SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Düşünceler

Konu: Kesinlik, Tutarlılık

Sayfa: [ 1 ]

Ruler of the Ruins 05.05.2008 01:43:27
Bu konu üstünde daha önce de durmuştum sanıyorum ama bu sefer daha önce farkedemediğim yada farkettiğim halde dile getirmeyip unuttuğum bir şey üzerinde duracağım..

Örnekliyorum:

Albert Camus - Düşüş'ü okuyordum, hikaye'nin kahramanı eskiden çok başarılı olan bir ceza avukatıdır, bu kişi çevresinden devamlı saygı ve sevgi görmüştür, zeki ve yakışıklıdır, dili çok kuvvetlidir, kariyeri ve parası vardır. Kitabın isminden de anlaşılabileceği üzerine hikayemiz self-destruction üzerinedir. Bu kişi yıllar sonra ayyaşın biri olup çıkmıştır, kendine cazip gelen yada hani derler ya "bütün bu sahip olduklarımız fani" diye işte bütün o fani şeylerden geçmiştir ama bir tibet rahibi edasıyla nirvanaya ulaşası veya tasavvufu seçesi gelmemiştir ki, hikayelerin orjinalinde de hep böyle olur, kendisine bir lokma ve bir hırka yetmemiştir ve yeteceğini söyleyenleri de salak yerine koymaktadır Smiley

Neyse arkadaşına kendi iki yüzlülüğünü nasıl farkettiğini anlatıyordur: Yardım sever biridir ve bir gün karşıdan karşıya geçmekte olan kör bir kişiye yardım eder: koluna girer ve karşıya geçmesine yardım eder, sonra kör kişiye eliyle bir selam çakar ve gider.. (aslında taraftarlara oynadığımı o selamımdan sonra anladım aslına umursadığım o kişi değildi çünkü selamımı göremiyordu bile)

Self-destruction'a giden yolda katalizör etkisini üstlenmiş bu anı, iki yüzlülüğümüzü açığa vurması dolayısıyla gerçekten kesinlik taşıyan bir yargı gibi gözüküyor. Ama şimdi düşünüyorum, kariyeri olan sevilen ve popüler bir avukat günde kaç kişiye eliyle selam vermektedir. Yani bu ikiyüzlülüğün değilde basbayağı bir alışkanlığın neticesinde oluyor olabilirdi...

Şimdi kendimi düşünüyorum ve hatalarım için yargılamaya çalıştığımda da karşılaştığım bu, bireysel konularda kesinliğe ve gerçek bir kanıya varamıyorum, bilmiyorum bu konularda siz de benim gibi detaylıca düşünmeyi seçiyor musunuz ama yaptığınız hataların içinde yada aslında kendinizi haklı bulduğunuz onca şey de, kendinizi yargılarken kullandıklarınız tam ve kesin miydi?

İnsan ilişkilerinde, değer yargılarımızda, maddi ve somut olmayan ama düşüncelerimizi oluşturan onca kavramın içinde yada benliğimizle alakalı onca şeyde tutarlılığı sağlamaya çalışırken saçmalıyor olabileceğimizin farkında mıyız? Smiley

05.05.2008 01:54:04
Tabiki.

Ruler of the Ruins 05.05.2008 02:00:39
Kendim çalıp kendim oynamışım, sen de onaylamışsın ben ne anladım bu işten Smiley

05.05.2008 02:13:17
açmam mı gerekiyor. Uykum var şimdi.kısaca ; kendi doğrularımız oluşmuştur ,bugüne değin. Fakat bilirizki bu doğrular tek olsada değişik kişilerde değişik tezahür gösterebilmekte. Bizde içindeyiz bu alemin. Kendimizi yarrgılarken tam ve kesin diyoruz. Çünkü doğru bildiğimizi yapmşısız. Fakat ilgili şahsa. konuya, renge baktığımızda onun bu duruma uygun bir halde kendisinide haklı gösterir unsurlar oluşmuş. Bu durumda bir yadsıma payı olarak ortaya çıkmakta. Bizde düşünürken bende daha doğrusu detaylıdüşünmeyi tercih edip hatta bu kafayı bozacak hale gelebilir şimdi burada bitirmem gibi. Ama bu basit değil. Hemde hiç değil. Benimde kendimi iyi ve doğru yaptığıma inandığım kendimi bitirdiğin konular olabilir.iyi geceler diliyorum. devam edilebilecek bir konu bu.

sfer 05.05.2008 10:48:41
      Albert Camus'nun bu kitabını okumuş olmak isterdim, buraya cevap yazarken.

      Öncelikle avukat için... ne kadar zeki, yakışıklı, dili kuvvetli, hatta yardım sever biri olsa da, yani tüm bu olumlu özellikler, para ve kariyer kazanmak için yeterli olmuyor. Bunlar için, şeytanın avukatı filminde de gördüğümüz gibi, biraz şeytana yaklaşmak gerekir... Başka bir seçeneği yoktur yükselmek için. Yoksa kendi halinde biri olarak kalır, toplumda ne saygı görür, ne zekasına ne yakışıklılığına aldıran olur. Kendi halinde, evinden işine, işinden evine giden biri olur.
       İnsan yükselir ama o noktada kalması pek mümkün değildir, düşüşe geçer, düşerken de genelde tepetaklak olur. Bazen tasavvufa yönelir, bazen de ayyaş olur. Şeytanla işbirliği yapmanın sonucu...

       İnsanın düşüncelerinde yanıldığı, hata yaptığı noktalar olabilir. Bu durumda kendini sorgulamalıdır elbet, bundan kaçmamak gerekir. Böylece en tutarlıya doğru gideriz.
       Buradan bir "bilinmezcilik"e gitmekse yanlıştır. İnsanın kafasında bazı soru işaretleri varsa bunları çözmeye uğraşmalıdır sadece.

MrsBrown 05.05.2008 11:46:41
Ruler' ın yazdıkları bana başka bir kitabı hatırlattı. Jack London - Cinayet şebekesi. Kendi ahlak kavramlarına sıkı sıkıya bağlı bir ekip. Kesin ve tutarlı olmak adına şebekeyi çökertecek hareketi yapan başkan. Çok yazmayayım, heyecanlı bir kitaptı.
Ordakilerin tutarlılıkları, davaya bağlılıkları, verdikleri kararların ve vardıkları yargıların net olduğunu düşünmeleri hayranlık uyandırıcıydı. Her şeyleri kesin ve tekti. Ama yaptıkları bazen saçmaydı. Kendini korumaya çalışmayan bir organizma için, sanırım, tutarlılık çabaları saçma olarak kalmaya mahkum.

İnsan en kolay kendini kandırıyor. Yaptıklarımız için nedenlerimiz hep var. Yani yaptıklarımız hep tutarlı. Ama nedenlerimiz tutarlı olmayabilir. Onları da tutarlı yapacağız diye uğraşırsak cidden saçmalayabiliriz. Çünkü zincirleme bir şey bu ve her an elimizden kayıp gidebilir. Yaptığını çöz, nedenini çöz, nedeninin altındaki düşünceyi, ilkeyi çöz, ilkenin geçmişini çöz, geçmişinin hangi kökene dayandığını çöz, sıkışınca kullanmak için o geçmişten bir kaç mazeret al gel...

Sende olmayan bir şeyi yaratıp ah ne güzel tutarlılık yaptım bile diyebilirsin. (yaptım ben).

Güzeliz ama böyle. Kendimize açıklamaya da pek gerek yok, biliyoruz ne halt olduğumuzu. Öylece kabul edip sevmek lazım.

sfer 05.05.2008 11:58:45
Evet, yaptığımız hataları kılıfına uydurmayı seçeriz. Hemen bir açıklama buluruz, kendimizi kandırırız. Ama bu kendini kandırma çok büyük şeyler için yapılır, para, ün, kariyer vb. Ne zaman bunları kaybedersek o zaman bunlar üzerine düşünmek için bol bol vaktimiz olur.

05.05.2008 12:09:21
İnsan herşeye biçim vermeye çalışan garip bir egoya sahip. Etrafımızda olan biten herşeyin merkezini kendimiz sanıyoruz. Belkide bunun için kendimize dair fazla affediciyiz.  Ben sabit duran hiçbirşey olduğuna inanmam öyleyse her doğru yaptığımızı düşündüğümüz ve devamını sağlayarak ilerlettiğimiz durum aslında koca bir yanılgıdan ibaret.

İnsan en çokta kendini affedicidir evet bu anlamıyla kendine yamaması gayet doğal. Lakin sfer'in belirtmiş olduğu gibi bazı kusurları görmek için bol bol düşündüğünü de sanmam mesela. Büyük bir hızla bir başka hale bırakır insan kendini . Bunu da tutarlılık kılıfıyla örter oysa her düşüsel gerçeklik bir sonrakinde öncesini imha eder. Yani şöyle ki bugün duyumsanan her duygu ya da düşünce bir başkasına kendini devirde silikleşir. Öyleyse fikren kesinlik yoktur. Fikren kesinliğin olmadığı bir durum içinde tutarlılıktan söz etmek bayağı komik olur herhalde ..

sfer 05.05.2008 12:18:56
...öyleyse her doğru yaptığımızı düşündüğümüz ve devamını sağlayarak ilerlettiğimiz durum aslında koca bir yanılgıdan ibaret.

O halde doğru bildiğimiz hiçbir şeyi yapmamamız, hatta doğru olarak yapacağımız her şeyin koca bir yanılgı olacağını bildiğimizden, doğru olarak bildiğimiz hiçbir şeyi yapmamamız gerekir gibi bir sonuç çıkarıyorum buradan...

fikren kesinlik=bilimsel kesinlik olmalıdır. Buna ulaşmak da biraz meşakatli olsa bile, en azından yaklaşmak düşünülmelidir...

05.05.2008 12:23:51
Kastım tam olarak şu sfer. İnsan bugün doğru olduğunu düşündüğü herşeyi bir dönem sonra kendi içinde kendi yalanlayan bir varlık. Çünkü hiçbirşey gibi fikirlerimizde sabit değil. Bunu böyle değerlendirdiğimizde şuanın doğrusu belkide yarının en büyük hatası oluveriyor. Fakat bunun garip bir dengesi var. Yani bu insanı umutsuzluğa sürüklemiyor. Yinede devam etmeye değer seçenekler üretiyor insan. Bu anlamıyla baktığımızda bilimselliği yerine düşüsel boyutuyla yapıyorum ben bu yorumu. Yani insan durmadan kendini onaran durmadan kendini yalanına ve yanılgısına biçim veren bir varlık değil mi sana görede ?

05.05.2008 14:49:35
İnsan hatadan ve kesinsizlik, belirsizlikten korkar. Kesin ve tutarlı olmaya çalıştığı ölçüde de hata ve yanılgıya düşer. Yanılgı ve hatalarımızla barışmazsak onları düzeltebilme geride bırakabilme şansımız kalmaz. Çünkü hayat deneme yanılmadır ayağımız kayar düşeriz. Oturup ağlayacak mıyız sürekli, kalkıp devam mı edeceğiz? Bu soruya kararlı cevap yeterli, gerisi sadece kaygı.

gobilibozo 05.05.2008 18:43:49
Kesinlik inancın yahut düşüncenin kendisinde var olabilir,insanın aklı ve ayakları kaygan bir zemin üzerindedir,kesinliği yoktur,arayış,sorgulama, düşlünce yetisi,yenilenme arzusu olduğu müddetçe sabit kalamaz yani insan var olduğu süre içinde değişecek,gelişecek yahut gerileyecektir...

İki kutuplu bir düşünce alemi içindeyiz,hak ve batıl,tüm görüş ve inanışlar bu iki kutubun türevleridir ve burada toplanırlar,insan dediğimiz varlık ise kendisine sunulan bu yollardan bazen sol şeridi tecih eder bazen sağ şeridi,her daim aynı yoldan gitme gibi bir garantisi yoktur kimsenin,şaşırma ve isabet etme gibi özelliklere sahip insan her an şaşırabilir her an da dğruyu keşfedebilir.... 

sfer 05.05.2008 20:19:12
      "İnsan bugün doğru olduğunu düşündüğü herşeyi bir dönem sonra kendi içinde kendi yalanlayan bir varlık."
      "Yani insan durmadan kendini onaran durmadan kendini yalanına ve yanılgısına biçim veren bir varlık değil mi sana görede ?"

      İlk cümledeki "her şeyi" yerine "bazı şeyleri" eklersek ve ikinci cümlede de "yalanına ve yanılgısına" kısmını atıp, "kendine biçim veren bir varlık " şeklinde revize edersek, doğruluk payları olan, katılabileceğim cümlelerdir mylia...


05.05.2008 23:38:16
Senin yaklaşımın daha umut vaadedici olmuş sfer. Ben daha katı bir tutumla değerlendirmişim sen revize edince yaklaşımlardan bunu çıkardım. Söylediklerin tamamıyla insanın dönemselliği ile ilintili sanırım yaklaşımın şu aşama da benim açımdan ikna edici değil Smiley

sfer 06.05.2008 21:32:24
      Albert Camus’nün Düşüş isimli uzun öyküsünü okudum. Burada esas olarak, küçük-burjuva değerleri ve ahlak anlayışı eleştirilmiş. Kitabın esas anlattığı bu, değişim ikinci planda işlenmiş. Bunun için küçük-burjuvayı en iyi biçimde temsil edecek bir tip yaratılmış. İşinde başarılı, yakışıklı, akıllı, eli açık, insanlara yardım eden; ama bir o kadar da yalnız, bencil, hayatında pek bir amacı olmayan bir insan. İnsanın kendi bulunduğu noktadan kendisini eleştirmesi pek mümkün olmadığı için de, ona bir değişim geçirtilmiş ve başlamış anlatmaya...


Sayfa: [ 1 ]