|
||
| Sanatçı ne kadar bireysel bir tavır da alsa, kaçınılmaz olan şey, toplumun bir parçası olduğudur. Ne kadar işlediği konu kişisel de olsa, yaşadığı toplumdan etkilenmesi ölçüsünde kişiselleşir. Tepkilerimizin kişiselliğini bile etkileyen bu toplumsal ilişkiler, sanatçıyı da etkisinde tutar. Muhakkak ki bu kaçınılmaz bir süreç değildir. Bireyin kendi tavrını almasına engel olamaz. Ama, etkilemediğini de söyleyemeyiz. Toplum da sanattan etkilenir. Bu değişik düzeylerde ve biçimlerde olabilir. Bir meydana konulmasından sonra pornografik tartışmalarına neden olması, toplumun heykelden etkilenme biçimlerinden biridir. Sanatçının bu toplumsal sürece nasıl tavır alacağı, her seferinde kişisel bir açmaz olarak ortaya çıkacaktır. Kişisel olarak çözülmesi gerekecektir. Son derece kişisel bir konuyu işlemesi durumunda da sanatçı, aynı duyguyu yaşayacak izleyicileriyle toplumsal bir bağ kurmuş olacaktır. Onun da toplumun bir parçası olma bakımından yaşadığı kişisel duyguları, aynı nedenle toplumsal bir bağ kurmasını sağlayacaktır. |
||
|
||
| Bireysel olan, toplumdan bağımsız olan değildir. her birey teker teker kendi yaşamıyla toplumu oluşturur. Sanatçı bunu işleyebilen olarak farklıdır. Toplumsal sanat dediğimizde genel olarak aklımıza sosyalist gerçekçilik gelir. Oysa sanatçının işlediği bütün konuların hepsi, doğrudan toplumla ilgilidir. Peyzaj resmi zengin derebeylerin büyük topraklarını göstermek için ortaya çıkmıştı. Bu bakımıyla bile sanatçı, topluma ait bir konuyu incelemiştir. peyzaj, yani manzara resminde. Bugün hangi konuyu seçeceğine kendi karar verir sanatçı, en içsel olan konuyu işlediğinde bile, başkalarıyla ortak noktalar kurar. Bu bakımdan da topluma ait olanı incelemiş olur. |
||
|
||
| Bir sanat eserinin fiatı nasıl belirlenir? Basit, biri "hoca, ben buralarda, hocaların hocasıyım. Dekanım rektörüm." der. Onsekizbin fiat koyar işine. (İşte sanatın toplumsal yönü devreye girdi. Bu parayı kazanmak için milyonlarca kişi iki sene boyunca, aynı işte kalabilmeli ve her ay maaşını alma garantisi içinde olmalıdır.) Dİğerleri, hoca madem bu fiatı koymuş, benim neyim eksik ondan, onbeşbin de ben koydum, der. Yeni yetme, okuldan yeni çıkmış, kendini sanatçı sanıyorken, hoca onbeş demiş, ben neden onbin demem der, koyar fiatı. Desin, yer geniş. Böylece fiatı yüksek olanının iyi sanatçı kabul edildiği bir döngü oluşur. Sanatla toplumun kesiştiği bir döngü. |
||