SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Hukuk Felsefesi

Konu: Lütfen cevap verirmisiniz

Sayfa: [ 1 ] 2

14.01.2005 16:47:56
dilbert ölüm cezası başlıklı topicte;

Alıntı
ben suçludan ziyade suça teşvik eden unsurların yargılanmasına taraftarım.

tecavüz, hırsızlık, öldürme,.. keyfi olmazlar.

insanalr neden tecavüze gereksinim duyarlar, neden çalarlar, neden öldürürler, .. bir bakın. hepsinin gerçek nedenlerini rahatlıkla göreceksiniz.

bu hataların oluşmasına iyiler de katkı sağlamıyor mu ?

demiş.

sodhym gene aynı başlıkta;

Alıntı
ben hapislerin, işkencelerin, ağır cezaların, müebbet hapislerin çirkin yöntemler olduğunu düşünmekle beraber, hem kişiye, hem de topluma fayda sağlamadığını düşünüyorum.

en iyi yöntem toplumsal alandan dışlamadır, bunun içinde örgütlü bir toplum gerekir. toplumsal alandan ve toplumun ortaya koyduğu yararlardan dışlama kişinin hem kendisiyle baş başa kalması için ona zaman sağlayacaktır, hem de birliğe zararlı olan şahıs uzaklaştırılmış olacaktır.

demiş.

İşte size bir haber lütfen açıklarmısınız bunu yapan adamın gerçek nedeni nedir, bunları yapmaya neden gereksinim duymuştur? ve bu adama sırtımız dönüp dışladığımızda yaptığının kötü bir şey olduğunu kendisiyle başbaşa kaldığında algılayabilecekmi?

Peki ya bu zavallı genç kızın durumu ne olacak? Geçip karşınıza ben bu işkeneleri haketim mi bende bir insanım dediğinde ne cevap vereceksiniz? "Yoooo hesap sorma lütfen muhakkak bir nedeni vardır, otur mantıklıca düşün sonunda hak bile vereceksin yaptığına o bir toplum kurbanı ne de olsa yazık ona da, biz şimdi ona sırtımızı döneriz, bir süre konuşmayız küs yaparız o anlar, aklı başına gelir" mi diyeceksiniz.

Buyrun haber budur:

" Ev sahibinin oğlu H.G. (30), Kezban Güllü'nün 16 yaşındaki kızı F.G.'ye duygularını açıklayarak onunla evlenmek istediğini söyledi. F.G.'den yanıt alamayan ve evlenme teklifi reddedilen H.G. tacizlerini sürdürdü. Kezban Güllü, olayın büyümesi üzerine kızlarını da alarak başka bir semte taşındı. Uzun süre Kezban Güllü ve kızlarını arayan H.G., ailenin izini bulduğu adreste F.G.'yi zorla kaçırdı. Genç kızı ailesiyle birlikte yaşadığı eve getiren H.G., burada F.G.'ye 3 oy boyunca tecavüz ederek, işkence yaptı. H.G., zorla esrar ve içki içirerek kafasını satırla ezdiği, tırnaklarını çektiği, vücudunu bıçak darbeleriyle yaraladığı, kalasa bağlayarak üzerinde sigara söndürdüğü ve idrarını içirdiği genç kıza uzun süre işkencelerini sürdürdü. F.G.'nin ailesinden istediği yardımlar da sonuçsuz kaldı. Bir gün H.G.'nin esrar içerek sızmasını fırsat bilen genç kız, kaçarak kendini sokağa attı. Polisler tarafından baygın halde bulunan F.G., hastaneye kaldırıldıktan sonra ailesine haber verildi. Kezban Güllü, hastane yetkililerinin "Yapılacak bir şey yok" demesi üzerine kızını eve götürdü Korkunç olayı göz yaşları içinde anlatan anne Kezban Güllü, "Kızımı kaçırdı. Bir gün kızımın yanına gittim ve elinin kesik olduğunu gördüm. Ne olduğunu sorduğumda, mermer düştüğünü söyledi. Ama ben bir şeyler olduğunu anlamıştım. Bir gün sigara kağıdının üzerine 'beni kurtar anne' diye bir not yazarak verdi. Ama yalnız olduğum için elimden bir şey gelmedi. 3 ay sonra polis beni aradı ve kızımın hastanede olduğunu söyledi. Hastaneye gittiğimde kızımı tanıyamadım. Şok olmuştum. Kızımı eve getirdim. Polislerden yardım istedim. Fakat adamın adı, soyadı, adresi belli olduğu halde bir türlü adamı yakalayamadıklarını söyleyerek bana yardımcı olmadılar. O adamın bir an önce yakalanıp cezasını çekmesini istiyorum. Korkuyoruz, sokağa çıkamaz durumdayız. Hala bizi tehdit ediyor. Bizi arayarak küçük kızımı da kaçıracağını söylüyor" dedi. "

14.01.2005 17:15:22
Tamda bahsettiğim bu yasalar bu insanları sakatlıyor.Ölüm cezası bölümünde bunun cevapları var.

14.01.2005 17:15:48
"suça teşvik eden unsurların yargılanması"
bence de çözüm bu noktadadır..
kaldı ki piskosalakangut tiplerin (yürü beeea!!) suça kattığı yeni anlamlar veya suçun anlamını taşırdıkları anlar bizi aldatmamalı..
aksi halde;
"ölümü göze almış bi insan, her suçu işleme hakkına sahiptir" gibi bir sonuca da varabiliriz..

işte suç diye buna derim ben  :specool:

 :blink: olm dur len adam gibi iki dakka.. senin başına gelsin de o zaman anlarsın..

14.01.2005 17:21:08
Benden bahsediyorsan başıma geldi.

14.01.2005 17:37:22
yok yok..senden bahsetmiyom.. kendimden bahsediyom..

torq 15.01.2005 12:40:59
Alıntı

İşte size bir haber

" Ev sahibinin oğlu H.G. (30), Kezban Güllü'nün 16 yaşındaki kızı F.G.'ye duygularını açıklayarak onunla evlenmek istediğini söyledi. F.G.'den yanıt alamayan ve evlenme teklifi reddedilen H.G. tacizlerini sürdürdü. Kezban Güllü, olayın büyümesi üzerine kızlarını da alarak başka bir semte taşındı. Uzun süre Kezban Güllü ve kızlarını arayan H.G., ailenin izini bulduğu adreste F.G.'yi zorla kaçırdı. Genç kızı ailesiyle birlikte yaşadığı eve getiren H.G., burada F.G.'ye 3 oy boyunca tecavüz ederek, işkence yaptı. H.G., zorla esrar ve içki içirerek kafasını satırla ezdiği, tırnaklarını çektiği, vücudunu bıçak darbeleriyle yaraladığı, kalasa bağlayarak üzerinde sigara söndürdüğü ve idrarını içirdiği genç kıza uzun süre işkencelerini sürdürdü. F.G.'nin ailesinden istediği yardımlar da sonuçsuz kaldı. Bir gün H.G.'nin esrar içerek sızmasını fırsat bilen genç kız, kaçarak kendini sokağa attı. Polisler tarafından baygın halde bulunan F.G., hastaneye kaldırıldıktan sonra ailesine haber verildi. Kezban Güllü, hastane yetkililerinin "Yapılacak bir şey yok" demesi üzerine kızını eve götürdü Korkunç olayı göz yaşları içinde anlatan anne Kezban Güllü, "Kızımı kaçırdı. Bir gün kızımın yanına gittim ve elinin kesik olduğunu gördüm. Ne olduğunu sorduğumda, mermer düştüğünü söyledi. Ama ben bir şeyler olduğunu anlamıştım. Bir gün sigara kağıdının üzerine 'beni kurtar anne' diye bir not yazarak verdi. Ama yalnız olduğum için elimden bir şey gelmedi. 3 ay sonra polis beni aradı ve kızımın hastanede olduğunu söyledi. Hastaneye gittiğimde kızımı tanıyamadım. Şok olmuştum. Kızımı eve getirdim. Polislerden yardım istedim. Fakat adamın adı, soyadı, adresi belli olduğu halde bir türlü adamı yakalayamadıklarını söyleyerek bana yardımcı olmadılar. O adamın bir an önce yakalanıp cezasını çekmesini istiyorum. Korkuyoruz, sokağa çıkamaz durumdayız. Hala bizi tehdit ediyor. Bizi arayarak küçük kızımı da kaçıracağını söylüyor" dedi. "

R.in P. yazdığın yazının yorumuna geçmeden önce tüm toplumun bilmesi gereken bir konuyu açıklığa kavuşturmak gerek. Gazetelerde haber adı altında çıkan yazıların yarısından çoğu atmasyon, uydurma ya da çarpıtılmıştır. Bunu bilen çok küçük bir azınlık da sesini duyuramadığından büyük bir okuyucu kitlesi yazılan haberi doğru kabul edip üzerinde yorumlar yapar. Bu haber de bir olaydan yola çıkılarak yazılmış bir senaryoya benziyor. Olayın gerçek unsurlarını ortaya çıkarmak yerine kulaktan dolma bilgilerle halkın ilgisini çekecek şekilde yazılmış. Ben de biraz yorumlayayım istersen.

1) FG 16 yaşında ise kendi başına haklarını kullanamaz ve bu nedenle kendisi hakkındaki tüm kararları veli sıfatıyla anne ve babası verir. Eğer bir şahsın kendi kızınızı zorla kaçırdığını polise ihbar ederseniz,  adamı hemen yakalayıp savcının karşısına çıkarırlar ve annesini babasını çağırırlar. Eğer kızın annesi şikayetçi olursa ve kıza işkence ya da tecavüz söz konusu ise, kızı annesine teslim ederler ve adamı hapse atarlar.
2) Senin yazdığın habere bakılırsa, adam en azından 4 ya da 5 suçu işlemiş ve bu suçlardan tahminen 10 yıl hapis cezası yiyebilir. Böyle birinin şikayet sonucu serbest kalması söz konusu olamaz.
3) Olayda her ne kadar kızın işkence gördüğü ve kaçmak istemesine rağmen kaçamadığı söyleniyorsa da,  böyle durumlarda gerçek göründüğü gibi olmayabilir. Genellikle işin içyüzü ve dışavurumu farklı olduğu halde bu durum haberde olduğu gibi görünmeyebilir.

Haberin durumunu ortaya koyduktan sonra şunu söylemek isterim. Cezanın asıl amacı, toplumda düzgün yaşayan insanların rahat etmeleri için suçu işleyen ya da akıl hastası olan kişileri tecrit etmektir. Eğer insancıl bir yapılanma söz konusu ise, cezaverinde cezasını çeken insanlara bir meslek edindirme ile topluma kazandırma çalışması yapılabilir. Buna da cezanın ıslah etme yönü diyebiliriz.
 

17.01.2005 10:16:09
torg ilgin için öncelikle teşekkür ederim. Söylediklerin oldukça doğru ve benimde bildiğim şeyler. Evet belkide uydurma bir haber ama bunun uydurma olması bu tip olayların yaşanmadığı anlamına gelmiyor. Bu olay örnek için, o an tesadüf ettiğim bir haber olduğu için kullanıldı burda.

Benim burda sorgulamak istediğim suç ve cezanın varlığı değil. Benim sorgulamk istediğim ilk mesajımda alıntı yaptığım iki arkadaş gibi düşünen insanların bu yapılana karşı ne gibi bir savunma getirecekleri. Çünkü ısrarla cezalandırmanın yanlış olduğunu belirtiyorlar.

Sormak istiyorum arkadaş demişki ; "ben suçludan çok suça teşvik eden unsurların yargılanması taraftarıyım." Şimdi bu adam, sırf bir kız kendisini istemedi diye onu kaçırıp ona işkence eden bir adam. Belki geçmişte yaşadığı bir takım olaylar yüzünden bu şekilde bir ruh hastası durumunda ama bu onu haklı çıkarır mı kıza yaptıklarından dolayı? Ki hiç zannetmiyorum geçmişten gelen bir etki olsun. Bu herif düpedüz "erkeklik gururu" incindi diye, "vay sen kim oluyorsun da beni istemiyorsun" zihniyetiyle yaptı bu işi.  

gene arkadaş demişki; "tecavüz, hırsızlık, öldürme,... keyfi  olmazlar" Bu hayvanın yaptığı keyfi değil ha gel onu benim külahıma anlat.

Zaten arkadaş verecek cevap da bulamamış...

Diğer arkadaş ise;" ben hapislerin, işkencelerin, ağır cezaların, müebbet hapislerin çirkin yöntemler olduğunu düşünmekle beraber, hem kişiye, hem de topluma fayda sağlamadığını düşünüyorum." demiş.

Şimdi bu adamı toplumdan dışlarsanız düzelir mi sanıyorsunuz. Kendinizi kandırırsınız ancak. Zaten adam olsaydı, insan olsaydı, bu yaptığını yapmazdı. Küstüm senle konuşmuyorum diyerek bu hayvanı adam edemezsiniz.

Sanal ortamda ütopik şeyler tartışılarak biryerlere varılmaz arkadaşlar. Ve herşeyin bir gelişim süreci vardır. Bir şeyin iyi olması için öncelikle mevcut koşulların düzeltilmesi lazımdır. Size belki çok dehşettengiz gelebilir ama bazen vücudu kurtarabilmek için kangren olan yeri kesmek gerekir. Ayılın lütfen. Abeste iştigal etmenin anlamı yok. Gerçekler konuşulup, tartışılmalı.  

Benim burda tartışmak istediğim günümüz dünyasında her toplumda geçerli olan cezalandırmaların şeklinin tartışılmasıydı. Her türlü haltı yemiş herifler 5-10 yıl hapis yatıp ortalıkta fing atarken, baklava çaldılar diye en ağır şekilde cezalandırılan çocukların durumunu tartışmaktı. Ama.....

(Bu arada hayvanlardan özür dilerim, bu tip yaratıkları hayvan olarak nitelendirmek çok yanlış farkındayım. Çünkü hiçbir hayvan diğerine bir insanın başka bir insana yaptığını yapmaz)
 

deniz 17.01.2005 11:59:22
Alıntı
Sormak istiyorum arkadaş demişki ; "ben suçludan çok suça teşvik eden unsurların yargılanması taraftarıyım." ...

.. Zaten arkadaş verecek cevap da bulamamış...

 
susmak, cevabın olmadığı anlamına gelmez.  :islik:  

Leonardo 17.01.2005 13:08:13
adamın zararsız hale getirilmesi bence iyi olur. Bunun çeşitli yöntemleri var.

-İdam cezası
-Hapishane
-ya da tedavi edilmesi.

suçluyu suça iten neden kendisidir. zor bi çocukluğu olmuş olabilir de o zaman toplama kampından sağ kurtulan yahudiler niye seri katil olmuyor?

ben yapmadım toplum yaptırdı diye bi mantık yok yane.

ama bence yine de üçüncü yol en iyisidir. bu adam (eğer öyle biri varsa) hastadır. bizim yardım etmemiz için var.
 

17.01.2005 13:20:41
Alıntı
suçluyu suça iten neden kendisidir. zor bi çocukluğu olmuş olabilir de o zaman toplama kampından sağ kurtulan yahudiler niye seri katil olmuyor?

 
Filistin'de, Gazze'de yapılan cinayetleri kimler işliyor?

17.01.2005 13:21:40
suçluların gerçek suçlulardan korunması gerekiyor. bir "suçlu" olmadan bunu anlamak zor değilse de imkansız.
  bütün ceza yasasıyla sadece tek bir ilişki olabilir o da yok etmek üzere. ölüm cezası var/yok manasız.
  işe dibinden potansiyel olarak ve gerçekten suçlu olanlarla ve halihazırda örgütlenmiş suçlularla bir ilişki kurarak başlamak bu tartışmayı gereksiz kılacak bir zemin hazırlamak için ilk adım olabilir.
  ahlaki olmayan suçlar özellikle dahil buna. ahlaki suçlar konusunda ne yapılabilir bilmiyorum (namus cinayeti vs.)
  bunlar da çok ütopik görünebilir ama başka bir yol yok zaten. sistem bir çok noktadan delinemez durumda.
  böyle ütopik de dedim ama biraz da geçmişte yaşanmış örneklerden ilham alıyorum. örneğin hırsızların kendi ağlarını kurdukları örnekler var. fransa'da felan yüzlerce kişiye ulaşmışlardı. 20 y.y'ın başlarında sanırım. böyle devasa (hırsızlık açısından) bir ağın üstelik ahlaki sebeplere dayanarak, bir nevi robin hood'luk yaparak bu işi yapması da ayrıca ilham verici.
  demem o ki bu tartışmaların yeri sokaklar aslında.
 

deniz 17.01.2005 13:29:48
sstem suçluları üretiyor.

nasıl ki insanlar aç oldukları halde paraları yoksa çalarak açlıklarını giderirlerse,
diğer tüm suçlarda da tatminsizlik, haksızlık, açlık, eşitliksizlik,... sistem tarafından üretilir.
sistemi oluşturan siyaset, ahlak, din, kültür, tarih, ... in hatalı oldukları yerlerde suçlular üretilir ve sistemi rahatlatılır. ama bedelini suçlu denen insanlar öderler.

17.01.2005 13:45:59
ben zaten toplumdan dışlanmayı bi çözüm olarak sunmuşum dikkat edersen.

fakat mesele burda değil, ve aklına takılan noktayı anladım.

sen bu eylem veya eylemlere maruz kalan insanların "öc alma hakkı"nı savunuyorsun.

arkasında bir neden olabilir, ama buna maruz kalan insanın tatmin olması için yapan kişinin öldürülmesi gerekli dii mi? ortaya geri dönüşü olmayan birşey var ve tatmin için toplumsal bir mekanizma o kişiyi öldürmeli.

aslına bakarsa "tecavüz"ün arkasındaki erkeklik-kadınlık vb. olgular toplumsaldır.

erkeklik ve kadınlığın biyolojik anlamının dışında bir de toplumsal anlamı vardır bizde.

erkekliğini ispatlamak, erkekliğini, namusunu kurtarmak için adam öldürmek, kan davası, kısasa kısas, evet bunlarda şu islam adlı dinin kalıntıları, evet bütün bunların hepsi topluma işlemiş durumda..

şu cevabı istiyorsun sanırım..bir savunma bekliyormuşsun ya..

evet, bu derece çok yönlendirmenin ve otoritenin ki bunlar din, aile, milliyet, erkeklik, namus, devlet hepsi.., bunların olduğu toplumsal yapıda insanları dizginlemek için mahkemelerde olmalı, ordu da olmalı, polis de olmalı, gerekirse dinci-gericilikte olmalı..ki devlet bile gerektiğinde dinciliği, gerektiğinde laikliği desteklemekte..

devlet ve beraberinde toplum sürekliliğini devam ettirmek için herşeyi yapacaktır..gerektiğinde ölüm cezasıda uygulanır.

eşcinsellikte aynı toplumsal reflekslerle kötüleniyor, neden, istenildiği şekilde üremeye engel çünkü. süreklilik önünde engel.

tecavüz ve cinayette benzer şekilde..

nietzsche diyordu galiba.."asıl erdem diye cinayeti, hırsızlığı kutsamalılardı."

deniz 17.01.2005 13:51:29
bir de suçun kime/neye karşı işlendiği de önemli.

mesela tc nin genel aflarından her zaman ayrı tutulan grup siyasi tutuklulardır.
tc hırsızları, katilleri, tecavüzcüleri, salıvermekte hiç bir hakkı yokken (çünkü bunlar kişilere karşı işlenmiştir. eğer kısas gereği ceza çekiyorlarsa bağışlayacak olan mağdur duruma düşenlerdir) siyasi tutuklulara af hakkı vermemektedir.

bu da hukukda önceliğin, hakların gaspının bir örneğidir.

17.01.2005 14:05:32
evet, bu önemli.

özgürlüğü önyargı edinmeye çalışan bir insan olarak, suçu, başka bir insanın özgürlük alanını kısıtlamak olarak tanılmayabilirim.

yani özgürlük herkes içinse, birey ve toplum özgürdür denebilir.

bu noktada esasen devlet en büyük suçu işliyor.

cinayet, tecavüz vb. konulara gelince, toplumsal altyapıları ortadan kalktığında, yani nedenler ortadan kalktığında bir sonuç olan suçun büyük ölçüde azalacağına inanıyorum.

fakat bireyler arası anlaşmazlıklar vb. her zaman var olabilir.

suçu tamamen ortadan kaldırmak için "robot" gibi insanlar yaratmak gerekir bu yaratma evresinde pek çok kurumu kullanmak zorundasın, ordu, devlet vb. yani o zaman gerçek suç bu toplumu robotlaştırmak olur. kendi içinde çelişmiş olur.

heh..işte o anlaşmazlıklar içinde, toplumdan dışlama yöntemini önerebilirim şu an için, aklıma başka birşey gelmiyor. bu naif bir öneridir, yani derin bir konu.


Sayfa: [ 1 ] 2