SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Serbest Bölge

Konu: Irak'lı çocuktan...

Sayfa: [ 1 ]

asya 24.04.2008 16:16:31
IRAK Savaşında babası ölen ve kendisinin de bacakları kopan Müslüman bir çocuğun savaşı yöneten Tommy FRANKS’ a yazdığı şiir.

Merhamet hür dünyaya bu kadar mı ıraktı?

Ben Basralı Ömer,
Belki haberin yoktur diye yazıyorum Mr. Franks.
Önce demokrasi yağdı göklerimizden,
Sonra özgürlük geçti üstümüzden palet palet.
Ve insan hakları namlularından saniyede bilmem kaç adet.
Demokrasi bizim eve de isabet etti
Bir gün sonra anladım koptuğunu ayaklarımın.
Tam on sekiz adet insan hakları saymışlar vücudunda babamın.
Annem yoktu zaten, ben doğarken ilaç yokluğundan ölmüş
Ambargo falan dediler ya, anlamadım, çocukluk akli iste
Oluşmadan sökülmüş.
Sizde de barış böyle midir Mr. Franks?
İnsan hakları çocukları yetim ve ayaksız bırakır mı orda da?
Düşer mi ayın kan gölüne aksi
Güpegündüz düşer mi pazar yerine demokrasi?
Zenginlik insanları korkudan uykusuz bırakır
Kuşlar gökyüzünü terk eder mi orda da?
Babamla mırıldandığım son dua dilimde, ayaklarım hastanede
Ve giymeye kıyamadığım pabuçlar kaldı elimde.
Çocukların var mı Mr. Franks?
Al, oğluna götür onları bari işe yarasın
Kim bilir belki baktıkça bazen beni hatırlasın.
Bu nasıl demokrasi Mr. Franks?
Düştüğü yeri yaktı
Merhamet hür dünyaya bu kadar mı IRAK ' tı?


24.04.2008 16:18:56
Güzel ama trajikmiş. Üzerine söylenecek pek birşey yok maalesef...

gobilibozo 24.04.2008 20:16:39
Ebu Garib Hapishanesinden Nur’un Mektubu
Büyük izlemek için tıklayın

Ebu Gureyb’de ABD askerlerinin tecavüzüne maruz kalan Iraklı kardeşimiz Nur’un mektubu:

Halkıma, Ramadi’nin, Halidiye’nin ve Felluce’nin insanlarına; erdem ve onurlarını kaybetmeyen tüm dünyadaki insanlara…
Bu size, Amerikan-siyonist hapishanesi Ebu Garib’ten kardeşiniz Nur’un mektubudur.
İnanın buradaki aşağılanmayı, sefaleti ve haysiyetsizliği size nasıl anlatacağımı, kelimelere nasıl dökeceğimi bilemiyorum.

Siz sıcak evlerinizde karınlarınızı doyurup, sevdiklerinizle bir arada otururken bizim maruz kaldığımız aşağılanma ve çektiğimiz açlığı, sizler su içerken çektiğimiz susuzluğu, sizler derin uykuda iken Amerikalılar’ın bize yaşattığı uykusuz geceleri, sizler giyinikken bizim yaşadığımız çıplaklığı, bizi soyup önlerinde sıraya dizmelerini nasıl anlatabilir, nasıl kelimelere dökebilirim…

Ey kardeşlerim; kamyonlarınızı ve arabalarınızı Amerikan malları taşırken gördüğümüzde kalbimiz sıkışıyor. Çünkü o araçlar benim halkıma ve ülkeme ait.


Yüreğim kan ağlayarak şöyle diyorum: Allahım! Benim insanlarım, haysiyetlerini ve şereflerini bir avuç Amerikan Doları’na satmış. Yaşadıklarımızı ve kirletilen onurumuzu düşündükçe gözlerimden yaşlar boşanıyor.


Ey kardeşlerim;


Amerikalılar’ın elinde ne ızdıraplar çektiğimizi, ne acılar yaşadığımızı, Allah aşkına, nasıl anlatıp nasıl kelimelere dökeyim.


Kardeşlerim;


Allah’a yemin ederim ki, yaşadıklarımızı dile getirmekten acizim. Bundan ar ediyorum. Ama yine de kelimelere sığınarak size olanları anlatacağım. Amerikalılar’ın bizlere yaptığı haysiyetsizlikleri, çektirdiği eziyeti, işkenceyi ve aşağılanmaları elimden geldiğince anlatacağım…


Hayvani zevklerinin aracı olmadığımız, kendimizi şehvetlerine teslim etmediğimiz için bizi nasıl öldüresiye dövdüklerini ifade etmeme izin verin…


Siz ey bizim dini liderlerimiz olarak ortalarda tozup gezenler!


Amerikalılar’ın bize reva gördüğü bu cinsel ve hayvani eziyetler karşısında hâlâ nasıl oluyor da açık alınla ortalarda görünebiliyorsunuz?


Peygamber Efendimiz’in en değerli hazineniz buyurduğu haysiyet ve şerefinizi çiğnetmekten pek sıkılmış gibi görünmüyorsunuz.


Bizi ve kendinizi birkaç dolar kırıntısı karşılığında pazarlardaki köleler gibi Amerikalılar’a ve Siyonistler’e mi sattınız? Haysiyet ve şerefinizi ne çabuk kaybettiniz?


Allah’ın bizi sizlere bir emanet olarak verdiğini ne çabuk unuttunuz?


Hani bizleri koruyacak, besleyecek ve namusumuzu asla çiğnetmeyecektiniz? Ne oldu size, verdiğiniz söze?


Amerikalılar, Ebu Garib’te namusunuzu her gün ayaklar altına alıyor. Mektubumu okuyanları, Allah adına, Ebu Garib Hapishanesi’ndeki vahşiliklere dur demeye çağırıyorum. Buradaki, insanlığa sığmayan işkenceleri durdurmak için sesinizi yükseltmeye davet ediyorum. Burada yapılanlar, Siyonistler’in hapishanelerde Filistinli gençlere ve kadınlara yaptıklarından daha berbat.


Orada fiziki işkence yapıyorlardı. Oysa burada her gün ırzımıza geçiyorlar. Vahşi, kana susamış hayvanlar gibi bedenlerimize saldırıyorlar. Avazımız çıktığı kadar çığlıklar atıyoruz ama kimsenin bizi duyduğu yok!


Eğer kalbinizde, ruhunuzda bir zerre insanlık, haysiyet, onur ve şeref varsa, birleşin ve bu hapishaneye saldırın. Gelin ve kurtarın bizi!


Elinize geçen bütün silahlarla bu hapishaneye saldırın! Hem onları hem de bizleri öldürün!


Biz çoktan ölüme razıyız. Burayı yerle bir edin!


Hepimizin karnında onların ***leri var! Çoğumuz hamileyiz! Biz dünden ölüme razıyız!


Size yalvarıyoruz; gelin ve kurtarın bizleri! Size, ailelerimize ve ülkemize daha fazla utanç vermemek için ölmek istiyoruz! Bizi öldürün! Size yalvarıyorum; Allah için bizleri, Amerikalılar’ı ve onların ***lerini öldürün!


Allah rızası için! Size yalvarıyoruz.


Bacınız Nur. (10 Nisan 2004)
 
Bende bu mektubu yayımlamak istedim,yanı başımızda cereyan eden olaylar ve bizim ölüm uykumuz,bir acıyı yaşamak için illa bizim başımıza gelmesimi gerekiyor bilmiyorum,ama bildiğim bir şey var suskunluğun cezası suçu işleyen ile birdir,basralı ömer ile ebu gureyb'den bizi kurtarın diye değil bizi öldürün diye haykıran küçük  nur'un başına gelen felaketlerin hepsine ortak olmak duygusu beni çok üzüyor...İşgalin 5. yılı ''barış'' hala gelmedi!!

nzn 27.04.2008 16:16:21
şu ya da bu şekilde bitirdik kendimizi...
ömerin hayatını esir almış bombalar,başından bomba yağmayanın herhangi bir çocuğun hayatı ipotekli...
nurun bedenini yağmaladılar,ötekilerin ruhunu.kimsenin bacısı olma nur.kimseyle bir kurbiyetin olmasın.bil ki, sana acıyanlar senden farklı değiller...


Sayfa: [ 1 ]