|
||
| 1905 – Ozel Gorelilik ve Surekli Devrim 1905, en az uc devletin (Almanya, ABD ve Israil), gerici saldirganliklarina prestij kazandirmak icin kendi ulusundan saydigi, dunya vatandasi Albert Einstein’in Ozel Gorelilik Kurami’ni ve atom cagini acan meshur E=mc2 formulunu yayinladigi yildir. Ama 1905 ayni zamanda, sarsintilariyla Osmanli’da 1908’deki Mesrutiyet’e yol acan, 1917’nin provasi 1905 devriminin yilidir. Ve bu yilda, tipki fizikte oldugu gibi sosyolojide (Tarihsel Maddecilik) yirminci yuzyili aciklayan teorinin de, Petrograt Sovyeti onderi tarafindan hapiste, ilk kez formule edildigi yildir. Almanya, Nazi gecmisi ve gelenegiyle ve sadece ekonomik gucuyle Avrupa’nin lideri olamayacagini, ideolojik ve kulturel politik ve diplomatik bir kabulun bunlara eslik etmesi gerektigin bildigi icin, bir cok baska girisimin yani sira, Altona’li gocmen cocugu Fatih Akin’a oduller vererek ve verdirerek; 2005’i Einstein yili olarak kutlayarak; yani bir “Turk” ve bir “Yahudi”yi onurlandirarak moda deyimiyle “imaj yeniliyor”. (Kucuk burjuvalar ve burjuvalar, amaclar ve araclar iliskisini, hep iyi amaclar icin kotu araclarin kullanilmasi baglaminda tartisirlar da nedense, bu orneklerde oldugu gibi, kotu amaclar icin iyi araclarin kullanilmasinin aslinda cok daha korkunc sonuclar yaratacagini, esas ahlaksizligin bu oldugunu gormezden gelmeye egilim gosterirler.) Muhtemelen gelecegin sosyologlarinin daha gelismis kavramsal araclarla yapacaklari, daha zengin bir malzemeye dayanan arastirmalar Einstein’in ve Trocki’nin hayatlari ve teorileri arasindaki ilginc paralellik ve baglantilarin sirrini aciklayacaktir ama biz en azindan bazi noktalara dikkati cekelim. Her ikisi de 1879’da Avrupa’da dogdular. Einstein Hitler’in, Trocki Stalin’in teroru sonucu yeni dunyada bir siginak bulabildi ve orada olduler. Ikisi de Yahudiydi. Ve her ikisi de, yirminci yuzyila damgasini vuran teorilerini, henuz 26 yaslarinda ve 1905 yilinda formule ettiler. Ancak tarihsel ve toplumsal derin nedenleri olan bu biyografik paralelliklerden daha ilginci, onlarin 1905 yilinda formule ettikleri Ozel Gorelilik ve Surekli Devrim teorilerinin, bilgi teorisi bakimindan metodolojik yakinliklaridir. Einstein’in makalesinde hicbir alinti ve dipnotu yoktur; Trocki’nin Sonuclar ve Olasiliklar adli makalesi de oyledir. Bu onlarin yepyeni ozunun bicimde bir yansimasidir. Ama iki makaleyi benzer kilan daha derin bir yakinlik vardir. Ikisi de zihinsel deneylere ve cikarsamalara dayanmaktadir. Isik hiziyla giden trenlerle veya asansorlerle ancak zihinsel deneyler yapilabilir. Bir devrimin dinamiklerinin onu nasil bir yola sokacagi da ancak zihinsel bir deney ve cikarsamalarla arastirilabilir. Her iki zihinsel deneyin de sonuclari, o zamana kadar bilinen ve kabul edileni ters yuz eder. Einstein’in zihinsel deneyinin sonucunda, o zamana kadar fizigin dayandigi kabule gore sacma gorunen bir sonuc ortaya cikar. Hiz degismemekte, kutle ve zaman degismektedir, nesneler uzamakta veya kisalmakta, saatler yavaslamaktadir. Benzer bir durum Trocki’nin zihinsel deneyinin sonucunda ortaya cikar. Marks’in Tarihsel Maddeciligi formule ettigi meshur satirlara gore: Uretici Gucler gelismelerinin belli bir asamasinda var olan uretim iliskileriyle celiskiye duserler, bu iliskilerin hukuki ifadesi olan mulkiyet iliskilerini parcalayan bir devrim donemi gelir. Bu teorik onermeden cikacak bir tek sonuc vardir: Uretici gucler, en gelismis ulkelerde, var olan kapitalist uretim ve mulkiyet iliskileriyle en cok celiski icinde olacagindan, sosyalist bir devrimin gelismis ulkelerde olmasi gerekir. Bu gun unutulmus bu fikir, o zaman Marksist olmanin olmazsa olmaz kosuluydu. Trocki ise, zihinsel deneyiyle tamamen zit bir sonuca ulasiyordu, tipki hizin degismez olmasi saatlerin hizlanmasi gibi. Diyordu ki, Rusya gibi geri bir ulkede demokratik karakterde bir devrim gundemdedir. Ama burjuvazi korkak ve zayif, isci sinifi ise, daha dogarken bir buyuk sanayi proletaryasi olarak dogdu. Bu durumda, isciler bu demokratik devrime onculuk yapmak zorunda kalacaklardir. Bu onderlik onlari iktidara gecirince de kendilerini demokratik gorevlerle sinirlamayacaklardir. Burjuvazinin direnci onlari sosyalist donusumlere zorlayacaktir. Bu ise geri bir ulkede, sosyalizm icin iktisadi ve kulturel kosullarin olmadigi bir ulkede Sosyalist devrim demektir. Boyle bir devrim ayakta kalamaz, ancak uluslar arasi bir devrim onun yasamasini saglar. Burada sonucun son derece ters karakteri ilginctir. Klasik cikarsamaya gore en ileri ulkede sosyalist devrim olmasi gerekirken; Trocki’nin ongorusune gore Avrupa’nin en geri ulkesinde, ustelik de geri oldugu icin, sosyalist devrim olasi gorunuyordu. Bu ongoru o zamanin Marksistleri icin, dinden cikmak, Allah’in varligindan suphelenmek gibi bir seydi. Bu ongoru Ekim devriminde dogrulandi. Ama devrim uluslar arasi bir devrimle dunyaya yayilmadigi icin, birkac yil sonra, burokratik bir karsi devrimle yikilirken de bu teori dogrulandi. Sonraki butun devrimler de (Cin, Yugoslavya, Kuba) bu ongoruyu dogruladi. Sovyet burokrasisinden Fasizme kadar butun yirminci yuzyilin tarihinin anahtari, Tarihsel Maddecilige (Sosyolojiye), Fizige Rolativite’nen kazandirdigi ozellikleri kazandiran bu teoride gizlidir. Bu teori bilinmeden yirminci yuzyil, yirminci yuzyil anlasilmadan gunumuz anlasilamaz. Bu teori ayni zamanda, kendi ortaya aticisinin ve kendisinin kaderini de aciklar. Ne var ki, Trocki de Einstein de, hala 19. yuzyila bagliydilar. Einstein, ilk ilham verenlerinden oldugu halde, Kuantum kuramini kabullenmedi ve “tanri zar atmaz” dedi. Trocki, bir ustyapilar, din ve ulus teorisiyle teorisini gelistiremedigi icin, gerici bir milliyetcilige dayanan, ama Israil gibi kritik bir yerde degil de kimseyi rahatsiz etmeyen bir yerde, ornegin Avustralya’da bir colde ya da Sibirya’de kurulacak, bir devletin Yahudi sorunun cozumu icin tek yol oldugu sonucuna kadar gerilemek zorunda kaldi. Evren nasil big bang’ta ya da kara deliklerde, Kuantum teorisinin dunyasina geri donerse, toplum da, ulusu dile dine, etniye, kulture, tarihe gore tanimlama hakkindan baska bir sey olmayan, Uluslarin Kaderlerini Tayin Hakki’ndan, Ulusu dil, din, etni, kultur, tarihle tanimlamayi reddeden, Demokratik Cumhuriyet’e, burjuvazinin devrimci caginin bu mirasina donerek ve onu gelistirerek, politik olani ulusal olanla tanimlamayi reddeden bir sosyalist devrime dogru bir hiz kazanabilir. demir@comlink.de http://www.comlink.de/demir/ 18 Ocak 2005 Sali |
||
|
||
| yazıda özel göreliilik teorisi ile sürekli devrim gibi siyasi bir konu arasında nasıl bir ilişki kurulmuş. anlayan var mı ? |
||
|
||
| Hayatimda okudugum en kotu metinlerden biri... paylasimin icin sagol, keske zahmet etmeseydin leke... | ||
|
||
| Hiçbir bağ yok ki zaten. Olmayan şeyin nesini anlayacaksın. Metnin yazarı Demir Küçükaydın fiziğe de ilgi duyan her konuda ama her konuda sayfalarca yazılar döktüren bana göre biraz da eksantrik bir yazar. Özgün hiç bir fikir göremedim yazıda. Troçkizmin klasik argümanlarının dışında bir şey kullanılmamış. Azrail haklı bence de, :maske: |
||
|
||
Fizik heyecan verici bir bilim.Sanirim sozkonusu kisi de birden cosup herseyi fizige dair okudugu bir iki paragrafla anladigini sanmis.Sevimli..
|
||
|
||
| iki tamamen farkli konuyu tarihi kullanarak ayni anda anlatmis... bu tur konular arasinda bag kurmak zaten zordur... bence hos... bir metnin guzelligi size verecegi bilgi ve dusunme ile olculmeli, bu metin de bazi noktalarda beni dusundurdu, bilmedigim ufak bir kac ayrintiyi zihnime yerlestirdigine gore; guzel. |
||