SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Sinema

Konu: Sinema Dünyası'ndan Haberler

Sayfa: [ 1 ]

Sino AtriaL 26.04.2008 23:37:06
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, “Beyaz Melek” adlı filmin, 41. Houston Film Festivali’nde, “En İyi Uluslararası Yabancı Film” ve “Jüri Özel En İyi Yönetmen Ödülü” almasının Türk sinemasındaki gelişmenin bir kanıtı saydığını belirtti.



ANKARA - Yönetmenliğini Mahsun Kırmızıgül’ün yaptığı “Beyaz Melek” adlı filmin, 41. Houston Film Festivali’nde, “En İyi Uluslararası Yabancı Film” ve “Jüri Özel En İyi Yönetmen Ödülü” aldı. Ödül gecesinin hemen ardından sanatçıları ilk kutlayan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, oldu.

Günay, “Bir Türk filminin uluslararası bir yarışmada iki büyük ödülü alması gerçekten çok sevindirici bir olaydır. Bu ödülleri, son zamanlarda Türk sinemasındaki gelişmenin bir kanıtı sayıyorum. Sevgili Mahsun Kırmızıgül’ü filmde rol alan sanatçıları ve bütün emeği geçenleri kutluyorum, coşkuyla alkışlıyorum” dedi.


------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yapımcılığını Fatih Akın’ın üstlendiği “Chiko”nun galası Almanya’nın Hamburg kentinde yapıldı. Akın galaya katılmadı.



HAMBURG - Galaya filmin yönetmeni Özgür Yıldırım ve oyuncuları Denis Moschitto, Reyhan Şahin, Volkan Özcan, Moritz Bleibtreu, Lilay Huser, Philipp Baltus, Lucas Gregorowicz ve Pheline Roggan katıldı. Fatih Akın, New York’ta devam eden yeni film çekimleri nedeniyle galaya katılamadı.

Sivaslı bir işçi ailesinin kızı olan ve Bremen Üniversitesi’nde dil bilimi ve cinsel pedagoji eğitimi alan Reyhan Şahin, Türkiye’de de film çevirmek istediğini, kendisine Türkan Şoray’ı örnek aldığını ifade etti.

Yönetmen Yıldırım ise filmde Almanya’daki gençlik sorunlarına dikkati çekmek istediğini, Hamburg’da yetişen bir genç olarak sokaklarda yaşanan sosyal sorunları filminde yansıtmaya çalıştığını ifade etti.

Filmde, kenar mahallelerde yetişen “Chiko” adlı genç, en yakın arkadaşı “Tibet” ile zengin olma hayalleri kurar. Uyuşturucu ticaretinden zengin olmak isteyen “Chiko”, bu yolun yalnızca uyuşturucu ticaretinin elebaşı olan “Brownie” ile işbirliğinden geçtiğini fark eder. “Brownie” ise “Tibet” ile işbirliği yapmak istemez ve “Chiko”, “Brownie”nin gözüne girebilmek için hiç düşünemediği bir işin içine girer.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------

5. Paris Türk Sinema Haftası, yönetmen Semih Kaplanoğlu’nun, 44. Antalya Film Festivalinde Altın Portakal alan “Yumurta” isimli filmiyle başladı. Açılışa, dil eğitimi için Paris’te bulunan, filmin başrol oyuncusu Saadet Işıl Aksoy da katıldı.



PARİS - Strasbourg’daki Odyssee sinemasıyla La Pluie ve L’Acort derneklerinin desteğiyle düzenlenen hafta, Paris’in 13. bölgesindeki “L’Entrepot” sinemasında yapılacak. Sinema haftası, 20 Nisan’da sona erecek.
Açılış töreninde konuşan L’Acort derneği sözcüsü Ümit Metin, bu yıl 5. kez düzenlenen Türk Sinema Haftasına yönelik Türk ve Fransız sinemaseverlerin ilgisinin her geçen yıl giderek arttığını söyledi.

Metin, “Türk Sinema Haftası’nı, Paris kültürünün önemli bir parçası haline getirmek istiyoruz bu konuda önemli ilerlemeler sağladığımıza inanıyoruz”dedi. Ümit Metin, geçen yıl Cannes Film Festivali’nde yarışma dışı gösterime giren ‘Yumurta” filminin, 23 nisan tarihinden itibaren Fransa’daki “MK2” sinema salonlarında vizyona gireceğini duyurdu.

Türk Sinema Haftasında, şu filmler gösterime sunulacak:
Abdullah Oğuz’un “Mutluluk”, Sırrı Süreyya Önder’in “Beynelmilel”, Biket İlhan’ın “Mavi Gözlü Dev”, Özer Kızıltan’ın “Takva”, Zeki Demirkubuz’un “Kader”, Murat Aslan’ın “Maskeli Beşler”, Mahsun Kırmızıgül’ün “Beyaz Melek”, Alper Mesci’nin “Musallat” ve Atilla İnanç’ın “Zincirbozan”.

Sinema haftası sırasında, Türkiye’den gelecek yönetmen ve oyuncuların katılımıyla açık oturumlar da düzenlenecek.


-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------



“Pinokyo”, “Kül Kedisi”, “Peter Pan”, “Bambi” gibi klasikleşmiş çizgi filmleri hazırlayan sanatçıların sonuncusu ABD’li Ollie Johnston 95 yaşında öldü.

LOS ANGELES - Disney film stüdyolarından yapılan açıklamada, çizgi filmlere altın çağını yaşatan 9 kişilik çizer grubunun son üyesi Johnston’ın Washington eyaletinin Sequim kentindeki bir huzurevinde hayatını kaybettiği belirtildi.

Los Angeles Güzel Sanatlar Fakültesinden mezun Johnston, 1935’de Walt Disney tarafından kısa metrajlı çizgi filmlerde çalışmak üzere işe alınmış, 1937’de “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” ile uzun metrajlı yapımlara geçerek çocukların gönlünde taht kurmuştu.

Johnston ve çizer arkadaşları, daha sonra klasikler arasına girecek, “Fantasia”, “Kül Kedisi”, “Alis Harikalar Diyarında”, “Uyuyan Güzel”, “Mary Poppins” ve “Orman Kitabı” gibi uzun metrajlı animasyonlara imza atmıştı.

1978’de ekemliye ayrılan Johnston, 2005’te Amerikan Başkanı George Bush tarafından, ABD’nin en prestijli sanat nişanı olan “Ulusal Sanat Madalyası” ile onurlandırılmıştı.


Yönetmen Biray Dalkıran’ın imzasını taşıyan “Cennet”, İngiltere’de Portobello Film Festivali’ne katılacak.

İSTANBUL - Geçen hafta vizyona giren, yönetmenliğini Biray Dalkıran’ın yaptığı “Cennet” filmi, İngiltere’nin en büyük bağımsız film festivali Portobello Film Festivali’ne kabul edildi.

Cennet” filminin yönetmenliğini ve yapımcılığını Biray Dalkıran üstlendi. Senaryosunu Burak Sesli’nin yazdığı filmin müziklerini Taner Sarf ve Harun Kolçak yaptı. Filmde, Engin Altan Düzyatan, Fahriye Evcen, Zeynep Papuççuoğlu, Tülay Bekret, Şendoğan Öksüz, Aytaç Ağırlar, Cüneyt Sayıl ve Mehmet Birkiye rol aldı.

Filmde 20 dakikadan fazla yer alan hayal ve cennet sahneleri için Türkiye ve İngiltere’den özel efekt uzmanları çalıştı. Filmin çekimlerinin büyük bölümü Şile’de gerçekleştirildi. Çekimlerin plato aşamalarında uçma sahnelerinin inandırıcı olması için Harry Potter filmindeki düzenek kuruldu. Filmin konusu özetle şöyle:
“Can, 29 yaşında atipik psikoz ve düşük zekasına rağmen büyük hayal gücüne sahip biridir. 7 yaşında annesi öldüğünde yaşadığı travma sonucu annesinin hayaliyle yaşamaya başlamış ve babasıyla kurdukları dünyada yalnız bir çocukluk geçirmiştir. Bu yüzden de kendine ait masalsı bir ‘cennet’ yaratmıştır. Babası ise oğlunun bu durumuna üzülmektedir ama oğlundan sakladığı çok önemli bir sırrı vardır. Can, bir gün güzel bir kızla tanışır ve yeni arkadaşıyla bu masalsı ve eğlenceli dünyada yaşarken bir doktor ortaya çıkar. Tuba, uzmanlık alanı zeka geriliği olan genç bir doktordur ve son 6 yıldır öğrenmeyi hızlandıran mucizevi bir ilaç üzerinde çalışmaktadır. Görünürde Can onun için iyi bir denektir.”
“Guantanamo’dan Kaçış”, ABD’nin terör paranoyasına mizahi bir bakış getiriyor. Başrollerini John Cho ve Kal Penn’in üstlendiği film, 25 Nisan’da ABD’de gösterime girecek.

İSTANBUL - Irak savaşı ve terörle mücadeleyi konu alan çok sayıda yapım bu yıl beyazperdeye taşındı. Bunların çoğunun özelliği, ABD yönetimine yönelik sert eleştiriler getirmeleriydi. Los Angeles’ta prömiyeri yapılan “Guantanamo’dan Kaçış” (Harold and Kumar Escape From Guantanamo Bay) ise bu konuda yapılan ilk komedi filmi.

11 Eylül sonrası Washington’un terör paranoyası çokça eleştirildi, eleştirilmeye de devam ediliyor. Bu eleştiriler, bu kez mizahi bir üslupla beyazperdede.

“Guantanamo’dan Kaçış” adlı film, Amsterdam’a gitmek üzere uçağa binen iki gencin terörist sanılarak gözaltına alınışını anlatıyor. Kendilerini bir anda, işkenceyle özdeşleşen Guantanamo Üssü’ndeki ABD kampında bulan gençler her ne kadar kaçmayı başarsalar da başları beladan kurtulmuyor...

Başrollerini John Cho ve Kal Penn’in üstlendiği film, 25 Nisan’da ABD’de gösterime girecek.


Sayfa: [ 1 ]