|
||
| kurallar insanları daha kuralcı yapar ! kuralcılığı kaldırmanın tek yolu kuralları aşmaktır ! Kuralları aşmak ise onları görmezden gelmek; yok saymak ve direk kurallara saldırmak değil onları önemli kılan unusurların, öğelerin Niçin? leri ile uğraşmaktan geçer. Buna sebep olan ilişki ağını kurallar zincirinden çıkararak özgür yaşam alanlarında felsefik ve pratik somutlamalarla kişinin kendi kaynağından gelen davranışsal güç ile hareket etmesi yeterlidir. Her hangi bir olay karşısında direk kuralları koymak yerine Nasıl?'dan çok Niçin ? diyerek sebep sonuç ilişkisini kendi pratiksel ağımızda gözlemlememiz yeterli olacaktır. Bizi özgür kılacak olan şey kuralsız bir dünyada yaşamayı öğrenmemiz olacaktır. |
||
|
||
| Evet, burasıda bunun için var veya biz öyle sandık.. Sandık ve biz öyle yaptık Sanmakta diretiyoruz, sanmayı seviyoruz
|
||
|
||
| "Bizleri belirleyen şey inançlarımız, düşüncelerimiz geçerliliklerini ve nitelikleri nesenelliğimizden aldığı gibi aynı şekilde bizleri berlileyen nesnelliğimizde belirleyiclik gücünü inançlarımızdan ve düşüncelerimizden alır." Aslında bu, doğrunun tek yönünün olmadığını hatırlatan, düşünce evrimimizi etkileyebilecek bir cümle. Var saymak veya yok etmek bunlar bence insanı aşan eylemlerdir. Her tür düşünceden ve tabudan ayrık durup onlarla istediğimiz şekilde oynayabilmek gerekir ama bu noktada insanın kendi farkındalığını da hiç yitirmemesi lazım gelir. Devrim ayrık durmayı başarabilen ve kendini baştan tasarlayabilen kişilerin elindedir bence.. |
||
|
||
yaw,ruler,bi sik anlamadım ama kelimelerin yanyana cok alengirli,güzel duruo galiba
|
||
|
||
| kuzeys, seni çok iyi anlıyorum, fakat sanırım sorun biraz farklı. Hani Metin Altıok şiirinde diyor ya; "çift yönlü zaman süzgeci" Evet yaşamımız öyle, iki ayrı eğride aynı anda yaşamak zorundayız. Birisi tüm pisliğini bulaştırdığı ve kendi "kurallarını" zoraki uygılattığı bir yaşam ki, toplum dediğimiz nesne tam da burada duruyor. Yani eğer birileriyle beraber yaşamak zorunda olduğumuzu kabul ettiysek, bu pisliği ve "kurallarını" da kabul etmek mecburiyetinde kalıyoruz. İkincisi ise, düşüncelerimizdeki yaşama şekli, özgür kendine güvenli, hespsız kitapsız; ama işte bunu kiminle yaşayacağız. Belki bir kaç arkadaş bir araya gelip denenebilir ama, o zaman bile bunun mümkün olmadığı görülür. çünkü tüm iyi niyete rağmen her gelen oraya geçmişinden bir pislik getirir. İşte bu kahrolası "kurallar" içeriği ve uygulanışı duruma göre değişsede hayatımızdaki yerini zoraki alıyor. Bence bu aşamada "kuralların" olup olmamasını değil de uygulanış şeklini tartışmak, ilk adım açısından daha doğru olur diye düşünüyorum. Kuralları insan ve insanın genel durumunu dikkate alarak ve uygulamada itici değil, onu aslında özgürleştirici bir tavır sergilemek daha anlamlı olur diye düşünüyorum. Şöyle ki kural uygulanan bir insana bunun bir kural olduğu için değil, bulunduğumuz zeminin daha işlevsel olmasına katkı olsun diye yapılmakta olduğunu hissettirmek gerekir. Tersi durum ona, ne o kişinin kural tanımazlığına, ne de kurallara ihtiyaç olmayacak bir dünyaya katkıda bulunmasına yarayacaktır. İşte bu yüzden bu çift yönlü zaman sürecini aynı anda götürebilmek esas marifettir diye düşünüyorum... |
||