birlikte hareket ettikleri görülür. Avlanma zamanı olarak geceden ziyade gündüzü tercih ederler. Çiftleşme döneminde egemenlik alanının dışına çıkarlar. Genellikle de Ocak sonu ya da Mart başı arasında çiftleşirler. Dişi vaşakların hamileliği 69 ila 72 gün arasında sürer ve 2 ila 3 yavru doğurur. Yavrular annelerinin bir dahaki çiftleşme dönemine kadar ayrılmazlar. Dişi vaşaklar 21 aylıkken erkek vaşaklar ise 33 aylıkken erginleşirler. Ne yazık ki doğal hayatın bir parçası olan vaşaklar insanoğlunun tehdidi altındadır. 600 kadar vaşağın yaşadığı Norveç’te sadece 2 ay içinde 117 vaşak avcılar tarafından öldürülmüştür. World Conservation Union (~Dünya Koruma Birliği) açıkladığı nesli tehlike altındaki 120 memeli türü arasında vaşaklara da yer verilmiştir. Vaşakların avlanması hala yaşadıkları ülkede yasaklanamamıştır. |
||
|
||
JAGUARJaguar (Panthera Orca) her ne kadar bir İngiliz kökenli araba markası olarak bilinse de Jaguar tam bir latindir. Kıvrak, seksi, çevik ve macera vaateden..Bir Jaguar’la karşılarsanız hayranlığınız kesinlikle ömrünüzün sonuna dek sürecektir. Altın sarısı benekleri güneşte kırmızılaşsa da göğüs, yanakları ve karın bölgesi açık sarı renkte kalmaya devam eder. Sanki doğa ona armağan edilmiş gibidir. Jaguarlar Meksika, Orta Amerika ve Güney Amerika’da yaşayan ve Amerika kıtasının en büyük vahşi kedisidir. 36 vahşi kedi türünden biri olup 6 ayrı alt türe sahiptir. Amerika’da en çok Surinam’da ve Amazon deltasında görülürler. Hatta öyle ki Surinam’da sahile inerek serbestçe dolaşır ve eskiden kendisine Tanrı olarak tapınan Amerikan yerlilerinin duyduğu korkuyu tekrar kumsala bırakırlar. Jaguar Latin dünyası için kutsaldır. Yerliler ona “tek hamlede avını yakalayan katil” demişlerdir ve güçlü pençelerini resmettikleri tapınaklarda uğruna dualar etmiş ve gücüne özenmişlerdir. Nasıl özenmesinler ki, Hayvanlar Krallığı’nın dekatloncusu gibidir. Su Jaguarlar’ın ikinci yuvasıdır. Kara ise zaten ona itaat eder. Tırmanmak ise güçlü tırnaklarla bezeli pençeleri için son derece kolaydır. Bir sıçramada 100-125 kiloluk bedenini metrelerce öteye atabilir. Yorulmadan koşar ve asla pes etmez. Sabırlı bir avcı olan Jaguar, karada ve denizde av konusunda sınır tanımaz. Suyun içine rahatlıkla başını sokup gözleri açık bir şekilde dakikalarca bekleyebilir. Gerekirse güçlü kasları ile yorulmadan yüzer. Aradığı balığı bulduğundaki av görüntüsü izleyenleri hayrete düşürebilir. Sıçrattığı sular dört metreye yüksekliğe kadar çıkar. Bütün kediler gibi Jaguarlar da egemenlik alanı konusunda çok hassastır. Egemenlik alanına girenleri kolay kolay affetmez. Egemenlik alanlarına rahatlıkla bir ülke sığar. Normalde bir Jaguar’ın egemenlik alanı 45-60 kilometrekaredir. 2 yaşında genellikle erginleşen dişi Jaguarlar sadece çiftleşmek istediklerinde alanlarının dışına çıkarlar. Ama erkek Jaguarlar’ın erginleşmesi için 3-4 yıla gereksinim vardır. Hamilelik Jaguarlar’da 3 ila 4 ay sürer ve 1 ila 4 arasında yavru doğururlar. Jaguar yavruları biblo gibidir. Ama sevmeye cesaret ister. Anneleri 6 aya kadar emen yavrular iki yıl boyunca da anneleri ile dolaşırlar. Vahşi yaşamda ortalama ömürleri 11 yıl (hayvanat bahçelerinde 25 yıl) olan Jaguarlar belki de bu yönleri ile ana kuzusu olarak nitelendirilebilir. Ama anne Jaguar 2 yaşından sonra erginleşme dönemine girmeye başlayan yavrusunu başka bir egemenlik alanı bulmak için teşvik eder ve yavru kendi yaşamını kurmak için ayrılır. Jaguarlar sıklıkla Leoparlar’la karıştırılır. Oysa ki Leoparlara göre benekleri daha küçük ve düzensizdir. Benekli görünümü ideal bir kamuflaj giysisi gibidir. Düzgün dağılmış kiloları ve atletik görünümü ile kurbanlarından kendini mükemmelen gizler. Dağları pek sevmez. 2400 metre üzerinde genellikle görünmez. Daha çok nehir kenarlarında ve bol yiyecek bulunabilen yeşillik alanlarda yaşamayı tercih eder. Ne yazık ki Jaguarlar, kürkleri sebebi ile her yıl avlanmakta ve katledilmektedir. Her yıl yaklaşık 6.000 kadar Jaguar’ın öldürüldüğü sanılıyor. Yine de Latin dünyasının efendisi ve bir zamanların Tanrı’sı Jaguarlar Amazon’un nemli gecelerinde yerli köylerinin etrafında varlıklarını hissettirirler, geride bir ürperti bırakarak... |
||
|
||
Kaynak
|
||