SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Din Felsefesi

Konu: Akhenaton'dan seçmeler...

Sayfa: [ 1 ] 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15

06.05.2008 18:10:41
Filmin girişi. Perde I

Muhammed kara kara düşünür. Milletin diline düşmeden Zeynebi nasıl yatağa atıp haremime katsam diye.. Muhammed kafayı yemektedir. Zira Zeynep gelinidir. Ona yıllarca baba demiş biridir. Zeyd ise Muhammed in evlatlığıdır, aynı zamanda Zeyneb in kocası...Öyle cart diye Allahtan vahiy geldi, Zeyneple evlenmemi istiyor demek işi kurtarmaz. Senaryo için sıkı bir giriş lazımdır, ama nasıl bir giriş olmalıdır bu?

Muhammed ile Allah başbaşa karakara düşünürler.. .. Sizde yani koskoca Allah var, her bir şeyi bilen.. Allah salak mı milleti uyandıracak cart diye hemen konuya direkt girip Zeyneple evlen diyecek kadar...

Allah - ''hah buldum Muhammed .. İşe farklı yönden girelim.. Önce senin şu evlatlık meselesini hallederek başlayalım'' der ve devam eder- .. Ah şu cahiliye Arapları, mok mu vardı evlatlıklarınızı öz evlat gibi görüyorsunuz, evlatlıkta olsa onların karılarını öz gelin gibi sayıp yatağa atmayı ayıplıyorsunuz. O kadar cahiliye dönemi dedik, insan bari bu konuda biraz ahlaksızlaşır.. Sizi gidi ahlaklı cahiller sizi...

- Neyse Ey Muhammed filme alakasız bir şekilde giriş yapalım. Sanki konunun Zeyneple alakası yokmuş gibi başlayalım.. Öyle cart diye Zeynep meselesine girersek millet kıllanır..İşin içine önce korku katalım ki millet tırssın..Birde en baştan diyelim ki sana yukarıdan gelen emirlere uy. Sana ne emir geleceğini biliyorsun Muhammed.. Sen anladın onu smile.gif Nasılda gülüyorsun seni Muhammed seni...

Neyse önce şu evlatlık meselesini halledelim. Sonra araya başka şeyler sokuştururuz ve sonunda millet uyanmadan araya Zeynebi hallederiz..

Bak Muhammed şöyle bir şeyle giriş yapsak nasıl olur?
Ahzâb 4 [/size]
Allah, bir adamın içinde iki kalp yaratmadığı gibi, "zıhar" yaptığınız eşlerinizi de analarınız yerinde tutmadı ve evlatlıklarınızı da öz oğullarınız olarak tanımadı. Bunlar sizin ağızlarınıza geliveren sözlerden ibarettir. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola O eriştirir.
Allah devam eder: Ya biz bunlara cahiliye dönemi dedik ama bunlarında en önemli konuda ahlaklı olacakları tuttu. Öyle bir ayetle bunları ikna edemeyiz. Gönlüm el vermiyor ama madem Zeynep senin için önemli öyleyse şu ahlaklı cahillere evlatlık konusunda biraz daha gaz verelim..

Ahzâb 5 Onları (evlat edindiklerinizi) babalarına nisbet ederek çağırın. Allah yanında en doğrusu budur. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onları din kardeşleriniz ve görüp gözettiğiniz kimseler olarak kabul edin. Yanılarak yaptıklarınızda size vebal yok; fakat kalplerinizin bile bile yöneldiğinde günah vardır. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

Ya şu Cahiliye Arapları ne demek evlatlıklarınızı öz saymak, birde üzerine kendi adınızı ve soyadınızı vermek. Ah Muhammed beni neden bu işe soktun. (Cahiliye döneminde evlatlıklar evlat eden kişinin adı ile çağrılırmış)

Muhammed Allah a sorar- Yuttular mı dersin..

Allah cevaplar.. Elleri Mahkum ilk başta fena tırstırdım... Bak ne dedim.

Ahzâb 1 Ey Peygamber! Allah'tan kork, kafirlere ve münafıklara boyun eğme. Elbette Allah her şeyi bilmekte ve yerli yerince yapmaktadır.

Ahzâb 2 Rabbinden sana vahyedilene uy. Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

Ahzâb 3 Allah'a güven. Vekil olarak Allah yeter.

Allah konuşuyor Muhammed boru değil.. Şimdi bunlar bu ayetlerden gereken mesajı almıştır.. Nasıl giriş ama. Önce zemini hazırla sonra evlatlık meselesini hallet....
[/color]
Off ya Muhammed ne zor işmiş bu.. Bu cahiliye Arapları zor yutuyor bunu.. Neeee.. Of ya Muhammed şimdide işin içine başka şeyler sokuşturma. Ne demek ya diğer karıların başkası ile konuşursa. Konuşsunlar yani ne olur ki..

Muhammed : Allah ım ben karıları sıraya soktum her birine ancak ayda bir sıra geliyor, bu arada ya şeytan akıllarını çelerse...

Allah: Kıskançlık krizine girdim desene sen şuna Muhammed...

Muhammed: Ne yapayım Allah'ım tabiatım bu.. Başkasınınki gelinimde olsa benim olsun istiyorum ama benimkinin başkası ile olmasını istemiyorum. Hadi bana bu surede bir kıyak daha geçiver.. Hadi ama.. Bak ben olmasam kimse sana inanmaz ama.. Ben sana o kadar kıyak geçtim. Sayemde baya taraftarın oldu...

Allah : Off Muhammed seninde isteklerinin sonu yok. Madem bana inanacaklar bu saftirikler o zaman hem senin karıların, hemde onlarda gözü olanların gözünü korkutalım...

Ahzâb 6 Peygamber, müminlere kendi canlarından daha yakındır. Eşleri, onların analarıdır. Akraba olanlar, Allah'ın Kitabına göre, (mirasçılık bakımından) birbirlerine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar; ancak, dostlarınıza uygun bir vasiyet yapmanız müstesnadır. Bunlar Kitap'ta yazılı bulunmaktadır.

Allah: Ya Muhammed biz bu karı kız işine bu surede pek bir daldık, millet uyanacak. Araya şu Tevrattan bir şeyler sokuştursak.Hemde sen dersin Tevratın ki ile benim ki aynı Allah.. Yahudilerde iyi para vardır bu şekilde onlarıda kendine inandırırsan oooooh yemede yanında yat...

Ahzâb 7 Hani biz peygamberlerden söz almıştık; senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan da. (Evet) biz onlardan pek sağlam bir söz aldık.


Uff bu kefere Yahudiler yutmadılar ama Kureyşten yutan baya saftirikler oldu...


[color="#000000"]Muhammed: Ya Allah ım şu işi baya uzattın. Artık şu Zeynep işine odaklansak!!
Allah : Muhammed o kadar kolay değil üveyde olsa gelinini koynuna almak. Az sabret..

Muhammed: Haklısın Allah'ım bu arada savaşmaktan kaçanlar var. Şu işide bir halletsen iyi olurdu... Biz akrabalarımızla kan kardeşlerimizle savaşmayız diyorlar. Onlarla savaşmazsak benim karıları besleyecek parayı nerden buluruz Allah' ım.. Bıktım şu karıların isteklerinden, dırdırından.. Kimi lapiz lazuli gerdanlık istiyor, kimi inci bileklik... Bu arada baya işe yaradı -Eyy peygamber hanımları diye başlayan ayet ama aç gözlü karılar, illa şunu bunu isterim diye vıdı vııdı ediyorlar.. Oysa karıların istediği ancak gasp, el koyma ile olur. Ama gel görki bizim Müslümanlar savaşmayız, savaşa gerek yok diyorlar. Tabi onların en fazla dört karısı var, bilmiyorlar onca karı ve cariyeyi beslemek ne demek...

Allah: Bak baya şık bir ayet oldu.. Fena gaza gelecekler....

Ahzâb 16 (Resulüm!) De ki: Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmanın size asla faydası olmaz! (Eceliniz gelmemiş ise) o takdirde de, yaşatılacağınız süre çok değildir.

Aradan iki gün geçer..
Allah: Oha oldum sana ya Muhammed bunca karın var hala mı daha zırlanıyorsun? Bak bütün müslümanlar tırsmıştır artık Ahzab 6 dan sonra senin hatunlara bakmazlar .... Dedik işte senin karılar onların anaları gibidir diye. Sende yani hem evlatlık müessesesi yoktur dedik üzerine birde senin kıskançlığın için senin karıları Müslümanların anaları yaptık..

Muhammed: Ya Allah onların tadına baktım, ama benden başkasının bakmasına tahammülüm yok Hem sen bırak Musayı, İsayı da sadede gel artık..

Allah: Çüşşş yaaa ;Muhammed. Unutma sana baba diyen birini haremine istiyorsun, hemde halanın kızı. O kadar kolay değil bu iş.. Sabret... Önce masal anlatalım, uyutalım milleti sonrası kolay, sen yatağında bil Zeynebi..

Muhammed: Off Allahım yaaa fena çarpıldım Zeynebe... Gözümde başka hiç bir şey yok... Off ya ya ben Zeyneple ilgilenirken başkası benim diğer karılara göz koyarsa ne olacak. Olmazz kabullenemem Allah ım.. Ya derlerse sen evlatlığının sana baba diyen karısını yatağa attın, bizim senin haremindeki hiç bir bağımız olmayan karılarına sulanmak suç mu diye.. Offffff.. Allah ım bir çözüm bul..

Valla abazalığın sonu yok Muhammed. Sen evlatlığının karısına sulanırken başkalarıda senin karılara sulanır. En iyisi senin karıları korkutmak..

Ahzâb 28 Ey Peygamber! Eşlerine şöyle söyle: Eğer dünya dirliğini ve süsünü (refahını) istiyorsanız, gelin size boşanma bedellerinizi vereyim de, sizi güzellikle salıvereyim.

Ahzâb 29 Eğer Allah'ı, Peygamberini ve ahiret yurdunu diliyorsanız, bilin ki, Allah, içinizden güzel davrananlar için büyük bir mükafat hazırlamıştır.

Ahzâb 30 Ey peygamber hanımları! Sizden kim açık bir hayasızlık yaparsa, onun azabı iki katına çıkarılır. Bu, Allah'a göre kolaydır.

Ahzâb 31 Sizden kim, Allah'a ve Resulüne itaat eder ve yararlı iş yaparsa ona mükafatını iki kat veririz. Ve ona (cennette) bol rızık hazırlamışızdır.

Ahzâb 32 Ey Peygamber hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer (Allah'tan) korkuyorsanız, (yabancı erkeklere karşı) çekici bir eda ile konuşmayın; sonra kalbinde hastalık bulunan kimse ümide kapılır. Güzel söz söyleyin.

Ahzâb 33 Evlerinizde oturun, eski cahiliye adetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Resulüne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.

Allah : Ulan bu Muhammed in kıskançlığı yüzünden milyarlarca kadın gelecekte köle gibi yaşayacak ama Muhammed sayesinde beni kaale alacaklar o yüzden işime geliyor bu karıların gelecekleri ile oynamak....
Muhammed sabırsızlanmaktadır. Alla ise işi yavaştan almakta fazla dedikoduya maal vermemek için her türlü önlemi almaktadır. Neler yapmıştır Allah kısa özet geçelim..

Ahzab 4 ayetle birlikte, Zeyd, evlatlık durumundan çıkmıştır.. Ancak, Zeyd hala, Zeyd Ibn-i Muhammed’dir ve adınında değişmesi gerekmektedir.. Arkasından, Ahzab 5 gelir...

“ Evlat edindiklerinizi, babalarına nispet ederek çağırın, Allah yanında en doğrusu budur. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu taktirde onları din kardeşleriniz ve gözettiğiniz kimseler olarak kabul edin..”

Zeyd bu şekilde tekrar Zeyd Ibn-i Harise olur.. Ve oğul olma durumundan çıktığı için, Muhammed’in Zeyneb’le evlenebilmesine mani onemli bir engel de ortadan kalkar..

Allah derki ileride bazı uyanıklar çıkıp şöyle yorum yapacaklardır. '' Burada akla gelen bir soru da, neden her konuda Peygamberine karşı uyarıcı olan Tanrı’nın, Muhammed, Zeyd’i evlatlık alırken bu ayeti göndermediği ve aradan onca zaman geçtikten ve bu Zeyneb olayı meydana çıktıktan sonra, acele olarak evlatlıkların kabul edilmedikleri ile ilgili bir ayetin ortaya atıldığıdır..''

Muhammed bir aşağı bir yukarı yürümektedir. Zemin hazırlanmıştır. Bu arada zavallı Zeyd gelip Muhammed e eğer isterse Zeynepten boşanacağını ve kendisinin onunla evlenebileceğini söylemiştir. Ama Muhammed e Allah dan daha sinyal gelmediği için içi giderek hayır demiştir. Ah evet dese çıkacak dedikoduları şimdiden duyar gibi olmuştur..

-Ebu Lebleb duydun mu Muhammed gelini ile evlenmiş..
-Duydum Ebu Cebceb bin Aziz, birde peygamber olacak, zaten Medinede el atmadığı hatun kalmadı. Hatice öldükten sonra gemi iyice azıya aldı bu Muhammed..
-Ya Ebu Lebleb bende korkudan benim karıları eve kapattım, çıkartmıyorum dışarı, çıksalar bile sıkı sıkı örtünüyorlar. (İşte Müslüman kadının asıl eve kapanması ve dışarı çıkarken örtünmesinin asıl sebebi budur. )

Kulaklarında bu dedikodular çınlamaktadır. Zeydin yanından kulaklarını tıkayıp hayır hayır diyerek kaçar.. Muhammed örtüsüne bürünüp Allah tan haber bekler.. Ama beklediği müjdeli haber gelmez. Onun yerine :

Ahzâb 36 Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.

Muhammed örtüden kafayı çıkartıp söylenmeye başlar..
-Ya Allah ım hani Zeynep meselesi ne oldu?
-Allah : Dur az kaldı sende vurula vurula gittin gelinine vuruldun. Öyle kolay iş değil.. Bak iyi oku 36 yı, bu ayeti okuyan saftiriklerin artık tek söz bile söylemeye cesaretleri kalmaz. Boru değil hükümü ben vericem, sen merak etme..

Muhammed in canı biraz sıkılmıştır, az daha sabır diye söylenirken acaba bu gece sıra kimdeydi diye içinden geçirip, ardından sıradaki diye seslenir...
Muhammed son ayeti etrafına toplanan Bedevilere yüksek sesle okur.. İçlerinden bir kaçı bu Allah a ne oluyor daldan dala konuyor bu son ayet pek hayra alamet değil bakalım arkasından ne gelecek diye düşünürken aniden tövbe tövbe şeytan aklımı çeliyor diyip bu gibi fikirleri kafalarından atarlar...

Muhammed eve dönerken Zeyneplerin evinin önünden geçer, acaba Zeynep evde ne yapıyordur diye düşünmeden edemez... Eve kendini zor atar ve hemen örtüsüne bürünür, tam 1 hafta örtüye bürünür ama Allahtan ses seda çıkmaz..

Nihayet Allah seslenir..
Ey Muhammed zamanı geldi. Bilerek 1 hafta geçirttim ki uyanan olmasın hemen o korkutma ayetinin arkasından şimdiki ayet olmazdı...

Muhammed hemen evden dışarı fırlar. Neşesi yerine gelmiştir... Kendisine Ahzab 37 ayetin geldiğini söyler..
“ Resulüm, hani Allah’ın nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye, “Eşini yanında tut, Allah’tan kork” diyordun. Allah’ın açığa vuracagı şeyi, insanlardan çekinerek içine gizliyordun. Oysa asıl korkmana layık olan Allah’tır. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikahladık ki evlatlıkları, karıları ile ilişkilerini kestiklerinde müminlere bir güçlük olmasın. Allah’ın emri yerine getirilmiştir..”

Muhammed in etrafına toplanan kalabalıktan bu ayetin ardından uğultular yükselir. Çoğu Mümin şaşırmış bir halde bu haberi yaymak için hemen koşuşturmaya başlarlar.. Nasıl olur bir peygamber bunu yapabilir diye düşünenler çoğunluktadır...


06.05.2008 18:16:26
Muhammed ''DURUN, DAHA BİTMEDİ'' diye seslenir. Dağılmaya başlayanlar tekrar toplanır ve etrafa sessizlik hakim olunca devam eder...

Ahzâb 38 Allah'ın, kendisine helal kıldığı şeyde Peygamber'e herhangi bir vebal yoktur. Önce gelip geçenler arasında da Allah'ın adeti böyle idi. Allah'ın emri mutlaka yerine gelecek, yazılmış bir kaderdir.

Müminler Allah emriymiş diye söylenirken bazılarınıda şeytan dürtüklemektedir.. Allah zaten şeytanın dürtükleyeceğini bildiği için ayetleri ona göre düzenlemiştir.. Şeytan daha dürtmeye yeni başlamışken Muhammed devam eder..

Ahzâb 39 O peygamberler ki Allah'ın gönderdiği emirleri duyururlar, Allah'tan korkarlar ve O'ndan başka kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah (herkese) yeter.

Ahzab 40 ayet, Zeyd'in babası olmadığını bir defa daha vurgular.
33/40. Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah'ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

Ahzâb 41 Ey inananlar! Allah'ı çokça zikredin.

Ahzâb 42 Ve O'nu sabah-akşam tesbih edin.

Allah bunu boşuna dememiştir. Bu ayeti duyanlar(41-42) hemen tesbih ve zikir işine girerler ve Zeynep meselesini geçici olarak unuturlar. Nasıl tesbih ve zikir etmesinler.. Zira 44. ayet onlara hediyeler vaad eder..

Ahzâb 44 Kendisine kavuştukları gün, Allah'ın onlara iltifatı, "selam" dır. Allah onlara çok değerli mükafat hazırlamıştır.

Millet tesbih ve zikirle uğraşırken Muhammed araya Ahzab 50 yi sokuşturuverir. Zira Allah geleceği gördüğü için ileride zırt pırt Muhammed in yok teyze kızı, yok amca kızı, yok şu cariye, yok bu uçan kaçan diye kendisine geleceğini iyi biliyordur.. En iyisi tek bir ayette ne kadar hatun varsa Muhammed e helal etmektedir. Bu arada Allah iyi ki Muhammed in kız kardeşi yokmuş demekten de kendini alamaz...

Ahzâb 50 Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber göç eden kızlarını sana helal kıldık. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini peygambere hibe eden mümin kadını, diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helal kıldık). Kuşkusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları lazım geldiğini onlara açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.

Allah Muhammed bunları okurken kendi kendine konuşur...

Ya bütün akraba kızlarını özellikle baba tarafından olanları bile Muhammed e helal kıldık ileride baya sakat doğan bebekler olacak ama ne yapalım onun yüzü suyu hürmetine yarattığım şu evrende bunu mu kafaya takıcam...
Birinci Bölümün Sonu

Medine meydanında akşam olmak üzeredir ve hummalı bir hareketlilik vardır.

Diğer yandan Muhammed in evinde ziyafet için koyunlar boğazlanmış, örtülere bürünmüş kadınlar bir yandan yemek hazırlıyorlar, bir yandanda fısıltılar halinde dedikodu yapıyorlardır:

- Ay inşallah bu gelin Ayşe ile anlaşır, Ayşede pek yaramaz, yerinde durmuyor..
- Aman sen Ayşe yi bırak asıl Hafsa belli etmiyor ama bu işe pek sıcak bakmıyor.
-Tabi daha taze 23 yaşında Hafsacık kendisine ortak geldi. Eee Muhammed de yaşlandı 58 yaşına giriyor..
-Ay kız öyle deme günaha gireriz emir Allah tan geldi.
-Aman haklısın tövbe, tövbe.. Şeytan dürttü ayyyy eti yakacaktık bak şeytana uyduk..

Ayşe bu düğün sırasında 12 yaşındadır ve eve gelecek 35 yaşında ki Zeyneb in eski kaynanasıdır. Zeynep yeni elbiselerini giymiş, kınasını yakmış bir halde evde otururken Ayşede etrafında yağ satarım bal satarım diyerek zıplayarak dolanıyordu.

30 lu yaşlarına girmil ÜmmüSeleme ise kıskanç gözlerle Zeyneb i süzüp :
-Muhammed bana böyle giysiler alıp, düğünde koyunlar kestirip ziyafet vermedi, ucuza gittim derken birden aklına Ahzab ayetleri gelir.

Ahzâb 28 Ey Peygamber! Eşlerine şöyle söyle: Eğer dünya dirliğini ve süsünü (refahını) istiyorsanız, gelin size boşanma bedellerinizi vereyim de, sizi güzellikle salıvereyim.

Ahzâb 29 Eğer Allah'ı, Peygamberini ve ahiret yurdunu diliyorsanız, bilin ki, Allah, içinizden güzel davrananlar için büyük bir mükafat hazırlamıştır.

Bir anda kıskançlığı ve isyanı boğazına takılır ve yutkunarak işine devam eder.. Hele diğer iki ayeti hatırlayınca boğulacak gibi olur. Tövbeler ederek Allah a yalvarmaya başlar.

Ahzâb 30 Ey peygamber hanımları! Sizden kim açık bir hayasızlık yaparsa, onun azabı iki katına çıkarılır. Bu, Allah'a göre kolaydır.
Tefsir

Ahzâb 31 Sizden kim, Allah'a ve Resulüne itaat eder ve yararlı iş yaparsa ona mükafatını iki kat veririz. Ve ona (cennette) bol rızık hazırlamışızdır.

Davetliler Medine meydanından ayrılıp Muhammed in evine düğün için yönelirler. İlk gece geç saatlere kadaryenilir içilir. Allah ın ululuğundan, bu evliliğin hayrından söz edilir. Konu konuyu açar millet gitmek bilmez..

Sonunda herkes gitmiş Muhammed in diğer hanımları Zeynebi elleri ile hazırlayıp odalarına çekilmiştir.

Muhammed sabah uyandığında oldukça mutludur...


Muhammed sabah neşeyle uyanmıştır ama akşamın gelmesini dört gözle beklemektedir. Hafsa Muhammed e bir güyüm su ısıtır. Muhammed sabah namazından önce gusül abdestini alır ve Medine meydan camiine namaz kılmaya gider.

Zeynepte şaşkınlık içinde sabaha uyanmış, ayrı bir yerde gusül abdestini almıştır. Kırk yıl düşünse yıllarca baba dediği üzerine üstlük peygamber olan Muhammedle evlenip gerdeğe gireceği aklının ucundan geçmemiştir.

Zeynep kendisini garip hissetmektedir. İşin içinde Allah ın emri olmasa ve böyle bir şey başına gelmiş olsa çoktan intihar edeceğini düşünür. İçinde yine ölmek vardır fakat Allah korkusundan dolayı dayanmaktadır. Nasıl olmasın daha geçen gece eski kocası yani dün geceyi beraber geçirdiği adamın evlatlıkta olsa oğluyla birlikte olmuştur. Hangi ruh bunu kaldırabilir? Kimbilir şimdi Zeyd ne haledir? Neler aklından geçiyordur?

Belki de uzun süren bir düşün içersindeyim dedi Zeynep perde aralığından süzülen gün ışığı göz kapaklarına değince
uyuyan bedenine aydı beyni. Aklından bir türlü atamıyordy ayılan beynini kemiren soruyu. Bir cevabı var mıdır?

Ne düşteyim, ne ölü, ne de bir deli, ya ben kimim, ne olur biri çıkıp söylesin bunu birisi cevap versin beni yiyip bitiren şu soruyu? Allah neden bu ayeti Muhammed e uygulamalı yaptırdı? Allah neden beni seçti? Sadece sözler yetmez miydi bu cahiliye adetini ortadan kaldırmaya. Allah ın sözü söz değil mi? Bu uygulama neden ve neden ben?

Oysa Zeynep bilemezdi gerçeği : Dilsiz ve soğuktur binlerce çöle açılan bir kapıdır dünya, insan onun aradığı cevabı açıkça haykırsa bir yerlerde duramaz bir daha... Kim söyleyecen Zeyneb e bunu : Sözün örtüsünü araladığında
ne görecek? Kimsesiz düşler , binlerce itiraf, dağları eritebilecek sırlar ve denizine kavuşamamış nehirler duruyor olacak hâlâ orada.

Nerenden keserse kessin Zeynep bir yanına hep asılı kalacak birkaç nota, yarımlık bir sus ve bir iki söz gerekli bu şarkıya. Öyleyse Zeynep ört hadi ört üstünü üşütmesin, ayakları dışarıda kalmış gerçekler...

Zeyneb in düşüncelerini evden gelen bir sürü kadın sesi bozar. Evde ki kadınları sayar.. 1-2-3-4-5-6.....17-18 birde ben 19. Zeynep yeni bir hayata başlamıştır ve bu gerçeğin de farkındadır. Oo artık eskiden baba dediği bir peygamberle evlidir, peygamber karısıdır..

Muhammed Medine meydanından eve döner bir an önce akşamın olmasını dört gözle beklemektedir. Akşam olur ama gelin görün ki ev yine kutlamaya gelenlerle dolup taşmaktadır. Misafirlere sofralar kurulur ve bir önceki akşam gibi gelenler kalkmak bilmezler. Muhammed in içi darlanır. Bildiği bütün duaları okur, hatta misafirlerin ayakkabılarına tuz döker ama nafile..

Neredeyse 1 hafta geçmiştir fakat misafirlerin ardı arkası kesilmez. Tamam der Muhammed gelsinler yesinler içsinler ama vaktinde gitsinler ki bende Zeyneple doya doya bütün geceyi geçireyim. Misafirlerin gitmesi yatakların hazırlanması gece yarısını buluyor. Zeyneple fazla vakit geçirmeden uyku bastırıyor ve uyuyakalıyorum.. Malum sabah gün doğumundan önce kalkıp gusül abdesti alıp namaz kılmak lazım. Şu meseleyi bir Allah a haber edeyim bana bir çözüm bulsun... Hemde vakitli vakitsiz eve geliyorlar benim hatunları görüyorlar uyuz oluyorum...

Allah Muhammed in bu şikayetini duyunca önce bir gürler.

-Eyy Muhammed biz bu ayetleri tüminsanlığa indiriyoruz. Şimdi nerden çıktı bu özel istek. Hem millet ne der.. Şimdiyi bırak 21. yy da bir sürü kefere olacak, bunları dillerine dolayacaklar..

Muhammed hemen savunmaya geçer..
-Allah ım ne var bunda.. İşin zor kısmını hallettik. Önce söylendiler ama bak şimdi kimsenin sesi çıkmıyor pek.. Hem artık onca korkutmadan sonra ne dersek itiraz edemiyorlar. H Allahım birde benim hatunlarla evlenmelerini yasaklayıver..

Allah isteksizde olsa Muhammed in isteğini yerine getirir.

Ahzâb 53 Ey iman edenler! Siz zamanını gözetlemeksizin, bir yemeğe davet edilmedikçe, Peygamber'in evlerine girmeyin. Ancak davet edildiğiniz vakit girin. Yemeği yediğinizde hemen dağılın, sohbete dalmayın. Çünkü bu hareketiniz Peygamber'i üzmekte, fakat o (size bunu söylemekten) utanmaktadır. Ama Allah, hakkı söylemekten çekinmez. Peygamber'in hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temiz bir davranıştır. Sizin Allah'ın Resulünü üzmeniz ve kendisinden sonra onun hanımlarını nikahlamanız asla caiz olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük (bir günah) tır.
Zeyd çöllerde dolaşırken Muhammed eve vakitsiz gelip giden ziyaretçi meselesini halletmiştir. Her şey Allah ın izni ve yardımıyla istediği gibi gitmektedir. Muhammed Allah ın bu yardımları için bir şeyler yapması gerektiğini düşünür. Bir şekilde Allah a minnetini göstermek zorunluluğu hisseder. En sonunda farz namazlarından sonra Allah a teşekkür maiyetinde daha fazla rekat namaz kılmaya karar verir.

Bu durumu gören Müslümanlar neden fazla rekat namaz kıldığını sorgulamaksızın Muhammed i taklit ederler. Evet sünnet namazlarının asıl kılınma sebebi Muhammed in cinsel yönden isteklerini karşılayan Allah a şükretmesinden kaynaklanmaktadır. Ahzab suresinden önce Muhammed arada sırada fazla rekat namaz kılardı ama Ahzab suresinin ardından bunu her namazda yapmaya başlamıştır..

Zeynep ten sonra Muhammed karılarını yeni bir sıraya koymuştur. Muhammed öyle bir insandır ki cinsel yünden karılarını memnun etmek için haktan asla vazgeçmez. E ne de olsa bir peygamber, bir peygamberdende zaten bu beklenir. Ne de olsa Peygamberdir ve Allah ona otuz erkek gücü vermiştir. Buna Muhammed in yakın arkadaşlarından birisi olan Enes şahittir. Zaten Enes bu durumu önüne geldiğine anlatmaktadır..

Hatta Enes bir keresinde Müsned e Peygamberin , günün belirli saatlerinde bütün karılarını dolaştığını, hepsi ile cinsel ilişkide bulunduğunu anlatmıştır. Milletin ağzı torba değil ki büzesin..

Bu arada Muhammed in evinin içide evlere şenliktir. Muhammed in karıları birbirleriyle laf yarışındadır..

Zeynep bir keresinde Safiye’ye “Yahudi Karı” diye seslenmişti. Ayşe’nin Safiye için, “Boyu da pek kısa, yere çok yakın” demişti. Aişe ve Hafsa, “Biz Resulullah’ın yanında Safiye’den daha değerliyiz” diye iddia etmişlerdi.

Muhammed peygamber olmasa ve Allahtan korkmasalar kadınlar evde her gün saçsaça başbaşa gireceklerdir.

Muhammed in resmi karıları bir gün bir araya toplandılar. Konu eve yeni gelen köle Maryaydı. Marya, Kıpti kökenli ve Hristiyandır. Muhammed’e Mısır Mukavkıs’I (piskopos) dört cariye armağan eder işte Marya, bunlardan biridir. Hafsa zeytine, atların nallarından çıkan kıvılcıma yeminler ederek bu Marya nın başlarına iş açacağını söyler. Zeynep se ben yeni gelinim ama bu Marya da pek güzel bir kız, umarım onun yüzünden Muhammed bizi boşlamaz der..

Ayşe ise konuşmalardan sıkılmış geçen gün kaybettiği oyuncak bebeğini aramaya koyulmuştur.

06.05.2008 18:18:48
Marya soluk soluğa Hafsa nın odasına girer. Bir iki nefeslendikten sonra heyecanla konuşmaya başlar.
-Kız abla Muhammed le Zeynebi aşağı mahallenin arkasındaki hurmalığa giderken gördüm. Malum ablacım bugün senin sıran sende garibim oturmuş Muhammed i bekliyorsun..

Bunu duyan Hafsa yıldırım hızıyla çarşaflarını giyer ve aceleyle evden çıkar.

Marya nın planı tutmuştur. Amacı Hafsa nın yatağına papaz büyüsünü uygulamaktır. Marya eve geldiğinde en çok Hafsa ya gıcık kapmıştır. Muhammed i cinsel yönden ona karşı soğutmak için memleketinde öğrendiği papaz büyüsünü hemen uygulamaya koyar. Nasılsa vakti boldur, hurmalık nereden baksa gidiş geliş yarın saati bulur. Tam işini bitirmiş kıs kıs gülüp yatağa oturmuşken içeri Muhammed girer.

Muhammed in gözleri şehvetle açılmış bir haldeyken şimdi bu şehvet dolu gözlere şaşkınlık eklenmiştir. Karşısında hafsayı beklerken Marya yı bulmuştur. Kime niyet kime kısmet diyerek işe koyulur. Nasılsa o sırayı takip edip Hafsa nın odasına gelmiştir. Yatakta Hafsa yoktur ama sıranın olduğu yatakta güzeller güzeli Marya vardır.

Marya ise sevinç içindedir. Şu papaz büyüsü ammada kuvvetliymiş daha bismillah yeni yaptım ama hemen işe yaradı diye içinden zafernaraları atmaktadır. O haldeyken Hafsanın eve gelmek üzere olduğunuda unutmuştur.

Birden her ikiside Hafsanın çığlıkları ile yataktan fırlarlar.

Hafsa deliye dönmüştür..
-Tüüüh yazıklar olsun birde Allah ın elçisi olacaksıın. "Tann Elçisi! Sen beni kötü duruma düşürdün, aşağıladın. Öyle birşey yaptın ki, benzerini hiçbir karma yapmadın! Benim günümde, benim sıramda ve benim yatağımda bir cariyeyi yatınp yapıyorsun!"

Muhammed ne desin çok zor bir durumda kalmıştır? Koskoca bir peygamber hak yemektedir. Hemde ne hak. Hoş Muhammed in yerinde kim olsa Marya gibi bir hakkı çatır çatır yerdi ama işte gelin görün Muhammed bir peygamberdir.
Ama Marya yı yemeden duramamıştır. Muhammed hemen durumu düzeltmeye çalışır. Ne de olsa kadınların zaaflarını iyi bilmektedir.

Sonra Muhammed'le Hafsa arasında şu konuşma geçer:

- "Hafsa! Marya'yı kendime haram etsem de ona bir daha yaklaş-masam; bundan hoşnut olur musun?

Hafsa hemen yelkenleri koyverir - Evet! diyerek sırıtır.

Muhammed hemen antiçmiştir.

- Hafsa! Aramızda kalsın, bunu sakın kimseye söyleme, olmaz mı?

- Tamam!

Muhammedin canı sıkılmıştır ama ucuz yırtmıştır. Olayı bir şekilde tatlıya bağlamıştır. Aradan bir zaman geçer.. Ama Muhammed Marya ya baktıkça içi bir hoş olmaktadır. Yemin etmiştir Marya ya el sürmeyeceğine dair. Ama gözünü de Marya dan alamamaktadır..

Marya ise durumun farkındadır. Muhammed i görünce inadına işvelenmekte ve fingirdemektedir. En son evde çamaşır yıkarken bacaklarını ve göğüslerini açmış şehvet içinde neredeyse çamaşırları yıkamaktansa onlarla sevişiyor gibi bir hal almıştır.

Muhammed ise uzaktan yalanmakta çamaşırların yerinde kendini hayal etmektedir.

Tamam der Muhammed bu işi allah a havale etmem lazım. Yoksa kafayı yiyeceğim..

O akşam Allah isyan eder. Yeter ya Muhammed yeter.. Ahzab suresi ni ne hale çevirdin. Baksana tam bir şehvet suresi halini aldı. Ne der insanlar? Hadi şimdiye kadarını bir şekilde hallettik.. ama bu başka ya Muhammed..

-Allah ım biraz daha korkutsak, cehennemden falan daha detaylı bahsetsek nasıl olur?

Ya Muhammed sen iyice gemi azıya aldın. Tamam bir şekilde halledeceğim. Ama artık sana sınır koymanın zamanı geldi. Bundan sonra sana başka karı almanı yasaklıyorum..

Allah ım cariyeler buna dahil mi?

Elbette dahil Muhammed. Hatta dişi sinekler bile dahil.

Yaa ama Allah ım bari cariyeleri hariç tut. Etraf mis gibi cariye ile kaynıyor. Bana ne bende o zaman oynamam işte.

Muhammed mızıkçılık yapma, işin sonuna gelmişken hem de bak olmaz böyle.

Banane yaa cariyeleri hariç tutarsan bu iş devam eder, yoksa ben bu işi bırakıcam. Onca dünya zevki varken sen benden bunu yapmamı isteyemezsin..

Peki o zaman Muhammed cariyeleri işin dışında tutuyorum, ama bak bu son olsun bundan sonra karı kız için kapımı çalma..

Ahzâb 51 Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Boşadığın hanımlarından arzu ettiğini tekrar yanına almanda, senin üzerine bir günah yoktur. Böyle yapman onların mutlu olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin, senin verdiklerine razı olmalarına daha uygundur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah hakkıyle bilendir, halimdir.

Ahzâb 52 Bundan sonra artık başka kadınlarla evlenmen, elinin altında bulunan cariyeler hariç, güzellikleri hoşuna gitse bile, bunların yerine başka hanımlar alman sana helal değildir. Allah her şeyi gözetler.

Allah ım ya bu yetmez ki.. Başka bir ayet daha yollasan..

Muhammed ard arda dikkat çeker en iyisi gerisini başka surede yollarım..

Ey peygamber! Eşlerini memnun etmek için Allah’ın serbest bıraktığı şeyi niçin kendine yasaklıyorsun? Allah çok bağışlayıcıdır, sevgi ve merhamet kaynağıdır. Allah yeminlerinizi bir çözüme bağlamayı istemektedir.” (Tahrim; 66/1-2).

Şimdi asıl bu ayetleri Ahzab 51 -52 geri plana atacak başka ayetleri bulmaya çalışıyorum.

Ama allah ın bana evlenmeyi yasakladın ya yetmez mi bu.. Evlenmeni yasakladım ama cariyelerle ne istersen yaparsın. Bu durumda bu tam yasaklama sayılmaz..

Şimdi allah katında senin çok değerli olduğunu vurgulamak lazım.

Ahzâb 56 Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salevat getirirler. Ey müminler! Siz de ona salevat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.

Nasıl Muhammed melekler ve Allah bile sana salavat getiriyor dedim, hem bu ayetten sonra sana fazla laf edende kalmaz..

Pek bir akıllısın Allah ım ama biraz daha ek yapsak.. Enes dedi ki hala orada burada azgın Muhammed diye konuşanlar varmış. Nerden biliyorlar bu kadarazgın olduğumu bunu ortalığa yayanı bir yakalasam..

Muhammed salaklaşma durum ortada gelinini bile koynuna aldın. Onlarca karın, yirminin üzerinde cariyen var. Gören göz kılavuz istemez..

Ahzâb 57 Allah ve Resulünü incitenlere Allah, dünyada ve ahirette lanet etmiş ve onlar için horlayıcı bir azap hazırlamıştır.

Biraz saçma oldu bu arada bende incinirmişim gibi bir yargı çıktı ortaya ama iyide oldu. Hele bir incitsinler seni ve beni bu ayetten sonra yakarım Vallahi billahi..

Allah ım niye yemin ediyorsun yaa.

Ne bileyim Muhammed sürekli Arapça konuşmaktan sanırım..

Haa tamam o zaman...

1 perde sonu   ağlayan ağlayan

Sapiens 06.05.2008 18:23:22
Akhenaton bey   unuttuğunuz bir şey var  peygamber  eğer bu kadar uçkuruna düşkündü  neden 36 yıl tek eşli kaldı ve bu süre zarfında eşi olan  hanım kendisinden 15 yaş büyük idi?  

Uyarı: Siz mesajınızı yazarken yeni bir mesaj daha gönderildi. İsterseniz gönderilen mesajı okuyun.

06.05.2008 18:29:25
Akhenaton bey   unuttuğunuz bir şey var  peygamber  eğer bu kadar uçkuruna düşkündü  neden 36 yıl tek eşli kaldı ve bu süre zarfında eşi olan  hanım kendisinden 15 yaş büyük idi? 

Uyarı: Siz mesajınızı yazarken yeni bir mesaj daha gönderildi. İsterseniz gönderilen mesajı okuyun.

onunda sebepleri var araştırın bulursunuz ;2 perde devam edecek.
BÖLÜM 2

Ahzab filmi en can alıcı sahnesi..

Ayşenin KOLYESİ bölümü..

Muhammed, Aralık 626`da kendisine saldırmaya hazırlandıklarını ileri sürdüğü Mustalıkoğulları aşiretine baskın verdi. Kaçan Mustalıkogulları`nı Kızıldeniz`e yakın bir yerde, Mureysi denilen bir kuyunun başında kıstırdı. Kısa bir çarpışmadan sonra düşman dağıldı. Elde edilen ganimet yine çok büyüktü. 2000 deve, 5000 davar, 700 esir...Esirler arasında 13 yaşında, güzel mi güzel; güzelliğini, Ayşe`nin bile kıskanacagı Mustalıkoğulları`nın şefi Haris`in kızı Cüveyriye de vardı. Güzel ve soylu "Cariyecik", Sabit İbn Kays`ın payına düşmüştü. Yeni efendisine fidye ödeyip özgür olmak istediğini söyledi. Sabit O`na, bu isteğini Muhammed`e söylemesini istedi. Kızcağız, Muhammed`in huzuruna çıktı ve isteğini O´na iletti. Muhammed cariyeciği görünce yüreği yerinden hoplar ve kafasında hemen bir şimşek çakar : Muhammed`in daha iyi bir düşüncesi vardı:
"Sabit`e vereceğin fidyeyi ben ödeyim, benim ol."
-Zaten payıma düşen cariyelerin hepsini toplasan bir Cüveriyye etmez. Şansımın ta içine diye söylenir..

Ancak bu baskının dönüşünde Medineliler`le Mekkeliler arasında ganimetlerden alınan paylar konusunda tartışmalar, kavgalar başlamıştı. Orada bulunan İbn Übey yine topluluğu birbirine karşı kışkırtıyordu. Muhammed ise olayları yatıştırmaya ve duruma hakim olmaya çalışıyordu. İşin içinden çıkamayacağını anlayam Muhammed
- bana beşte birini verin gerisini ne yaparsanız yapın ' diyerek kendi payına düşen develeri, davarları ve kadınları alıp saymaya koyulur..

Dönüş yolculuğu cok hızlı oluyor, çok az mola veriliyordu ki; son verilen mola yerinde yaşanan bir olay doğrudan Muhammed`in namus ve şerefini ilgilendiren korkunç bir dedikodunun patlamasına neden oldu. Bu sefere; sevgili karısı, o sıralar 13 yaşında olan Ayşe`yi de yanında getirmişti.

Kamera Ayşeye odaklansın :

Olayı Ayşe`den dinleyelim:
"(Son mola yerinde) İhtiyaç dökmek için uzaklaştım. Boynumda zafir tanelerinden bir kolye asılıydı. İhtiyacımı gördüğüm sırada kolye düşmüş. Mola yerine döndüğümde kolyenin olmadığını farkettim. Yola devam etmek için hazırlık yapılıyordu. İlk gittiğim yere döndüm ve kolyeyi buluncaya kadar kumları karıştırıp aradım. Tahteravanımı deveye yükleyen adamlar, yokluğumda gelmişler, semeri vurup tahteravanı bağlamışlar. Beni içeride sanıyorlarmış. Deveyi sürüp götürmüşler. Mola yerine geldiğimde, kimseler kalmamıştı. Harmanime sarındım; yokluğumu görünce gelip beni alırlar diye olduğum yerde bekledim. Beklerken, yanıma Safvan İbn El Muattal Es-Selam geldi.

Kamera Ayşe Safvan İbn El Muattal Es-Selam ı anlatırken onun rolünü oynayan Brad Pitte odaklanır. Ah ne erkektir Safvan, boğum boğum kasları ile esmer yağız bir delikanlı yaşlı Muhammed in yanında yaydan fırlamış bir ok gibi durmaktadır.. Kamera bir Safvana, bir Muhammed e zoom yapar. İşte vermek istediğimiz soru işareti burata tam o sırada Ayşe:

-Bilmediğim bir nedenden ötürü gecikmiş, öbürleriyle beraber uyumadığı için arkada kalmıştı. Beni görünce yaklaştı, epey yakınımda durdu. Kamera aniden Ayşenin parlayan gözlerine çevrilir ve Ayşe anlatmaya devam eder :

- Yüzümüzü örtmediğimiz devirde de beni görmüştü, tanımıştı: "Allah`ın kullarıyız, yine O´nun bağrına sığınacağız; Peygamber`in kadını''. Elbiselerime sımsıkı sarınmıştım. Neden arkada kaldığımı sordu, cevap vermedim. Devesini getirdi ve "Bin deveye" dedi. Deveye bindim, deveyi çekerek yola koyuldu. Hızlı gidiyor, bir an önce kafileye yetişmeye çalışıyordu. Fakat yetişemedik ve yokluğum gün ışıyınca farkedilmiş. O zaman kafile durmuş. Mola yerinde dinlenirken onları bulduk.


Yaşlı Peygamber ne yapacağını bilmiyordu, canı çok sıkkındı. Çocuk yaştaki karısını çok seviyordu ama kıskanç ruhu, onun mahsumiyetine inanmıyordu. Acaba Cüveyriye`yi kıskanıp böyle bir hata yapmış olabilir miydi? Çok zor durumdaydı. O`nun kadınları müminlerin anası sayılıyorlardı. Bu olay sıradan bir dedikodu değildi. Milletin ağzını kapatamıyordu. Nasıl oluyor da bir mümin, anasıyla yatabilir diyorlardı. Hemen herkes, Ayşe`nin o adamla yattığına inanıyordu. Babası Ebu Bekir ve annesi Ümmü Ruman bile kızlarının mahsumiyetinden emin değillerdi. Kıskançlık duygularıyla bir gençlik hatası yapmış olabilirdi.

Ayşe, babasının evine gitmişti. Muhammed ise evinden dışarı çıkmıyordu. Güvendiği kişilere soruyor, akıl danışıyordu ama istediği yanıtı alamıyordu. Kendi oğlu saydığı, aynı zamanda damadı ve soyunun devamı Hasan ile Hüseyin`in babası, amcasi Ebu Talib`in yadigarı Ali`ye sordu. Ali: "Kadın kısmı böyledir, fırsat düştü mü yapar. Gönder gitsin. Sana kadın mı yok, yenisini alırsın". Ama gönderemezdi Ayşe`yi. O´nu hala seviyordu. Üstelik Ebu Bekir`in kızıydı. Hem diğer müslümanlara ve müslüman olmayanlara ne diyecekti.

Aradan bir ay geçmişti ama Muhammed hala aynı kuşkular içindeydi. Ayşeyi yanına çağırıp tekrar sordu. Ayşe söyle gerçeği söyle, oldu mu bir şey..
Muhammed bu soruyu sorunca Ayşe o geceyi hatırladı, gözlerini şehvetle kısıp cevap verdi:
Bu nu bana mı soruyorsun Ey Muhammed. Hadi git her şeyi bilen Allahına sor..
Muhammed bu cevapla olduğu yerde dona kalmıştı. Böyle bir cevap beklemiyordu.

Ebu Bekir`in evine gitti. Sinir krizi geçiriyordu. Başının altına bir yastık koydular, üzerine de harmanisini çekti. Terledikçe terliyordu. Allah`ın Kelamı iniyordu. Kriz geçince ayağa kalktı : "Sana iyi haberim var Ayşe" dedi ve Allah`ın verdiği mahsumiyet kararını açıkladı. Önce zina edenlere uygulanacak cezayı açıkladı:

Nur (Işık) Suresi 2:
Zina eden kadınla zina eden erkek...Yüz vuruş vurun her birinin tenlerine... Müminlerden bir topluluk da onların cezalarına şahit olsun.

Daha sonra kadınlara zina iftirası atanlara verilecek olan ceza.

Nur (Işık) Suresi 4:
Namuslu kadınlara zina isnat edip de dört tanık getiremeyenlere seksen değnek vurun. Onların tanıklığını da sonsuza dek kabul etmeyin...

Daha sonra da Ayşe`nin mahsumiyetini açıklayan maddeler.

Nur (Işık) Suresi 11-13:
(Ayse hakında) O uydurma haberi size getirenler, içinizden bir gruptur. Onu kendiniz için bir kötülük saymayın. Aksine o, sizin için bir hayırdır. İftirada bulunanlardan her birinin o günahtan kazandığı vardır. Onların, günahın büyüğünü yönetenine de büyük bir azap vardır.
Onu duyduklarında, erkek ve kadın müminlerin birbirleri için iyi zanda bulunup, "Bu apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi? O`na dört tanık getirilseydi ya. Madem ki tanık getiremediler, o halde Allah katında tümü yalancıdır.

Ve bu olayla ilgili konusma yasağını içeren madde:

Nur (Işık) Suresi 17:
Allah,eğer gerçek müminlerseniz, böyle bir günaha ebediyen dönmemenizi öğütler.

Bu dedikoduları gündeme getirmekle suçlanan, İbn Übey hariç herkese kırbaç cezası uygulandı. Böylece bu olay kapanmış gibi görünüyordu ama Ayşe, Ali`nin kendisiyle ilgili sözlerini unutmayacak, Sürekli olarak Ali ve çevresi aleyhine çalışmalar yapacak ve yıllar sonra O´nu bir suikastle öldürtecekti.

06.05.2008 19:03:03
ne diyebilrim ki size öyle geldiyse öyle olabilri zaten müctehidlik iddiasında değilim


diyeceğim o ki
siz hiç ahzab süreisni okumamışsınız sadce  bu komik olduğunu sanıdğınzı yazıyı  fortumun birinden bulup  aktarmşısnız  yazıyı ayzan kişide fazlasıyla salman rüşdü ve turan dursun un etkisinde kalmış


forumun birinden değil , sadece link atamıyorum.bu konuları işlediğimiz forumlar bellidir.

emet 06.05.2008 19:08:23
"gah çıkarım gök yüzüne seyrederim alemi"
"gah inerim yer yüzüne seyreder alem beni"
"yar ali yaradan ali, can ali canan ali"
nesimi

hakaret etmek ne zamandır felsefenin alanına girdi akneton??? Smiley
ve bu eleştiri, hatta hakaret mantığıyla nereye varabileceğini sanıyorsun ki???

beti 06.05.2008 19:28:29
AKHENATON ' un bu yaptığının ne felsefeyle , ne dinle , ne de dinsizlikle bir alakası olduğunu sanmıyorum .

Yaptığı olsa olsa rezilliktir , başka bir şey değil .

P_İn_iLtİ 06.05.2008 19:35:25
''...De ki: Kininiz ve öfkenizle ölün(geberin)...(Ali İmran/119)...''
Şunu biliniz ki,sizin azgınlığınıza azgınlık,sapkınlığınıza sapkınlık,küfrünüze küfür katan,bu meymenetsizce ve alçakçıa iftiralarınız ancak size kat kat azap olarak geri dönecektir...Bir mümin asla alçakla alçalmaz,edepsiz ile edepsizleşmez...sizler kininizle küfrün karanlığında boğulmaya mahkumsunuz...bu çirkin saldırılar Hz.Adem(as)'dan bu yana Rabbimizin sünnetullahı gereği müminlere yapılmaktadır...Ve çirkeflerin,küffarların,azgınların sonu hep hüsran olmuştur,oluyor ve olacaktır da...Sizler de öleceksiniz, bizler de,bekleye durun,inşallah biz sebat ile bekleyenlerden olacağız...
Eğer ıslah olmak isyorsanız Alemlerin Rabbi olan Subhanehu Allahu Teala sizleri ıslah etsin,yok ıslah olmak istemiyorsanız,sizleri bizim elimizle perişan etsin,kahretsin,tarumar etsin,helak etsin,azabın en çetiniyle bun dünyada ve ahirette sizlere azap etsin...Allahumme amin...Allahu Tealadan daha güçlü ve kuvvetlisi yoktur...

emet 06.05.2008 19:58:52
hz muhammed taşlanmaktadır. aldığı taş darbesinin sonucu olarak, bedeninden çıkan kan yere düşmektedir. cebrail alemlere rahmet olaraka gönderilen peygamberin kanını daha havadayken yakalar ve derki hz. muhammede; ey allahın resulü, allah buyuruyor ki, resulüm dilesin helak edeyim onları!
hz. muhammed cevaben şöyle der; "onlar bilmiyor, bilseler yapmazlar"

islam dininin peygamberi lanet etmemişken, bela asla okumamışken sen ne kadar rahat insanlara bela uğramasını isteyebiliyorsun. allah ve azabıyla  insanları hangi hakla tehdit ediyorsun?

evet cehennem vardır, ama sadece azgınlar içindir. onların azgınlıklarıysa sadece allah katında tespit edilebilir. inandığın şeyi yeniden gözden geçirebilirmisin pinilti?

çünki allah "rahman" ve "rahimdir" çokca "bağışlayandır" Çünki o herşeye mutlak "hükmedendir"

P_İn_iLtİ 07.05.2008 13:32:40
Sayın RDx bakınız size şöyle bir sunayım...İslam tarihin Hciretin 4. yılında Uhud savaşından 4 ay sonra olan Bi'ri Maune olayı var...Necid kavminin reisi allah rasulüne gelerek kendi kavmine islamı anlatmak onları irşad etmeleri için tebliğci,talepediyor...Allah rasulu(asv) necid halkından çekindiğini söylese de Necid kavminin reisi olan şahıs onları koruyup himayesi altına alacağına dair söz verince,allah rasulu(asv) Münzir bin Amr(ra) başkanlığında Suffe ehlinden olan yetiştirilmiş,70 güzide sahabe(ra) heyetini gönderiyor...Sahabe efendilerimiz Maune denilen yerde alçakça pusuya düşrülüp,şehid ediliyorlar....Bunun üzerine rabbimiz Hz.Cebrail(as) aracılığıyla olup biteni rasulüne bildiriyor...allah rasulu(asv) büyük bir üzüntü duyar ve bu olay üzerine rivayetlere göre bir ay boyunca namazlarında  cemaatle beraber bu kavme beddua eder...

07.05.2008 17:53:14
"Duhan/44/54. Bu böyledir; onlari iri siyah gozlu hurilerle eslendiririz.

Tur/52/19-20. Onlara soyle denir: "İşlediklerinizden ötürü, dizi dizi tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin için.Onlara, ceylan gözlü eşler veririz."

Rahman/55/56. Orada, bakislarini yalniz eslerine cevirmis, daha once ne insan ve ne de cinlerin dokunmus oldugu esler vardir.

Rahman/55/57. Oyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsiniz?

Rahman/55/58. Onlar yakut ve mercan gibidirler.

Rahman/55/70. Oralarda iyi huylu guzel kadinlar vardir.

Vakia/56/35-8. Biz ceylan gozluleri, defterleri sagdan verilenler icin yeniden yaratmisizdir; onlari bakire, eslerine duskun ve hepsini bir yasta kilmisizdir. *

78/Nebe 31. Süphesiz takvâ sahipleri için de basari ödülü vardir.

78/Nebe 32. Bahçeler,baglar,

78/Nebe 33. Gögüsleri tomurcuk gibi kabarmis yasit kizlar,

78/Nebe 34. Ve içki dolu kâse(ler) .

76/El-Insan 19. O insanlarin etrafinda öyle ölümsüz genç nedîmler dolasir ki, onlari gördügünde, etrafa saçilip dagilmis inciler sanirsin.

76/El-Insan 20. Ne yana bakarsan bak, (yiginla) nimet ve ulu bir saltanat görürsün.

76/El-Insan 21. Üzerlerinde yesil ipekten ince ve kalin elbiseler vardir; gümüs bilezikler takinmislardir. Rableri onlara tertemiz bir içki içirir.

76/El-Insan 22. (Onlara söyle denir:) Bu, sizin için bir mükâfattir. Sizin gayretiniz karsiligini bulmustur.

37/Es-Saffat 43. Naîm cennetlerinde .

37/Es-Saffat 44. Tahtlar üzerinde karsilikli otururlar.

37/Es-Saffat 45. Onlara pinardan (doldurulmus) kadehler dolastirilir.

37/Es-Saffat 46. Berraktir, içenlere lezzet verir.

37/Es-Saffat 47. O içkide ne sersemletme vardir ne de onunla sarhos olurlar.

37/Es-Saffat 48. Yanlarinda güzel bakislarini yalniz onlara tahsis etmis, iri gözlü esler vardir.

37/Es-Saffat 49. Onlar, gün yüzü görmemis yumurta gibi bembeyazdir. "


gostragon 07.05.2008 17:55:11
zıhar :Bir kimse karısının tamamını veya onun yarısı gibi bir payını veya tümüne delâlet edecek bir uzvunu, kendisine ebedî olarak haram bulunan anne ve kız kardeş gibi bir kadının tamamına veya bakması haram olan bir uzvuna benzetirse, bu “zıhar” olur. Karısına şöyle demesi gibi: "Sen bana anam gibisin, sen bana anamın arkası gibisin, senin boynun annemin arkası gibidir." Bu şekilde söz söyleyen mükellef bir Müslüman üzerine kefaret gerekir ki, bu kefareti yerine getirmeden karısı ile ilişki kurması helâl olmaz. Böyle söylemekle yalan konuşmuş ve helâl olan bir şeyi haram göstermiş olur.
Zıhar kefaretinin sebebi, helâl olan bir bedeni veya bir organı, haram olan bir bedene veya organa benzetmek ve sonra da cinsel ilişki kurmayı istemektir. Zıhar kefareti aynen oruç kefareti gibidir. (Büyük İslam İlmihali – Ömer Nasûhi Bilmen)

ZIHAR Konusuyla İlgili Âyet ve Hadisler :

Ahzab Sûresi 4. Ayet: Allah bir adamın içinde iki kalp yapmamıştır. Kendilerinden zıhar yaptığınız eşlerinizi anneleriniz yerine koymamıştır. Evlatlıklarınızı da oğullarınız yerine koymamıştır. Bunlar sizin ağzınızda lafınızdır. Allah ise gerçeği söylüyor ve doğru yolu gösteriyor.

Mücadele Sûresi 2. Ayet: İçinizden zıhar ile (sen, bana anamın sırtı gibisin, demekle) kadınlarından ayrılmaya kalkışan kimseler bilmelidirler ki, o kadınlar onların anaları değildir. Anaları ancak onları doğuranlardır. Üstelik onlar gerçekten pek çirkin ve asılsız bir söz söylüyorlar. Bununla birlikte Allah'ın affının ve mağfiretinin çok olduğunda da kuşku yoktur..

Mücadele Sûresi 3. Ayet: Kadınlarından zıhar ile ayrılmağa kalkıp da sonra dediklerini geri alacak olanların, ikisi ilişkide bulunmadan önce bir köle azat etmeleri gerekir. İşte siz bununla öğütleniyorsunuz. Allah her ne yaparsanız haberdardır.

ZIHÂR
Seleme İbnu Sahr el-Beyazi radıyallahu anh anlatıyor: "Ben, bir başkasında rastlanmayacak derecede kadın mevzuunda zaafı olan (ve şiddetli ihtiyaç duyan) bir kimseydim. Ramazan ayı girince (tahammül edemeyip oruçlu iken) hanıma temas ediveririm diye korktum. Ve Ramazan boyu devam edecek bir zıharda bulundum. Bir gece o bana hizmet ederken, onun bazı yerleri açıldı. Kendimi tutamayıp temasta bulundum. Sabah olunca yakınlarıma gidip durumu haber verdim. Ve, "Benimle Resulullah aleyhissalâtu vesselâm'a gelin (durumumu sorayım)" dedim.
"Vallahi hayır! Gelmeyiz!" dediler.
Resûlullah'a tek başıma gittim, durumu haber verdim.
"Yani sen böyle mi yaptın ey Seleme?" buyurdular.
Ben: "Evet, ben öyle yaptım! Evet ben öyle yaptım. Ancak Allah'ın emri karşısında sabırlıyım, Allah size her ne göstermişse onu bana hükmedin!" dedim. "Bir köle azat et!" emrettiler. Ben: "Sizi hak peygamber olarak gönderen Zât-ı Zülcelâl'e yemin olsun şundan başka rakabem yok" deyip rakabeme elimle şaplattım." "Öyleyse peş peşe iki ay oruç tutacaksın!" buyurdular. Ben: "Ama ben bu günahı oruç yüzünden işledim, (dayanamam)!" dedim. "Öyleyse buyurdular, altmış fakire bir vask kuru hurma taksim et!"
"Seni hak peygamber gönderen Zât-ı Zülcelâl'e yemin olsun (ben ve hanım, her) ikimiz aç ve yiyeceksiz olarak geceyi geçirdik" dedim. (Aleyhissalatu vesselam bu sözüm üzerine):
"Beni Zureyk'in sadaka mallarına bakan memura git, o miktar (hurma)ı sana versin, sen altmış fakire yedir. Geri kalan bakiyeyi de sen ve iyâliniz yeyin!" buyurdular. Ben kavmime döndüm. Onlara: "Sizden zorluk ve bed fikir gördüm. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'da ise genişlik ve güzel fikir buldum. Bana sadakanızdan verilmesini emretti!" dedim."
(KÜTÜB-İ SİTTE/4070)

Ebu Davud'un bir diğer rivayetinde şöyle denir: "Cemile, Evs İbnu's-Sâmit radıyallahu anhüma'nın nikahı altında idi. Evs ise, kendisinde kadına karşı şiddetli istek bulunan birisi idi. Bu duygusu şiddet peyda edince (nefsini frenlemek maksadıyla) hanımına zıharda bulundu. Bunun üzerine, Allah Teâla Hazretleri, onun hakkında kefâret-i zıhâr(la ilgili ayet)i inzal buyurdu." (KÜTÜB-İ SİTTE/4071)


bu yazıyı iyi oku ahzap süresinin ne demek istediğini anlarsın.

07.05.2008 17:57:44
sen kafadan çatlakmısın yazının başını okumadınmı , ben sana zıhar nedemek diyemi sordum.Zeynepten bahset copy/paste yazılar çok bizde.

gostragon 07.05.2008 18:05:34
 "Ahzab 5. ayet:Onları (evlatlıkları) babaları adına çağırın. Allah yanında o daha doğrudur. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Bununla beraber hata ettiklerinizde üzerinize bir günah yoktur. Fakat kalblerinizin kasdettiğinde vardır. Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir." Bu senin ayetin.

Gerçek ayet Ahzab 5. ayet Onları (evlatlıkları) babaları adına çağırın. Allah yanında o daha doğrudur. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Bununla beraber hata ettiklerinizde üzerinize bir günah yoktur. Fakat kalblerinizin kasdettiğinde vardır. Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir.


zeynep hakkında bilmek istediğin ne
PEYGAMBERİMİZİN Hz. ZEYNEP BİNT-İ CAHŞ`LA EVLENMESİ

--------------------------------------------------------------------------------

Hicretin 5. senesi, Zilkâde ayı.
Hz. Zeynep binti Cahş, Resûl-i Ekrem Efendimizin halası Ümeyme binti Abdülmuttalib`in kızı idi. Daha önce Peygamber Efendimizin evladlık edindiği Hz. Zeyd bin Hârise ile evlenmişti. Bu evliliğin dünürlüğünü de bizzat Resûl-i Ekrem Efendimiz yapmıştı.62
Hz. Zeynep ve ailesi böyle bir evliliği istemedikleri halde sırf Peygamber Efendimizin ısrarı üzerine rıza göstermişlerdi.
Hz. Zeyd, izzetli zevcesi Hz. Zeynep`i kendisine mânen küfüv (denk) bulmuyordu. Bu durum mânevî imtizaçsızlığa sebep oluyordu. Nitekim evliliklerinin birinci yılı henüz bitmişken, Hz. Zeyd, Peygamber Efendimize gelerek, "Yâ Resûlallah! Ben, âilemden ayrılmak istiyorum" dedi.
Peygamberimizin cevaben, "Zevceni tut boşama! Allah`tan kork" buyurdu.63
Fakat Hz. Zeyd, ferasetiyle Hz. Zeynep`in yüksek bir ahlâkta yaratılmış olduğunu ve bir peygamber hanımı olacak fıtratta bulunduğunu hissetmişti. Kendisini de ona zevc olacak fıtratta mânen küfüv bulmadığı için boşadı.
Peygamber Efendimiz, mânevî geçimsizlik sebebiyle Hz. Zeyd ve Hz. Zeynep arasındaki evliliğin son bulmasından son derece üzüldü. Çünkü, bu evliliği kendisi arzu etmişti. Durumun düzeltilmesi, mahzun Zeynep (r.a.) ile hâdiseden dolayı üzülen akrabalarının gönlünün alınması gerekiyordu.
Hz. Zeynep`in iddeti (boşandıktan sonra beklemesi gereken müddet) dolmuştu.
Resûl-i Ekrem Efendimiz birgün Hz. Âişe Validemizle oturmuş sohbet ediyordu. Bu esnada kendisine vahiy geldi. İnen âyetlerde Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyordu:
"Zeyd o hanımla alâkasını kesince Biz onu sana nikâhladıktâ ki evlâtlıklarının boşadığı hanımlarla evlenmenin mü`minler için günah olmayacağı anlaşılsın. Allah`ın emri işte böylece yerine getirilmiştir.
"Allah`ın kendisi için takdir ettiği şeyi yerine getirmesinde Peygamber için bir vebâl yoktur. Daha önce geçen peygamberler hakkında da Allah`ın kanunu böyledir. Allah`ın emri, tâyin edilmiş ve değişmez bir hükümdür."64
Vahiy hali sona erince, Kâinatın Efendisi Peygamber Efendimiz (a.s.m.) gülümsedi, "Allah`ın, onu bana gökte nikâhladığını, Zeynep`e, kim gidip müjdeler?" buyurdu.
Âyet-i kerimelerden açıkça anlaşılacağı gibi, Cenâb-ı Hak, Hz. Zeynep`i zevceliğe alması için Peygamberimize emir vermiştir. Resûl-i Ekrem Efendimiz de bu emre uyarak Hz. Zeynep`i zevceliğe almıştır. Âyet-i kerimedeki "Biz onu sana zevce yaptık" beyanı bu nikâhın bir akdi semavi olduğuna açıkça delâlet ediyor. Demek ki, bu nikâh, harikulâde, örf ve zahiri muâmelelerin üstünde sırf Allah`ın emriyledir ki, Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, Allah`ın emrine boyun eğmiştir. Nefsî arzularla hiçbir ilgisi yoktur.

Bu evliliğin mühim bir hikmeti
Cenâb-ı Hakkın emriyle, Peygamber Efendimizle (a.s.m.) Hz. Zeynep arasında kurulan bu evliliğin ehemmiyetli bir şer`i hükmü olduğu gibi, Bütün mü`minleri ilgilendiren bir hikmet ve fayda tarafı da vardı. Bu da konu ile ilgili gelen vahyin: "Tâ ki, evlâtlıklarını, kendilerinden alâkalarını kestikleri zevcelerini almakta mü`minler üzerine günah olmasın" meâlindeki kısmında beyan buyurulmuştur.
Çünkü, Cahiliyye Devrinde, bir kimse birisini evlât edindiği zaman, halk, evlâtlığı, onun adıyla anar ve evlâtlık, öz evlât gibi o kimsenin mirasından faydalanırdı. Haliyle bu inanca göre, evlâtlığın boşadığı kadını, onu evlât edinen kimse alamazdı, bu haramdı.
İşte, Peygamber Efendimizin, Allah Teâlânın emrine uyarak, Hz. Zeynep`i zevceliğe almasıyla Cahiliyye Devrinin bu inanç ve âdetinin bâtıl olduğunu ortaya kondu. Böyle bir durumda mü`minler için de vebâl ve günahın söz konusu olamayacağı belirtildi.

Münafıkların Dedikoduları
Peygamber Efendimiz (a.s.m.) Hz. Zeynep`le evlenince, her meselede fırsat kollayıp, Müslümanlar arasında fitne ve fesatı çıkarmaya can atan münafıklar, bu meselede de ileri geri konuşmaya başladılar. Cahiliyye Devri inancına göre, evlâtlığın boşadığı karısını almayı haram sayıp, bunu Resûl-i Ekrem Efendimiz (a.s.m.) aleyhinde dedikodu vesilesi yapıp, "Muhammed, evlâdın karısıyla evlenmeyi haram kıldı. Kendisi ise oğlu Zeyd`in boşadığı karısıyla evlendi" diyerek yaygaraya başladılar.65 Gelen vahiy bu hususa da açık bir şekilde şöyle cevap veriyordu.66
"Muhammed hiçbirinizin babası değildir; o Allah`ın Resûlüdür ve peygamberlerin sonuncudur. Allah ise herşeyi hakkıyla bilir."67
Peygamberlerin, ümmetlerine bir baba gibi nazar ve hitapları risâlet vazifesi itibariyledir, beşeri şahsiyetleri itibariyle değildir. Bu bakımdan, elbette onlardan zevce almanın uygun olmayacağından bahsedilemez. Kur`ânı Kerim, zihinlerde bu hususta uyanacak herhangi bir istifhamı bertaraf etmek maksadıyla, meâlini aldığımız son âyet-i kerime ile mânen şöyle demektedir:
"Peygamber rahmeti İlâhiye hesabıyla size şefkat eder, pederâne muâmele eder ve risâlet namına siz Onun evlâdı gibisiniz. Fakat şahsiyeti insaniye itibariyle pederiniz değildir ki, sizden zevce alması münasip düşmesin! Ve sizlere `oğlum` dese, ahkâmı şeriat itibariyle siz onun evlâdı olamazsınız!"68
Böyle bir çok cihetlerden hikmetleri bulunan ve hayırlara vesile olan bu pâk ve nezih evliliğe toz kondurmak ve bununla da Resûl-i Kibriyâ Efendimizin yüce şahsiyetine gölge düşürmek niyetiyle çırpınıp duranların, hüsni niyetten ne kadar uzak ve maksadı hareket ettikleri, elbette ki, bu izahlarımız neticesinde, basiret ve feraset sahibi mü`minlerin gözünden kaçmaz.

Düğün Ziyafeti Ve Bir Mu`cîze
Evliliklerinde Ashabına düğün ziyafeti tertiplemek, Resûl-i Ekrem Efendimizin bir âdeti idi. Bu âdet, Müslümanlar arasında da günümüze kadar sünnet olarak devam edip gelmiştir.
Fahr-i Kâinat Efendimiz, Hz. Zeynep`le evlendiği gün, Enes bin Mâlik`in annesi Ümmü Süleym, kendilerine yağda kavrulmuş biraz Medine hurması gönderdi. Gönderilen hurma küçük bir kap içinde ancak Peygamber Efendimiz ve Hz. Zeynep`e kâfi gelebilecek kadardı.
Hâdiseyi, bu bir avuç hurmayı getiren "Hâdimi Nebevî" ünvaniyle şöhret bulan Hz. Enes bin Mâlik şöyle anlatır:
"Nebî (a.s.m.) götürdüğümü kabul etti ve `Bana, Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali`yi (r.a.) çağır` diye emretti. Bu arada daha birçok kimsenin ismini zikretti. Resûlullahın azıcık bir yiyecek için birçok kimseyi çağırmayı bana emretmesine şaştım. Ama emrine aykırı hareket edemezdim. Onların hepsini çağırdım.
"Bu sefer, `Bak, Mescid`de kim varsa, onları da çağır` dedi. Öyle yaptım. Mescid`e gidip, orada namaz kılan kimi buldumsa onlara, `Resûlullahın düğün ziyafetine buyurunuz` dedim.
"Geldiler. Nihayet sofra doldu. Bana, `Mescid`de kimse kalmadı mı?` diye sordu. `Hayır` dedim.
"Bu sefer, `Bak, yolda kim varsa, onları da çağır` dedi.
"Çağırdım. Odalar da doldu. `Gelmeyen kimse kaldı mı?` diye sordular.
"Hayır, yâ Resûlallah!" dedim.
"`Haydi çanağı getir` buyurdu.
"Getirip önüne koydum. Elini çanağın üzerine koyup bereket duâsında bulundu. Bundan sonra, `Onar onar halkalansınlar ve herkes kendi önünden yesin` buyurdu.
"Dâvetliler emredilen şekil üzere oturarak doyuncaya kadar yediler. Böylece bütün dâvetliler bölük bölük gelip yiyip gittiler."Ben çanaktaki hurmaya bakıyordum. Sofada ve odalarda bulunanların hepsi ondan doyuncaya kadar yedikleri halde çanaktaki hurma getirdiğim gibi duruyordu.
"Resûlullah bana, `Ey Enes! Kaldır` diye emretti.
"Ben de çanağı kaldırdım. Sonra da annemin yanına vardım. Hâdiseyi. olduğu gibi anlattım. Annem de bana, `Hiç hayret etmene gerek yok! Eğer, Allah ondan bütün Medinelilerin yemesini dilemiş olsaydı, hepsi de yer ve doyarlardı` dedi."69
Peygamberimiz Hz. Muhammed`in (a.s.m.) dini, dâveti ve risaleti umumî olduğu için, hemen hemen Kâinatın her nevinden mucîzelere mazhar olmuştur. Duâsıyla yemeklerin bereketlenmesi hususunda da birçok mucîzeler göstermiştir. Mevzu ile ilgisi bakımından bu mucîzeyi burada naklettik. Ve, duâ ediyoruz:
"Yâ Rab! Resûl-i Ekremin (a.s.m.) bereketi hürmetine bize ihsan ettiğin maddî ve mânevî rızkımıza bereket ihsan eyle!"

Hicâb Âyetinin Nâzil Olması
Hz. Zeynep`in düğün yemeğine dâvet edilenler, dağılmış, sadece üç kişi kalmıştı. Bunlar oturup konuşmaya dalmışlardı. Peygamber Efendimiz bu durumdan hoşlanmadı. Kalkıp Hz. Âişe`nin odasına kadar gitti. Sonra birbiri ardınca Ezvâc-ı Tâhiratın da odalarına uğradı. Biraz sonra konuşanlar gitmişlerdir zannıyla döndü. Fakat, onlar hâlâ konuşmalarına devam ediyorlardı. Resûl-i Ekrem Efendimiz, onlara birşey diyemedi. Tekrar, Hz. Aişe Vâlidemizin odasına doğru gider gibi davrandı. Bu sırada onlar da kalkıp gittiler. Peygamber Efendimize haber verilince hemen geri döndü. Hücre-i Saâdete girdi.
Daha önceleri de Hz. Ömer, "Yâ Resûlallah! Hanımlarınızı perde arkasına alsanız. Zira, huzurunuza her çeşit insan gelir, gider" derdi. Fakat, Cenâb-ı Hak tarafından herhangi bir emir gelmediğinden Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, Hz. Ömer`in bu sözüne karşı sükût ederdi. Hattâ bir gün Ezvâc-ı Tâhirattan Hz. Sevde`yi dışarda görmüş ve "Ey Sevde! Biz seni tanıdık" demişti.70 Bu sözü, Hicab hakkında İlâhî emrin gelmesini şiddetle arzu etdiği için sarfetmişti.
Hz. Zeyneb`in düğün yemeğinde de yukarıda bahsettiğimiz hâdise meydana gelince, hicâb âyeti nâzil oldu:
"Ey îmân edenler! Yemek için dâvet olunmadan Peygamberin evine girip de orada yemek vaktini beklemeyin. Dâvet edildiğinizde ise girin; fakat yemeğinizi yedikten sonra sohbete dalmadan dağılın. Bu hareketleriniz Peygambere eziyet verir; o da size bunu açıklamaktan sıkılır. Allah ise hakkı açıklamaktan çekinmez. Peygamberin hanımlarından birşey istediğinizde de perde arkasından isteyin. Hem sizin kalbiniz, hem de onların kalbi için bu daha temiz bir harekettir. Ne Allah`ın Resûlüne eziyet vermeniz, ne de ölümünden sonra onun hanımlarını nikâhlamanız size ebediyen câiz değildir. Muhakkak ki bu Allah katında pek büyük bir günahtır."71
Nâzil olan bu âyet-i kerimeyi Peygamber Efendimiz dışarı çıkıp halka okudu. Bunun üzerine Ezvâc-ı Tâhirat da perde arkasına çekildiler.72
Bundan sonra, neseb ve süt emme yönünden akraba olanlarla, hizmetçi ve hürriyetlerine kavuşmak için anlaşma yapmış bulunanlar dışındakilerle Ezvâc-ı Tâhirat gerektiği zaman ancak perde arkasında konuşur görüşürlerdi.73
Bir gün Peygamber Efendimizin yanında Hz. Ümmü Seleme ile Hz. Meymune bulunuyordu. Bu esnada âmâ olan Abdullah ibni Ümmi Mektum (r.a.) içeri girdi. Peygamberimiz hanımlarına, "Perde arkasına çekiliniz" diye emretti.
Onlar, "Yâ Resûlallah, o âmâ değil midir? Gözleri görmez ve bizi tanımaz" dediler.
Peygamber Efendimiz, "Siz de âmâ mısınız? Onu görmüyor musunuz?" buyurdu.74

Müslüman Kadınlara Tesettürün Emredilmesi
Bir kısım edepsiz münafıklar, köle kadınlara sataşırlardı. Zaman zaman sâir kadınları da, köle zannıyla rahatsız ederlerdi.
Bunların, mü`minlerin hanımlarını da rahatsız ettikleri olurdu. Neden böyle yaptıkları sorulduğunda ise, "Biz onları köle sanmıştık" diyerek mazeret uydururlardı.
Bu hâdiseler üzerine Müslüman kadınların örtünmelerini emreden şu âyet-i kerime nâzil oldu:
"Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü`minlerin hanımlarına söyle, evlerinden çıktıklarında dış örtülerini üzerlerine alsınlar. Bu, onların hür ve iffetli hanımlar olarak tanınmaları ve eziyete uğramamaları için daha uygundur."75

62. Tabakât, 8:101.
63. A.g.e., 8:101; Tirmizî, Sünen, 5:354; ibn-i Kesir, Tefsir, 3:491.
64. Ahzab Sûresi, 37-38.
65. Cahiliyye Devrinin bu evlâd edinme âdeti Kur`ân-ı Kerîmin şu mealdeki âyet-i kelimeleriyle ortadan kaldırılmıştır. `... Allah evlâtlıklarınızı, oğullarınız hükmünde kılmamıştır. Bunlar sizin ağzmızdaki mânâsız bir sözden ibarettir. Allah ise hakkı bildiriyor ve kullarını doğru yola iletiyor.
`Onları kendi babalarına nisbet edin; Allah katında doğru olan budur. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, zâten onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Bu hususta unutarak veya bilmeyerek yaptığınız hatadan dolayı sizin için bir günah yoktur; siz ancak kasten yaptıklarınızdan mes`ulsünüz. Allah ise çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.` (Ahzab Sûresi, 4-5.)
al bu yazıyı oku sonra anlarsın


Sayfa: [ 1 ] 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15