|
||
Stanislavsky "Başlangıçta hiç replik vermemeyi tercih ederim - ihtiyaç duyduğum şey eylem için bir plandır. Oyuncu bunun üstesinden gelmelidir, eylem oyuncunun içinde belli bir çizgiye oturduğunda, bedeninin bütün kaslarıyla hissetmeye başlar. Oyuncu nereye ve neden yöneldiğini anlamıştır. Öyle bir ana ulaşır ki, belli bir şeyin uğruna oynamaktadır. Çok kışkırtıcı bir an... Sözleri, onlarla oynamaları gerektiği zaman veririm. İlk önce sadece düşüncelerle oynarlar, sonunda bu düşünceleri anladıklarında ve bu düşüncelerin doğal mantığını ve düzenini kendi içlerinde üretebildiklerinde, “Şimdi sözleri alın.” derim. Sonra da bu sözcüklerle farklı bir ilişki başlar. Sözcüklere, mekanik olarak hatırlamak için değil, oynamak için ihtiyaç duyarlar. Sözcükleri ses tellerinin üzerine hatta beynine bile yerleştirmeden, üstün amaca ulaşmak için çabalayan ruhunun derinliklerine yerleştirir. Böylece sözler üstün bir etkiye sahip olurlar."![]() |
||
|
||
| Nazım Hikmet (grotesk için):"Böylesi oyunların sahnelenmesinde başta gelen şey ne olmalıydı? Tipiklik. Yani iyiliğin örneği ya da kötülüğün örneği. Sanki bir büyüteçle gösterircesine. Genişlik, derinlik. Bulamıyorsunuz bunları. (?) jestlerin ve mizansenlerin düzenlenmesi için eski minyatürlerden, fakat stilize etmeden yararlanarak yararlanmak gerekirdi " Meyerhold:“Dram sanatının günümüzdeki biçimleri , artık eskidikleri halde, uzun süredir yaşamlarını sürdürüyorlar.oysa çağdaş seyirci başka teknik yöntemler istiyor.sanat tiyatrosu , natüralizm ve oyunculuğun doğal sadeliği düzeyinde virtüözlüğe ulaştı.ama artık yeni sahneleme ve oyun teknikleri gerektiren oyun yazımları çıktı . Tiyatro-stüdyo yeni biçimler ve yeni sahne yorumu teknikleriyle, dram sanatını yenilemeye yönelmelidir.” ![]() ![]() ![]() |
||
|
||
| Peter Brook: "...herhangi bir boş alanı alıp, işte bu bir sahnedir diyebilirim." Grotowski: "Tiyatrodaki bunalımın çağdaş kültürlerdeki diğer belli bazı kriz süreçlerinden ayrı tutulabileceğini düşünmüyorum. Bu bunalımın temel öğelerinden birisi, dinin apaçık ve muhtemelen kaçınılmaz düşüşünün sonucudur." "... çağdaş bir tema üstüne kurulmuş her gösteri bu günün yüzeysel karekteristikleriyle bu temanın derin kökleri ve gizil güdüleri arasında bir karşılaşmadır..." "Eğlenceye karşı ritüel, İsa'ya karşı Don Kişot" ![]()
|
||
|
||
| Artaud: "Her gösterinin temelinde bir vahşet öğesi olmadan, tiyatro olanaksızdır.Metafizik, içinde bulunduğumuz bu yozlaşma durumunda, insanlara derilerinden sokulmalıdır." "Veba bir şehre yerleştiğinde...söz dinleyen, erdemli oğul babasını öldürüyor; cinsellikte kendini sınırlamış olan yakınlarına tecavüz ediyor; cimri dışarıya avuç avuç altın atıyor...Kendi imgelerinin peşinde koşan vebalı ile kendi duyarlılığının peşindeki oyuncu arasında benzerlikler vardır." "Eğer tiyatro düşler gibi kan dökücü ve insanlık dışı oluyorsa, bu... yaratıcılıkla ilgili her şeyin biçimlendirilmiş varlıklar olma durumumuza karşı çıktığı ve bunda direndiği sürekli bir çatışma ve kasılma düşüncesini unutulmazcasına ortaya koymak ve içerimize yerleştirmek içindir...Acımasızlık ve enerji bu düşüncelerin köken ve kapsamını göstermek için yeterlidir." "Vahşet; bu sözü söylediğimde herkes için kan anlamına geldi...bu, bedenlerimizi karşılıklı parçalayarak, kişisel anatomimizi testereyle keserek...uygulayabileceğimiz bir vahşet değildir; ama çok daha korkunç ve zorunlu olan, şeylerin bize karşı uygulayabilecekleri vahşettir.Özgür değiliz.Ve tiyatro da ilk önce bize bunu öğretmek için yapılmıştır." ![]() ![]() ![]() ![]() |
||
|
||
| Eugenio Barba: "Tiyatroda her yerde olduğundan daha fazla, başkalarınınkiyle uygunluk içinde kendi varlığımızı tanımlamaya izin veren ifade tarzı (idiom) yoluyla kişi kesin bir hareket noktasına sahip olmak zorundadır. Nereye gittiğimizi bilmiyoruz. Ve bu yüzden daha başlangıçta iyi tanımlanmış ve kesin hareket ilkelerine sahip olmamız gerekiyor. Böylece yol boyunca karşımıza çıkan sarsıntılar ve engeller tarafından yutulmaz, yok edilmeyiz. Kendinizi tiyatroya adadığınızda sunacak birşeyleriniz olmalıdır. Yalnızca tüketip tatmin olmamalısınız. Bir parazit gibi yaşamayı sürdürmemelisiniz, yaratmak zorundasınız. Oyuncularımızı yeteneklerine göre değil, iç güçlerine, dışa yönelen yüce gönüllülüklerine, azimlerine göre seçiyoruz. Repertuvar seçiminde ve sanatsal amaçlarımızda tutarlıyız. Topluluk üyelerinin, büyük kültür endüstrisinde olduğu gibi kendini belirli bir mesafeden bir lord tarafından yönetilen köylü gibi hissetmediği, ama her topluluk üyesinin kendi özel yerine sahip olduğu, fiziksel, teknik, yönetsel ve aynı zamanda sanatsal etkinliklerin tamamında sorumluluk payını üstlendiği bir tiyatro kurmaya çalışıyoruz. Eğer “sekterizm” iyi düzenlenmiş, tutarlı, ama her parçası disiplinli bir biçimde özgür ve açık bir eylem akışıysa, bu anlamda biz sekteriz." ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
||
|
||
| Brecht: "Çağımızın bilimini yerinde kullanırsak sanata, hele tiyatroya çok yararlı olabileceğini anlatmaya çalıştığımızda omuz silktiler. Sanatın da, bilimin de çok önemli olduğunu, ama insan uğraşları arasında ayrı ayrı yerleri olduğunu savundular. Bilimle sanatın korkunç denecek bir ortaklaşması vardır oysa. Bu iki alanın, bu iki kolun değişik etkileri vardır, tamam. Ama ben sanatçı olarak bilimden yararlanmadan bir adım atamam... " ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
||
|
||
| Ionesco: "Emin olduğum bir şey var ki o da; oyunlarım ne dünyayı kurtaran oyunlardır ne de bazı insanların diğerlerinden üstün olduklarını iddia eden oyunlardır" "Çözüm vermek durumunda değilim. Aslında benim kişisel çözümüm var: Söylersem çözüm gücünü kaybeder; anahtar değil maymuncuk olur; başka bir gergedanlığa da götürebilecek bir sloganlar sistemi olur" "Victimes du devoir'da güldürüyü ağlatı içerisinde, Les Chaises'de ağlatıyı güldürü içerisinde boğmaya, daha doğrusu her ikisini yeni bir tiyatro bileşkesinde biraraya getirmek için, düldürüyü ağlatıyla karşı karşıya getirmeye çalıştım" ![]() ![]() ![]() ![]()
|
||
|
||
| John Gielgud(oyuncu): "Üslûp oyuncunun ne türde bir oyunda oynadığının bilincinde olmasıdır " Lee Simonson(sahne tasarımcısı): "Bir gösterinin gerçekliği, yaşam gerçekliğindeki olaylara sadakatle bağlı olamaz; tiyatronunki bir estetik gerçekliktir " Schechner: "Rol, başka bir yaşam sisteminin mantığına göre değil, tiyatro mantığına göre ortaya çıkarılır. Bir rolü, gerçek bir kişiymiş gibi düşünmek, bir kır manzarası resminde piknik yapmaya benzer " Marie Anne Barberis Grasser: "Absürd tiyatro dilin güzünü kabul etmez; ama aynı zamanda baştan sona dile bel bağlar; bitmiş tükenmiş insanların olumsuzluğun kendilerinde ortaya çıkışına yanık olduğu bu çatısız piyeslerde sadece kelimeler vardır." ![]() ![]() ![]() ![]()
|
||
|
||
| Beckett: “Pozitivizm'in büyüsüne kapılmış bir dünyada, şiirsel yaklaşımın bağımsızlığını, insanın iç dünyasında yaşadıklarının, dış dünyada yaşananlar üstündeki egemenliğini ilan ediyoruz. Klasik idealin yeniden canlandırılmasına, imgelemin sınırsız yaratıcılığının kısıtlamasına yöneleceği için karşı çıkıyoruz. Hangi toplumsal sistem egemen olursa olsun, yaratıcılığın gizemli gücünün yok edilmesini engellenmesi gerektiğine inanıyoruz. Gerçek anlamda bir duyarlılık ortaklığının birleşimi, yaratıcı güçlerin yeni bir söylensel gerçeğin oluşturulması yolunda birleşmesiyle gerçekleşebilir.” Sabahattin Kudret Aksal Bay Hiç'ten: "ADAM :Çürümüş sebzelerin, yemişlerin, otların... Ne bileyim?.. Çürümüş balıkların, salyangozların, kertenkelelerin, pirelerin, tahtakurularının, bitlerin! Haziranların, temmuzların, ağustosların kokusu. Genzim yanıyor. ADAM : Ben o bomboş levhaya neler, neler, neler... bütün bir uygarlık tarihini, geçmişten çözümlemeler, gelecekten bildiriler... Oyunlar, öyküler, şiirler... yığınla betikler yazacaktım. Resimler çizecektim, daha bulunmamış renklerle hem de. Belki de yontular yapardım büyüklü küçüklü. Bir dansçı olacak, dans edecektim orada... Bir elimi yıldızlara atacaktım, ayaklarım kimi kez yerde, kimi kez havalarda en görülmemiş, bugüne değin var olmamış biçimlerde dans edecektim. Yeryüzünün yaratılışı diye bağıracaktım anlamayanlara, yeryüzünün yaratılışı bu işte! Ya da yeryüzünün sonu! ADAM : Bu gece var mı, ya da yok mu bilmiyorum ki ben. " ![]() ![]() ![]()
|
||
|
||
| Şahika Tekand: "Ben sahnede gerçek olmayan hiçbir aksiyonu sahnelemekten yana değilim. Eğer oyuncu bir yerden bir yere giderken, sadece öyküyü anlatmak için bu hareketi yapıyorsa, ben bu hareketi yaptırmıyorum. Oyuncu duruyor ve lafını söylüyor, çünkü durması inanılabilir bir şey. Ama gitmediği bir yere gidiyormuş gibi yapması inanılır bir şey değil. Bir kere bu teknik nedeniyle oyuncuyu mümkün olduğu kadar sabit bir aksiyonda, ihtiyaç olmadıkça hareket ettirmeyerek kullanıyorum. Böyle olunca ses ve ışık hareketi sahnedeki aksiyonun esasını oluşturuyor. Hiç inanamayacağınız bir performans, adeta bir sirk gibi inandırıcı hale geliyor. Beni ilgilendiren de bu. Çünkü tiyatronun seyredilmemesinin nedeni tiyatronun ölmüş bir sanat dalı olması değil, inandırıcılığını yitirmiş olması. İnsanların elinde bu kadar televizyonla, bilgisayarla, sinemayla illüzyon yaratma şansı varken kanlı canlı insanın karşısında yalan yapmasına inanması mümkün değil. Bu nedenle tiyatro seyirci kaybediyor. Ben şimdiye kadar yaptığım işlerin hiçbirinde seyirci problemi yaşamadım. Elitist olmadan da yüksek tiyatro yapılabilir. Elitist olmamak popüler olanın peşine takılmak değildir. Kendi tiyatromda gördüm ki, hem yüksek sanat yapmak hem de kalabalık seyirciye oyun seyrettirmek mümkün. " ![]() ![]() ![]() ![]() |
||
|
||
| Eco: "Sarhoş bir göstergedir,ama böyle olmamayı yapar gibi görünür.İkili oyun oynuyordur sarhoş:Bir gösterge olarak algılanması için ,zaman uzay boyutlu gerçek bir olgu,gerçek bir insan olduğu benimsenmelidir.Tiyatroda dört köşeli bir gösterge olayı vardır.Sözcükler başka şeylerden yapılı nesneleri temsil eden bir ses öğesidir. Mizansen'deki nesne , önce gerçek bir nesne olarak algılanır,sonra öz olarak aynı yapıdaki bir nesneyi temsilen daha gerilerdeki bir nesneye göndermede bulunmak için bir gösterge olarak benimsenir." ![]() ![]() ![]()
|
||