Kafatasları insanlığın en önemli ölüm sembolleridir. Ve tüm dünya üzerindeki kültürlerin görsek sözcüklerinde güclü bir semboldür. Mexico ve Peru da bir çok değişik şekilde deforme olmuş hominoid kafatasları bulunmuştur.Bunlardan biri , bulunmuş yıldızçocuk (starchild) kafatasıdır, halen bilimsel araştırma ve dna testi konusudur. 20.yy arkeolojinin en gösterişli ko nularından olan, görünüşe bakılırsa eski originli 13 kristal kafatası mexico , merkez amerika ve güney amerika sınırlarında bulunmuştur,
YILDIZ ÇOCUK (STARCHİLD) PROJESİ GİRİŞ
1930 larda, mexico,Chihuahau nın 100 miş güneybatısı küçük kırsal bir köyünin maden ocağında 2 tane gizemli kalıntı bulundu: Tüm bir insan iskeleti ve daha küçük olan sakat,kusurlu bir iskelet.
1999 şubat sonlarında, Lloyd Pye çocuk kafatasını gören ilk kişi oldu.O zamanlar anlaşılamayan olan kafatası oldukça anormaldi.Pye başlangıçta bunun bazı türlerdeki ender deformasyona kanıt olabileceğini düşündü.Bu kafatasının simetrisi oldukça şaşırtıcıydı, ve hatta normal bir insan kafatasına göre çok daha simetrikti.Aslına bakılırsa, kafatasındaki kemikler, çoğu insanda karşılığı olan kemikler, nizamlı şekildeydi. Fakat nasıl bir şekilde? birçok soruya cevap sunan bu müstesna kafatası ,Pye için bir meydan okumaya dönüştü.


Yıldız çocuk kafatasının önden görünümü (solda) ve insan kafatası (sagda).Göz yuvalarının derinliği ve şakak bölgelerinin biçimi arasındaki dikkat çekici farklılıkları karşılaştırın.
KAFATASI KEŞFİ
60-70 Yıl önce (15-18) yaşlarında meksika kökenli amerikan bir genç kız ailesi tarafından akrabalarına ziyaret amaçlı Mexico, Chihuahua nın 100 mil güneybatısında kırsal bir köye götürüldü.Bu kıza bir çok mağara ve tünele girmesi yasaklanmıştı fakat tüm gençlerin yaptığı gibi o da kefşe çıktı yinede.Maden ocağının sonunda gençkız yerde yatan tüm bir iskelet buldu. Arkasında, insan iskeletinin kollarını sarmış bir şekilde kusurlu bir el iskeleti topraktan genç kız fazla derinde olmayan bu kalıntıları kazımak için ilerledi ve insan çıkmıştı.
İskeletinden daha küçük ve kusurlu olanı ortaya çıkardı. Kız kusurların türünü ya da derecesini belirleyemiyordu.Kız 2 kafatasınıda aldı ve hayatının bir kalıntısı olarak sakladı.
Ölümünden sonra kafatasları amerikalı bir adama geçti, ve bu amerikalı bunları su andada hala konrtollerinde olan başka bir amerikalı çifte vermeden önce 5 yıl tuttu. GİZEMLİ KAFATASI Kafatası bağlantı çizgileri ve bebek dişleri ölümün 5 yaş civarlarında olduğunu gösteriyordu. burnun üst bağlantısından kafatasısı altındaki büyük deliğe kadar olan yüz kısmı eksikti fakat kafatası ve göz yuvaları sağlamdı.Kafatasının insanilik oranı düşündürücüydü çünkü morfolojik açıdan görünümü bu kusurların genetik eksiklik ,doğuştan gelen bir hastalık ya da kafatasıyla ilgili bir deformiteyle ilgili olabilme olasılığı ile çelişiyordu. İNSAN KAFATASI
Bu kafatasının kafatasının arkasındaki bebeklik döneminden kalma bir yassılasmadan dolayı bir Ameridindan( kuzey ya da güney Amerikalı nir indialı) a ait olduğu varsayıldı.Dişlerdeki yıpranma ölüm yaşının 25 olduğunu gösteriyordu( + ya da – 5 yıl). Boyutunun küçüklüğü dolayı büyük bir olasılıkla dişi olduğuna işaretti.
BAŞ BAĞLAMA ( BİNDİNG )
uzmanlar çocugun artkafaki (kafatasın arka kısmı) büyük ölçüdeki deformitenin ,insan boynu hemen kafanın arka kısmındaki şişliğin altından başladığı için bu tür bağlamanın bu kısmı etkileyemeyecek olmasına rağmen, ilkel toplumlardaki kafa bağlama kültüründen gelebileceğini düşünüyor.Hatta kafatasının üst bölgesindeki kemikleri şıkıştırmak onların kalıcı şekilde ayrı kalmalarını, birleşmemelerine neden olur ki buda kafatasın tepesinde hayatboyu kalacak olan “yumuşak nokta” oluşmasıyla sonuçlanır.
Çocuğun kafatası kemikleri iyi kaynaşmış, ortada yumuşak nokta veya bağlamayla oluşabilecek deformitelerin hiçbiri yok. Hatta arkadaki yassılaşmanın uzunluğu inion(anat.başın arka kısmı)u geçiyor ve bu da hafif bir çukur oluşturuyor. Bu gösteriyor ki bağlamaktan daha büyük bir güç( patholojik ya da doğal biçim) artkafada böylesine büyük bir deformasyona neden olmuş olmalı.
BEYİN HACMİgörünüm olarak farklı şekillerde olsalar bile kafatasları aşağı yukarı aynı ölçüde.Buna rağmen beyin hacimleri şaşırtıcı şekilde farklı.Ortalama bir insan beyninin hacmi 1400 cc’dir.İnsan kafatasındaki hacim tipik küçük bir insan beyni hacmi olan 1200 cc.Fakat, çocuk kafatasının hacmi 1600 cc. Bu yetişkin bir insan beyni hacminin ortalamasından 200 cc fazla.Ve eğer büyüyüp yetişkin olabilseydi, kapasitesi 1800 cc ya da daha fazlasına çıkabilirdi.


Yıldızçocuğun beyin hacmi 1600cc. Normal bir insan kafatası 1400 cc’lik bir beyin hacmine sahiptir
Bu insan beyin hacmi ortalamasının oldukça üstünde.Paleaonthropoloji çalışmalarında, insan türlerinin beyin kapasitesindeki 200 cc2lik bir artış, türlere yeni adlar verip sınıflandırılmala-rına sebeptir.Homo Erectus ortalama olarak Homo Hobilisten 200cc fazladır.Homo Archaic Erectustan Neonderthal Archaic’ten 200 cc fazla.Bu yüzden bu çocuk,insana benzer varlık lar’dan bilinmeyen bir türün temsilcisi olabilir.
AĞIRLIK
Ortalama bir insan kafatası 2.2 lbs dir. Alt çene kemiği ve dişleri eksik olan Yetişkin kafatası 1lb,13.4ounces.Üst çenesi dahil olan çocuk kafatası sadece 13.5 ounces.Çünkü ağaşı yukarı yetişkin kafatası ölçülerindeydi fakat kemiği önemli ölçüde tipik bir insan kafatasına göre hafiftir.
SİMETRİ
Çocugun kafatası büyük ölçüde simetrik. Genelde kafatası patalojilerinde, diğer biçim bozukluklarıyla birlikte kafanın bir tarafıyla diğer tarafı ölçü bakımından farklı çıkar.Bu yüzden bu kafatasının tamamiyle bu denli simetrik oluşu olası olmayan bir durumdur.
SUTURES( BİRLEŞME ÇİZGİLERİ)
detaylı araştırmalar gösterdi ki çocuğun kafatasındaki kemiklerinin birleşme çizgilerinden biri kendilerini daha fazla büyümeye kapamıştır.Nerdeyse doğuştan gelen deformite örneklerinin tümünün kafatası birlerleşme çizgilerinde de belli derecede erken kapanma olduğu bilinmekte dir.Bu; çocugun kafatası halinin bir deformite sonucunda oluşmuş olma olasılığını büyük ölçüde olanaksız kılıyor. Öyle görünüyor ki kafatası doğası gereği olması gerektiği gibi ve olması gerektiği kadar büyümüştür.
GÖZLER
Normal insan göz çukurunun görme sinirleri ve iç arka koninin çeyrek daire optik fisurleriyle birlikte 5cm.gömülü bir konik şekli vardır.Çocuğun göz çukurları, optik sinirler ve optik fisurleriyle birlikte 3 cm’lik taraklı şığ çukurlardı.Ayrıca her iki göz yuvasının iç zemin yüzeyi inanılmaz inceydi. Bunun genetik bir design olmasından başka bir yorum getirmeyi olanaksız laştırıyordu.Göz yuvarlarının sekli ve genişliği birbirine zıt.Yetişkin kafatasınınki normal insanlarınki gibi belli belirsiz dikdörtgen şeklindeyken, çocuğunkiler orantısız oval biçimin-deydi. Yetişkininkiler tipik olarak dikdörtgenin tepesinden yuvarlanırken çocugundakilerde ovalin üst kısmı belirgin bir şekilde köşeliydi.
KULAKLAR
Çocogun kulak kanalları kafatasının her iki tarafından da rahatca görünebiliyordu. sekil, oran ve kanal girişinin açıları normal görünüyordu ama son detaylı inceleme ile görüldü ki normal insan iç kulağına göre daha geniş ve daha derinler. Harici bir dış kulağın bulunup bulunma dığı ve var ise nasıl bir görünüme sahip olduğunu bilemnin bir yolu yok.
SİNUZLER
Cocugun üst cene yanak bölümünde küçük sinuzleri vardı fakat alın sinuz çukurlarına ait bir iz yoktu. Bu durumun oldukça ender olmasına rağmen hem insan hem de primatlarda olabildi ği biliniyordu.
FOREMAN MAGNUM ( ANAT.KAFATASI ALTINDAKİ BÜYÜK DELİK)
Kafatası tabanında omurgayla beynin birleştiği yerdeki boşluktur. Normal insanlarda foreman önyüz boşluğu ile beynin olduğu artkafa bölgesini dengelemek için merkezin hafif arkasına doğrudur. Çocuğun farklı şekillenmiş kafatası bir şekilde foreman magnumunun orta bir nok taya kaymasına sebep olmuş ve bu arka beyin ve yüz ile önbeyin arasında çok daha iyi bir denge kurulmasını sağlamış.
BOYUNLAR
Tipik insan boyun bağlantıları inion(anat. başın arka kısmı)dan occipital kemiğinin ortasındaki bombeden başlar. Yarım daire şeklinde kulakların arkasına doğru uzar ve foreman magnumda birleşir. Her bir yarım dairenin foremana olan uzaklığı ortalama 5-6 cm’dir.
Çocugun kafatasının kavisi foreman deliğinden iniona doğru hafifçe çukurlaşırken 3 cm kadar oluyor. Bu tür bir azalma gösteriyor ki çocugun kafasını destekleyen boynu normal bir insan boynunun 1/2, 1/3 ‘u kadar.
Böylesine ince boyunlar yabancı türlerin bir nişanı olarak kabul edilir. Gray ya da Gray-insan kırması.
ÇENE KASLARI
Çocukta , çene kaslarını birbine bağlayan kısım oldukça kısa. Ve çene kası denmesine rağmen görevleri yüzün alt kısmı ile kafatasını bağlayıp tutmaktı.
İNSAN-YARATIK KIRMASI
Yaratıkların özellikle Gray’lerin insanlarla birleşerek melez üreterek genetik araştırmalara rehperlik ettiği idda ediliyor. Bu birleşmelerin sonucunda ortaya çıkan melezler; çepersel kemiklerdeki sert şişlikler,sığ göz yuvaları,oldukça ufak yüz ve baş dengesini ayarlayabilecek ince bir boyunla ve insan kulağından daha küçük(veya tamamen yok) kulaklarıyla yaratıktan daha ziyade insana benziyor.
Graylarin gözleri yüzün ortasına doğru yatay yayılan geniş siyah damla şeklinde betimlenir. Eğer bu geniş obs lar aslında onların görme mekanizmalarıysa bu çocugun gözlerinin, standart Gray gözleri olduğu düşüncesiyle doktor otopsi yapıp ve aslında bunların büyük kontak mercekleri ya da güneç gözlüğüne benzer koyu esnek örtüler olduğunu gösterene kadar çelişir.
Bu merceklerin altında koyu iris tabakaları etrafında çok miktarda beyaz alan olan yuvarlak iri gözler vardır. Bu gözlerçocugun basık göz yuvarlarına oldukça iyi uyacaktır.
YILDIZ VARLIK EFSANELERİ
Bunlar Merkez ve Güney Amerika’da yayılan iyi bilinen, itibar gösterilen köklü efsanelerdir. Bunlar genellikle temelinde Yıldız Varlıkların gökten indiği ve uzak, tenha köylerdeki kadınları hamile bıraktığı hikayeler olan yaygın ve uzun ömürlü( 2yy ya da daha fazla) efsanelerdir.
Kadınlar “Yıldızçocuklar’ı” karnında taşır, daha sonra doğurur ve 6 yaş civarına kadar büyütür. Bu zamanlarda Yıldız Varlıklar soylarını toplamak için döner ve kendi yerlerine efsanelerde altı çizilmeyen sebeplerle götürürler. Neden olarak özel bir gen havuzu oluşturma amacından bahsedilir.
GELENEKSEL OLMAYAN SENARYO
Birçok “Sezgici” ve “Duyucu”, yetişkin iskeletinin dişi olduğunu ve çocuğun da insan-yabancı kırması olarak kadın ve Yıldız varlığının birleşmesinden dolayı ona ait olduğunu düşünür.Bazıları,annenin bunu kabul etmeyeceği bir şekilde Yıldız varlığının çocuğunu almaya geldiğini öğrendiğini düşünürler. Paniğe ve korkuya kapılmış bir halde, kadın çocuğunu alır ve köyünden kaçar.Ve, gizli bir maden tünelinde kalacak yer arar. Orda çocuğu öldürür ve fazla derin olmayacak bir şekilde, elleri dışarda kalacak ve onları tutabileceği şekilde gömer. Daha sonra ölümcül dozda zehir alarak çocugunun yanına uzanıp ölmeyi bekler.
|