SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Tarih

Konu: Safevi Devleti

Sayfa: [ 1 ]

12.05.2008 20:18:22

Safevi Hanedanı İran tarihinde Şiiliği resmî meşrep olarak kabul eden ilk devlet. Akkoyunlu Elvend Mirza'yı Şarur yakınlarında yendikden sonra Şah İsmail Safevi 1501 yılının temmuz ayında Tebriz'de kendisini Azerbaycan'ın Şahı ilan etti . Bundan sonra tüm İranı ele geçirerek, Mayıs 1502'de kendisini İran Şahı ilan eden I. İsmail sonraki 250 yılda Orta Doğu'ya büyük etki yapacak bir Şii devletinin temelini koymuştur.
Safevi Devleti'ni kuran Şah İsmail'in ulu dedesi Safiyüddin İshak , Safevi tarikatının Şeyhidir. . Yapıtlarındasürekli olarak Türkçe kullanmıştır. Osmanlı hükümdarları şiirlerini Farsça yazarken Şah İsmail Türkçe yazmıştır ve Türkçeye çok dikkat etmiştir. Burada büyük Sufi mürşidi Zahit Gilani'nin tarikatına giren ve şeyhin kızıyla evlenerek onun ruhani varisi olan Safiyüddin, mürşidinin ölümünden sonra Zahidiye Tarikatı'nın başına gelmiş, sonraki uygulamalarıyla Zahidiye tarikatını Safeviye Tarikatı'na dönüştürmüştür. Tarikat şeyhlerinin etrafında toplananlar daha çok Azerbaycan ve Anadolu'nun Kızılbaş Türkmenleri olmuştur.


Azerbaycan'daki Sünni Akkoyunlu Türkmen boyları ise Yavuz Sultan Selim tarafından Çaldıran Savaşından sonra Tebriz'den alınarak Erzurum, Gümüşhane, Bayburt ve Trabzon'a yerleştirilmiştir. Safiyüddin'in Tat dilini kullanmasına karşın tarikatın 15. yüzyıl mürşitleri Şeyh Cüneyt ile Şeyh Haydar ve özellikle tarikatı devlete dönüştüren Şah İsmail ile ardılı hükümdarlar günlük konuşmalarında ve eserlerinde Azeri Türkçesini kullanmışlardı.


Safevi Şahlığına
1447'de tarikatın başında bulunan Şeyh Cüneyt İran'da politik bir güç haline gelmek için devrimci Şii anlayışını benimseyerek tarikatını dönüştürdüğünde Ak Koyunluların elinde bulunan Doğu Anadolu'ya gelerek Türkmenleri etrafına toplamaya başlamıştı.Kara Koyunlular ile mücadele halinde olan Ak Koyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın yanına giden Cüneyt onun kız kardeşi Hadice Begim ile evlenmişti.Bu evlilik ile Uzun Hasan, Cüneyt'in Türkmenler üzerindeki nüfuzundan yararlanmayı düşünürken,Cüneyt de bu sayede amaçlarını gerçekleştirmek için serbestiyet elde etmişti.Etrafına topladığı güçle Azerbaycan'da Şirvan ülkesine saldıran Cüneyt yapılan savaşta yaşamını yitirdi.Yerine geçen oğlu Şeyh Haydar dayısı Uzun Hasan'ın kızı Halime Begim/Alemşah ile evlendi. Bu sayede Anadolu'da alevi anlayışını daha da artırdı.Osmanlı hükümdarı II.Bayezit'in gerekli önlemleri almaması da Safevilerin güçlenmesinde önemli bir rol oynadı.Anadolu'dan sürekli göçlerle güçlenen Erdebil şeyhi Haydar,Ak Koyunluların Otlukbeli yenilgisinden sonra düştüğü bunalımlı durumdan yararlanmaya çalıştı.Fakat dayısının oğlu Akkoyunlu Yakup Bey ile yaptığı bir savaşta yaşamanı kaybetti.Oğlu Şeyh İsmail,Ak Koyunluların iç savaşından yararlanarak 1500 yılında Erzincan'a geldi.Etraftaki bütün müritlerinin toplanmasını emredince Ustacalu, Şamlu,Rumlu,Dulkadir,Tekelü ve Karaman-Turgutlu Türkmenleri ile Varsaklar'dan binlercesi etrafında toplandı.1501'de Akkoyunlu Elvend Mirza'yı Nahçıvan'da yenilgiye uğratan İsmail Azerbaycan'ın tamamını ele geçirerek Tebriz'de kendini şah ilan etti.Böylece dedesinin başlattığı Şii devrimci-politik girişim İsmail tarafından başarıyla sonuçlandırılmış oldu.Artık Erdebil Safeviye Şeyhliği'nin yerini Safevi Şahlığı alıyordu.
Safevilerin Yükselişi
Anadolu'da 15.yüzyıl boyunca Osmanlı ilerlemesi devam etmiş Türkmenler de kontrol altına alınmıştı.Kuruluş döneminde heterodoks zümrelere daha müsamahakar davranan Osmanlı Devleti bu sıralarda kontrol etmekte zorlandığı göçebe Türkmen boylarını yasadışı ilan ederek baskı altına almıştı.İşte bu ortamda Erdebil Safeviye şeyhi İsmail,Azerbaycan'dan Anadolu içlerine kadar yayılmış bulunan küskün Türkmen boy ve oymaklarını ruhani otoritesiyle birleştirerek 1501'de zamanın en güçlü Sünni Türkmen federasyonu olarak bilinen Elvend Mirza liderliğindeki Ak Koyunlular'dan Tebriz'i ele geçirdi.

Bölgede yeni kurdukları siyasal organizasyona meşru bir temel oluşturmak isteyen Safeviler, kendilerinin 7. Şia imamı Musa el-Kazım yoluyla Ali ve Fatma -Muhammed'in kızı- soyundan geldiklerini iddia ettiler. İsmail ayrıca şahlığını ilan ettikten sonra, otoritesini İran'da daha da güçlü kılmak için Sasani imparatorluk mirasında da hak iddia etti.

Tebriz'in zaptıyla Safevi hanedanlığı başlamış oluyordu.I. İsmail 1501'de Tebriz'i başkent,kendini Azerbaycan Şahı ilan etti.Buradan İran içlerine doğru yayılmasını sürdürerek 1502'de bu kez kendini İran Şahı ilan etti.Kuruluşu takip eden ilk on yıl boyunca bir yandan devletini Osmanlı saldırılarından korumaya çalışan İsmail,öte taraftan Ak Koyunlu kalıntılarını ezerek, onların topraklarındaki yayılmasını sürdürdü.1503'te Hemedan,1504'te Şiraz ve Kirman, 1507'de Şia'nın kutsal mekanları Necef ve Kerbela, 1508'de Van,1509'da Bağdat, 1510'da Özbek Şeybani hanedanlığının kurucusu Muhammet Şeybani Han'ı hezimete uğrattığı bir savaş neticesindeHorasan ve Herat (Sistan'ın merkezi)şehirlerini zaptetti.1511'de Özbekler bu yenilgi üzerine Maveraünnehir'e çekilerek Safevilere karşı uzun yıllar sürecek saldırılarını devam ettirmişlerdir.Şah İsmail zamanında şahlık sarayında resmi dil Azeri Türkçesi idi. Bu arada 1507'de henüz deniz kuvvetine sahip olmayan Safeviler, İran (Basra) Körfezi'nin giriş noktası olan Hürmüz Adası'nı, yaklaşık yirmi yıldır Hint Okyanusu'na sızmakta olan Portekizlilere kaptırdılar.

Uzun yıllardır İsmail'in faaliyetlerini yakından izleyen ve onun 1511'de Anadolu'da çıkarttığı Şah Kulu ayaklanmasıyla ne kadar etkili olabileceğini gören Osmanlı sultanı Yavuz Sultan Selim, nihayet 1514'te Safevileri ezmek maksadıyla Doğu Anadolu ve Azerbaycan üzerine yürüdü.Osmanlıların top ve tüfeklerine karşın Safevi ordusu çok daha ilkel silahlarla savaşa hazırlanmıştı.İki tarafın ordusu başlarında bizzat hükümdarları olduğu halde Tebriz'in batısında Çaldıran'da karşılaştı.Safeviler yenilgiye uğradı. Tebriz'i kolayca ele geçiren Osmanlı kuvvetleri I.Selim'in bütün ısrarlarına karşın İran platosunda Safevi ordusunu izlemeyi reddettiler.Kışın yaklaşmasıyla Tebriz terk edildi.Bu savaş yıllar sonra Şah I.Tahmasp ile Sultan I.Süleyman (Kanuni) arasında aynen kendini tekrarlayacaktı.

Devlet Dini olarak Şiilik'in Tesisi
İran'ın fethini tamamladıktan sonra Şah İsmail geniş Sünni ahalinin mezhebini zorla değiştirme yoluna gitti. Sünni ulema ya öldürüldü ya da sürgün edildi. İsmail, ortodoks Şii (On İki İmam Şiiliği)inancıyla uzlaşması pek olanaklı olmayan heterodoks Şii inancına rağmen Şia'nın dinsel ileri gelenlerini ülkesine getirerek onlara sadakatleri karşılığında toprak ve paralar bahşetti. Safevi döneminden sonra ve özellikle Kaçar hanedanı döneminde Şii ulemanın rolü artmış,ulema bağımsız ya da hükümetlerle ortaklaşa rol oynamaya başlamıştır.Safeviler sufî/tasavvufî geçmişine karşın Nimetullahi tarikatı dışındaki pek çok tasavvufî sünni ve şii tarikatlarına müsaade etmediler.İran feodal bir teokrasi haline geldi fakat bu din ve devlet ayrılığı biçiminde değildi. Şah dinsel ve dünyevi yetkilerin her ikisini birden elinde tutuyordu. Safevilerle birlikte iyice büyüyen İslam dünyasındaki bu dinsel hizipleşme, bir yandan İran'ın iç bütünleşmesini ve ulusal duygularının kaynaşmasını sağlarken,öte taraftan Sünni komşularının öfkesini İran üzerine yönlendirmesine de yol açtı.

Osmanlılarla süregelen savaşlar nedeniyle 1548'de Şah I.Tahmasp başkentini Tebriz'den - bir iç bölge şehri olan - Kazvin'e taşıdı. Daha sonra Şah I.Abbas (Büyük Abbas)buradan da vazgeçerek, Orta İran'da yer alan eski İsfahan şehrinin hemen yanına inşa ettiği yeni İsfahan'ı başkent yapacaktır.Bu olayla birlikte devlet de daha fazla Fars karakteri kazanmaya başladı.Sonuçta Safeviler ulusal bir İran devleti kurmayı başarmıştılar.


ŞaH 08.07.2008 16:20:25
Safeviler,öz ve öz Türk'dür lakin gelin görün ki bugün liselerde okutulmakta olan TÜRK DEVLETLERİ ünitesinde ve müfredatlarında Safeviler'e yer verilmemektedir bunun sebebi elbette ki Safevilerin Arap kültürünü empozeye gayret eden Osmanlıyla olan mücadelesinden kaynaklanmaktadır.

dares 08.07.2008 17:01:16
Safeviler,öz ve öz Türk'dür lakin gelin görün ki bugün liselerde okutulmakta olan TÜRK DEVLETLERİ ünitesinde ve müfredatlarında Safeviler'e yer verilmemektedir bunun sebebi elbette ki Safevilerin Arap kültürünü empozeye gayret eden Osmanlıyla olan mücadelesinden kaynaklanmaktadır.

çok zorlama  yapmışsın   ona bakarsan   farsilerin birçok  kralıda   kürttür.Elit  kesim  ayrı   halk   yarı  osmanlıdada bunu  görebilirsin  osmanlı  padişahların anneleri her  çeşit  ırktan var.zaten  o zaman  ırki bir mantıkta  yok  ya

ŞaH 08.07.2008 17:06:29
O halde tarihi bir gerçek olan SAFEVİLERİN TÜRK devleti oluşuna rağmen milli eğitim müfredatlarında niçin yer almıyor açıklayında bilelim!

dares 08.07.2008 22:39:25
O halde tarihi bir gerçek olan SAFEVİLERİN TÜRK devleti oluşuna rağmen milli eğitim müfredatlarında niçin yer almıyor açıklayında bilelim!

Onlar  kendilerini  türk  kabul etmiyorki? Onlarıda  kendi  tarihi  kaynaklarına  göre farsiller.Birde  tarihi gerçek nedir?tarihte  gerçeklik mi  olur?ya da ne kadar  olabilir? Senin bu  idia ettiğin "şey"  kime  göre bir gerçek(tir)?....bir kere  bugün  sünni olarak kendilerini  kabul eden türkler  şia olan türkmenleri kendilerinden kabul etmiyorlar yanılıyormuyum?

ŞaH 08.07.2008 23:30:50
O halde tarihi bir gerçek olan SAFEVİLERİN TÜRK devleti oluşuna rağmen milli eğitim müfredatlarında niçin yer almıyor açıklayında bilelim!

Onlar  kendilerini  türk  kabul etmiyorki? Onlarıda  kendi  tarihi  kaynaklarına  göre farsiller.Birde  tarihi gerçek nedir?tarihte  gerçeklik mi  olur?ya da ne kadar  olabilir? Senin bu  idia ettiğin "şey"  kime  göre bir gerçek(tir)?....bir kere  bugün  sünni olarak kendilerini  kabul eden türkler  şia olan türkmenleri kendilerinden kabul etmiyorlar yanılıyormuyum?
Ben Sünni Değilim Ne Olcak Şimdi?
Osmanlıyımı Reddicem?
Siz Buna Kısaca Herkes Kendine Göre Çalar Oynar Desenize

dares 09.07.2008 00:04:24
O halde tarihi bir gerçek olan SAFEVİLERİN TÜRK devleti oluşuna rağmen milli eğitim müfredatlarında niçin yer almıyor açıklayında bilelim!

Onlar  kendilerini  türk  kabul etmiyorki? Onlarıda  kendi  tarihi  kaynaklarına  göre farsiller.Birde  tarihi gerçek nedir?tarihte  gerçeklik mi  olur?ya da ne kadar  olabilir? Senin bu  idia ettiğin "şey"  kime  göre bir gerçek(tir)?....bir kere  bugün  sünni olarak kendilerini  kabul eden türkler  şia olan türkmenleri kendilerinden kabul etmiyorlar yanılıyormuyum?
Ben Sünni Değilim Ne Olcak Şimdi?
Osmanlıyımı Reddicem?
Siz Buna Kısaca Herkes Kendine Göre Çalar Oynar Desenize

öyle bir nevi, azerilerin büyük çoğunluğu caferi yani  şiadandır.Birde  osmanlı döneminde  şia türk diye birşey  yok zaten,teba'larında olsada kendilerinden kabul etmezler


Sayfa: [ 1 ]