SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Sahne

Konu: Geleneksel Tiyatromuzda Kadın Tiplemeleri

Sayfa: [ 1 ]

26.01.2005 23:47:22
Osmanlı toplumunda kadının sosyal yaşam içinde pek rolü yoktur; Eğitimi, hiç bir siyasi ya da sosyal hakkı, mesleği –dolayısıyla ekonomik özgürlüğü- olmadığı gibi. Böyle bir yapıda geleneksel tiyatromuz içinde de çok büyük bir yer teşkil etmezler. Çizilen kadın tiplemeleri ise genelde olumsuz tiplerdir; iffetsiz kadınlar, kalfa ve dadı gibi haber taşıyanların dışında çok ender olarak kadın tipleri çizilmiştir.

Karagöz oyunlarında kadınların hepsine zenne adı verilir. Fakat sonraları zenneler bağımsız kişiler haline gelmişlerdir. Oyunlardaki diğer kadınlar ya yaptıkları işler ya da toplumsal rollerine göre adlandırılırlar. Zenneler ahlaki bakımdan olumlu tipler değillerdir. Genelde eve erkek alan, birden fazla erkekle yaşayan, erkeklerin parasını yiyen hafifmeşrep tipler olarak çizilmişlerdir. Zennelerin giyimleri çok renki ve birçok ayrıntıyla doludur. “ebru hanım”, “rabia dudu”, “yedidağın çiçeği” gibi değişik adları vardır ve bütün oyunlarda yer alırlar. Zenne tasvirleri dörde ayrılır:

·Normal zenneler: çoğu baştan oynadığı için başları örtülü değildir. Diğer şekilde göründüklerinde ise kıyafetleri ev içi kıyafetleridir.
·Feraceli zenneler: zennelerin sokak kıyafeti olark dikkat çeken feraceleriyle görüldükleri tasvirlerdir.
·Dekolte zenneler: diğerlerine oranla daha serbest bir şekilde hazırlanmışlardır, vücut hatları belirginleştirilmiştir.
·Çocuklu zenneler: ellerinde çocuklarıyla perdeye gelirler. Yalnızca “meyhane” oyununda görünürler. Zenne, kocası Bekri Mustafa’yı eve çağırmak üzere meyhaneye gelir ve perdeye şarkı ile girer.

Zenneler dışında, Karagöz oyunlarında perdeye gelen başka kadın tipleri de vardır:

·Görümce: “ters evlenme” oyununda sahneye çıkar, gelin olacak Karagöz’ü görmeye gelir.
·Kaynana: tuzsuz Deli Bekir’in annesidir. “ters evlenme” oyununda karagöz’ü görmeye, görümce ve komşu kadınla birlikte gelir.
·Şirin-Zühre: halk efsanelerinin kadın kahramanlarıdır. Gerçek öykülerde sevgililer birbirlerine kavuşamazlar, oysa karagöz oyunlarında kavuşurlar.
·Dadı: zennelerin her konuda akıl danıştıkları kişilerdir. Sokakta da zennelerin koruyuculuğunu yaparlar. “aptal bekçi”, “bakkallık” ve “yazıcı” oyunlarında görünürler.
·Karagöz’ün karısı: karagözle hiç anlaşamaz ve her zaman kavga eder.
 
Kolunda sepet, ağzında tütün çubuğu bulunur. Giyimine yeşil renk egemendir. Göründüğü oyunlar- “ağalık”, “aptal bekçi”, “balık”,”büyük evlenme”, “cambazlar”, “cazular”,”çeşme”, “ferhat ile şirin”, “hamam”, “hekimlik”, “kanlı nigar”, “kayık”, “kırgınlar”, “mandıra”, “meyhane”, “orman”, “ortaklar”, “sünnet”, “şairlik”, “tahmis”, “ters evlenme”, “tımarhane”, “yazıcı”dır.

·Hamamcı: yalnızca “hamamcı” oyununda yer alır. Kadınlar hamamında çalışmaktadır. Vücudunun üstü çıplak olark tasvir edilmiştir.
·Kocakarı: yalnızca “ortaklar” oyununda görülür. Hafifmeşrep biri olarak tanınır. Giyimine çok renklilik egemendir.
·Çerkez halayık: Karagöz oyununda dedikoducu kadın tiplerinden biridir.
·Çingene: Karagöz ve Ortaoyunu’nda kötü kılıklı, esmer çingene kadın tipi. Genelde falcılık yapar, çiçek satar, kimi zamanda çalgıcılık yapar.
·Susamcı: Karagöz oyununda bir tiptir. Eski devirlerde hamamlarda susam helvası satan bir zenci kadındır.

 “Kanlı Nigar” oyunu, Karagöz’le karısı arasındaki ilşkiyi ve Karagöz’ün karısının nasıl bir tip olduğunu gösteren güzel bir örnektir. Oyunun ara muhaveresi sadece Karagöz ile karısının dialoglarından oluşur. Bu bölümde Karagöz eve girmek ister ama karısı onu içeri almaz. Çocuğunu uyutmak için söylediği ninninin içinde onu içeri almayacağını söyler. İçeri aldıktan sonra da geçim derdinden, maddi sıkıntıdan yakınır ve bu durum için Karagöz’e yüklenir. Karagöz’ün karısı oldukça argo bir dil kullanır ve huysuz bir tavır gösterir.

Karagöz’ün karısı evden gelen sesiyle bile perdeyi titreten oldukça güçlü bir tiptir. Karagöz’ü aşağılar, horlar, evden kovar, hatta bazen döver. Karagöz’ün toplumsal rolü olan evini geçindirmek, karısı ve çocuklarına iyi bir hayat yaşatmak gibi konularda başarılı olamadığını, bu sebeple de karısına karşı mahçup ve karşısında güçsüz bir konuma geldiğini görürüz. Başka bir yaklaşımla ise birbirlerini tanımadan, görücü usulü evlenen ve boşanmayı onaylamayan bir toplumda bir ömür birikte yaşamak zorunda olan mutsuz bir çiftin temsilidir karagöz’le karısı.

Yine başka bir görüşe göre kadın tiplerininoyunlardaki etken tavırlarının ardında Osmanlı toplumunda yaşanan bir başka gerçeklik yatmaktadır. Erkekler hayatlarının önemli bir bölümünü savaşlarda geçirir ve iç yönetimi kadınlar ele alır. Hatta tarih kitaplarında Osmanlı’nın çöküş sebeplerinden biri olarak gösterilen bu duruma, geleneksel tiyatromuzun ustaları tepkisiz kalmamış, kadınların oyunlarda olayları belirleyiş ve yönlendirişlerini, güçlü ve kararlı davranış biçimlerini, yönetimdeki bu boşlıkla ilgili olguyu gündeme getirmek, hatta eleştirmek için kullanmışlardır.

Zennelerin genelde ahlaki açıdan olumsuz tipler olarak çizildiklerine bir örnek de “abdal bekçi” oyunudur. Oyunda zenne Hacivat’ı kandırarak, onun aracılığıyla yeni bir eve taşınır. Bir sarhoş tarafından geçici olarak bekçilikle görevlendirilmiş olan Karagöz ise zennenin gizli gizli eve erkek aldığın farkeder. Hatta zenne bir tane de değil, birçok erkeği eve almaktadır, üstelik eve girmek isteyan erkeklerin parolayı söylemeleri yeterlidir içeri alınmaları için.

Ortaoyununda her yaşta, her mizaçta kadın bazen kalabalık gruplar halinde bazen bir-iki kişiden ibaret olarak temsil edilirlerdi.  Zenci dadı rollerinde görülen “bacı”’ların argodaki ismi “kayarto”’dur. Bunlar türkçe’yi kendilerine has telaffuzları ile konuşur, hem bu yüzden hem de siyahi oldukları için Kavuklu’nun devamlı sataşmalarına maruz kalırlar.

Zenne rolleri ortaoyununda erkekler tarafından oynanırdı. Kadınların geleneksel tiyatromuza çok büyük bir yer teşkil etmemesinin sebeplerini açıklarken değindiğimiz sosyal hayattan uzak bir kafes hayatı yaşadıkları olgusu tabi ki oyuncu olarak da görülemeyeceklerini anlatıyor. Zennenin erkekler tarafından oynanması, onu taklitlerin en zoru ve ustalık isteyen bir tip taklidi yapmıştır.

“Muhallebici” adlı ortaoyununda, oyunun sonunda sahneye çıkan Pişekar ve Kavuklu’nun karıları onları bastonla döverler. Çok güzel bir cümbüş anında ortaya çıkıp kocalarından hesap soran, onları döven bu kadınlar Karagöz tiyatrosu’ndaki Karagöz’ün karısını andırırlar. Çok kısa görünmelerine rağmen aynı güçlü ve etkili kadın tipleridirler.


Karagöz tiyatrosunda olduğu gibi ortaoyununda da zenneler entrika içeren oyunlarda bu entrikalerın baş mimarları olarak görülürler. ”gözlemeci”, “fotoğrafçı”, “çivi baskını”, “telgrafçı”, “hamam”, “mandıra” ve “gülme komşuna” bu oyunlardan bazılarıdır. Zenneler güzel, genç ve hafifmeşrep olurlar. Kurnazlıklarıyla hafifmeşreplikleri birleşince olayların karışmasına sebep olurlar. Hemen her oyunda zennenin bir de belalısı bulunur. Bu genelde matiz (sarhoş)’tur. Kadının bütün mahalleyi alem yapmak için eve topladığı bir gecede çıkagelir ve ortalığı dağıtır. Ferhat ile Şirin, Tahir ile Zühre gibi halk efsanelerindeki zenneler ise yine genç ve güzel ama ağırbaşlı ve asildirler. Bazı oyunlarda oyunun geçtiği çevreye (sınıfa) ait kadın tipleri büyk bir sadaketle, aslına uygunlukla temsil edilir. Mesela bir kenar mahhallede kıyasıya dövüşürler.

“Hamam” oyununda, eski devirlerin “kadınlar hamamı“ alemlerinde bulunan bütün kişiler figüranlarına varıncaya kadar temsil edilmiştir; Hamam sahibesi Şallı Natır, ortağı Salkım İnci, Ana Kadın, Usta Natır, Todi(çingene) kadınları. Bu kadınlar tef, keman gibi çalgılar çalıp, oynayarak hamam müşterilerini eğlendirirler.  


Geleneksel tiyatro türlerimizde yer alan kadın tiplemeleri eski İstanbul hayatından aktarılmıştır. Ancak kibar ve soylu denilen, toplumun zengin üst kesimindeki kadınlar değil, alt tabakadan, halkı oluşturan kesimden kadınlardır. Aslında bu geleneksel tiyatromuzda bulunan bütün tipler için geçerlidir. Ama özellikle kadın tiplemeleri alt tabakanın da ahlaki açıdan olumsuz tiplerinden seçilmişlerdir. Oyunlar da açıkça görülür ki kadının sosyal hayat içinde hiç bir rolü yoktur. Kadınlar evde oturur, ev işleri ve çocuklarla ilgilenirler. Bunları yaparken aslında saman altından su yürüten iffetsiz ve erkekleri idare eden kadınlar olduğu gibi, bir de karagöz’ün karısı gibi iffetli ancak huysuz, sefalet içinde yaşayan, sefaletin huysuzlaştırdığı kadınlar görülmektedir. Oyunlarda ilginç olan bir nokta; ister iffetli ister iffetsiz olsun, sosyal yaşam içinde hiçbir hakları olmadığı halde kadınların bir şekilde erkekleri idare etmeleri, onlara sözlerini geçirebilmeleri ve aslında etkin, güçlü tipler çizmeleridir.
 


Sayfa: [ 1 ]