|
||
| Anarşizm, özgürlüğün tam manasıyla sunuluğu tek ideolojidir. Kural yok. Kanun yok. Yetki yok. Sadece vicdan, karşılıklı saygı, sevgi ve fedakârlık var. Yani tamamen insani duygular ile iletişim sağlamayı, yaşamı sürdürmeyi hedefleyen bir sosyal düzendir. Bu yönüyle de gerçek doğa düzeniyle örtüşmektedir. Anarşizm, hiyerarşinin zıttıdır. Dolayısıyla tüm otoritelere, devlet düzenine ve sıfırlandırmaya karşıdır. Anarşizime dair daha ayrıntılı ve daha objektif bilgiyi wikipedia’nın anarşizm sayfasından alabilirsiniz. Sokaklar halkındır. Mevcut bürokrasinin gereği, devlet binaları devletin ve evler de sahiplerinin olabilir, ama sokaklar halkındır. Benim, Edirne’de ki kaldırım taşından tutun, Ardahan’da ki sokak lambasına kadar, tüm sokaklarda hakkım vardır. ve bu hak, diğer tüm insanların hakkı ile eşit seviyededir. Eğer anarşist ruhlu iseniz, sokaklar üzerinde ki hakkınızı da aklınızdan çıkarmıyorsanız, ve birde sokaklara duygusal yaklaşıyor, her kareye bir anlam yüklüyorsanız, çevrenizde ki, taşı, duvarı görmek istediğiniz şekle sokmaya hakkınız var demektir. Bu hakkınızı, hukuk karşısında bir belge ile ispat edemediğiniz için illegaldir. Devletin belgesi olur, halkın olmaz. Tüm bu haklar, istekler, ideolojiler ve dürtüler, bir de sanat anlayışı ile birleşince ortaya, “sokakların anarşist ruhlu sanatları” çıkıyor. graffiti ![]() Dünyada ve dolayısıyla ülkemizde ki en popüler sokak sanatlarından biri. Popülaritesinin bu kadar artmasının en önemli sebebi, hip-hop kültürünün bu sanatı benimsemiş olmasıdır. fakat sanıldığının aksine, sadece hip-hop a özgü bir sanat değildir. Bunu anlamak için “sanat bağımsızdır” tanıma bakmak yetmektedir çoğu zaman. İlk örnekleri, 70′li yıllarda, ABD’de görülmeye başlamıştır. Sadece bir görsel sanat olarak kullanılmamakta. Zira, siyasi ideolojilerin propaganda ve eylemleri ile sokak tayfalarının reklamlarını yapmak içinde bu yola başvuruluyor çoğu zaman. Underground ruhuna en çok sahip olan sokak sanatı diyebiliriz. Türkiye’de ise, yine hip-hop kültürünün tanınması ile rağbet görmeye başlamıştır. Şuan ise bir çok grup ve bireysel sanatçı tarafından icra edilmekte. Bu konuda yarışmalarda düzenlenmiştir. İnternette ise, bir çok graffiti kulüplerine rastlamak mümkün. Hatta müşteri kitlesi, sadece graffiti sanatçıları olan marketler açılmaya başlamıştır. Graffiti ve graffitinin Türkiye’de ki durumu hakkında daha detaylı bilgi alabileceğiniz siteler: graffititr.net, illegal-crew.org, turkstyle.org sticker art ![]() Adından da anlaşıldığı gibi, önceden hazırlanan veya kullanılmaya hazır şekilde temin edilen sticker’ları, sanatçıların kendi fikir ve yaratıcılıklarını kullanarak, ortaya çıkardıkları bir sokak sanatı. Maalesef, kaliteli ve görülmeye değer olanlarına pek az rastlanıyor. Günümüzde insanlar, marketlerden satın aldıkları sticker’ları, fütursuzca sağa sola yapıştırarak, sticker art icra ettiklerini sanmaktalar. Her ne kadar, insanlar sticker art’ı bilinçsizce kullanarak sadece görüntü kirliliği yaratsalarda, bu işin hakkını veren sanatçıların çalışmalarını gördükçe, bu işin gerçekten sanat olduğunu, bir kez daha idrak ediyoruz. stencil art ![]() Kimilerine göre, graffitinin bir kolu, kimilerine göre ise street art’ın yani genel anlamıyla sokak sanatını bir branşıdır. Ben buna “kolaya kaçmak” diyorum. Zira, boyama işlemi, hazır şablonları kullanarak yapılıyor. El becerisi olmayan veya bu işlere yeni başlayanların pek rağbet gösterdiği bir yöntem olmasından dolayı, graffitiden sonra en çok tutulan sokak sanatıdır. stencilgraffiti.com isimli siteden kaliteli stencil çalışmalarına ulaşabilirsiniz. little people ![]() Amaç küçük adamlarla, sokakta bir kompozisyon yaratmak. “Bir nevi, üç boyutlu karikatür”de diyebiliriz buna. “tasarlamak illa birşeyler çizmek değildir.” tezini savunurken, örnek olarak gösterebileceğimiz harika bir uğraş. Bu işi yapmak için elinizde küçük adamlar ve beyninizde iyi bir kurgu olması yetiyor. Kompozisyonunuzu güçlendirmek için, yukarıda ki fotografta da olduğu gibi, yardımcı materyaller kullanabilirsiniz. Bu küçük adamları oyun hamurlarıyla yapabilir veya oyuncakcılarda satılan hazır küçük adam setlerini satın alabilirsiniz. Litte People isimli blog bu işin öncülerinden. Çok güzel çalışmalar mevcut blogda. Mutlaka bi göz atmalısınız. Hatta internette ki tüm litte people yazılarının kaynağından bu blog çıkıyor. Bu blog daha önce de, bildirgec.org ve 3ayak.org‘a da konu olmuştu. virtual street reality ![]() Ciddi bir ekip çalışması ve profesyonellik gerektiren bir iş. Yere çizilen, 3D resimlere bakıpta hayran olmamak na-mümkün. Uygulanması baya zor ve uzun bir eğitim süreci gerektiriyor. 3D drawing veya 3D graffiti diye geçiyor. Benim elimde bu branşa sahip tek bir site olduğu için. Sitenin başlığını kullandım. knitting ![]() Knitfiti veya knit graffiti diye de geçiyor. Boya yerine ip kullanılan bir sanat. Gayesi, şehrin kötü ve paslı görüntüsünü rengarek iplerle örerek, kamufule etmek ve hatta çok daha güzel bir görüntü ortaya çıkarmak. Bir nevi sokakların örgü sanatı. Annelerinizin kazak örmek için kullandıkları örgü şişi ve iplerle kolayca icra edebilirsiniz. Üyelerinin bir çoğunun kadın olduğu bir gerilla örgütü de kurulmuş bu işi için. ismi de, knitta, please! Bildiğim kadarıyla, bu işi yapanların örgütlendiği tek yer, knitta, please! 2005 yılından bu yana, New York, San Francisco, Paris, Çin, El Salvador derken, dünya üzerinde baya geniş bir kitleye hitap etmeyi başarmışlar. Daha ayrıntılı bilgiyi örgütün sitesinden alabilir veya örnek çalışmalara galerilerinden bakabilirsiniz. alıntı : Ertuğrul Güneş |
||
|
||
| büyük ölçüde bir yansıma söz konusu. anarşizmi; kapitalizmin o boyalı , estetiksel unsurlarının içinden fırlama süper kahraman haykırışlarıyla doğan bir ideoloji olarak görmek büyük bir yansımadır. tv'lerden beyaz dişleri ve yakalarıyla fırlayan o sakalını sıvazlayan 'üstad'lar mı anarşist sanatı sunmaktadırlar bize ? modernize olmuş kültürleri(yani mikro düzeyde anarko kapitalizmle yamanmış kültürleri) nasıl olur da anarşist perspektifle özdeşleyebiliriz ? "sanat ; yaratmak için yıkar ve özgürleştirmek için meydan okur." yukarıdaki verilen motiflerde underground havanın yıkıcılığı görülmemekte bu konuda haklı olabilirsin.daha çok tamamlayıcı , yamalayıcı uzuvlar eşliğinde doğadan kopuk çizgiler görülmekte. ama underground sanat , karanlık sanat , yıkıcı sanat bu değil.bu kapitalizmin ; tüm düşünce sistematiklerine sahip olma isteğinden kaynaklanan bir göz boyama aracıdır. peki nerde gerçek yıkım isteyen sanatlar ? monalisa tablosun'da , bolivya nükleolarında (sinyorita biz burda devrim yapıyoruz kitabını inceleyebilirsiniz) , almanya'daki işgal evlerinde...kısacası 'ezilenlerin nefes aldığı alanlarda'. yukarıdaki örneklemeler anca 'ruhen' anarşist olabilir zaten , bilinç ve madde de anarşist olamaz. yalnız şunu anlayamadım ; karanlık yüz derken 'distopya' tarzlarını mı kasttettin ? eğer bunu kastettiysen george orwell gibi yazaların cia işbirlikçisi olduğunu mu vurgulayacaksın ? |
||
|
||
| Di mi aslında? Bu örnekler, yaşanılan yeri güzelleştirmiş. Tren vagonlarına falan graffitiler çizildiğini de görmüştüm. İğrenç, soğuk, gri makinalar rengarenkti. İnsan sevdiği şeye güzelleme düzer. Yani bu anarşist sanatta bir terslik var. "Kamu malı bu, zarar veremezsin" lafına, kamu dediğin benim işte, benim malım, istediğimi yaparım diye cevap vermek oluyor sanki. Anarşizmin perspektifini, felsefesini, kurallarını(!) çok bilmiyorum ama bunlar çok olmamış. Hele o şişle örülmüş şeyler, annanemin patikleri gibi. Çok şeker, yumuşacık ve güzeller. Metal boruya bunları geçirmek iyi bir fikir. Ortamı ılıtmış. Gördüğüm en anarşist dışavurum, Ankara' nın alt geçitlerine, simsiyah boyayla yazılmış, "Sistem Sensin" yazısıydı. Çirkindi. Özensizdi. Aceleyle yazıldığı, boyanın akmasından belli oluyordu. Az görülüyordu. Ama okuyunca, sarsıyordu. Vurup kaçıyordu. |
||
|
||
| bizi doğadan koparan , maviyi ve yeşili görmemizi engelleyen demir maddeler annemin patiklerinin örgüsünü üstüne örtecek kadar masum değildir. o pislikler annemin patik örgülerini hak etmiyor. sistem birey dhail yıkılmalı , ve dünya kendi renkleriyle kendini , kendince boyamalı. |
||
|
||
| Evet. O örgüler, bahsettiğin çirkinliğin görülmesini engelliyor hatta çirkini güzele dönüştürüyor. Düşünmeyen insanın da önce gözü alışıyor, ardından tebessüm edip, "ayyy çok şekeeer" diyor, sonra da beyni kıvama geliyor. O nedenle, karşı olunan hatta yıkılmak istenen şeyler, bu kadar güzel ve iç açıcı şekilde örtülmemeli. Örtüyü kaldırıp, gerekirse daha da çirkinleştirerek, dışa vuracaksın ne istediğini. İsterlerse, bu sanat değildir desinler. Kimin umrunda? |
||
|
||
| Sanat sorgulanır mı yorumlanır mı sizce? ? | ||
|
||
| sanat için bu iki kelime anlamdaştır. | ||
|
||
| sanat için değil senin için . ama göreceli olduğu için bu görüşü kabul edebilirim | ||
|
||
| için edatı aitlik anlamında kullanıldı.fakat zaten sanat üzerinden tartışıyoruz,onun ne anlama geldiğini.. ikisi anlamdaştır. | ||