|
||
| KULLANILIP ATILANLAR / KÜRESEL EKONOMİDE YENİ KÖLELİK KEVIN BALES Bugün dünyamızda 27 milyon köle bulunuyor. Yeryüzünden köleliğin kalkmadığına inanmak neredeyse imkansız. Pek çoğumuz için kölelik, tarihin sayfalarına gömüldü. Oysa bugün kölelik dil, din, ırk, sınır tanımıyor ve tüm aclmasızlığı ile insanların en temel haklarını ellerinden alıyor. "Kullanılıp Atılanlar" kitabıyla Kevin Bales, büyük şirketlerin gelişmemiş ülkelerdeki fabrikalarında aşırı düşük maaş ile çalıştırılan işçilerden söz etmiyor. Bales, yasa maskelerinin ardında zincirlere vurulmuş şiddetle köleleştirilmiş insanlardan, gerçek kölelerden söz ediyor. Beş ülkede yaptığı saha araştırmaları ile şahsen tanık olduğu köleliğin yeni formunu da gözler önüne seriyor. Artan nüfus oranları, sömürgeci ekonomik küreselleşme ve modern tarım yöntemlerinin yaygınlaşmasıyla köleliğin büründüğü bu yeni formda köleler, sahipleri tarafmdan kısa vadeli bir yatırım olarak görülüyorlar. Metalaştırılmış bu insanların hasta olmak, yaşlanmak gibi lüksleri yok; piknikte kullandığınız plastik bir bardak gibi kullanılıp atılıyorlar, çünkü yerini yeni bir köle ile değiştirmek en az o kadar masrafsız ve kolay. "Köleliğin yeni çeşitlerine karşı kör kaldığımıza dair bu suçlama şok edici. Bales, küresel köyün karanlık yüzünü çok etkili bir şekilde gözler önüne seriyor." Kirkus Reviews (Çitlenbik Yayınları / Arka kapak) Kitaptan bir alinti: "Köleligi gönül rahatligiyla gecmise mal etmek imkansiz. Kölelik bugün dünyanin her yaninda, Fransa, ABD gibi gelismis ülkelerde bile varligini sürdürüyor. Dünyanin dört bir bucaginda köleler calisiyor, terliyor, üretiyor ve aci cekiyor. Pakistan'daki köleler su an ayaginizda olan ayakkabilari yapmis olabilirler, belki üzerine bastiginiz kilimi onlardan biri dokumustur. Mutfaginiza sekeri koyan, cocugunuzun eline oyuncagini veren belki de Karaip Adalari'ndaki kölelerdir. Sirtinizdaki tisört Hindistan'da dikilmis, parmaginizdaki yüzük bir köle tarafindan cilalanmis olabilir. '' KESIN OLAN SUDUR KI, EMEKLERININ KARSILIGINDA ONLARA HICBIRSEY ÖDENMEMISTIR. Kölelik dolayli yollardan giriyor hayatimiza. Onlar seyrettiginiz televiyzyonun üretildigi fabrikanin tuglalarini yapti. Brezilya'da köleler cim bicme makinaninizin bicagini, arabanizin amortisörü olacak celigi tava getiren kömürü ürettiler. Perde diye astiginiz o güzel kumasi elleriyle ören kadinin karnini doyuran pirinci yetistiren de kölelerdir. YATIRIM FÖYÜNÜZ, ÖZEL EMEKLILIK ORTAK YATIRIM FONUNUZ GELISMEKTE OLAN ÜLKELERDE KÖLE EMEGI SÖMÜREN SIRKETLERIN HISSE SENETLERIYLE BESLENIYOR. KÖLELER MALIYETLERINIZI DÜSÜRÜYOR, BÖYLECE DE YATIRIMLARINIZIN DEGERINI ARTTIRIYORLAR. Köleleik patlayan bir is sahasi ve kölelerin sayisi gün gectikce artiyor. Birileri kölelerin sirtindan zengin oluyor. Isleri bittiginde de kullandiklari bu insanlari bir kenara firlativeriyorlar. Hersey büyük karlarla, kücük, ucuz hayatlarin etrafinda dönüyor; iste bunun adi "YENI KÖLELIK"tir. Yani kölelikte; gecmiste kölelikten anladigimiz bicimde, dogrudan insanlarin sahibi olunmuyor, onun yerine bütünüyle hakimiyet altina aliniyorlar." "Belki on defadan fazla, suda mavnalar boyunca yüzen bir genc kiz cesedi bulmak icin sabah erkenden kalktim. O kizlari gömmek kimsenin umrunda degildi. Ativeriyorlardi cesetleri nehire, baliklar yesin diye!" Iste, Amazonlar'in altin madeni isletilen köylerinde, fahise olarak kölelestirilen gencecik kizlarin kaderi... Bunu oralarda ascilik ve pezevenklik yapan Antonia Pinto anlatti bana. Gelismis ülkeler, yagmur ormanlari yok oluyor diye feryat figan etmeyi biliyor, ama ormanlari yok etmek icin bile köle emeginin sömürüldügünün pek az insan farkinda. Bu bölge erkekler icin altin tozuna bulanmis zenginlik vaatleri yüzünden cazip; on bir, on iki yasindaki kizlar ise maden ocaklarina hizmet veren büro ve restoranlarda is bulma pesinde. Ama ücra bir kösedeki maden ocagina vardiklarinda isler degisiyor. Erkekler kilitlenip ocakta calismaya zorlaniyor, kizlar dövülüyor, irzlarina geciliyor ve fahise olarak calistirilmaya baslaniyor. "Yeni üyeler getiren" tacirlere kelle basina kücük bir ödeme yapiliyor, muhtemelen 150 dolar kadar bir para. Yasal bir mülkiyet islemiyle degil, ama siddetin sagladigi iktidarin sonucu olarak bu "yeni üyeler"de yeni kölelere dönüsüyor. Mahalli polis gücü de köleler üzerindeki hakimiyetin güclenmesi icin calisiyor sanki. Genc bir kizin acikladigi gibi: "Buradaki genelevin sahipleri bizi dövsün diye polis yolluyorlar... Kacarsak pesimizi birakmiyorlar, bir kösede bulurlarsa ya öldürüyorlar ya da en azindan geneleve geri dönene kadar yol boyunca dövüyorlar bizi." Buradaki genelevler gercekten iyi yere dükkan acmis durumda. Öyle ki "maliyeti" 150 dolar olan bir kiz, gecede on kere ise yollandiginda, ayda 10 bin dolar gelir getirebiliyor. Masraflar: Polise yapilan ödeme ve yemek icin üc kurus bir paradan ibaret. Ayrica diyelim kiz basbelasi cikti, kacti, hastalandi; hemen onu bastan savip yerine bir baskasini almak o kadar kolay ki. Antonio Pinto bir madenciyle yatmayi reddeden on bir yasindaki bir kizin basina neler geldigini anlatti: " Herif machete'iyle kizin kellesini ucurduktan sonra, kesik basi diger madencilere göstermek icin sürat motoruyla ortalikta dolasti durdu. Madenciler bu hareketi o kadar takdir etmislerdi ki deli gibi alkisliyor, bagiriyorlardi." GECMISTE KÖLELIK BIR KISININ YASAL YOLLARLA BASKA BIRINE SAHIP OLMASINI GEREKTIRIYORDU, AMA BUGÜN KÖLELIK HER YERDE YASALARA AYKIRI VE ARTIK INSANLAR ÜZERINDE RESMI BIR MÜLKIYET HAKKI SAGLAMANIN HICBIR YOLU YOK. Insanlar köle satin alirken makbuz sormuyorlar, ellerine resmi belgeler gecmiyor, ama hakimiyeti koruyabilmek icin de siddet kullaniyorlar. Belli bir mesruiyet olmaksizin, köle sahipleri mülkiyetin sagladigi bütün haklara sahipler. Hatta onlar icin mülkiyetin yasal olmamasi iyi bir gelisme sayilabilir, cünkü hakimiyet kurduklari köleler üzerinde hicbir sorumluluklari olmadan mutlak bir kontrole sahip olabilirler. Modern kölelik farkli maskelerle, kafasi calisan avukatlar ve hukuki sis perdeleriyle kendini cok güzel gizlemeyi basariyor, ama yalanlarimizdan soyundugumuzda, birilerinin daha fazla para kazanabilmesi icin, digerlerinin siddet yoluyla denetlendiklerini, kisisel özgürlüklerinden tamamen vazgecirilmis olduklarini caresiz görecegiz. Yeni kölelik üzerine arastirma yapmak icin seyahat ettigim dünyanin her yerinde hukuki maskeler ve zincire vurulmus insanlar cikti karsima." Bu kitabi okuyunca "insan"liginizi tekrar sorguluyorsunuz.. Düsünüyorsunuz aci aci... Mutsuzluklardan, köleliklerden, siddetten dolayli olarak da olsa, yeryüzündeki her bir bireyin sorumlu oldugunu farkediyorsunuz. ... Ve yeryüzünde tek bir köle bile kalmadan "insanligin" özgürlügünden söz etmenin mümkün olamayacaginin bilincine variyorsunuz. Özgürce, ic rahatligiyla önünüze konulan bir tabak pirinci bile yiyemiyorsunuz. ....Parmaginizdaki altin alyans, sacinizi taradiginiz tarak, giydiginiz tisort, cocugunuzun elindeki oyuncak, kullandiginiz bilgisayar, ayaginiza giydiginiz ayakkabi,... " acaba bir insanin, bir cocugun kani karisti mi bunlara...? |
||
|
||
| yeşil yolda dev adam vardı yaa. o adam insanlar acı çektikçe o da hissediyor ve çekiyordu. hepimizde az buçuk öyle bir şey yok mu ? |
||