|
||
| Cahiliye döneminde aile büyüklerinin oluruna müracaat edilmeden, geçici bir zaman için yapılan bir nikah vardı. Buna Mut’a nikahı dedirdi. Bu nikahla kadın kendi ailesi yanında olur, kocasına bir çadır, birde mızrak verirdi. Bu geçici nikah devam ettiği müddetçe, erkek o kabilenin halifi sayılır, kadın bu nikaha son vermek isterse, çadırın kapısı baktığı yönün tersine çevirir, kocası bunu görünce, kabilesine döner giderdi. Bu tür evliliklerden doğan çocuklar kadına ait olur, filan kadının çocuğu diye çağrılırdı. (Sarıcık, 2002: 41-73) Para karsılığında olan bu evliliğin süresi en az bir gün olabilmektedir. Genelde İslami birliklerin, diğer kavimler üzerinde İslam'ı yaymak amacı altında, hakimiyet sağlamak için çıktıkları gazalarda, erkeklerin uzun süre kadınsız kalmalarına bir çözüm olarak İslam’ın ilk dönemlerinde uygulanmıstır. Gerek İslam öncesi, gerek İslam'ın yayılmaya basladığı dönemlerde, savaslar sırasında ele geçirilen tutsak kadınlar, elde edilen ganimetin bir parçası sayılarak, erkeklerin cinsel arzularını tatmin etmek amacı ile kullanılırlardı. Mut'a nikahı, kadının bu sekilde kullanılmasını mesrulastıran bir kılıf olarak kullanılmıstır(Canan, 1993: 25-29). Mut’a Nikahı ile evlenen kadının, herhangi bir miras hakkı yoktur. Kendisine ödenecek mehir basından verildiği için, Talak, yani bosanma durumunda kendisine ayrıca herhangi bir sekilde mehir ödenmez. Mut’a Nikahı ile ilgili olarak genel görüs, önceleri bu nikaha karsı onay verildiği sonraları ise yasaklandığı seklindedir. Nisa 24. (Harp esiri olarak) sahip olduğunuz cariyeler müstesna, evli kadınlar da size haram kılındı. Allah'ın size emri budur. Bunlardan baskasını, namuslu olmak ve zina etmemek üzere mallarınızla (mehirlerini vererek) istemeniz size helâl kılındı. Onlardan faydalanmanıza karsılık kararlastırılmıs olan mehirlerini verin. Mehir kesiminden sonra (bir miktar indirim için) karsılıklı anlasmanızda size günah yoktur. Süphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir. İbnu Ömer anlatıyor: "Ömer İbnu'l-Hattab halife olunca halka hitap etti ve dedi ki: "Rasulullah mut'a nikahını bize üç kere helal kılmıstı, sonra onu haram kıldı. Vallahi, mut'a nikahı yapan evli bir kimseyi duyarsam onu tasla recm ederim. Böyle birisi, recm olmaktan kendini kurtarabilmek için, bana, Rasulullah'ın, onu haram kıldıktan sonra tekrar helal kıldığına dair dört sahit getirmelidir." Hz. Cabir anlatıyor: "Rasulullah ve Hz. Ebu Bekr zamanında bir avuç hurma ve un mukabilinde birkaç gün boyu devam eden mut'a nikahı yapardık. Bu hal, Hz. Ömer 'ın Amr İbnu Hureys hâdisesi vesilesiyle mut'ayı yasaklamasına kadar devam etti." (Müslim, Nikah, 16) Hz Ömer (r. a.) islam’ı sabit değil de dinamik yani sürekli değisen, yenilenen, yeni hükümler konulabilen bir sekilde algılıyordu. Bu sebeple Hz. peygamber’den çok hadis rivayet etmemistir. Bunun yanı sıra kendi bir takım uygulamalarda bulunmustur. Hz Ömer bu anlayısını recm olayında Kur’an’a müdahaleye kadar vardırmıstır. |
||