SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Sahne Sanatlarından Haberler

Konu: Müzik

Sayfa: [ 1 ]

Sino AtriaL 03.05.2008 18:42:53
 
“2008 Profesyonel Ses Ödülleri” Sahiplerini Buldu

Profesyonel Ses Derneği'nin 8'inci Bilimsel Aktivitesi'nde “Profesyonel Ses Ödülleri” verildi. Kulak Burun Boğaz Uzmanı hekimler ve sesini profesyonelce kullananlardan oluşan dernek tarafından her yıl Tiyatro, Opera dalında “En Profesyonel Seslere” ve ses konusunda bilimsel çalışmalar yapan hekimlere ödül veriliyor.

 

Ödül töreninde, açış konuşmasını Dernek Başkanı Gürsel Dursun yaptı. Gürsel yaptığı konuşmada “Gelecek nesillere örnek oluşturan, başarılarla dolu, mesleki kariyerleri”nden dolayı ödüle layık görülen sanatçıları kutladı. Daha sonra, hayatını sesiyle kazanan profesyonellerden yılın en iyilerine ödülleri verildi. Tiyatro Dalında Devlet Tiyatrosu Sanatçısı Murat ATAK, Opera Dalında İstanbul Operası Sanatçısı Erol URAS ve San Francisco Üniversitesi Kulak Burun Boğaz Bölümü Öğretim üyesi Prof. Dr. Mark Courey, ödüllerini aldıktan sonra kısa birer konuşma yaptılar.

MrsBrown 14.05.2008 10:40:22

20. yüzyılın en büyük divalarından biri olan Leyla Gencer, 10 Mayıs Cumartesi günü Milano'daki evinde hayatını kaybetti. Leyla Gencer'in cenaze töreni Milano'da La Scala Operası'nın San Babila Kilisesi'nde gerçekleşti.
Solunum ve kalp yetmezliği nedeniyle vefat eden sanatçının cenazesi, törenden sonra vasiyeti doğrultusunda yakılmak üzere krematoryuma götürülecek. Gencer'in külleri daha sonra İstanbul'a getirilerek Ortaköy'de yapılacak bir törenle Boğaz sularına dökülecek.  (Muhtemelen bugün)
İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın yeni yapılmakta olan merkezinde sanatçının vasiyeti üzerine bir "Leyla Gencer Müzesi" oluşturulacak.
Dünyanın bütün ünlü opera sahnelerinde "La Diva Turca" olarak alkışlanan ve büyük başarılara imza atan Leyla Gencer 1985 yılında sahneleri bıraktığı güne kadar dorukta kaldı. Opera repertuarı 34 bestecinin 70'in üzerinde operasından oluşan Leyla Gencer 1988 yılında sunulan "Devlet Sanatçısı" ünvanının yanı sıra, en sonuncusu da 2007'de İtalya'da aldığı Caruso Ödülü'ne kadar pek çok önemli opera ödülünün de sahibiydi.
Opera tarihinin gelmiş geçmiş en büyük divalarından olan Leyla Gencer hayatının son yıllarını Milano'da La Scala Operası'nda opera sanatçıları için kurulan akademinin sanat yönetmeni olarak, genç şancıları yetiştirmeye adadı. İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın Mütevelliler Kurulu Başkanı olan Leyla Gencer 1995 yılından beri düzenlenen "Leyla Gencer Uluslararası Şan Yarışması"yla opera dünyasına yeni yetenekler kazandırmaya devam ediyordu.

Alıntı : http://www.leylagencer.org
Leyla Gencer’i Dinleyememek

Leyla Gencer dünyanın neredeyse tüm önemli sahnelerinde söyledi ama günümüzde ne yazık ki en çok, yaşadığı İtalya’da yoğun olarak tanınıyor. Gencer’in önemli merkezlerde tanınıp takip edildiğini söylemek zor. Çünkü Gencer’in yasal kayıtları yoktu.

‘La Divina’, ‘La Stupenda’, ‘La Regina’...  Bunlar, ‘dramatik koloratür soprano’ (soprano drammatico d’agilit‡) vokal sınıfında 20. yüzyılın ikinci yarısına damgasını vurmuş üç efsaneye, tutkunları tarafından bahşedilmiş lakaplar olarak bilinir. Sırasıyla; Maria Callas (1923-1977), Joan Sutherland (d.1926) ve Leyla Gencer’dir (1928-2008) bu efsaneler.

Evet, Leyla Gencer sanatında bu kadar büyük bir isimdi işte. Ama zirveye ulaşması hiç kolay olmadı. Callas ve Sutherland karşısında girdiği her yarışta 1-0 yenik başlamaya mahkûmdu o. Çünkü arkasında ne, sahne dünyasından eksik olmayan mafyatik ilişkiler karşısında kendisini koruyacak kurumsal bir destek, ne de büyük bir plak firmasıyla anlaşma yaptırabilecek kudrette ciddi bir menajerlik desteği bulabilmişti. Yani, tek başınaydı Gencer’imiz. Yine de, içinde bulunduğu şartlar dikkate alındığında, bir Türk ve bir Ortadoğulu olarak, kültürel stereotiplerin -hele 1950’li ve 60’lı yıllarda- tüm acımasızlığıyla insanın suratına okkalı bir şamar gibi patladığı aşırı seçkinci opera dünyasında gelebileceği en iyi yere geldiği söylenebilir Gencer’in.

Sanatını, ‘müzik dışı’ olarak gördüğü tüm tasavvurların üzerinde tuttu Gencer, tüm kariyeri boyunca. Evet, hep tek başınaydı belki ama o muazzam sanatıyla, New York Metropolitan hariç, 25 yıl boyunca dünyanın önde gelen tüm opera sahnelerinde söyleyebilmeyi başardı. Neydi bu sanatın öne çıkan özellikleri? Her şeyden önce, sesi kimselere benzemiyordu Gencer’in. Kayıt prodüktörü Walter Legge’nin Maria Callas için söylediği, ‘Her büyük şancının en ayırt edici özelliği olan, ‘anında tanınabilen bir ses’e sahipti’ yorumu, Gencer için de geçerliydi. Gencer, ifade etmek istediği her duyguyu, olağanüstü esnek sesi vasıtasıyla dillendirebiliyor, sözcükleri her defasında renkten renge boyayabiliyordu. Maria Callas’ın en büyük vasfı olan, canlandırdığı karakterlerin psikolojilerini, parlak teatral yeteneği sayesinde sahnede derinlemesine işleyip kafanızda tüm boyutlarıyla canlandırabilmesi, Leyla Gencer’i de büyük yapan tipik özelliklerindendi. Callas nasıl ki dramatizm uğruna gerektiğinde ‘çirkin’ sesler çıkarmayı göze alabilmişse, Gencer de bu yola başvurmuş, ona has -her zaman çok tartışılmış- gırtlak aksanlarıyla, ‘bel canto’ dönemi ile özdeşleşen güzel şarkı söyleyebilmeyi, inandırıcılık uğruna yeri geldiğinde gözden çıkarabilmişti.

Gencer kariyeri boyunca dünyanın neredeyse tüm önemli sahnelerinde söyledi ama günümüzde ne yazık ki, yalnızca, yaşamının ve sanatının merkezi yaptığı İtalya’da yoğun biçimde tanınıp, saygı görüyor. Gencer’in İtalya dışında ne Fransa, ne İngiltere, ne Almanya, ne Avusturya ne de ABD gibi önemli merkezlerde geniş opera sever kitle tarafından tanınıp takip edildiğini söylemek mümkün. Gencer’in neden dünya ölçeğinde sonuna kadar hak ettiği üne ve tanınırlığa kavuşamadığının ikinci önemli nedeni de kanımca burada yatıyor. En iyi zamanlarında kendisine altın tepside sunulması gerekirken çok görülen kayıt yapma olanağı, ne acıdır ki, sanatçımızın sahnedeki muhteşem icralarının illegal yollarla çoğaltılmış örneklerinin piyasada yıllar boyu el altından, işin yalnızca ‘connaisseur’lerine hitap etmesi gibi, kısır bir sonuç doğurdu. Bu ‘canlı’ kayıtlar, yasal olmadığından dolayı, hiçbir ülkede, klasik müzik endüstrisinin can damarları sayılan dergilerde, kataloglarda, radyo programlarında kendilerine yer bulamadı, eleştirmenler tarafından önerilemedi. Sonuçta, Gencer’inkiler yerine övülen, önerilen, seçilen ve tabi isimleri geleceğe kalan hep -her zaman hak ettikleri söylenemeyecek- Callas/Tebaldi/Sutherland/Caballe dörtlüsüyle birlikte o dönemin diğer büyük isimlerinin kayıtları oldu. Gencer’i sahnede izleme şansı bulamayan 70 ve sonrası kuşaklar, operaya sanatçımızın legal komple kayıtlarıyla başlama olanağından böylece yoksun kaldı.

Kayıtları yasallaştırmalı

Gencer gibi, tüm dünyada ‘La Diva Turca’ diye tanınan büyük bir operacı her ülkeye nasip olmaz (Gencer o kadar kıymetli ki, annesinin Polonyalı olmasından hareketle bu ülkedeki opera tutkunları sanatçımızı yarı Polonyalı-yarı Türk olarak lanse ediyor). Türkiye, Gencer gibi bir değerine sahip çıkmak ve ona dünya ölçeğinde hak ettiği tanınırlığı kazandırmak istiyorsa, öncelikle, Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle sanatçımızın tüm opera ve resital kayıtlarını yasal platforma taşıdıktan sonra bunları çoğaltıp dünya müzik çevrelerine sunmanın yollarını bulmalıdır. Gencer’i ‘Korsanlar Kraliçesi’ gibi -gerçekte övünülmesi değil, utanç duyulması gereken- çirkin bir unvandan kurtarmayı, sanatçımız yaşarken beceremedik, vefatından sonra başarabilecek miyiz acaba?

Alıntı : "Leyla Gencer' i Dinleyememek - Serhan Bali"
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=877424&Date=14.05.2008

Sino AtriaL 28.06.2008 12:26:49

Ali Naki GÜNDOĞDU “Deyişler ve Nefesler”





Ali Naki GÜNDOĞDU’nun
 
05 Temmuz Cumartesi Saat 19.00’da
 
Kadıköy Belediyesi Barış Manço Kültür Merkezi’nde
 
Saat 19.00’da “Deyişler ve Nefesler”den oluşacak bağlama dinletisi gerçekleşecektir.
 
Davetiyeleri Özgür Üniversite’den ve Barış Manço Kültür Merkezin den temin edebilirsiniz.
 
Sevgilerimizle


Sayfa: [ 1 ]