SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => anarşist TEORİLER

Konu: Toplumsal anarşizm marjinallere düşman mı?

Sayfa: [ 1 ]

Aşk&Nefret 18.01.2005 10:19:06
Toplumsal anarşizm marjinallere düşman mı?

Yaşar Çabuklu

 

Bireycilik, sosyalizm içinde baştan beri liberalizme ilişkin bir kavram, bir suçlama konusu olarak ele alındı. Anarşizm ise ilk teorisyenlerinin toplumcu olmasına rağmen bireyci merkezkaç, nihilist eğilimleri içinde hep barındırdı. 19. yy.'ın sonu ve 20. yy.'ın başında anarşizm bireysel terörle, dinamitle birlikte anılıyordu. Ancak 20. yy.'ın ilk birkaç on yılı savaşlar, devrimler, iç savaşlar dönemi olarak kitle hareketlerini ön plana çıkardı. Bookchin'in de kitabında belirttiği gibi bu dönemde "... anarko-sendikalistler ve anarko-komünistler, anarşist bireyciliği tıpkı Marksistler gibi önemsiz bir küçük burjuva tuhaflığı olarak gördüler".

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra anarşizm çok sınırlı bir hareket olarak varlığını sürdürdü. Marksizm ise "iktidarı ele geçirme" derdi nedeniyle nispeten geniş bir kamusal alanda etkinlik gösterdi. Zamanla Marksizm içerisinde kitlelere karşı bir güvensizlik başgösterdi. Adorno, Horkheimer, Reich, Marcuse, Fromm toplumun gitgide tek boyutlu bir hale gelmesinden duydukları hoşnutsuzluğu dile getirdiler. 1960'lardan başlayarak hippi hareketi, eşcinsel hareket, ekolojistler, feminizm, savaş karşıtı hareketler ibrenin kitlelerden gruplara ve bireylere, makro politikadan mikro politikaya döndüğünü gösteriyordu. Türkiyeli okur sınırlı ölçüde de olsa Deleuze, Guattari, Lyotard, Derrida, Foucault gibi, marjinal alanları deşen düşünürleri tanıdı. Ortodoks Marksizm ise bu "postmodern bireyciliği" topa tutmakta gecikmedi.

Anarşizm içindeki bireycilik/toplumculuk tartışmasına ilişkin olarak Türkiye'de kayda değer bir şey yayımlanmadı. Marksizmde olduğu gibi anarşizm de Türkiye'ye toplumcu versiyonuyla "girmişti". Bununla birlikte, geçmişte, anarşist bir yayınevi Richter'in Dada üzerine kitabını yayımladı. Yine Bookchin'in, kitabında Nietzsche'cilikle ve bireycilerle çok yakın olmakla eleştirdiği Emma Goldman'ın Hayatım adlı kitabı anarşist bir yayıneviyle ortak kitap olarak basıldı. Bookchin'in kitabında eleştirdiği, teknoloji ve uygarlık düşmanı bireysel anarşist tipine tamı tamına uyan Kazinsky'nin (Unabomber) kitabı anarşist bir yayınevince basıldı. Anarşist Amorgi dergisinde punk üzerine sevecen bir yazı çıktı. Bookchin'in hoşlanmadığı yeraltı, fanzin dergilerde de bireysel anarşist eğilimli yazılara bolca rastlanıyor.

Bir ortodoks toplumcu anarşist olarak Bookchin kitabının Türkçe basımına yazdığı önsözde bireyci anarşizmin (yaşamtarzı anarşizmi) Türkiye'ye de "sıçradığını" öğrendiğinde şok olduğunu yazıyor. Kitabının tümünde otoriter bir tonun hâkim olduğu Bookchin, Türkiye'deki ortodoks Marksistlerin pek de anlayamadıkları anarşizmi bireycilikle hatta postmodernizmle eleştirdiklerini duysaydı acaba neler hissederdi. İlginçtir, postmodern denilen teoriler "bireyci Marksizm(!)"le olduğu kadar, hatta daha çok bireyci anarşizmle yer yer çok yakınlaşmaktadır. İhab Hassan postmodern teoriyi tanımlarken şu terimleri kullanıyor: Yok etme, çözme, yapı bozum, merkezsizleştirme, yerinden çıkarma, farklılık, kesintililik, ayrıştırma, gözden yitiş, bozma, tanımları bozma, gizemini bozma, parçalama, meşruluğu bozma. Gerçekten de anarşizm daha başından beri kaotik ve anarşik bir boyuta sahiptir; bu nedenle de Marksizme göre daha özgürlükçüdür. Bookchin kitabında, ortodoks Marksistlerinkini aratmayacak bir hoşgörüsüzlükle bireyci anarşizmin kurumlaşmaya, iktidarlaşmaya, uygarlaşmaya, tinsizleşmeye, rasyonelleşmeye, düzgünleşmeye, yerleşikliğe, evcilleşmeye karşı olan tavırlarını eleştiriyor.

Bookchin klişe bir yorumla, bireyci anarşizmin kökünün liberalizmde, bireysel girişimcilikte yattığını söylüyor. Ancak kitapta Bookchin'in burjuvazinin Aydınlanmacı ve ilerlemeci ideolojisine sahip çıktığını görüyoruz. Bizleri gerçekten insani kılanın buluş ve yenilik olduğunu söylüyor yazar. Ona göre akıl ve bilimden yola çıkan büyük devrimci burjuva geleneği insanlığı ortaçağ düşüncesinden kurtararak din dışı bir dünyanın kapısını açmıştır. Pozitivist söylemden büyük ölçüde etkilenen Bookchin kitabında modern laikliği, bilimsel bilgiyi, evrenselciliği, Aydınlanma ve Fransız Devriminin akılcı mirasını övüyor, "akıl sıkıcıdır" diyen anarşizan şair William Blake'i eleştiriyor. Michel Henri, Bataille, Kovel (Tarih ve Tin adlı önemli kitabı Türkçeye çevrilmiştir), Aries vb. birçok yazar, insanın dünyayla tinsel ilişkisini ortadan kaldırdığı için Aydınlanmayı eleştirip kapitalizm öncesi toplumlardaki tinsel öğeleri eşeleyedursun, Bookchin dini, geleneği, duygusallığı, akıldışılığı, doğaüstü ve mistik inançları bir kenara fırlatıp atıyor.

Bookchin'in pozitivizm kokan söylemi onun toplumsal önerilerinde de karşılığını buluyor. Tutarlı, amaçlı, örgütlü ve akılcı olanı savunan Bookchin'e göre, bir toplumda kurumsal yapılar gereklidir. Dolayısıyla dünyevi, ciddi ve akılcı sol liberter hareket tutarlı ve zorlayıcı programlara sahip kurumlar içinde mücadele etmelidir. Kurumsallaşmış yetkilendirilme esasına göre çalışan bu örgütlerde azınlık çoğunluğa tabidir. Akla dayalı, uyumlu bir toplum ancak böyle bir kurumsal mücadelenin sonucunda kurulabilir. Bookchin yaşam tarzı anarşistlerini örgütlenme karşıtı olmakla eleştiriyor. Bireyci anarşistler bağlayıcı programları, yapıları reddediyorlar. Geçici olandan, rastlantısal olarak oluşan gruplardan ve hareketlerden yanalar. Adlandırılır adlandırılmaz başka bir yerde boy vermek üzere kaybolan geçici özerklik bölgelerini savunuyorlar. Bütüncül, her şeyi açıklayan tek bir teori karşısında teorik çoğulculuğu öneriyorlar. Başkaldırının önceden bilinmeyen doğasına inanmışlar, arzuya ve coşkuya, serüvene, tek tük olana, sezgiselliğe, sistematik olmayana önem veriyorlar. Bütün bunlar örgüt disiplinini mutlaklaştıran Bookchin'i çileden çıkarmaya yetiyor. Yaşamtarzı anarşistlerini bireycilikle, mistisizmle, tutarsızlıkla, narsisizmle, disiplinsizlikle, maceracılıkla, kişisel renklilik peşinde koşmakla, postmodern nihilizmle, teknoloji karşıtı olmakla, ilkecilikle eleştiriyor. Bookchin'e göre Budizm, kişisel içe bakış, kendini geliştirme, psikoterapi yuppie'lerin, küçük burjuva bireycilerin yöneldiği yeni alanlardır. Yaşamtarzı anarşistleri cinsel özgürlük temelinde bohem bir yaşam tarzı sürdürmektedir. Bookchin uzun saçlı sakallı, siyah giysili, işsiz güçsüz anarşist gençlerden hoşlanmıyor. Uyuşturucu kullananları, serserileri sevmiyor. Cemaatçi Bookchin, Türkçeye de çevrilen Özgürlük ve Ekoloji adlı kitabında da işsiz, evsiz, serseri ve hırsızların mesken tuttuğu boş bir binadan bu insanların atılmasını ve mahallelinin binaya yerleştirilmesini destekliyordu.

Göçebe varoluşu, yersiz yurtsuzluk özgürlükçü eğilimli insanların sempatiyle yaklaştığı durumlardır. Kitap boyunca bu tür konularda bir orta sınıf aile reisi tavrı sergileyen Bookchin bakın ne diyor: "Göçebelik ise yaşamlarını kazanmadan hayatlarını devam ettirebilen kişilerin kendilerine has bir lüksüdür" ... "Yolda yaşamdan zevk alıyor görünen birçok çingene türü tip de, en iyi olasılıkla kendilerine has tiplerdi, en kötü olasılıkla da trajik bir biçimde nevrotiktiler" (s. 39).

Bookchin'in marjinalleri dışlayan toplumsal anarşizme kıyasla daha fazla özgürlük, coşku ve espri içeren yaşamtarzı anarşizmle ilgili bazı "egzotik" temaları sıralayarak yazıyı bitiriyorum: Kaos, ontolojik anarşizm, şiirsel terörizm, sanat sabotajcılığı, korsan ütopyalar, suç, mistik anarşizm, şamanizmin demokratlaştırılması, devrimci eylem olarak kara büyü, kabile toplulukları, eko-sabotörlerin gizli orman toplantıları, yeni putperestlerin pastoral bahar bayramları, silahlanmış arzu, vahşi benlik, büyülü çemberi oluşturmak, coşkunluğun transına girmek, iktidarı defeden büyücülükle eğlenmek.


-www.postanarki.net-

deniz 18.01.2005 11:23:32
anarşizm ile postmodernizmin evliliği kaçınılmaz.

18.01.2005 18:31:36
saçma sapan bir soru.. ne diyim ki.. üzülmemek elde değil.. böyle düşünen "toplumsal" anarşist varsa bu kendilerine bahane aradıklarındandır. komünistleri bile aşağılamak son derece yersizken, düşman olmak ise saçmayken,marjinallere düşman olmak (ki sanki anarşistlerin bir bölümü marjinal bir bölümü deilmiş gibi Smiley ) son derece lüks gereksiz insanı uyuşturan garip bir şey..  


Sayfa: [ 1 ]