SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Psikoloji

Konu: Benliğin Savunma Mekanizmaları

Sayfa: [ 1 ]

24.01.2005 09:16:50
BENLİĞİN SAVUNMA MEKANİZMALARI

Savunma mekanizmaları gerek kişinin ortama adaptasyonunda ve gerekse gelişiminde çok önemli bir rol oynar. Kişilik Gelişimi’nin en göze çarpan ve önemli gerçeklerinden biri, onun sürekli olarak değişimidir. Bu değişim hayat boyunca devam etmekle beraber, en belirgin olarak bebeklik, çocukluk ve ergenlik devrelerinde gözlemlenir.

Gelişim süresince ego, yapısal olarak farklılaşır, dinamik olarak da enerjinin dürtüsel kaynakları üzerine olan kontrolünü arttırır.

Tüm kişilikte oluşa gelen değişiklikler, beş koşulun sonucu ortaya çıkar.

* Olgunlaşma
* Dış dünyadan kaynaklanan ve düş kırıklığı ile sonuçlanan üzüntü verici uyarılar
* Kişisel yetersizlikler
* Sıkıntı

Kişinin olgunlaşma süreci içinde karşılaştığı tüm engelleyiciler ve bunlarla savaşımı, bu engelleri yenme yolunda ortaya koyduğu uğraş, onun kişiliğini geliştirir. Bu gelişimde ego, ait olduğu organizmayı koruma gayretiyle bir takım Savunma Mekanizmaları yaratır. Normal veya nörotik her şahıs, hayata uyumda bu savunma mekanizmalarından birini veya birkaçını kullanır.En çok kullanılan savunma mekanizmaları şunlardır :

Bastırma

Psikanalitik yayınlarda en erken tanınmış ve hakkında en genış biçimde tartışılmış olan A.Freud'a göre bütün savunmaların temeli olan savunma mekanizması bastırmadır(represyon). Bastırma,istenmeyen id dürtülerinin istek ve duyguların bilince çıkmasına engel olan bir ego işlevidir. Kişi farkında olmaksızın kendisini rahatsız edecek olan bir takıö dürtülerinden kurtulmuş olur. Bilince çıktığında kişiyi zorlayacak bir takım duygu,düşünce,dürtü ve anılar bastırılarak bilinçten uzaklaştırılmış olur. Bu süreç ego ile id arasında sürekli yaşanan bir süreçtir ve egonun bunu sağlamak için enerji harcaması gerekmektedir. İd'in libidinal enerjisine karşı egonun bu ruhsal enerjisine karşı yatırım denmektedir. Kişide yatırım-karşı yatırım dengesi sürekli değişkenlik gösterir. Egonun yatırımı daha güçlü olduğu sürece bilinçdışı libidinal id dürtüleri bastırılmış olarak tutulur ve bilince çıkartılmazlar. Ancak id enerjisinin arrtığı durumlarda egonun bastırma gücü yetmeyecek ve başka savunma mekanizmaları devreye sokacaktır.

Yalıtma (izolasyon)

Freud'un 'duygu yalıtımı' diye adlandırdığı ama zamanla sadece yalıtım olarak adlandırılan savunma mekanizmasıdır. Kişi geçmişte yer aldığı bir takım olumsuz acı veren anıları düşünceleri,fantazileri(düşleri) duygusundan yalıtarak,duygusunu yaşamaksızın hatırlar. Bilinç o anıyı ancak duygusal boyutundan soyutlayarak kabul edebilmektedir. Kişi örneğin geçmişte,bir yakınını kaybettiği bir kazayı,hiç bir üzüntü yaşamadan,sanki o olay başkasının başından geçmiş,o bir gözlemci,izleyiciymiş gibi duygusuz bir biçimde anlatabilir. Bu duygu çok sonraları olabileceği gibi travmatize edici olay yeni olduğu zaman da olabilir.

Zıt Tepkiler Kurma (Reaksiyon-Formsyon)

Bu savunma mekanizmasında temel işleyiş dürtüsel olan,bilinçdışı olan bir duygunun düşüncenin,anının,bilinçte tersini,aşırı vurgulamaktır. Örneğin kişi bilinçdışı olarak nefret ettiği kişiyi bilinçli olarak aşırı derecede sever. Böylece bir çok kabul edilmez duygu yerine toplumun olumlu bulduğu,ahlaki değer yargılarının kabul ettiği duygular ortaya konmuş olur. Nefrete karşı sevgi,kabalığa karşı nazik olma,inatçılık yerine aşırı uysallık,kirli,pis,pasaklı olmak yerine titiz olmak gibi durumlar ortaya çıkar. Bu duygulanımların ters yönde işlemesi de söz konusu olabilir. Örneğin kabul edilemez bir sevgi (yasak sevgi vb.) yerine kişi bilinçli olarak nefret duygusunu ortaya koyabilir.

Yapma-Bozma (Un-doing)

Kişinin günlük yaşantısında ya da düşüncelerinde yaptığını sandığı olumsuz eylemlerin sonucunu ortadan kaldırmak,yapılmamış gibi saymak amacıyla bir takım hareketler,eylemlerdir. Bir bakıma reaksiyon-formasyon'a benzeyen bu mekanizma da yine Obsesif-Kompulsif Bozukluk veya O.K Kişilik Bozukluğu vb. durumlarda görülür. Kişi elektrik düğmelerini açıp kapayarak,fırın düğmelerini açıp kapayarak önce o olumsuz eylemi yaptırıyor sonra tekrar kapatarak olumsuz sonuçlarını ortadan kaldırıyor,yani eylemini iptal ediyor. Bilinçdışı olarak ölmesini istediği kişiyi düğmeyi açarak öldürüyor sonra kapatarak tekrar hayata döndürüyor gibi bir mekanizma işlemektedir.

Yadsıma (Bilinçdışı inkar)

Kişi egosu için tehlikeli olarak algıladığı bir takım duygu,düsünce,anılarını ve gerçekleri bilinçdışı olarak farkında olmaksızın yoksayarak,yokmuş ya da olmamış gibi davranır. Bu kişinin kendisini (egosunu) korumaya yönelik bilinçdışı bir eylemdir. Örnek olarak bir takım laboratuvar örnekleriyle kanser olduğu kanıtlanmış eğitimli ve durumu anlayacak kişilerin böyle bir olay yokmuşçasına davranmlarını gösterebiliriz. Yine başka tür düşüncelerini kişi kendisine yakıştıramadığında da yadsımaktadır. Kendisi değil de başkaları o düşünceyi taşıyormuş gibi olumsuz şeyi dışarı yansıtmaktadır.

Gerilme (Regresyon)

Kişinin ulaştığı gelişmişlik düzeyi bunaltı doğuracak bir düzeyde ise kişi daha önceki bir döneme gerileme eğilimi gösterir. Bilinçdışı işleyen bu süreçte kişi çocuksu davranışlar sergileyebilir. Asıl psikoz dediğimiz,ciddi akıl hastaliklarında (şizofreni vb.) kullanılan bu mekanizma en ilkel mekanizmalardan biridir. Bilinçdışının malzemesini bilince çıkartma ve sanat ürünü olarak oluşturma çabasında yararlı bir işlev görür.

Yansıtma (Projeksiyon)

Kişinin kendisinde algıladığı ama asla kendine yakıştıramadığı bir takım dürtü,duygu,düşüncelerini bastıramadığı,yadsıyamadığı duygu,düşünce vb.'nin kendisinde değil de dışarıda,başkalarında olduğunu ve kendisine yönelik olumsuz şeyler yapılacaği biçiminde bir düşünce geliştirmesidir. Birisine çok öfkelenen ve bilinçdışı olarak onu öldürmek isteyen kişi bu duygunun,düşüncenin ne kadar kötü olduğunu algılar ve o düşüncenin kendisine ait değil falanca kişiye ait olduğunu ve kendisini suçladığını,öldürmek istediğini vb. söyler. Özellikle paranoid (şüpheci) hastalardaki en temel mekanizma budur. Nefret ettiği,yok olmalarını istediği kişilerin kendisinden nefret ettiklerini,kendisini zehirleyip vb. yolla öldüreceklerini söyleyebilir.

Yer Değiştirme (Deplasman)

Bir duygu ya da dürtünün,asıl nesnesine (psikanalitik açıdan insan) yöneltilmesinin yoğun sorunlar getireceği durumlarda,bir başka nesneye yöneltilmesine denir. Freud'un ayrıntısıyla tanımladığı bu mekanizma,at korkusu olan küçük Hans'ın analizinde çocuğun asıl korkusunun (babadan korku) at orkusuyla yer değiştirmiş olmasıyla açıklanabilir. Özellikle fobik bozukluklarda görülen bir savunmadır. Kedi,köpek,böcek korkusu,dışarı çıkamama,kalabalığa girememe vb.

Akla Uygun Hale Getirme (Rasyonalizasyon)

Benlik için acı,sıkıntı veren bazı dürtü ve duygular akla yatkın ve sıkıntı vermeyen bir hale getirilmeye çalışılırlar. Bir başkasına karşı yaptığı yanlışları çeşitli açıklamalarla haklı gösterme çabası vb. durumlar buna örnektir. Tembellik yapan insanların kendilerine çeşitli bahaneler bulması,alkolik kişilerin her gün kendilerine içme nedenleri bulma çabaları vb.

Döndürme (Konversiyon)

Çok yoğun bir sıkıntı yaşayan,ağır bir sterese uğramış kişi o yoğun sıkıntısını yatıştırmaya yönelik birçok savunma mekanizması kullanır. Ama yetmeyince konversiyon dediğimiz bedenin herhangi bir işlevini iptal eden bir davranış sergiler. Örneğin kolu-bacağı tutmaz,yürümez olabilir. Komada gibi yatalak bir duruma geçebilir. Kısmen bilinç kaybı olabilir,körlük,sağırlık vb olabilir. Böylece önce kendisine sıkıntı veren durumdan kurtulmuş ve çevresindeki insanların ilgisini görmüş olur. Bütün bunlar bilinçıdışı olan kişinin farkında olmadığı işleyişlerdir. 'Numara' yapıyor gibi algılanmaması gereken ilgi ve özen gösterilmesi gereken önemli süreçlerdir.

Entelektüalizasyon Kişinin asıl bunaldığı durumu anlatmak yerine onu bir bilim adamı tutumuyla açıklamaya çalışma biçiminde bir savunma mekanizmasıdır. Örneğin kişi duyumsadığı ve kendisini çok rahatsız eden insest (yakını,kan bağı olan birine cinsel ilgi) duygusunu dile getirmek yerine insestin eski çağlardan beri varolan,şu şu krallıklarda yaşanmış bir durum olduğunu anlatır. Entellektüel açıklamalarla,asıl yapması gerekeni,içinden geçen duygu,düşünceleri anlatmak yerine ayrıntılarla görüşmeyi anlaşılmaz hale getirme tipik bir örnektir.

Düş Kurma (Fantazi)

İnsanın dış dünyada doyuramadığı istek ve dürtülerini düşler kurarak doyurma çabasıdır. Çocukluk ve ergenlik yıllarında çok kullanılan bir metabolizma olmakla birlikte içe dönük erişkinlerde yoğun biçimde kullanılabilir. Sanatsal yaratının vazgeçilmez bir olanağı olarak işlev görür. Genel olarak insanların günlük yaşantısını,işini,okulunu vb. aksatmıyorsa hiç bir sakıncasi yoktur. Ama engelliyorsa kişinin bir psikiyatrist ile görüşmesi uygun olur.

Yüceleştirme (Süblimasyon)

Çocuğun büyüme sürecinde taşıdığı olumsuz dürtüleri,duyguları toplumun kabul edemeyeceği yasak vb. bir davranışı toplumun olumlu bulduğu bir davranış,eylem biçimine çevirerek olumlu şeyler yapmasıdır. Örneğin saldırganlık dürtüsü yoğun olan bir çocuğun boksa eğlim duyarak herkesin olumladığı,alkışladığı büyük bir boksör olmasi gibi. Bilimsel merak,sanatçılık vb. yüceleştirme örnekleridir. Yüceleştirmeyi diğer savunma mekanizmalarından ayıran en temel fark her hangi bir sıkıntıya karşı ortaya konmamasıdır. Diğer tüm savunmaların aşırı oluşu hastalık olurken bunda böyle bir şey söz konusu değildir.  

24.01.2005 10:19:45
bu savunma mekanizmalarına aslında her insan sahiptir ama mesele bunun aşırılaşarak benlikte bir soruna dönüşmesidir..di mi?

 öte yandan kendinin daha fazla farkına varabilmesi için bir insanın en azından kendine karşı bu savunma duvarlarını yıkması gerekir...

bu duvarları yıktıktan sonra insan hayata karşı fazla çıplak ve kırılır kalmaz mı..

yani benliğini ne kadar güçlendirirse güçlensin hep hayat daha güçlü yıkımları içerebilir ,eninde sonunda kendini savunmak hatta aldatmak zorunda kalmayacak mıdır?
 

P_İn_iLtİ 24.01.2005 10:22:54
İnsanoglu yaratılışı geregicok güçlü bir yaratıktır;ama unutmalıyım doga insan kat kat daha güçlü  ve sabırlıdır...Oyun onun kurallarına  göre oıynanır..

Leonardo 24.01.2005 11:04:09
eylem var bide. o da benliğin savunma mekanizması. sorunlar çözülmek için var. örneğin tehdit ediliyosan bi köpek alırsın.  

24.01.2005 17:00:29
Soru 1-- bu savunma mekanizmalarına aslında her insan sahiptir ama mesele bunun aşırılaşarak benlikte bir soruna dönüşmesidir..di mi?

- Savunma mekanizmasını kullanmak çok önemli. Bak görüyosunuz bi ton mekanizma var. Aslında bunların hepsi birer ayrıntıdır. Yaşamın kendisini duman dolu bi oda olarak düşünüceksin. Arasıra hava almayı bilmek lazım. Savunma mekanizmalarının kullanımı da aynı şekildir. Şöyleki ,

Sen yaşanmışlıkların yüzünden kendine duvarlar örmüşsündür. her durumun sana acı getireceğine inanıyorsundur. Bunun için çevrendeki insanlara da olaylara da herşeye karşı tedbirli ve kendini soyutlayıcı davranırsın. İşte bunun iyi olduğu kadar kötü tarafları da var. İnsan ruhu davranışlar ve yaşanmışlıklarla beslenir , eğer bizler o savunma duvarlarını ara sıra gerektiği derecede içeri temiz hava ve risk girmesine müsade etmezsek o zaman eksik kişilik doğar. İşte senin sorduğunda bu. Şöyle tanımladım sorunu, Saati bilinmeyen bir zamana kurulan bomba...

Soru 2-- öte yandan kendinin daha fazla farkına varabilmesi için bir insanın en azından kendine karşı bu savunma duvarlarını yıkması gerekir... Mİ ?

-bak benim dediğimin özetini yaptın Smiley


Soru 3-- bu duvarları yıktıktan sonra insan hayata karşı fazla çıplak ve kırılır kalmaz mı..yani benliğini ne kadar güçlendirirse güçlensin hep hayat daha güçlü yıkımları içerebilir ,eninde sonunda kendini savunmak hatta aldatmak zorunda kalmayacak mıdır?

- İşte ben onun bunun için diyorum doğa sorgulanmaz diye. Yaşam da doğadır. Yaşam sorgulanmaz. Ayrıntılar sorgulanır. Ve esas konu şu , savunma mekanizmaları insanı hiç bir zaman yanlız bırakmaz. Bütün duvarları yıkamazsın. Herşeye gel diyemezsin , böyle bi irade böyle bi karakter yok, olamaz ,imkansız. Bir insanın hiç birşeyden tırsmaması gibi bişey olamaz. Mutlaka tırstığı bişeyler yada birileri vardır. Bunun karşısındada zaten otomatik olarak savunma mekanizması kendini beynine yerleştirir. Savunma mekanizması Korkuyla aynı anda , hatta korkunun tam olarak hissedilmesinden çok kısa bi zaman önce insan tarafından yaratılır ve sürüme konulur.

Leonardo 24.01.2005 17:22:28
* Olgunlaşma
* Dış dünyadan kaynaklanan ve düş kırıklığı ile sonuçlanan üzüntü verici uyarılar
* Kişisel yetersizlikler
* Sıkıntı

bunlar yüzünden mi savunma mekanizması var.

olgunlaşıyosan öğreniyosundur. mesela ateşe elini sokma, ya da ateşe elini eldiven takıp sok gibi. bu bir savunma mekanizması mı?

ya da köpekten korkan insanlar bu kategoriye mi giriyor?

aslında mantıklı görünüyor. yine de çok saçma geliyor.

daha doğrusu update edilmiş bunlar. yeni versiyonu var.

benim yükseklik korkum, pislik korkusu, klostrofobim olmaz mesela. Küçüken karanlıktan korkardım bunun için gece ormanda bisiklete binmeye giderdim...

seçim yasası. korkan adam korkmayı seçmiştir.

bütün psikoloji bilimi bence korkacak bişey olmadığını anlamayan insanların bilimidir.

ben hiçbişeyden korkmuyorum yaw. benliğimi neden savunmalıyım? benim benliğim tehdit edilemez!

 

24.01.2005 19:34:34
Gerçekten sorularımı çok hoş ,doyurucu işlemişsin.Teşekkürler.. :rolleyes:

Diyorsun ki, yaşanılanlar yüzünden oluşan duvarlar eğer yeternice esnek olmazsa bir nevi kişi ardında çürür. Ama ya dışarısı en azından onun koşulları için çok soğuksa ,mesela çok çok fazla hassassa ve dışarıda olduğunda her an şokla ölme ihtimali varsa o zaman çürüme riskini göze alması daha yaşam açısından yararlı olmaz mı..

hani tıpta vardır normalde uygulanmayacak riskli bir uygulama son çare olarak seçilir.

Bana şu da ilginç geldi, duvarların kaynağını acıyla değil özellikle korkuyla özdeşleştirmişsin.. Evet, korku aniden ve hiç de akılda olmayan duvarları ördürebilir.Acıdan şuur bir yere kadar kendini savunabilirken korkuda artık güdüsel bir ilerleyiş vardır sanki.

Bir de bu yöntemlerden bir kaçını bir şekilde bir insanı hayatında yaşaması doğalmış neyse de 8-9 u bir arada olursa hala sorun doz aşımıyla sınırlı mıdır..merak işte. :islik:  Tongue
 

25.01.2005 11:06:08
Alıntı
Bana şu da ilginç geldi, duvarların kaynağını acıyla değil özellikle korkuyla özdeşleştirmişsin.. Evet, korku aniden ve hiç de akılda olmayan duvarları ördürebilir.Acıdan şuur bir yere kadar kendini savunabilirken korkuda artık güdüsel bir ilerleyiş vardır sanki.

Ah duygu alaşımı teorim :sevgi:  ilk defa bi işe yaradın  Tongue

Bak Acı diye tabir edilen şey nedir ? Seni üzülme yada acı çekme eylemine yönelten güdülenmeyi körükleyen olay ve olgular. Peki Duygu alaşımı nedir ? Genellikle zarar verici bir hissin tekrarlanmaması için o hissin sonuna eklenen bir diğer hisle alaşıma girmesi ve sonucundada bir duvar örmesi. Şöyle düşün ;

Acı çekersin sonra o acıyı bir daha çekme korkusu yaşarsın kalın cümlenin içindeki duygulara dikkat et . İki tan duygu alaşıyor ve bir savunma duvarı oluşturuyor. Acı ve korku... Ve ikincil duygu hep korku oldu şu ana kadarki deneylerimde. Yani bize olumsuz etki yapan hisler korku ile alaşıyor ve bir savunma mekanizması ördürüyor bizlere...


@ Blöf dostum , sence nasıl bir sınıflandırma olmalıyıdı dersin ? lütfen biraz açarmısın fikirlerini bu konuda ?Smiley

25.01.2005 11:10:07
Alıntı
Ah duygu alaşımı teorim :sevgi:  ilk defa bi işe yaradın  Tongue
 
tüh  :unsure:  

Leonardo 30.01.2005 18:19:08
bi derdim varsa ve hemen aşamıyosam. o zaman nefesime odaklanırım. gevşerim ve çözümün ortaya çıknasına izin veririm. bu ne tür bir savunma mekanizması?  


Sayfa: [ 1 ]