SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Kitap

Konu: Ne Okuyorsun?

Sayfa: 1 2 3 4 5 6 [ 7 ] 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27

09.02.2007 15:21:55
The Prince - Macciavelli
Yuvarlagın Köşeleri - Özdemir Asaf
Memleket Hikayeleri - Nihat Genç

macciavelli nin kitabı aslında zor okunan bir kitap, aradıgınız eglenerek okumaksa çok bir tad alacagınızı sanmam ama plato-republic okuduysanız eger, tamamlaması açısından, okumanızı öneririm, idealardan öte işlerin nasıl gittigiyle ilgileniyor, pragmatist bir abimiz..

Yuvarlagın köşeleri şairin özdeyişler kitabı, üstüne düşünüp uzun yazılar yazılabilecek şeyleri kısa cümlelerle anlatmış. Okuyucuya kalan düşünüp boşlukları doldurmak. Kimi zamansa fikrimce yersiz kelime oyunlarına başvurmuş, genede oldukça hoş..

Memleket hikayeleri çok eglenceli bir kitap, sadece Nihat Gencin inişlerini çıkışlarını görmek bile başlı başına bir eglence zaten, hikayelerden,benzetmelerden ve kendi anılarından sonra konu ilginç yerlere varıyor..

ama üçünü de henüz bitiremedim..

09.02.2007 18:15:00
Mesnevî dipsiz bir kuyu, kova kova çektikçe dolup yenilenen, asırlardır tükenmeyen.

Araf’ı yazarken Mesnevî’deki bir hikayeden yola çıktım; ‘topal kuşların birlikteliği’. Mesnevî’de anlatıldığı üzre bir gün bir bilge, kendi türleriyle uçmayı reddeden iki ayrı cinsten kuşa rastlar yol kenarında. Hayli merak eder bu iki farklı yaratığın nasıl olup da kendi aileleriyle, ait oldukları yerlerde yaşamak istemediklerini, nasıl olup da bir “yabancı”yı kendi kardeşlerine yeğlediklerini. Biri karga, biri leylek... O kadar zıttır ki kuşlar, ihtimal veremez birbirlerini sevdiklerine. Tâ ki her ikisinin de topal olduğunu keşfedinceye kadar. O zaman anlar ki birlikte yaşar, birlikte kaçar, kendi sürüleriyle yaşamayı başaramayanlar. O zaman anlar ki, sahip oldukları değil, sahip olmadıklarıdır kimilerini birbirlerine yakın kılan. Ve böyleleri için gitmektir aslolan, varmak değil.

Yaşadığımız şehrin dışında, elbet bir gün gidebileceğimiz, gidince yerleşebileceğimiz, yerleşince sevebileceğimiz bir başka diyar olmalı. Yoksa tahammül edemeyiz. O başka ‘diyar’ın başka başka isimleri olmalı; kişiye, duruma ve döneme göre değişen. Kimine göre, iki dönüm zeytinlik Ayvalık civarında, ya da eski bir değirmen Anadolu’da bir yerlerde veya beyaz badanalı bir ev, illâ ki Bodrum civarında. Bir gün, çoluk çocuk kendine yeter ya da karaciğer-böbrek-kalp kendine yetmez olduğunda, dinecek tüm bu tantana. Çekip gideceğiz oraya. Pılımızı pırtımızı toplayıp çekileceğiz, yenik ama mağrur. Hanım da gelebilir isterse, ya da sevdiklerimizden işte kim varsa, kim kaldıysa. Gelirlerse ne âlâ ama gelmeseler bile, biz kendi başımıza gideceğiz oraya. Kaçacağız bir gün bu şehirden. Kavafis’e içten içe hak versek de, şehr-i şehr-i İstanbul’un işi gücü bırakıp arkamızdan gelmeye filan kalkmayacak kadar bıkkın olduğunu biliyoruz nasıl olsa.

Öte yandan şehir ile öte-diyar arasında hiç olmazsa fikir düzeyinde mekik dokumak yerine, bizatihi içinde yaşadıkları şehirlerde cirit atmayı tercih edenler de oldu geçmişte. Şehre kızgın ama bir o kadar aşık, ne ona ne onsuzluğa katlanabilen ama son tahlilde inatla şehirde kalmayı, şehirli olmayı seçenler. 19. ve 20. yüzyıl modernitelerinin en önemli figürleri olarak dikildiler karşımıza. Nam-ı diğer kent-gezginleri. Yabancıları dışlamayan, kendine zerre kadar benzemeyen insanlarla bir arada yaşamaktan gocunmayan ve içten içe, gittikleri her yerde aslında en çok kendilerini yabancılayan topal kuşlar, flaneur’ler. Modernleşmenin başka başka şehirlerde nasıl ayrı ayrı kulvarlardan yürüdüğünü gözler önüne seren Marshal Berman, Marx’ı, Baudelaire’i ya da Faust’u bir de bu gözle değerlendirmeyi önerdi. Eğer Berman İstanbul’u da ele alabilmiş olsaydı mesela, edebiyat-modernite-kentgezgini üçlemesine Sait Faik’in de ismini eklerdi mutlaka. İnsanları arşınladığı için sokakları tanıyabilen, sokakları dışlamadığı için şehri bilebilen Sait Faik’i.

Ne varsa şehirde var. Şehirde ne varsa, karşıtıyla var. Büyük ve kaotik şehirlerin dışında, kurtarılmış steril sahalarda yaşamak iyi hoş da, ruhsuz ve boğucu alabildiğine.Yaşanmamış hayatlardan, yalıtılmış bölgelerden edebiyat çıkmaz. Sanat karşıtına muhtaçtır, çelişkilere, yabancılara, yabancılık duygusuna. Edebiyat topal kuş işidir, kırık olacak bir yanı, bin yanın. Küssen de bir anlığına hani seni habire kışkışlayan şehir hayatına, döneceksin ısrarla; dönüp de başka başka topal kuşlara rastlayabilmek umuduyla...


...σzαη... 10.02.2007 04:42:54
SADIK YALSIZUCANLAR    -     GEZGIN


okudukca geri dönüp yeni bir anlam aradigim bir kitap ...sonsuz bir sürgün,begenecegini umuyorum ...

kızıl_gül 11.03.2007 14:51:42
Amin Maalouf
semerkant

medusa 11.03.2007 17:26:32
ya data suraya huzunlu bısı yazssan bıle su avatarın yuzunden sırıtarak bakıyorum sana cımcıkleyesım gelıyor Smiley

data_grrr 11.03.2007 17:38:23
evet beş onsaniye izleyince bana da aynısı oluyor Smiley bi süre sonra iice deli oluo..

asaf 11.03.2007 17:40:04
e komik olduğumu söylerler laugh

asya 11.03.2007 22:00:26
M. Sıraç Bilgin'in "Zarathustra(Zerdüşt) Hayatı ve Mazdaizm" adlı kitabını okuyorum. Konu gayet güzel de yazarın anlatımı ve Türkçesi çok kötü.

denge 14.03.2007 22:50:48
Fırtınalar

Halil Cibran

Sapiens 17.03.2007 13:38:31
Söz müdafanın isimli petre ..... nın kitabı çeviren fikret adil

17.03.2007 15:03:17
ender sarac - ayurveda

19.03.2007 18:20:56
Brzezinski'nin 'Tercih'ini okuyorum, batılı jeopolitikçilerin belkide en ünlüsü olan ABD'li siyaset bilimci eserinde, ABD için 'Küresel Hakimiyet mi Küresel Liderlik mi' sorusunu soruyor. Ayrıca hala okumamış olanlar için klasik dönem rus edebiyatı eserlerini öneriyorum, Gogol, Dostoyevski ve G. Petrov'un eserlerini okurken Çarlık Rusyası döneminin kokuşmuş havasını soluyabilir ve komünizm'in yaratılış çabasına tanık olabilirsiniz.

kızıl_gül 19.03.2007 19:39:32
jan devrim kayıp bahçenin çoçukları=)

26.04.2007 01:10:56
En son okuduğunuz kitap ve yazarın adıyla birlikte kitapla ilgili yorumlarımızı yazalım istedim.

Böylece o kitabı okumayanlar için de bir ışık tutulmuş olur.

Ben Muazzez İlmiye Çığ'ın Sumerli Ludingirra adlı kitabını bitirdim. Ünlü Sümerolog bu kitabında Sumerli şair, öğretmen Ludingirra'nın yaşamöyküsünü aynı zamanda Sumer kültürünü ilgili tabletlere dayanarak anlatıyor.

Sumerlilerin birçok konuda "ilk"leri bulup uyguladıklarını biliyoruz. Bu kitapta günlük yaşama ilişkin ilginç ayrıntılar var. Örneğin eğitim konusu, evlilik ve boşanmanın yazılı sözleşmeyle gerçekleştirilmesi, boşanma tazminatı gibi.

Kitabı ilgiyle okudum ve beğendim.
Demek çok beğendiniz...
Ama kitapta dolu dolu anakronistik hatalar var ve hiç bundan bahsetmemişsiniz...
efendim, kitabı laylay lom okumuşsunuz...

Misal, kitapta  "Ulus"  kavramı onlarca kez kullanılmış ve bu hata affedilir cinsten değildir.
Zira kendisi bilindiği gibi ulusalcı takımdan gelmekte ve siz bunları söyleyip bizi uyarmadığınız için suçlu oluyorsunuz...
Lütfen daha dikkatli okuyalım ve uyarılarımız yapalım...

asya 26.04.2007 01:18:26
Uyarınız için teşekkürler Suntafa Beyefendi. Bundan sonra oturup,  pösteki sayar gibi her sözcüğün kaç kez geçtiğini de sayarım kitap önerirken.

Hatta bundan sonra izninizi almadan zaten kitap önermem Beyefendi.


Sayfa: 1 2 3 4 5 6 [ 7 ] 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27