Bir ülkedeki hukuk kuralları hem evrensel hukukun hem de yerel etkenlerin ortak bir paydasıdır. Yani hukukun bir kolunu toplumdaki gelenek, görenek ve kuşaklardan aktarılan davranış biçimleri oluşturur.
Yargılama yapılırken yargıç önce yasaya, yasa yoksa gelenek ve göreneklere, o da yoksa vicdanına göre karar vermek zorundadır.
Bir insanın bir suçu işlerken kendi iradesi dışındaki nedenleri öne sürmesi hukuk mantığıyla bağdaşmaz. Yani kişinin kendi başına karar alma yeteneği varsa ( aklı başındaysa/temyiz kudreti varsa) ceza yeteneği de var demektir. Aksi durumda herkes işlediği suçu başka nedenlere bağlayarak cezadan kurtulma şansına sahip olurdu.
Aynı şekilde, bir ülkede yaşayarak vatandaşlık almış kişinin otomatik olarak tüm yasaları bildiği ve buna göre yaşamayı kabul ettiği varsayılır. Hem o ülkede yaşayıp hem de ben bu yasaları takmıyorum diyemezsin.
Ancak yargıcın suçun işlenmesinde oluşan etkenleri araştırmak, kişinin başkalarının etkisinde kalıp kalmadığı, bir daha suç işleme potansiyeli bulunup bulunmadığı konusunda kanısını bildirmek ve buna göre karar verme zorunluluğu da vardır.
|