SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Dış Politika

Konu: Terör örgütleri

Sayfa: [ 1 ] 2

deniz 10.01.2005 09:46:03
Aşağıdaki bilgiler Türk Devletinin görüşleri çerçevesinde yayın yapan bir site den alınmıştır.
 

deniz 10.01.2005 09:53:11
TERÖRİZMİN DOĞASI ve TANIMLARI

A. TERÖRİZMİN DOĞASI

Terör, sosyal, ekonomik, politik yönleri bulunan çok yönlü bir olgudur. Terörizmin varlık nedenleri, demokratik bir toplumda sıradan insanların yaşamlarında, mesajları ile gizli ya da açık, belirleyici bir parametre olarak etkinlik kazanmaktadır. 1

Terörizmin asıl amacı, şiddet kullanarak siyasal değişime yol açmak ve siyasi otorite ya da hedef alınan siyasi güç unsurlarının siyasi davranışını etkilemektir. Terörist eylemler, önceden tasarlanmıştır ve belirli bir eylemin doğrudan kurbanlarına nazaran daha geniş bir hedef kitlede psikolojik etki yaratmayı hedeflemektedir.

Şiddetin düzeyleri, ihlal edilecek sosyal normlarla doğrudan ilintilidir. Toplumsal güvenlik ve huzuru ihlali en üst düzeye çıkararak siyasi karar alma mekanizmalarının ve karar alıcılarının üzerinde baskı kurmak amaç edinilmiştir. 2

Terörizmin asıl gücü, yol açtığı can ve mal kaybında değil, doğurduğu tepkide yatmaktadır. Terörizmde yaratılmak istenen psikolojik etki, olaydan çok daha büyüktür. Terörizmin etkisi, yaptığı fiziksel tahribatla değil, uyandırdığı psikolojik tepki ile ölçülebilir. Teröristler, gösterişli ve heyecan yaratıcı eylemlerle kamuoyunu sarsarken, resmi otoriteleri de kendilerine karşı harekete geçirirler, iddialarını davalaştırırlar. 3

Terörizm, örgütlü ve maksatlı bir eylemdir, koşullara kendiliğinden bir tepki niteliğinde değildir. Yasadışı olması nedeniyle terörizm, toplum tarafından kabul edilemez şiddeti içerir.4 Toplumda meşru güç kullanma yetkisi, hukuki meşruiyetle belirlenen çerçeve içinde, devlet otoritesine aittir.

İster bireysel, ister yasadışı gruplarca, isterse teröre devlet desteği veren ülkelerce uygulansın, terörün tanıtıcı özelliklerinden biri, kendi haklılığını, başkasına haklı olma hakkını tanımayan "fanatik" biçim ve ölçülerde söylem haline getirmesidir. 5

Terörizmi diğer şiddet olaylarından, örneğin adi cinayetlerden ayıran başlıca belirgin yönü, eylemci bireylerin eyleme, kendilerine özgü meşruiyet anlayışlarının evrensel bir genel-geçerlik taşıdığı iddialarını katmasıdır. 6

Walter Laqueur, terörle ilgili yaygın kabul gördüğü düşünülen bazı önermelerin eleştirisini yapmıştır.7

Laqueur'a göre;

1. "Siyasal terörün yeni ve eşi görülmemiş bir olgu olduğu" iddiası yanlıştır. Çünkü siyasal terör, çok daha eskidir. Değişen, terörün görünümüdür.

2. "Terörizmin aşırı sol siyasi eğilimin bir aracı olduğu ve devrimci bir karakter taşıdığı" görüşü yanlıştır. Çünkü, teröristler, eşitliğe, kardeşliğe, özgürlüğe inanmadıkları gibi, "seçkin ve küçük bir azınlığın tarihsel misyonu"ndan bahsetmektedirler.

3. "Terörizmin, toplumun gerçek ve temel sorunları olduğunda ortaya çıktığı, bu sorunlar çözüldüğünde ortadan kalktığı" iddiası yanlıştır. Çünkü, toplum içinde mutlaka, bazı şeylerin kötü gittiğini ve değişiklik olması gerektiğini düşünenlere rastlanacaktır. Geçen yüzyılın terörist hareketleriyle ilgili yapılan bir değerlendirme; şiddetin despotizmin en kötüsünde değil, keyfi demokrasilerde ya da etkisiz otoriter rejimlerde gözlendiğini ortaya koymuştur. Örneğin Nazi Almanyası ve Faşist İtalya'da terör örgütlerine rastlanmaz.

4. "Terörün yüksek derecede etkili olduğu" tezi de yanlıştır. Terör gürültücüdür, korku yaratır; ancak tarih, terörün sonuca ulaştığını göstermemiştir. Bir devlet, daima, kendi yetkilerini kullanmasını önlemeye çalışan teröristlerden daha kuvvetlidir.

5. "Terörizmin önemi, silahların yıkıcı gücünün artmasıyla büyük oranda artacaktır" iddiası da, ancak daha geniş kapsamlı bir problemin küçük bir parçasını oluşturmaktadır.

6. "Siyasal amaçlı teröristlerin daha entelektüel ve sıradan suçlulardan daha az zalim olduğu" tezi de temelsizdir.

7. "Teröristlerin yoksul, zavallı ve umutsuz insanlar oldukları" savı yanıltıcıdır. Çünkü, modern uluslararası terör örgütleri, hükümetler ve sermaye gruplarından büyük paralar almakta ve en sofistike silahlara bile sahip olabilmektedir.

Vurgulanması gereken diğer bir husus da, terörizmin, teknolojik gelişmelerin etki ve katkısıyla sürekli çehre değiştirmesidir. Akıl almaz bilimsel ilerlemeler, yine akıl almaz terör eylemlerine ortam hazırlayabilmektedir.

Teknolojik gelişmeler, günümüzde uluslararası terörizm için yeni olanaklar sunmaktadır. Özellikle ulaşım ve haberleşmeye ilişkin teknolojik yenilikler, teröristler için yeni ve etkili terörist eylem araçlarını sağlamaktadır.8

Kentleşme de, terörizm için yeni ve avantajlı bir toplumsal olgudur. Kentler, hedef çokluğu, hareketlilik, iletişim, kuralsızlık ortamı ve taraftar kitlesinin oluşturulması itibariyle, teröristler için önemli bir faaliyet vasatı teşkil etmektedir. 9

Terörizmi doğuran nedenleri ise, devlete karşı direnmeye yol açan toplumsal arka-plandaki vasatta aramak yerinde olacaktır. Esas itibariyle bu olgular terörizme ortam sağmakta, terörizmi motive etmekte ve terörist hareketleri doğurmaktadır. Bu olgular, şu şekilde sıralanabilecektir: 10

1. Teröre yol açan nedenlerden biri, toplum içerisinde sosyal-ekonomik-politik sorunları ve talepleri bulunan grupların varlığıdır. Örneğin etnik-dini azınlıkların bulunduğu toplumlarda terörist hareketlerin ortaya çıkabilmesi için uygun vasatlar oluşabilecektir

2. Diğer bir neden, siyasal katılıma olanak sağlayan fırsatların bulunmaması ya da bu fırsatların yeterli düzeyde olmamasıdır.

Bu çerçevede Martha Crenshaw, terörizmle ilgili şu önermeleri sunmaktadır: 11

1. Terörizmi, belirli bir ideoloji ile sınırlamak yanlıştır. Teröristler devrimci, ayrılıkçı ya da yabancı işgalcilere karşı savaşan milliyetçi gruplar niteliğinde olabilir.

2. Aşırı grupların terörizme sığınmasının politik etki yaratmak amaçlı olduğunu söylemek, bütün bu grupların kesin ve gerçekçi amaçları olduğunu söylemek anlamına gelmemektedir.

3. Terörizmin bir amacı da, hükümet faaliyetlerini baltalamaktır. Rejime karşı doğrudan saldırılar, güvensizlik ve moral çöküntüsü oluşturmak amacındadır.

4. Terörizm, toplumsal yapıda sempatiler uyandırmak ya da düşmanlıklar oluşturmak amacındadır.

5. Terörizm, siyasi otoritenin kendisine karşı bir karşı-reaksiyon göstermesini beklemektedir. Gösterilen karşı-reaksiyonun niteliği, "rejimin kötülüğü"nü göstermek için terör örgütü tarafından istismar edilebilecektir.

6. Terörizm, terör grubunun iç yapısına kontrol, disiplin ve moral aşılama amacını da taşır ve bazı eylemler örgüt içi disiplinin sağlanması ve muhafazasına yöneliktir.

 

deniz 10.01.2005 09:53:52
B. TERÖRİZMİN DOĞASINDAKİ MEDYATİKLİK

Terörizm, kamuoyunda korku yaratmak üzere şiddet kullanma stratejisi olarak karşımıza çıktığına göre, kamuoyu, terör eylemlerinden ne kadar etkilenirse, terörün bir psikolojik olay olarak kamuoyunda yerleşmesi de o kadar kolaylaşacaktır. Bu tarz bir psikolojik etkiyi medyadan başka sağlayacak araç bulunmamaktadır.12

Bu nedenden dolayı sosyo-politik mesajlarının yayılması ve eylemlerinin amacına ulaşmasında medya, terör örgütleri için vazgeçilmez bir tanıtım aracı niteliğindedir. Bunu ortaya koyan diğer bir unsur da, terör eyleminin kendisinden çok, psikolojik etkisinin hedeflenmesidir. Eylemin ne kadar etkili olduğunun bir ölçüsü ise, medyanın dikkatini çekme düzeyinde bulunmaktadır. 13

Bu kapsamda terör örgütlerinin, medyanın nelere dikkat ettiği ve nasıl çalıştığına bakarak, eylem hesapları yapmakta olduğu ifade edilebilir. Bu gerçekleştiğinde ise, eylemin sosyal etkisine ulaşılmaktadır.

İkincisi, olabilecek en büyük psikolojik etkiyi yaratmak için, terör, bir davranış olarak medyayı yanıltmayı seçer. Bu manipülasyonda, eylemle birlikte, devletin ve hükümetin zaafı bütünleştirilir, saldırı konusu olan hedefin kimliği yoluyla da eylemin kamuoyunda içselleşmesi ve rasyonelleşmesi hedeflenir.

Üçüncüsü, terör, devletin güvenlik güçlerini baskıcı konuma getirmeyi başardığında, toplumda hedeflediği kutuplaştırma ve radikalizasyonu sağlayacaktır.

Başta televizyon olmak üzere, medya ve teröristler, bazı açılardan birbirlerine ihtiyaç duyan unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Televizyon (ya da genel olarak kitle iletişim araçları) olmadan terör örgütleri, toplumda hiç bir zaman hedeflediği düzeyde psikolojik etkiyi yaratamayacaktır.

Medya-terör örgütleri ilişkisi, terör örgütlerinin medyayı bir araç olarak kullanma yaklaşımı bağlamında, uzun vadede terör örgütlerinin güç ve etkisini artıran yeni eylemlere yol açmıştır. Önceleri birinci sayfadan verilen eylem haberlerinin, çekiciliğini yitirerek iç sayfalara kaydırılması karşısında terör eylemleri, yeni varyasyonlarla karşımıza çıkmaya başlamıştır. Bu anlamda yenilik, değişiklik arayışının kullanılması ya da istismarı, medya ve terörün ortak paydasıdır. 14

İdeolojik motiflerden yola çıkan bir terör eylemi, üç aşamada işlem görmektedir: 15

1. İlk aşamada, taktik amaç vardır ve uygun hedefe saldırılır.

2. İkinci aşamada, eylemin etkili olması dolayısı ile stratejik amaç gerçekleştirilir ve medya yolu ile ideolojik mesaj verilir ve sözkonusu mesaj, topluma yaygınlaştırılır.

3. Üçüncü aşamada ise, hedeflenen psikolojik etkinin ortaya çıkması beklenir.

deniz 10.01.2005 09:54:36
C. TERÖRİST BİREYİN PSİKOLOJİSİ

Teröristler, genelde psikolojik yapılarında belirli bozuklukları olduğu için şiddet yolunu seçen ve topluma uymayan kişiler olarak düşünülür. Ancak bu konuda yapılan araştırmalarla elde edilen sonuçlar, değişik bazı yaklaşımları da içermektedir.

Bir yaklaşıma göre, bireyler şiddet eylemleri yapmak üzere terör yoluna sapar ve psikolojik yapılarında yeralan söylemlerine yansıyan sahip oldukları özel mantığın, giriştikleri şiddet eylemlerinin mazereti olduğunu ileri sürerler. Bu mantık doğrultusunda teröre başvuran kişiler, toplumun, devlet otoritesinin yani "onların" tüm kötülüklerin kaynağı olduğu ve haklı bir hiddetle dolu "özgürlük savaşçısı" olan kendilerinin bu toplumu "düzeltmek" ve böylece "kötülüklerden kurtarmak"la görevli olduklarına inanırlar ya da bunu savunurlar. 16

Terörizmin psikolojik veçhelerinden birisi, şiddeti, içeriği belirsiz, herkesin zihninde başka biçime giren, soyut, "kutsallaştırılmış" ideallere ulaşmanın bir gerekçesi olarak sunmasıdır. Gerçekten de şiddetin kullanana ve terörün yaratana bir güçlülük, başkalarının hayatı üzerinde bir denetim ve iktidar kazandırdığını inkar etmek mümkün değildir.

Ölümü, tutsaklığı ve işkenceyi serdengeçtilere özgü bir umursamazlıkla göze alan terörist, bir yandan kendi varlığını bu kıldan ince köprü üzerinde daha keskinlikle hissederken, öte yandan da yaşama ve ölüme hükmedebilmenin verdiği "tanrısal bir kudret"i taşımanın hazzını yaşamaktadır. Teröristi yaratan, ölümün bireysel cazibesi, gerekçesini sağlayan da, değiştirmek istediği koşullara ilişkin söylemidir. 17

"Terörist", kendi gözünde bir savaşçı, bir devrimci, bir mücahit; kendince "meşru" olan bir gayeye hayatını hiçe sayarak başını koymuş olan bir "kahraman"dır. Polisin, basının, mahkemelerin, yığınların onu katil olarak görmesi, kendi algılama ve olayları değerlendirme biçimini (en azından, eyleminin sonuçlarıyla ilk yüzleştiği ana kadar) değiştirmez. Teröristin deklare amacı ne olursa olsun, bütün ihtişamıyla ölüm, amaca giden süreçte en yakın yoldaştır. 18

Sosyolojik açıdan bu yoldaşlık, kritik bir noktaya kadar uzanabilir ise; söz konusu olgunun özünde bir değişiklik yaşanmasa da, algılanışı farklılaşabilecektir: Hiçbir terörist, kendisini terörist olarak nitelemez. Gitgide daha fazla kişi ve sonunda insan topluluklarının kaderlerini etkileyebilecek sayı ve erkteki birey, "terörist"in kendisine ilişkin algılamalarını paylaşmaya başladığı taktirde, psikolojik etkinin yaratılması açısından toplumsal kritik noktaya ulaşılmış olacaktır.

Böylece, eylemler ve sonuçları aynı kalsa da, terörist örgütün amaçladığı psikolojik etki yaratılmış olacak ve artık olgunun adı "terörizm" değil, "haklı savaş" olarak adlandırılmaya başlanabilecektir.19

Terörist gruplarda kişisel hedeflerine ve beklentilerine ulaşamayıp, bunun suçunu topluma atanların sayısının bir hayli kabarık olduğu gözlenmiştir. Bir kişinin terörist olma kararı altında yatan faktörler ne olursa olsun, psikologlar bir ortak noktada birleşmektedir: Hemen hemen tüm teröristler, bir kimsenin kendi endişe ve sorunlarını toplumun tümüne yansıttığı ilk süreç olarak bilinen koşul ile karakterize edilir.

Teröristlerin içsel düşüncelerini daha geniş alanlara yansıtma eğilimi, kendi problemlerini çözmekten çok daha büyük hedefler ve büyük değişiklikler aramaları anlamına gelir. Bu psikolojik durum, "orman yangını sendromu" adı verilen, bir kişinin ellerini ısıtmak için tüm ormanı ateşe vermesi durumuyla tanımlanabilir.

Livingstone, teröristleri, "kendi görüşlerini topluma uydurmaya çalışmaktan çok, tüm toplumu kendi görüşlerine uyacak şekilde değiştirmek isteyen kişiler" olarak değerlendirmiştir. 20

İnsan psikolojisinde her zaman bir yere ait olma, önemli olduğunu hissetme ve bunun kendisine hissettirilmesi ihtiyacı bulunmaktadır. Terörist gruplara katılan kişilerse, bu duyguların hepsini belki de ilk kez bu topluluk içerisinde yaşayanlardır.

Bu tür eğilimi bulunan teröristler, bir gruba mensup olduklarında, henüz tam olarak doyuramadıkları kimliklerini, şahsi fikirlerini ve yargılarını, grupta güce sahip olan kişilerin kimlikleri altında bastırırlar. Bu da terörist grupta ortak bir zihniyetin oluşmasını sağlar. Grup liderleri, bu ortak zihniyeti korumak için verilen kararların sorgulanmaması gerektiğine dair grup içinde bir baskı ortamı yaratırlar. Bu baskı, hem grubun güçlü olmasını, hem de grup zihniyetinin ayakta kalmasını sağlar.21

Aslında topluma, yani otoriteye karşı gelen bu tür gruplarda sorgusuz itaatı zorunlu kılan böylesi bir otoritenin varlığı, gerçek bir çelişkidir. Terörist grup, üyelerine, tek sahip oldukları kimliği verdiğinden, bu grup, ne pahasına olursa olsun, her zaman ayakta kalmalıdır. Çünkü terörist grup içerisinde kişinin bir önemi yoktur, asıl önemli olan gruptur.22  

deniz 10.01.2005 09:55:43
D. TERÖRİZMİN TANIMLARI

Terörizm, sosyal bilimler literatüründe, "ortak tanım"a ulaşılması üzerinde tartışmaların devam ettiği bir kavram niteliğindedir. Bununla birlikte, farklı da olsa, hemen her terörizm tanımının içinde taşıdığı bazı ortak unsurların bulunduğunu belirtmek, yerinde olacaktır.

Aşağıda terörizmle ilgili bazı tanımlar sunulmuştur:
Terörizm; bir organize grup ya da partinin amaçlarını, şiddetin sistematik kullanımı yoluyla elde ettiği yöntem ya da teoriye ilişkin bir terimdir.23

Terörizm; siyasi amaçlara yönelik olarak, şiddetin kullanım tehdidi ya da kullanımıdır. 24

Terörizm; şiddet tehdidi ya da kullanımını kapsayan, normal olmayan araçlarla siyasi davranışı etkilemeye yönelik sembolik bir eylemdir. 25

Bir şiddet eylemi, psikolojik sonuçları fiziki sonuçlarıyla orantısızsa, terör eylemi olarak nitelendirilir.26

Terörizm; siyasal amaçlar için korkunun sistematik kullanımıdır. 27

Terörizm; görece olarak yüksek düzeyde örgütlü ve planlı faaliyeti kapsayan küçük ama ahenkli grupların, hasar verme, yaralama ya da hükümet malı ya da personelini bertaraf etmek amacıyla yaptıkları eylemlerdir. 28

Terörizm olarak nitelendirilen; başkalarının varlığına yönelik şiddettir.29

Terörizm; siyasal amaçlar için güdülenmiş şiddettir. 30

Terörizm; siyasal amaçlara yönelik şiddet kullanımını ve kamunun herhangi bir kısmına korku salmaya yönelik her türlü şiddeti kapsar.31

Şiddet tehdidi, bireysel şiddet eylemleri ya da korku salmaya yönelik şiddet kampanyası, terörizmdir. 32

Terörizm; toplumun normal işleyişini yıpratmaya yönelik korku, bastırma ve gözdağı vermektir. 33

Siyasal Terörizm; siyasal amaç ve hedefleri gerçekleştirmek için değişen derecelerde siyasal şiddet şekillerinin normal dışı kullanımı ya da kullanım tehdididir. 34

Terörizm; genel olarak siyasal hedeflere yönelik olarak, gözdağı vermek ya da zorlamak için şiddet kullanımı ya da tehdididir. 35

Terörizm; siyasal ya da sosyal amaçları ilerletmek için, kişi ya da mülkiyete yönelik olarak, yasadışı şiddet kullanımı ya da şiddet kullanma tehdididir. 36

Terörizmden bahsedilirken; bir grup tarafından siyasal amaçlarla örtülü şiddetin kullanımı, genellikle bir hükümet hedef alır; ancak aynı zamanda, diğer etnik gruplar, sınıflar ve partilere karşı da kullanılır. 37

Terörizm; kitleleri temsil ettiği iddiasındaki küçük grupların siyasal olarak güdülenmiş şiddetidir. 38

Yapılan tanımlardan da anlaşılabileceği üzere; terörizm, karmaşık bir olgudur, bütün araştırmacıları tatmin edici bir tanımını yapmak zordur. Bunun nedeni, sadece her tanımın değer yargılarını içermesi değil; terör olgusunun ayrılmaz bir parçası olan şiddet kullanma öğesinin, zalim kadar mazlum tarafından da başvurulan bir savunma aracı olmasıdır.

Her şiddet olayı, kullanan için "haklı", hedef grup açısından "haksızdır." Haklılık ise bir değer yargısı olduğundan genel geçer değil, kısmidir, görelidir, konjonktüreldir; dolayısıyla ideolojiktir. Ancak bu, terör olgusunun objektif bir kavramsallaştırılmasının mümkün olmadığı anlamına gelmez.

Hollandalı siyaset bilimci Alex P. Schmid, terörizmin 140 ayrı tanımını saptamıştır. Bunların içinde, 22 ortak nitelik ve 20 ortak amaç veya işlevin bulunduğu belirtilmektedir.

En sık sözü edilen 5 unsur, şu şekilde sıralanabilecektir:39

1. Şiddet veya zor kullanımı,

2. Bir siyasal amaç güdülmesi,

3. Dehşet veya korku salma,

4. Tehdit,

5. Toplumda uyandırılan psikolojik etki veya üçüncü kişilerden (teröristler ve kurbanlar dışında) beklenen yaygın tepki.

En çok sözü edilen amaç ve işlevler ise şu şekilde ifade edilebilecektir: 40

1. Halkı veya hedef bir topluluğu korkutmak, dehşete düşürmek,

2. Yerleşik otoriteyi tahrip etmek. Devlet otoritesinin terörist ile masum kitle arasında ayrı yapmadan baskı yöntemlerine başvurmasını sağlamak,

3. Otoriteye veya düzene karşı olan güçleri harekete geçirmek. Yerleşik otoritenin güçlerini ve kurumlarını etkisizleştirmek, işlemez kılmak,

4. Kamuoyunu olumlu (kendi lehinde) veya olumsuz (düzene karşı) yönde etkilemek, yönlendirmek,

5. Siyasal güç odaklarını ele geçirmek ve/veya varolan yönetimi devirmek.

Bütün bu yaklaşımlar, terörizmin yaygınca benimsendiği ifade edilebilecek olan şu tanımının oluşmasına katkıda bulunmuştur:
"Terörizm, saldırılan veya korkutulan sivil ve masum kurbanlar aracılığı ile hedeflenenden daha büyük bir kitleyi, yıldırıp, korkutarak, yasa-dışı stratejik ve siyasal amaçlarını gerçekleştirmek için bir grubun veya devletin, bilinçli ve planlı bir şekilde şiddet kullanması veya şiddet kullanma tehdidinde bulunmasıdır."41  

deniz 10.01.2005 09:56:36
E. TERÖRİST-GERİLLA AYRIMI

Terörizmin tanımlanması sorunu üzerine düşünürken, gerilla kavramının açıklanmasına ve gerilla eylemlerinin terörist eylemlerle benzer ve farklı yanlarının da üzerinde durulmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Çünkü terörist örgütler, propaganda maksatlı olarak kendilerini "gerilla" olarak lanse etmektedirler.

Gerilla, Fransızca "guerre" (savaş) kelimesinden türetilmiş olup, "küçük savaş" anlamına gelmektedir. Bu kelime ilk kez 1808'de, İberya Yarımadası'nda Napolyon istilasına İspanyollar tarafından yürütülen harekette (1807-1812 dönemi) kullanılmıştır.42

Terörizm, yaygın bir kanaatin aksine, gerilla savaşının bir unsuru olmadığı gibi, politik fonksiyonu da tamamen farklıdır. "Şehir gerillası", faaliyetlerini şehirlerde gerçekleştirmesi itibariyle "şehirli", ancak kelimenin hiçbir anlamında gerilla değildir. Laqueur'un da vurguladığı üzere, gerilla ve terörist arasındaki fark anlamsal (semantik) değil, nitelikseldir. 43

Terörizm, her iki eylem de düşük düzeyli şiddet içerdiği için sık sık gerilla savaşıyla karıştırılmaktadır. Her ikisi de devlet gücüne karşı koyma yöntemleridir. 1960'larda Latin Amerika'da şehir gerillası olgusunun ortaya çıkması ve gelişmesi, sorunu daha da karmaşıklaştırmıştır.

Üçüncü Dünya ülkelerindeki bazı milliyetçi veya devrimci hareketler, köklü halk desteği veya kurtarılmış bölgeler iddialarıyla, temelde terörist olan bu yöntemleri kullandıklarında, ikisi arasında değerlendirme zorlukları oluşmakta "terörist" ve "gerilla" arasında nitelendirmede geçişler kolaylaşmaktadır.

Bununla birlikte terörizm ile gerilla savaşı arasında açık bir kavramsal ayrım bulunmaktadır. 44 Çünkü iki kavramı karıştırmak, teröristlerin istismar etmeye hazır oldukları bir "ahlaki meşruiyet" zemini yaratabilecektir.

Asker-gerilla-terörist ayrımı, bu konuda açıklayıcı olacaktır. Asker, kendisini üniformayla tanımlar ve savaş hukukuna riayet eder. Gerilla ise, üniforma giyse de giymese de, pek çok açıdan askerin uyduğu kuralları uygulayarak taklit eder. Gerillanın hedefleri, genelde sivil hedefler değil, askeri kuvvetler ve diğer güvenlik güçleridir.

Gerillalar, genel bir ifadeyle, düzenli ordu birliklerine karşı savaşan düzensiz birliklerdir. Ancak teröristler, siyasi amaçlarına ulaşmak için, herkese ve her hedefe kural ve ayrım gözetmeden saldırırlar. 45

Müteakip Cenevre Sözleşmeleri'nde aynen yer alan 18 Ekim 1907 tarihli Lahey Sözleşmesi ekinin 1. Maddesi'nde, insani hukukun ancak aşağıdaki şartları yerine getiren ordulara, milislere ve gönüllü birliklere uygulanacağı belirtilmektedir: 46

1. Astlarından sorumlu bir kişi tarafından komuta edilmek,

2. Belli mesafeden görülebilen sabit ve ayırıcı bir işareti olmak (üniforma gibi), silahlarını açıkça taşımak

3. Savaşı, savaş hukuku ve teamüllerine uygun biçimde icra etmek.

deniz 10.01.2005 09:57:35
F. ULUSLARARASI TERÖRİZM

Doğu Ergil'in de belirttiği üzere terörizm, bir "siyaset yapma biçimi"dir. Silahla yapılan siyasetin en uç örneği ise savaştır. Terörizm de bir savaş türü olarak değerlendirilebilir. Terörizmin, Ergil'in ifadesiyle, "alçak gerilimli savaş" ya da güncel tabiriyle, "düşük yoğunluklu çatışma" olarak adlandırılması mümkündür.

Bu tanımdan kasıt, terörizme hedef olan kitlenin topyekün bir savaşa ne hazırlıklı, ne de niyetli olduğunu vurgulamaktır. Düşük hazırlık (savunmasızlık) ve düşük güdülenmeye, sürpriz saldırı öğesi eklenince, terörizm, çok güçlü hedefleri (devlet, toplum, büyük kuruluşlar) sarsabilir ve diğer siyasal yöntemlerle ulaşamayacağı sonuçları elde edebilir. 47

Birden fazla ülkenin topraklarını veya vatandaşlarını içeren terörizm, uluslararası terörizm olarak adlandırılır. Örneklendirilirse, bir ülkenin teröristlerinin başka bir ülkenin diplomatlarını, yöneticilerini veya işadamlarını öldürmeleri, uluslararası sefer halindeki uçaklara saldırmaları veya onları başka ülkelere uçmaya zorlamaları, uluslararası terörizmdir. Teröristlerin kendi ülkelerinde kendi yurttaşlarına veya hükümetlerin kendi uyruklarına karşı şiddet kullanımı, uluslararası terörizm kapsamına girmez. 48

Uluslararası terörizm, ulusal sisteme karşı sistem dışından yöneltilen bir şiddet veya şiddet yüklü tehdit eylemidir. Ulusal sınırların dışına taşan bir tehdit olgusunu içerir. Bu anlamda, uluslararası etkileri ve sonuçları bulunmakta; uluslararası ilişkileri etkilemektedir.

Uluslararası terörizm, benimsenmiş uluslararası diplomasi ve savaş kurallarını dışlayan eylemler bütünüdür. Dolayısıyla bu tür terörizm, ulusal sınırları aştığı için, uluslararası hukuk kurallarının ve uluslararası siyasal tedbirlerle savunma önlemlerinin konusudur. 49

Uluslararası niteliği, terörizmin ardında yabancı devlet desteği bulunup bulunmadığı sorusunu da beraberinde getirmektedir.
Uluslararası terörizmin ardında dört tür devlet bağlantısı olabilir:50

1. Devlet Girişimi:

Bir devlet, geleneksel savaş yöntemleriyle elde edemeyeceği stratejik avantajları sağlamak maksadıyla uluslararası terörizmi bir mücadele aracı olarak doğrudan kullanabilir. Bunu, resmi kurumları ve personeli ile yaparsa, girişimine "devlet terörizmi" adı verilir.

"Devlet terörizmi", savaşın başka yöntemlerle sürdürülmesi olarak tanımlanabilir. Diğer bir ifadeyle, uluslararası terörizm bir devletin saldırganlığından ötürü sorumluluk, risk ve yükümlülük almadan, siyasal ve askeri gücünü başka bir ülkenin toprağına veya egemenlik alanına yansıtmaya çalışmasıdır. Batılı otoritelerce uluslararası terörizmin devlet destekçileri olarak İran, Suriye, Libya ve Güney Yemen'in isimleri zikredilmiştir.

2. Devlet Desteği:

Bir devlet doğrudan veya resmen teröristik girişimlerde bulunmaktan kaçınabilir. Ancak siyasi emellerini gerçekleştirmek maksadıyla terörist örgütlere para, eğitim, silah, patlayıcı, kritik malzeme, istihbari bilgi, saklanma yeri, iletişim olanağı, seyahat belgeleri veya diğer lojistik belgeler temin edebilir. Devlet, desteklediği terörist örgütlere hedef gösterir, ancak onları doğrudan yönetmez ve denetlemez. 1989-1990 değişimleri öncesinde Bulgaristan, Doğu Almanya, Çekoslavakya, bu kategoride değerlendirilen devletler arasında yer almaktadır.

3. Devlet Hoşgörüsü:

Eğer devletler, topraklarında terörist örgütler olduğunu bilmelerine onları desteklememelerine karşın bu örgütleri dağıtmak için harekete geçmezlerse, "hoşgörüden" söz edilebilir. Ev sahibi devletin hoşgörüsünden yararlanan terörist örgütlerin, kendilerine yetecek kaynakları olabileceği gibi, bu örgütler, yabancı bir devletin desteğinden de yararlanabilirler.

Terör örgütü, ev sahibi devlet ile aralarında oluşan yazılı olmayan bir anlaşma gereği, eylemlerini yuvalandıkları ülkede değil, başka ülkelerde gerçekleştirir. Batılı ülkelerin bazıları, bu tür bir hoşgörü nedeniyle kınanmışlardır.

4. Devlet Zaafı:

Bu örnekte, devlet, sınırları içindeki uluslararası teröristlere gözlerini yummak istememekle birlikte, ya kolluk ve askeri güçlerinin yetersizliğinden ya da teknolojik geriliğinden ötürü onlarla etkin biçimde mücadele edemez ya da mücadelede zorluklarla karşılaşır. Ancak bu durum, sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Uluslararası terörizmin karakteristiği, terör örgütlerinin ya da terörizme devlet desteği veren ülkelerin, ülke sınırlarını aşan bir siyasi gayesinin bulunmasıdır. Uluslararası siyasi birtakım amaçlara ulaşmak, birtakım siyasi değişiklikler yaratmak amacı güdülmektedir.

Bütün bu unsurlar gözönünde tululunca, uluslararası terörizmin, bir devletin ülke hudutları dahilinde meydana gelen ve diğer devletlerin veya diğer devletlere mensup fertlerin haklarını ihlal eden, birbiriyle bağlantılı yürütülen şiddet hareketleri olduğu ifade edilebilecektir.

Ülkelerin farklı çıkarları dolayısıyla, terörizmin üzerinde birleşilmiş genel bir tanımının olmaması, bir ülkenin terörist olarak gördüğü bir grubu, diğerinin "özgürlük savaşçısı" olarak görmesine yol açmaktadır.

Çağdaş terör, özellikle sonuna "izm" aldığında, siyasal bir sorun olduğu kadar, bir siyaset sorununa da dönüşmüştür. Siyaset ne kadar toplumsallaşmış olsa da, hala devlet odağında yürütülen bir politika niteliğindedir ve devletlerin artık bir "terör siyaseti" olması kaçınılmazdır.

Bu siyaset, iki ayrı, hatta karşıt boyutu kapsamaktadır. Bu iki boyut, devletlerin kendilerini terörizmden, halklarını terörden korumak için yapmaları gereken ile; kendi amaçları doğrultusunda terörizmi "iç ve dış düşmanlarına" karşı değerlendirebilmenin dengesini oluşturmaktır.51  

deniz 10.01.2005 09:58:20
G. TERÖRİZMİN HEDEFLERİ

Terörizmin en çok sözü edilen amaç veya işlevleri şu şekilde ifade edilebilecektir: 52

1. Halkı veya hedef bir topluluğu korkutmak, dehşete düşürmek,

2. Yerleşik otoriteyi tahrip etmek. Onun, terörist ile masum kitle arasında ayırım yapmadan baskı yöntemlerine başvurmasını sağlamak,

3. Otoriteye veya düzene karşı olan güçleri harekete geçirmek.

4. Yerleşik otoritenin güçlerini ve kurumlarını etkisizleştirmek, işlemez kılmak,

5. Kamuoyunu olumlu (kendi lehinde) veya olumsuz (düzene karşı) yönde etkilemek, yönlendirmek,

6. Siyasal güç odaklarını ele geçirmek veya var olan yönetimi devirmek.

Terörist örgütler, amaçlarını kısa ve uzun vadeli olarak ayırarak ilk aşamada meşru otoriteyi yıpratmayı ve ona zarar vermeyi, ikinci aşamada ise mevcut sistemi değiştirmeyi hedef olarak belirleyebilirler. Çünkü; "Terörün toplum yaşamına yansıyan gücü bombaların yıkımının çok üzerindedir. Devlete güvenin sarsılması, paranoya durumunda artırılan koruma önlemleri, terörün başarısının temel göstergeleridir." 53

Fransız Polemoloji (savaş ve silahlı çatışmaları inceleyen bilim dalı) Enstitüsü'nün 1973 yılında yayınladığı bir araştırmada Gaston Bouthol, terörist hareketin amacını şöyle tespit etmektedir:
"Terörist hareket, ilk amaç ve sonuç olarak kaygı ve korku dalgaları salmaya yöneliktir. Terör, korku psikozu yayarken öznelerinde de bir güçlülük ve gurur duygusu uyandırır. Çünkü onlar artık yaşam ve ölüm kararını ellerinde tutmaktadırlar. Sonunda bu gibi eylemler toplumların, bunlara karşı önlemler almasını zorunlu kılar." 54

Terörizmde, fiziksel zarardan çok, hedef kitlede psikolojik etki yaratmanın daha önemli olduğu önceki bölümlerde belirtilmişti. Bu sebeple teröristler, kamuoyunu etkilemek için gelişmiş iletişim teknolojisini, en çok da medyayı amaçlarına ulaşmada vasıta olarak görürler. Çünkü kamuoyunun olaylar ve eylemler hakkında ne kadar bilgisi oluşursa, terörün bir psikolojik olay olarak yerleşmesi de o kadar kolaylaşacaktır. Bu nedenle sosyo-politik mesajların yayılması ve eylemlerin amacına ulaşmasında, şiddetin felsefesinde yatan ideolojik hedefi kolaylaştırmak için medya terör örgütleri için vazgeçilmez bir tanıtım aracı olmaktadır.

Çağdaş terörizmin teorisyenlerinden Brezilyalı Carlos Marighella, "Şehir Gerillasının El Kitabı"nda terörün medyayı manipüle etme stratejisini şu şekilde özetlemektedir: "Psikolojik savaşta medya, sansür ve baskı uygulandığı ve kendisine yönelik filtreleri yasaklayarak, kendisini savunma konumuna kapadığı için, hükümet her zaman dezavantajdadır. İşte tam bu noktada hükümet, çılgın ve ümütsiz hale gelir, tezatlara düşer, kendisini ve her şeyi kontrol altında tutma gayreti içinde çöküşe başlar."55

Terörizm konusunda yapılan çalışmalarda ve araştırmalarda ortaya çıkmıştır ki, terör örgütleri amaçlarına ulaşabilmek için gereken malzeme ve maddi kaynağı, yasal olmayan yollardan kazanmaktadırlar. Özellikle son dönemlerde silah ve uyuşturucu kaçakçılığı, neredeyse tamamıyla bu örgütlerin ellerine ya da kontrolüne geçmiştir.

deniz 10.01.2005 09:59:42
Kaynaklar

1 Galip İsen, "Terörizm: 'İzm' Çıkarılınca Geriye Kalanlar Üzerine," Avrasya Dosyası, Sayı 2 (1996), s. 88.

2 Dr. Richard Latter, "Demokrasilerde Terörle Mücadele," Strateji, Sayı 2 (1995), s. 174.

3. Prof. Dr. Doğu Ergil, "Uluslararası Terörizm," (ayrı baskı) A. Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi Cilt 47, Sayı 3-4 (Haziran/Aralık 1992), s. 142.

4. Martha Crenshaw, Terrorism and International Cooperation (New York: 1989), s. 6.

5. İsen, a.g.m., s. 90.

6.İsen, a.g.m., s.96.

7. Walter Laqueur, "The Futility of Terrorism," Clarles W. Kegley (ed.), International Terrorism, Characteristics, Causes, Controls (New York: 1990), s. 69-71.

8. Martha Crenshaw, "The Causes of Terrorism," Charles W. Kegley (ed.), International Terrorism Characteristics, Causes, Controls, s. 113.

9. Crenshaw,"The Causes of Terrorism," s.114.

10. Crenshaw,"The Causes of Terrorism," s.115-116.

11.Crenshaw,"The Causes of Terrorism," s.117-118.

12.Erhan Yarar, "Medya-Terör: Bir Kavram Savaşı," Strateji, Sayı 2 (1995), s. 185.

13.Yarar, a.g.m., s.186.

14. Yarar, a.g.m., s. 194.

15.Yarar, a.g.m., s. 186.

16.Yeşim Cömertoğlu, "Terörün Psikolojik Temelleri," Strateji, Sayı 2, (1995), s. 135.

17.İsen, a.g.m, s. 97. Söylem, burada, "dünyayı algılama ve yorumlama biçimi" anlamında kullanılmıştır.

18.İsen, a.g.m., s. 102.

19.İsen, a.g.m., gösterilen yer.

20.Cömertoğlu, a.g.m., s. 137.

21.Cömertoğlu, a.g.m., s. 138.

22.Cömertoğlu, a.g.m., gösterilen yer.

23. J. S. B. Hardman, "Terrorism," Encyclopedia of the Social Sciences, Cilt 14, (New York: Macmillan, 1936), Jay M. Shafritz ve diğerleri, Almanac of Modern Terrorism (New York: 1991), s. 263'te zikredilmiştir.

24. B. Crozier, The Rebels: A Study of Post-War Insurrections, (London: Chatto ve Windus, 1960), Shafritz ve diğerleri, a.g.e., s. 263'te zikredilmiştir.

25. T. P. Thornton, "Terror as a Weapon of Political Agitation," H. Eckstein (ed.), Internal War (New York: Free Press, 1964), Shafritz ve diğerleri, a.g.e., s. 263'te zikredilmiştir.

26. E. V. Walter, "Violence and the Process of Terror," American Sociological Review, 29, Bahar 1964, Shafritz ve diğerleri, a.g.e., s. 263'te zikredilmiştir.

27. R. Moss, Urban Guerillas (London: Temple Smith, 1972), Shafritz ve diğerleri, a.g.e., s. 263'te zikredilmiştir.

28.D. G. Morrison ve diğerleri, Black Africa (New York: Free Press, 1972), Shafritz ve diğerleri, a.g.e., s. 263'te zikredilmiştir.

29. I. L. Horowitz, "Political Terrorism and State Power," Journal of Political and Military Sociology, 1, 1973, Shafritz ve diğerleri, a.g.e., s. 263'te zikredilmiştir.

30. B. Crozier, "Aid of Terrorism," Annual of Power and Conflict (London: The Institute for the Study of Conflict, 1973-1974), Shafritz ve diğerleri, a.g.e., s. 264'te zikredilmiştir.

31. United Kingdom Prevention of Terrorism Act of 1974 için bkz., E. F. Mickolus, The Literature of Terrorism (Westport, CT: Greenwood Press, 1980), Shafritz ve diğerleri, a.g.e., s. 264'te zikredilmiştir.

32. B. Jenkins, International Terrorism (Los Angeles: Crescent Publications, 1975), Shafritz ve diğerleri, a.g.e., s. 264'te zikredilmiştir.

33. L. Horowitz, "Transnational Terrorism," Y. Alexander and S. Finger (ed.), Terrorism, (New York: Jon Jay Press, 1977), Shafritz ve diğerleri, a.g.e., s. 264'te zikredilmiştir.

34.R. Shultz, "Conceptualizing Political Terrorism," Journal of International Affairs, 32, 1978, Shafritz ve diğerleri, a.g.e., s. 264'te zikredilmiştir.

35.N. Chomsky, The Culture of Terrorism, (Boston: South End Press, 1988), Shafritz, ve diğerleri, a.g.e., s. 264'te zikredilmiştir.

36.Vice President's Task Force on Combatting Terrorism, Public Report of the Vice-President's Task Force on Combatting Terrorism (Washington D.C.: Government Printing Office, 1986), Shafritz ve diğerleri, a.g.e., s. 264'te zikredilmiştir.

37.W. Laqueur, The Age of Terrorism (Boston: Little, Brown ve Co., 1987), Shafritz ve diğerleri, a.g.e., s. 265'te zikredilmiştir.

38.R. Rubenstein, Alchemists of Revolution (New York: Basic Books, 1987), Shafritz ve diğerleri, a.g.e., s. 265'te zikredilmiştir.

39. Ergil, a.g.m., s. 140.

40.Ergil, a.g.m., gösteriler yer.

41.Ergil, a.g.m., gösterilen yer.

42.Bkz., Gérard Chaliand, Terrorismes et Guerillas (Bruxelles: 1988), s. 51.

43.Walter Laqueur,Terrorism, (London: 1977), s.15.

44. Bu konuda Alex Schmid'in yaklaşımından istifade edilmiştir. Bkz., Alex Schmid, "Goals and Objectives of International Terrorism," Robert O. Slater ve Michael Stohl (ed.), Current Perspectives on International Terrorism (London: 1988), s. 69-70.

45. Bkz., Cem Başar, Terror Dossier and Greece (Istanbul: 1993), s. 12.

46. Bkz., Gündüz Aktan, "İnsan Hakları ve Türkiye" başlıklı etüd, T. C. Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi Daimi Temsilciliği, Cenevre, Nisan 1994, s. 22-23.

47.Ergil, a.g.m., s. 139.

48.Ergil, a.g.m., s. 140. Ancak bunun için terörist örgütün sadece ilgili devletin sınırları dahilinde, hiç bir dış güçten destek ya da yardım almaması koşulunun gerçekleşmesi gerekir. Günümüzde bu koşulu yerine getiren, dolayısıyla uluslararası terörizm kavramı içine dahil edilemeyecek terör örgütü bulmak güçtür.

49. Ergil, a.g.m., gösterilen yer.

50.Ergil, a.g.m., s. 141.

51.İsen, a.g.m., s.108.

52.Ergil, a.g.m., s.140.

53.Hürses Gazetesi, 3 Ağustos 1995, s. 8.

54.Ali Sirmen, "İspanya ve Fransa Terörü Nasıl Aşıyorlar?," Milliyet, 24 Mayıs 1992, 3. Bölüm.

55. Erhan Yarar, Türkiye Düşünceleri (Ankara: 1997), s. 178-179 ve ayrıca bkz., Yarar "Medya-Terör, Bir Kavram Savaşı," s. 186-187.
 

deniz 10.01.2005 10:02:50
TERÖR ÖRGÜTLERİ ve PROPAGANDA

Terör Örgütleri Tarafından Yapılan Propaganda Faaliyetleri
Silahlı Propaganda

Silahlı propaganda, devletin temel düzenini değiştirmek isteyen terör örgütlerinin, amaçlarını gerçekleştirebilmek, güçlü oldukları imajını kamuoyunda oluşturabilmek için silahlı güç kullanmak suretiyle giriştikleri eylemlerdir. Diğer bir tanımla, silahlı propaganda, kitleleri harekete geçirmek için banka soygunu, suikast, adam kaçırma, bombalama gibi şiddete yönelik yapılan eylemleri, temel mücadele biçimi olarak kabul eden bir yöntemdir.

Nitekim eylemci bir terörist olan Mahir ÇAYAN’a göre; silahlı propaganda, her şeyden önce, günlük maişet derdi vs. içinde kaybolan emperyalist yayınla şartlanmış, düzenin şu veya bu partisine umudunu bağlamış kitlelerin dikkatini devrim hareketine çeker, uyuşturulmuş, pasifize edilmiş kitlelerde kıpırdanma yaratır.

İtalyan anarşistler Malatesta ve Cafiero 1876’da verdikleri bir beyanatta, federasyonlarının sosyalist ilkeleri eylemle kabul ettirecek olan isyan olgusunun en etkin propaganda yöntemi olduğunu ve bunun kitleleri aldatmadan ve yozlaştırmadan en alt toplumsal katmanlara kadar inip, insan güçlerini enternasyonelin beslediği mücadeleye çekebilecek tek yöntem olduğuna inandıklarını açıklamışlardır. Daha sonra Paul Brouse ile de “eylemle propaganda” terimi literatüre girmiştir. Gerekçe olarak da, teorik propagandanın yürütülmesindeki zorluklar gösterilmiştir. Bu zorluklar ile ilgili olarak şu hususlar belirtilmiştir:

   1. Teorik propagandada kullanılacak burjuva basını rahatlıkla iftira atabilir ve anlatılmak istenen şeyin üstünü kapatabilirdi.
   2. Burjuva konuşmacıları toplantılarında tatlı dille göz boyayabilirlerdi. YUKARI
   3. Ayrıca 11-12 saatlik yorucu bir iş gününden sonra eve dönen işçiler sosyalist yayınları okumaya pek hevesli olmayabilirlerdi.
   4. Dolayısıyla bir tek eylem bir günde milyonlarca bildiriden daha çok propaganda sağlardı.

Bu nedenle, terör örgütlerinin düzenledikleri eylemlerin temelinde örgütün propagandasını yapma ağırlık kazanmaktadır. Örgütler, kuruluşlarını tamamladıkları, teşkilat yapılanması açısından yeterli bir düzeye geldiklerinde sansasyonel nitelikli bir şiddet eylemi ile kamuoyuna varlıklarını duyurmayı hedeflerler. Dünyada ki bütün örgütlerin kamuoyuna ilk çıkışlarının ve kendilerini duyurmalarının çoğunlukla bir şiddet eylemine dayandığı gözlenmektedir. Terör örgütleri seslerini geniş halk kitlelerine duyurabilmek amacıyla silahlı propaganda ya da başka bir deyişle şiddetle propaganda yöntemine büyük önem vermektedirler. YUKARI

Bu konuda en bariz örneklerden biri 1984 yılında PKK / KADEK terör örgütünün Eruh ve Şemdinli yerleşim birimlerine yapmış olduğu baskınlardır. Diğer yanda uzun yıllar Devrimci Sol adı altında faaliyet gösterdikten sonra, örgüte canlılık kazandırma ve taraftarlara da moral verme amacıyla partileşme aşamasına geçmeye karar verilmesinin akabinde, 29.09.1994 tarihinde eski Adalet Bakanı Mehmet TOPAÇ’ın öldürülmesi eylemi ile artık parti olduklarını ve (DHKP) Devrimci Halk Kurtuluş Partisi’ni kurduklarını duyurmuşlardır.

Kuruluş aşamasının ilk zamanlarında kamuoyu ve devlet nazarında güçlerini ortaya koymak amacıyla propaganda ağırlıklı yoğunluk kazanan eylemler, daha sonra örgütün etkisinin kaybolmaması, adının sürekli gündemde kalabilmesi amacına yönelik olarak sansasyonel etkisi daha fazla eylemlere dönüşmektedir. YUKARI

Propaganda amaçlı olarak, önemli kişilere suikast eylemleri düzenlendiği gibi, masum vatandaşlara yönelik kitlesel katliamlara da başvurulmakta veya rastgele seçilmiş merkezlere bomba yerleştirmek suretiyle eylem düzenlenmektedir. Diğer yandan bir dönem çok yaygın olan uçak kaçırma eylemleri de örgütlerin propagandasını yapmak için etkili olmuştur. Özellikle uçak ve önemli şahıslara yönelik adam kaçırma eylemleri kamuoyunun ve ilgili yerlerin dikkatini uzun süre çekme açısından önem taşıyan türde eylemlerdir. Bu tür eylemlerde, eylem sona erene kadar herkes konu üzerinde medya kanalı ile sürekli bilgilenmekte, dikkatler eylemi gerçekleştiren örgütün üzerine çekilerek kamuoyunun gündemi işgal edilmektedir.

Terör örgütleri, propaganda amaçlı eylemlerin duyurulmasında kitle iletişim araçlarını başarılı bir şekilde kullanmaktadırlar. Medyanın yeterli sorumluluk bilincinden uzak, sırf habercilik anlayışı ile hareket ettiği durumlarda terör örgütlerinin aradıkları zemin fazlasıyla sağlanmaktadır. Terör örgütleri en büyük desteği kitle iletişim araçlarından elde etmektedirler. Medyada etkin bir şekilde yer almak örgütler için büyük önem taşımaktadır. Varlıklarının devamını sağlamak ve davalarını kitlelere duyurabilmek için medyanın desteğine ihtiyaçları kaçınılmazdır.YUKARI

Silahlı propagandayı bir mücadele biçimi olarak benimseyen örgütler, bunun için çok çeşitli ve çaplı eylemlere başvurmaktadırlar. Örgütlerin silahlı propaganda ile ulaşmak istedikleri hedeflerini genelleyecek olursak:

   1. Yürütülen politik propagandanın etkinliğini artırmak ve kitlelere duyurulmasını sağlamak,
   2. Örgütün başa çıkılması imkansız bir güç olduğu ve amacına ulaşabileceği kanaatini toplum üzerinde oluşturmak,
   3. Mücadeleye karşı olan kişi ve kuruluşları ortadan kaldırmak, pasifize etmek,
   4. Halkın örgüte sempatisini arttırmak ve giderek aktif desteğini sağlamak,
   5. Bir yerde eylem yapmak suretiyle başka yerlerde eylem yapmış gibi netice uyanmasını sağlamak.

deniz 10.01.2005 10:04:08
Bölücü (Etnik) Propaganda

Belirli bir etnik kimliğe sahip kişilerin, içinde yaşadıkları ülkenin siyasi yapısı içerisinde tek unsur olmamaları durumunda, yaşadıkları ülkeden toprak talepleriyle birlikte ayrılıp kendi devletlerini kurma amacıyla hareket etmeleri temelinde ortaya çıkan terör hareketleridir. Bağımsızlık iddiası ile ortaya çıkan küçük bazı gruplar, ait oldukları etnik toplumun büyük çoğunluğu tarafından kabul görmemesine rağmen, şiddet eylemlerine yönelmektedirler. Etnik terör, Ermeni terörü olayında olduğu gibi bazen de tarihi bir takım temeller üzerine de bina edilebilmektedir.

Dünyanın bütün devletlerinin, çeşitli kültür ve milliyetleri zaman içerisinde bünyelerinde eriterek bugünkü yapılarına ulaşmaları dikkate alındığında, dünya üzerinde hiçbir ülkede etnik alt yapı üzerine kurulacak bir hareketin ortaya çıkmasının imkansız olduğu değerlendirilemeyecektir.YUKARI

Siyasi ve ekonomik çeşitli nedenlerden dolayı ortaya çıkan hoşnutsuz gruplar, devlete yönelik bir tavır sergileyeceklerinde, alt yapılarını kuvvetlendirebilmek için azınlık psikolojisi içerisinde bulunan kitleleri hedef olarak seçmeye çalışmaktadırlar. Azınlık psikolojisi içerisinde bulunan veya bu psikoloji içerisine çekilmeye müsait gruplar, teröre veya sistem karşıtı hareketlere yönelecek olan hareketlerin başlatıcılarının her zaman hedefi olmuşlardır. Terör örgütleri, illegal mücadelelerinde bu durumu göz önüne almaktadırlar. Nitekim dünyadaki etkili olmuş ve uzun süre ayakta kalabilmiş terör hareketlerinin bir azınlık psikolojisine dayandırılmaya çalışıldığı gözlenmektedir.

Türkiye’de alevi vatandaşların inanca dayalı farklı kültürlerini kullanarak terör hareketlerinin içerisine çekilmeye çalışılması, marksist temelli terör gruplarının bu insanları kitle tabanı olarak kullanmak istemeleri, bu yönde strateji geliştirmeye çalışmaları, azınlık psikolojisi ve kimliğinin terör açısından istismarının tipik bir örneğini oluşturmaktadır.

Azınlık psikolojisi içerisindeki örgütlenmeler birbirlerine sadece ideolojik olarak değil, aynı zamanda bir kimliğin mensubiyetinden kaynaklanan yakınlık ile de bağlandıklarından kolayca örgütlenme, taban oluşturma ve genişleme imkanı bulabilirler.YUKARI

Ayrıca, özellikle Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki yerleşim birimlerinde, sosyo-ekonomik seviyesi düşük iyi bir eğitim almamış olan bazı gençlerde Kürtlük bilincinin yaratılması için;

   1. Kürt olduğu iddia edilen vatandaşlarımızın ayrı bir ırk olduğu,
   2. Ayrı bir dillerinin bulunduğu,
   3. Binlerce yıllık bir tarihe sahip oldukları,
   4. Yaşadıkları toprakların en eski zamanlardan beri kendilerine ait olduğu ve Kürdistan olarak anıldığı,
   5.

   6. Nevruz' un Kürtlerin ulusal kurtuluş bayramı olduğu,
      Kürdistan tabir edilen bölgenin sürekli sömürgeciler tarafından istilaya tabi tutulduğu gibi fikirler enjekte edilmektedir.


Bu fikirlerin doğruluğu ve pekişmesi için de günümüz uygulamalarına ilişkin olarak;

   1. Kürdistan'ın işgal altında tutularak dört ülke arasında YUKARIparçalandığı,
   2. Ana dilleri olan Kürtçe'nin konuşulmasına ve bu dille eğitimlerine müsaade edilmediği, ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördükleri,
   3. Bilinçli olarak geri bırakıldıkları ve yaşadıkları bölgeye çağdaş hiç bir imkanın getirilmediği,
   4. Kürdistan olarak tabir ettikleri bölgenin yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin sömürüldüğü, yağma edildiği,
   5. Kürt olarak tabir olunan insanlarımızın hor görüldüğü ve aşağılandığı, asimilasyona tabi tutulduğu,
   6. Baş kaldıranın yok edildiği, tutuklanarak işkenceye maruz bırakıldığı,


Terör örgütü KADEK bu propaganda faaliyetlerini; 28 yayın organı, 11 ayrı dilden yayın yapan 17 radyo, 1 TV istasyonu ve 700-750 kadar propaganda elemanı ile yürütmektedir. Bu vasıtalar ile yürüttüğü propaganda faaliyetlerinde; militanlarına ve milislere "büyük Kürdistan", batı kamuoyuna "ezilen halk", Yunanistan, Suriye ve Ermenistan’a "Türklere karşı birlik", bölge halkına ise "Kürt İslam Devleti" temasını işlemektedir.YUKARI

Terör Örgütü KADEK ;

   1. Her vesile ve fırsatta propaganda yapmaktadır. Her eylemi ve faaliyeti propaganda vesilesi haline getirmektedir.
   2. Bölge halkı ile kolayca diyalog kurabilmektedir.
   3. Güvenlik kuvvetlerinin propagandasına, karşı propaganda geliştirmeye önem vermektedir.
   4. Propaganda hedefleri, her kesimi (yaşlı, genç, kadın, çocuk, militan, güvenlik gücü vs.) kapsamaktadır.
   5. Propagandayı gerekirse zor kullanarak, hatta öldürerek yapmaktadır.
   6. Propaganda esnasında neler söyleneceği tek elden hazırlanmakta genellikle aynı ifadeleri kapsamaktadır.
   7. Propagandayı bu konuda eğitilmiş grup lideri ve uzmanlarına yaptırmaktadır. Diğerlerini köylerle temas ettirmemektedir.
   8. Her eylemden sonra çevre köylerdeki halkı toplayıp propaganda yapmakta ve eylemin etkisini artırmaya çalışmaktadır.
   9. Yöre halkının tahsil seviyesi düşük olduğu için abartılı ve yalan haberleri kolaylıkla yaymaktadır.
 

deniz 10.01.2005 10:08:10
ETA (Euskadı Ta Askatasuna) (İspanya)

Bask Ayrımcı Harekatı (ETA) 1962'de EKİN grubundan ayrılan militanlar tarafından kurulmuştur. İspanya'nın Bask Bölgesinin bağımsızlığı için, mücadele ettiklerini iddia etmektedirler. Bu tarihten itibaren, Madrid Üniversitesi'nde, hepsi solcu öğrenciler tarafından gerilla üniteleride teşkil edilmiştir. Bu üniteler ortalama olarak her biri 200'er öğrenciden oluşmuştur. Vur-kaç taktiği uygulayıp polislerle çatışmalara girmektedirler. Bu terörist hareketlerinin ardında ise; Franko rejimini devirip yerine Marksist-Leninist doğrultuda solcu bir rejimi kurmak, Bask bölgesini İspanya'dan ayırıp, bağımsız bir devlet teşkil etmek ve doğrudan Avrupa Federasyonu'na entegre edilmesi amacı yatmaktadır.

İspanya'nın Bask Bölgesi'nde bölgesel hareketi savunan ETA'nın yapmış olduğu şiddet olayları karşısında İspanya Hükümeti Olağanüstü hal ilan etmiş ve askeri mahkemelerde, yakaladığı teröristleri ağır cezalara mahkum etmiştir.

Hedefleri ve Yöntemleri;

Bask Bölgesi'nin bağımsızlığı için mücadele eden ETA örgütünün hedefleri arasında polis, güvenlik görevlileri, adalet hizmetlerinde çalışan yüksek görevliler vardır.Yukarı

1986 yılı sonlarında Fransa Hükümeti'nin ETA üyelerini sınırdışı etme kararı üzerine eylemleri İspanya'da bulunan Fransızlara da yönelmiştir.

Uluslararası Bağlantıları;

Bask Bölgesi'nin bağımsızlığı için mücadele eden ETA örgütü, Kuzey İrlanda' da terör faaliyetini sürdüren IRA'nın en çok ilişkide olduğu sol örgütlerden biridir. Aralarında işbirliği olan bu iki örgüt Nisan 1972'de Fransa'da, BRETON Kurtuluş Cephesinin de katılımı ile siyasi bir anlaşma imzalamıştır. Bu anlaşma bölgesel hareketli 3 örgütün politik görüşlerini belirlemek amacı ile yapılmıştır. ETA'nın bölünerek ılımlılar, politik kanat ve askeri kanat olarak ayrılmasından sonra, geçici Sinn Fein (IRA'nın siyasi kanadı) ETA'nın politik kanadı ile, geçici IRA (Askeri Kanat) ise ETA'nın askeri kanadı ile işbirliğini sürdürmüştür. IRA ve ETA üyeleri, düzenledikleri gezilerle karşılıklı olarak sık sık bir araya gelmektedirler.Yukarı

Soğuk savaş döneminde ETA, Güney Yemen, Cezayir, Libya, Lübnan ve Nikaragua gibi ülkelerden eğitim desteği almış, IRA, İtalya'daki Kızıl Tugaylar ve Filistinli gruplar ile yakın ilişki içerisinde olmuştur. Ancak, ETA'ya en büyük desteği Fraensa'da yaşayan Basklar vermiştir.

ETA'nın Suriye ile bağlantısı mevcut olup, bu ülkeden destek arayışı içerisinde girmiştir. Bu amaçla, Temmuz 2000 içerisinde Suriye'nin başkenti ŞAM'a gelen bazı ETA mensupları Suriye yetkilileri ile görüşmelerde bulunmuşlardır.

1983 Ağustos ayında çeşitli örgütlere mensup temsilcilerin biraya gelerek düzenlediği toplantıya; KATALONYA TIERRA LIBRA ayrımcı örgütü ile BASK, ETA, KORSİKA BAĞIMSIZLIK HAREKETİ, IRA ve KÜRT örgüt temsilcilerinin katılması, ETA teröristlerinin 1970 yıllarında Filistin'deki El Fetih Kamplarında eğitilmeleri, aynı tarihte THKO/THKP-C örgüt mensuplarının da eğitim görmeleri, 2 Ocak 1984 Tarihinde Hamburg' da çeşitli iş yerlerine ait arabalara yapıştırılan ve posta şeklinde dağıtılan bildirilerde "DEV-SOL, TKP/ML ve ETA" imzalarının bulunması şeklinde, bölücü ve yıkıcı örgütlerle işbirliği nedeni ile dolaylı olarak Türkiye'deki yasadışı örgütler ile ilişki içerisinde olduğu değerlendirilebilir.

Aralık 2000 içerisinde İtalya/MİLAN Katedrali'nde ortaya çıkartılan başarısız bombalı saldırı girişimini "Uluslar Arası Dayanışma" adında, daha önce fazla tanınmayan terörist bir grup üstlenmiştir. Bu grup, İspanya'da ceza evlerinde bulunan ETA teröristleri ile dayanışma içerisinde olduğunu göstermek amacıyla söz konusu saldırıyı planladığını açıklamıştır.

1968 yılından beri sürdürdüğü silahlı mücadelede 800'den fazla kişinin ölümünden sorumlu tutulan ETA'nın son dönemde üstlendiği önemli eylemler arasında;
- 06 Mayıs 2001 tarihinde Aragon Bölge Başkanı ve Senatör Manuel GIMENEZ'in öldürülmesi,
- 06 Kasım 2001 tarihinde MADRİD'de patlayıcı yüklü bir aracın infilakı sonucu 95 kişinin yaralanması,
- 07 Kasım 2001'de bir yargıcın öldürülmesi,
bulunmaktadır.
ETA, Avrupa Birliği tarafından 28 Aralık 2001 tarihinde kabul edilen "Ortak Terör Örgütleri Listesi"nde yer almaktadır.

KADEK Terör Örgütü ile Benzerlikleri;

1987 yılına ait terör olaylarında, ETA örgütü tarafından, bomba yüklü arabaların patlatılması yönteminin uygulanması, silahlı soygunlar ve zenginlerden baskı yoluyla toplanan "Devrim Vergileri" adı altındaki gelir kaynakları, 30 Ocak 1988 tarihinde hükümete ateşkes önererek, sorunlara karşılıklı görüşmelerle çözüm bulunmasını istemeleri ve yeniden şiddet eylemlerine yönelmeleri, halkın gözü önünde, çoluk-çocuğu ayırmadan öldüren cinayet şebekesine dönüşmesi, ülkemizdeki bölücü ve yıkıcı örgütler ile benzerliklerini ortaya koymaktadır.  

deniz 10.01.2005 10:13:18
IRA (İrlanda Cumhuriyet Ordusu) (Kuzey İrlanda)

IRA'nın Terör Kampanyası;

IRA'nın hem İrlanda hem de Kuzey İrlanda Cumhuriyeti'nin demokratik hükümlerini yıkmaya yönelik şiddet kampanyası, 1970'lerden beri düşüş göstermesine rağmen (terör olayları neticesinde Kuzey İrlanda'da 1972'de 467 kişi hayatını kaybederken 1992'de 85 kişi ölmüştür), 1980'li yılların sonu ve 1990'lı yılların başlarında da devam etmiştir. Bu sürede bu örgütün üyeleri önemli miktarda silah ve patlayıcı tedarik edip ve eşdeğer şekilde öldürücü el yapımı harp levazımı geliştirmişlerdir. Güvenlik kuvvetleri yalnızca Birleşik Krallık ve İrlanda Cumhuriyeti'nde değil, ABD'de ve birçok Avrupa ülkesinde de bu silahların büyük bir kısmını ele geçirmeyi ve şüpheli teröristleri mahkeme önüne çıkarmayı başarmışlardır. Ancak teröristler, Kuzey İrlanda'daki tüm topluma ve Büyük Britanya ile Avrupa kıtasına yönelik büyük bir tehdit oluşturmaya devam etmektedirler.

Kuzey İrlanda'da Ulster Kraliyet Polis Teşkilatı (RUC) ve ordu mensupları, görev başında olsunlar ya da olmasınlar, saldırı için hedef olmuşlardır. IRA güvenlik kuvvetleri için hizmet sunan müteahhittleri, hakimleri , kamu çalışanlarını ve halk simalarını da hedefleri arasına almıştır. IRA, Belfast, Portadown ve Magherofelt'deki son bombalama olaylarında olduğu gibi, sebep olacağı hasarlara ilgi göstermeyerek ticari hedeflere de saldırmaya devam etmiştir.Yukarı

Örgüt kurbanlarının büyük çoğunluğunu silahsız siviller oluşturmuştur Evlerine gitmekte olan sekiz insaat işçisinin katledildiği 17 Ocak 1992 tarihli Teebane kavşağının bombalanması olayı örgütün sivilleri sagukkanlılıkla öldürme istekliliğinin en çarpıcı göstergelerinden birisi idi. Britanya'da acımasız ve ayırım yapmaksızın, yürüttükleri şiddet kampanyasının en son örneği, Timothy Parry (12) ve Jonathan Ball (3) isimli iki çocuğun öldüğü ve dördü ağır olmak üzere 34 kişinin yaralandığı 20 Mart tarihinde Warrington'da yapılan bombalamadır.

IRA'nın Büyük Britanya ve Batı Avrupa'daki (buralarda hep İngiliz ve ilgili hedeflere yönelmektedirler) faaliyetlerinin amacı Birleşik Krallığa baskı uygulamak, kamuoyunun maksimun ilgisini çekmek ve kendi geleceğini tayin etme ilkesi ile Kuzey İrlanda'daki halkın çoğunluğunun Birleşik Krallık dahilinde kalma isteğine aldırış etmeksizin, "İngilizlerin Kuzey İrlanda'dan çekilmesi" için daha geniş bir kamuoyu oluşturmaktır. Örgütün Avrupa'daki eylemlerinin pervasız tabiatı, birkaç amaçlanmamış kurbanın ölümüne sebep olmuş ve bu olaylardan dolayı IRA, özür dileme ikiyüzlülüğünü göstermiştir. Kurbanlar arasından bazılara yakın mesafeden ateş edilerek öldürülmüşlerdir. Yukarı

Cumhuriyet hareketinin bir parçası olan Sinn Fein, IRA vahşetinin yasallığını ve örgütün "silahlı mücadelesini" sürdürme hakkını kabul etmiş, Genel Başkanı Gury Adams, ise IRA teröristlerinin cenazelerinde sık sık görülmüştür. Ancak son yıllarda Sinn Fein, IRA'nın ferdi eylemlerini savunmada, örgütü halen desteklemesine rağmen, güçlük çekmektedir. Masum birkaç suvilin ölmesinin üzerine, Adams IRA'yı "evini düzene sokmayı" çağırdı (Sunday Times Gazetesi, Londra, 7 Ağustos 1968). Romen bir katolik olan Michael Logue'nin Ocak 1992'de öldürülmesiniden sonra Sinn Fein'in Dungannon Encümen Üyesi, "bütün bir trajedinin bir daha meydana gelmemesi için ien'nin kendi içinde dikkatli bir tahkikat yapması gerektiğini " söylemiştir. 14 Şubat 1992'de Teebane bombalamasının kötü sonucunda Adems, IRA'yı uyarmıştır. Mart 1993'de Warrington'daki bombalama olayının akibetinde ise Adams, meydana gelen iki ölüm hadisesinin Cumhuriyetcileri şok ettiğini ve IRA'ya mesajının eylemin kabul edilemeyeceği ve tekrarlanmaması gerektiği yönünde olduğunu söylemiştir. Fakat buna rağmen olaylar halen sürmektedir.Yukarı

IRA'nın Kuzey İrlanda, Ana Britanya ve Avrupa'daki terör kampanyası geniş bir şekilde kınanmaktadır.

1 Temmuz 1993 tarihli Cardinal Daily gazetesi İrlanda (Belfast) haberlerinde şöyle demektedir:

"Cinayetin ulusal sebeplerle gerçekleştirildiği takdirde cinayet sayılamayacağını ve kişilere yönelik şiddet hareketleri ile mülkiyetin yok edilmesinin, eğer siyasi motifler için gerçekleştiriliyorsa, ahlakca onaylandığını iddia ederek, Katolik cennetin belli bir kesimine büyük bir ahlaki ve manevi hasar vermişlerdir. On Emir "silahlı mücadelenin" ilk kayıbıdır. Yukarı

Jonathan Ball ile Tımothy Parry isimli iki çocuğun öldüğü ve 54 kişinin yaralandığı 20 Mart 1993 tarihinde meydana gelen Warrington, Bridge Street'deki IRA'nın bombalama olayını müteakip, ABD Başkanı Clinton şöyle bir sempati mesajı göndermiştir:

"ABD bütün şiddet hareketlerini ve destekcilerini, işbirlikçilerini şiddetle kınamaktadır. Bu son insafsız hareketlerin genç çocuklarının ölümüne ve epey insanın yaralanmasına sebep olması, şiddet hareketlerinin nasır tutmuş tabiatını yalnızca vurgular. Amerikan halkı, İrlanda ve Birleşik Krallık halkının, bu şiddet hareketlerinin zarar verdiği kişilere sempatilerini ifade ederek, şiddetin nereden gelirse gelsin asla onaylanmayacağına inanarak ve bu trajedinin, diyalog yoluyla barış ve uzlaşma arama konusunda yeni bir kararlılık getireceğini ümit ederek, yanında yer almaktadırlar."

Albert Reynolds, Warrington'daki bombalama olayı ile ilgili olarak 23 Mart 1993'de Dail'e şöyle demiştir:Yukarı

" Anne-baba ve çocuklarla dolu barışçıl bir alışveriş merkezi, kasıtlı bir şeytan hareketiyle tam bir katliam yerine dönüştü. Kurbanları genç ve savunmasız olan bu bombalama olayı, Kuzey İrlanda ve başka yerlerde IRA tarafından hazırlanan vahşi ve alçak hareketlerin uzun süresindeki meydana gelen en son olaydır. Cumartesi günkü bombalama olayından dolayı üzüntülerini ifade etmeleri, Kuzeyiyle Güneyiyle İrlanda'daki ve Britanya'daki makul insanlar tarafından kusku dolu ve alaycı olarak izlenmektedir.

17 Ocak 1992 tarihinde sekiz insaat işçisinin Lisnally Barracks, Omagh, Co, Tyrone'deki katledilmesini müteakip Cardinal Daily, ölenlerin bazılarının ailesini ziyaret ettikten sonra televizyonda sunları söylemiştir:

" Bombanın insanlığa ve bu topraklarımızın insanlarına ne yaptığını ancak ve ancak bombayı soğukkanlılıkla ve acımasızca çekenler görebilir."


Birleşik Krallığın Vatikan'a atadığı yeni Büyükelçi ile yaptığı bir toplantıda Papa John Paul II, Kuzey İrlanda'daki vahsete bir son verilmesini niyaz etmiş ve şöyle demiştir; Yukarı

" Ben sık sık, azınlıklar ve çoğunluklar arasındaki ilişkilerin tarihinden ortaya çıkan düşmanlıkların ve önyargıların üstesinden gelme ihtiyacına atıfta bulunmuşumdur. Maalesef bu tutumların devam ettiğini müşahade etmekteyiz. Aynı duygu ve düşünceler, Kuzey Irlanda konusundaki derin endişe ve üzüntümü ifade etmektedir. Kilise, kaynağı ne olursa olsun, tüm şiddet hareketlerini ve sindirmeyi kınamaktadır. Barış, adaletsizlik ve şiddetle sağlanamaz. Bu ancak bireylerin ve halkların haklarına saygı göstererek ve tüm nüfusun iyiliği için ortak bir duygu sorumluluğu ile kurulabilir (Irısh News, 27 Aralık 1951)."

19 Temmuz 1991'de Thomas Oliver'in Dundalk'da öldürülmesinden sonra Independent (Londra) gazetesi 5 Ağustos tarihinde, cinayeti protesto eden bir rallinin ertesi gün Cooley Co Lanth'da yapılacağı hususunda bir bildiri yer almıştır. Ad hoc komitesinin bir beyanatı şöyle olmuştur:Yukarı

" Toplumumuz dahilinde alçak terörünüzü kullanmanız hakkında halk olarak sizi, yani IRA'yı protesto ediyoruz. Yıldırılmayı reddediyoruz. Biz, sizin tarafınızdan toplumun her yandan yıldırıldığı korkunç kazana sürüklenmeyeceğiz. Halk olarak biz size, yani IRA'ya, hükümetimize, güvenlik kuvvetlerimize ve ordumuza güvendiğimizi söylüyoruz. Size, tüm desteğimizin Oliver ailesi ile beraber olduğunu söylüyoruz. Yalanlarınızı kabul etmeyeceğiz. Sizden vahşi yöntemlerinizi bırakmanızı istirham ediyoruz."

Protesto rallisi esnasında, Peter Deniz Faul (Dungannon'da iyi tanınmış bir papaz) Şu beyanatı vermiştir:

"Örgüt burada bitmiştir. Onları tanımayın ve tahriklerine kapılmayın. Çocuklarınızı onların etkisinden uzak tutun. Çocuklarınıza, şiddetin yanlış olduğunu ve silahlı kişilerin şeytan olduğunu söyleyin. Eğer şimdi karşı durmazsanız çocuklarınızın karşısına; şantaj, sindirme ve silah çıkacaktır." Yukarı

İrlanda Başpiskoposu 16 Aralık 1990 tarihinde makamında şöyle demiştir:

"Ben özellikle çocukları Tanrı'yı ve kiliseyi dinleyerek yetiştirilen ve bir katolik papazını dinleyebilecek cumhuriyetçilere sesleniyorum, şiddet kampanyanızı ne kadar uzun sürdürürseniz, arkanızda o kadar çok alçakça hatırılar bırakacaksınız. Amaçlarınızdan ve hedeflerinizden o kadar çok uzaklaşacaksınız ki, şiddet kampanyanıza devam etmeniz için hiç bir makul sebebiniz yoktur. Fakat şimdi kampanyanızı durdurmak için rasyonel, ahlaki ve siyasi her türlü sebebiniz var (Irısh Times, Dublin, 17 Aralık 1990)."

Roma Derry ve Rophoe katolik keşişi Dr. Edward Daly, 5 askerle birlikte kendisinin ölümüne sebep olan bomba konulmuş bir araba kullanmaya zorlanan Patsy Gillespie için Regoiem Mass'da, IRA'yı ve destekçilerini "şeytanın takipçileri" diye tanımlamış ve şöyle demiştir.Yukarı

"İsa şöyle demiştir, "Onları meyveleri ile tanıyacaksınız" ve IRA'nın meyveleri, Batı Almanya'da öldürülen bir bebekten, Hollanda'da öldürülen Avustralyalı turistlere, Enniskilen'deki emeklilere ve şehrimizde öldürülen Samiriyelilere kadar tüm Avrupa'ya yayılmıştır. Ve geçen çarşamba sabahı Patsy Gillespie'ye yaptıkları vahşeti iki adama daha yapmaya yeltendiler. Bunlar IRA'nın meyveleridir. Onları meyveleri ile tanıyacaksınız (İrish News, 29 Ekim 1990)."

30 Temmuz 1990 tarihinde Eastbourne yakınlarındaki evinde IRA tarafından bomba yerleştirilmiş bir araba ile muhafazakar milletvekili Lan Gow'un öldürülmesinden sonra, Dublin'de İrlanda basını 3l Temmuz'da şunları bildirmiştir;

"Bugün tüm iyi İrlanda halkının bu zulüm hususundaki bir çok resmi ifadeyi paylaşmalı ve desteklemelidirler. İrlanda Başbakanı bu "saygıdeğer adamın" öldürülmesi ile ilgili korkusunu bayan Thatcher'e iletti.Yukarı

Dublin'deki Roma Katolik Başpiskoposu Dr. Destmond Connell, İrlanda'daki tüm Roma Katolik kiliseleri adına bir kınama bildirisi yayınlamıştır.

" Bu seytini olayın sorumluları, cinayetten suçludurlar ve bunlara herhangi bir şekilde yardım edenler de onların sorumluluğunu paylaşırlar. Hiç bir mazeret ile cinayet affedilmez veya sorumlu örgütün üyeliğine göz yumulamaz (İrısh Times,3l.7.1990)."

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Tom Foley, mecliste meslektaşlarına hitaben cinayeti kınamıştır;

"Sayın Gow'un ailesi için duyduğum en derin sempatiyi ve bu alçakça cinayetin açıkça kınanmasını ve yas ile üzüntü içerisinde bulundukları bir dönemde, Westminster'deki kardeş meclisimizle kuvvetli bir dayanışmayı ifade ettiğimde, bu meclis adına konuştuğuma inanıyorum. IRA'nın silahları ve bombaları K.İrlanda'ya bağımsızlığı ne getirmiştir ne de götürecektir. Ne iş ne de mezhep ayrımının kaldırılmasını sağlamıştır ve de sağlamayacaktır(Daiy Telagrabh, Londra, 02 Ağustos 1990). "Yukarı

IRA militanlarınca 24 Temmuz 1990 tarihinde Armagh şehri dışında bir rahibenin ölümüne ve ikinci bir kadının yaralanmasına yol açan mayın patlaması hadisesini kınayan İrlanda Kilisesi Armagh Başpiskoposu Dr. Robin Eames, olaydan öğrendiğini ve öfkelendiğini söylemiştir:" Bir terörist bunun gibi bir şey yapmak isterse bunu ayırım yapmadan yapar. Sonunda kimin acı çektiği önemli değil (Irish Times, 25 Temmuz 1990)."

Knock'a yapılan Başpiskoposluk ziyaretinde ise uzlaşma teması ile ilgili olarak Dr. Cahal Daly şöyle demiştir:

"Silahlı mücadelenin devamını planlamanın, kuzeydeki rasyonel milliyetçilikle en ufak bir alakası yoktur. Bu Cumhuriyetçi geleneğe yapılan bir ihanettir, daha önemlisi hristiyanlık inanışına bir lekedir. İrlanda'ya bakan dünyanın gözünde bir skandaldır."Yukarı

IRA tarafından 27 Mayıs 1990 tarihinde Hollanda'da Stephen Melrose (24) ve Nick Spanos (28) isimli iki Avustralyalı turistin öldürülmesine müteakip o zamanki başbakan Margaret Thatcher ve Avustralya eski Başbakanı Bob Hawke cinayete şiddetli tepki gösterdiler ve Hawke şöyle demiştir:

"Bu sabah "savaşta hatalar olur" şeklinde IRA tarafından ileri sürülen anlamsız mantık, benimle hükümetimle ve inanıyorumki Avustralya halkı ile olan buzları eritmemiştir. Bu genç Avustralyalıların alçakça öldürülmesini haklı kılacak hiç bir şey olamaz. İster İngiliz vatandaşı olsun, isterse başka milletten olsun IRA'nın masum insanlara yönelik kanlı terör kampanyası hükümetim tarafından kınanmaktadır (Daily Telegraph Gazetesi, 30 Mayıs 1990)."

25-27 Kasım 1988 tarihleri arasında Belfast'da yapılan Roma Katolik Sosyal Demokrat ve İşçi Partisi'nin (SDLP) konferansında konuşan Başkan Johne Hume örgüt ve diğer cumhuriyetçi paramiliterler hakkında şöyle konuşmuştur: Yukarı

"İddialarından birisi de onların katolik cemaatin savunucuları oldukları şeklindedir. Şu ana kadar öldürülen 1194 katolik cemaati mensubunun % 46'sı Loyalist Paramiliterler, % 37'si kendini Cumhuriyetci diye tanıtanlar ve % 17'si güvenlik kuvvetlerince öldürülmüştür. 01 Ocak 1978'den bu yana son 10 yıl içerisinde hayatlarını kaybeden 305 katolik cemaati mensubunun 112 tanesi (% 37) kendilerini Cumhuriyetci olarak adlandıranlar tarafından, 105 tanesi (%34) oyalistler tarafından ve 88 tanesi (% 29) güvenlik kuvvetlerince öldürülmüştür. O'Cosey'in söylediği gibi; Silahlı kişiler halk için ölmüyor. Halk silahlı kişiler için ölüyor. "

İrlanda Roma Katolik Başpiskoposu Kardinal TOMAS O' Fiaich, IRA hakkında şöyle demiştir:

"Hiç bir gerekçe cinayeti haklı kılmaz. Dost İrlandalı erkek ve kadınların öldürülmesi hiçbir şey kazandırmaz. Kazandıracağı tek şey rezalet ve utançtır. Protestanların öldürülmesi ise mezhepçilikten başka bir şey getirmez.(İrish İntependert gazetesi, 08 Ağustos 1988)."

IRA'dan ayrılan ve halen faal Cumhuriyetçi fraksiyonlardan olan Real IRA (Gerçek IRA) 1997 ateşkes sonrasında kurulmuştur. Günümüz itibarıyla IRA, 1997 yılında ilan ettiği ateşkesi sürdürmekte ve eylemsizliğini korumaktadır. Ancak IRA'dan ayrılan RIRA tarafından silahlı mücadele sürdürülmektedir.

Gerçek IRA (RIRA)'nın örgütten ayrılmadan önce bir çok silahlı ve çok miktarda patlayıcıya el koyduğu söylenmektedir. İngiliz Anti Terör Birimi tarafından yapılan açıklamada, 20 Eylül 2000 tarihinde M 16 binasına yapılan saldırının RIRA tarafından gerçekleştirildiği ve eylemde Rus yapımı RPG-7 roket atar kullanıldığı belirtilmektedir.

IRA tarafından İngiltere'ye karşı yürütülen terör eylemleri, yine bu örgütten kopan RIRA (Gerçek IRA) ve CIRA (Süreklilik IRA) tarafından devam ettirilmektedir. Son dönemlerde İngiltere Ana Karası'nda gerçekleştirilen eylemlerde, şüpheler söz konusu örgütler üzerinde yoğunlaşmıştır.

Diğer taraftan, IRA'dan ayrılan barış süreci karşıtı örgütlerin Doğu Avrupa ve Balkanlardan silah temin etme girişimlerinde bulundukları söylenmektedir.

Diğer Örgütlerle İşbirliği;

Bir çok IRA üyesinin Ortadoğu'daki Filistin kamplarında eğitildiği, bazı IRA üyelerinin bu kamplara bomba ve silah yapımında öğretmen olarak katıldıkları öğrenilmiştir.

IRA'nın bazı silahları, Ortadoğu ve Kıbrıs aracılığı ile elde ettiğine dair bilgiler mevcuttur. 1977 yılının Kasım ayında ANSVERSTE'de ele geçirilen silah kutularında BL ELFETİH damgası tespit edilmiş bu silahların Lübnan'dan Kıbrıs Rum Kesimi yoluyla gönderildiği anlaşılmıştır. Günümüzde KADEK'nın kullandığı silahların bir miktarının da bu yol ile sağlandığı anlaşılmaktadır. Köklü bir örgüt olan IRA'nın bazı yöntemleri, uluslararası terör örgütlerince benimsenmiştir. IRA'ya özgü olan metodlardan biri olan arabalı bombalama yöntemlerini diğer terör örgütleri de kullanmaktadır. Bugün Türkiye'nin Güneydoğusu'nda faaliyet gösteren KADEK'nın uyguladığı yöntemlerden köyler arası mayın döşeme, taşıt araçlarına bomba koyma yöntemleri ve devlete ait yerleri yakma girişimlerini IRA çok önceki yıllarda uygulamıştır. Geçici IRA'da görülen geçici askeri kanat, KADEK'nın ARGK (Kürdistan Ulusal Kurtuluş Ordusu)sına, geçici politik cephe de KADEK'nın ERNK (Kürdistan Ulusal Kurtuluş Cephesi)sına uymaktadır.Yukarı

KADEK örgütlenmesi ile IRA'nın teşkilatlanma şekli arasında büyük bir benzerlik vardır. Her iki örgütte de yöre halkını baskı altında tutan görünümleri benzerlik göstermektedir.

IRA, amacı dışındaki şahıslar zarar gördüğünde özür dilemektedir.

IRA 27 Mayıs 1990 yılında Hollanda/Roermond'da IRA militanlarının iki Avustralyalı turiste ateş ederek öldürmesi üzerine, İngiliz görevlisi sanarak öldürdüklerini açıklayarak özür dilemiştir.

26 Ekim 1989 IRA militanları, bir onbaşı ve Nivruti İslania ismindeki altı aylık kız çocuğunu Batı Almanya, Wildenrath'daki bir dolum istasyonunda ateş ederek öldürmüştür. Onbaşı İslania'nın hanımı yaralandı. IRA, bebeği öldürdükleri için özür dilemiştir.

deniz 10.01.2005 10:14:18
Kızıl Tugaylar (İtalya)

Kızıl Tugaylar 1968 yılında kurulmuştur. 1984 yılında iki fraksiyona ayrılmışlardır, biri (BR-PCC) Kızıl Tugaylar Komünist Muharipler Partisi, diğeri BR-UCC Kızıl Tugaylar Muharip Komünistler Birliği’dir. Komünist Muharipler Partisi 1987 Şubat’ında bir posta arabasını soyarak adını duyurmuş ve bu olayda iki polis öldürülmüştür. Muharip Komünistler Birliği de 1987 Mart’ında İtalya Uzay Silahları Genel Müdürü’nün öldürülmesi olayı ile sesini duyurmuştur.

Kızıl Tugaylar örgütü Marxist-Leninist ideolojiye sahip silahlı ve son derece tehlikeli bir örgüttür. Burjuva ve faşist olarak tanımladığı İtalya yönetimini yıkmayı amaçlamakta ve ABD’nin temsilciliklerini hedef seçmektedir.Yukarı

Örgüt 1970 yılında yaptığı eylemlerle İtalyan toplumunu derinden sarsmıştır. Daha sonraki yıllarda İtalyan Hükümeti’nin aldığı bir dizi önlemle örgüte ağır darbeler indirilmiştir. Örgütün hali hazırdaki potansiyel gücü ile İtalyan polisini ve Hükümeti’ni tehdite devam edeceği anlaşılmaktadır.

Örgüt, 1989 yılında İtalyan ve Fransız yetkililerin, birçok örgüt mensubunu tutuklamasından sonra pasifleşmiştir. Bununla beraber, 50’den daha az sayıda olduğu tahmin edilen silahlı aktif üyesi ile terörist kampanya, rastgele polislerin öldürülmesi ve Montedission Petrokimya Endüstrisi yöneticisi Giuseppe Taliercio gibi belirgin hedeflere saldırması ile faaliyetlerine devam etmektedir.Özellikle kundakçılık, cinayet, adam kaçırma ve bombalama gibi eylemlerle adını duyuran örgüt, tüm terörist yeteneklere de sahiptir. Örgüt aşırı sağcılara ve kendi düşüncesine zıt fikirde olan herkese karşı savaş açmıştır.Yukarı

Kızıl Tugaylar ilk hedef olarak gazetecileri hedef seçmiştir. İlk başta, suçlanan gazeteciler ayaklarından vurulmuş ancak, bu eylemleri Kasım 1977’de Turin’deki La Stampa gazetesinin yardımcı editörünün daha önce 3 defa vurulup, sonunda ölmesiyle son bulmuştur. Haber ajansına olaydan sonra açılan telefonda, Kızıl Tugaylar olayı üstlenmiş ve, “Hükümetin uşağı gazetecinin kendileri tarafından yargılanarak suçlu bulunup, cezasının infaz edildiği” söylenmiştir.

Örgütün Filistinlilerle önceden bazı bağlantıları varsa da, esas ilişkiye girdiği örgüt Baader-Meinhoff ve sempatizanlarıdır.

İtalyan güvenlik birimleri tarafından yürütülen seri operasyonlar neticesinde örgütün faaliyetlerinin, 1980’lerin başında marjinal düzeye indirilmesi, elemanlarının organize suçlara kayarak Sicilya Mafyası ve Ndragentha içerisinde yer almasına sebebiyet vermiştir. Hali hazırda, marksist leninist kökenli Türk terör örgütleri ile işbirliği içerisinde olduğu ve faaliyetlerininTREVI’nin gizli oturumlarında yakınen incelenip, değerlendirildiği İtalyan makamları tarafından ifade olunmaktadır.

Son olarak, Mayıs 2001 ayı başlarında İtalya'da güvenlik güçlerince düzenlenen bir operasyonda Kızıl Tugaylara mensup 8 kişinin yakalandığı açıklanmıştır.  

deniz 10.01.2005 10:15:26
İslami Direniş Hareketi (Hamas) (Mısır-Filistin)

Mısır'da Hasan EL-BENNA liderliğinde kurulan Müslüman Kardeşler Örgütü içerisinde yer alan şahıslar tarafından 1987 yılı sonlarında Filistin'de kurulmuş bir örgüt olarak bilinen İslami Direniş Hareketi (HAMAS), Müslüman Kardeşler Örgütü'nün Filistin kanadı olarak da bilinmektedir.

Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ)'nün Filistinlileri ve Müslümanları temsil etmekten uzak olduğu ve İsrail'e karşı mücadelede pasif kaldığı gibi gerçeklerle kurulan HAMAS, Filistin’in kurtuluşu için silahlı mücadele ve cihad yolunu benimsemiş, bundan dolayı da Müslüman Kardeşler Örgütü'nün daha ılımlı olan kesimleri ile anlaşmazlığa düşmüştür.Yukarı

Son zamanlarda İsrail ile barış görüşmelerine yanaşan FKÖ'nün, anlaşmaya yönelik bu tutumu, Filistin’deki işgalin devam ettiği ve herhangi bir değişmenin olmadığı gerekçesi ile HAMAS tarafından kabul görmemekte ve FKÖ'nün kendileri ile birleşme çağrıları da yanıtsız bırakılmaktadır.

HAMAS son zamanlarda, Filistin davasına destek bulma amacıyla Hizbullah Terör Örgütü başta olmak üzere diğer Ortadoğu kökenli örgütlerle de işbirliği yapma yolunda önemli adımlar atmaktadır. Bu paralelde İran'ın da Filistin'deki etkinliğini arttırmak amacı ile HAMAS'la işbirliğine girme çabası içerisinde olduğu bilinmektedir. Yukarı

Şeyh Ahmet YASİN'in manevi liderliğinde faaliyet yürüten ve günümüzde Müslüman Kardeşler Örgütü'nden tamamen bağımsız hareket etmeye başlayan HAMAS'ın, ülkemizde herhangi bir faaliyetine rastlanılmamıştır.

HAMAS, son yıllarda Filistin’de meydana gelen halk hareketlerindeki kontrolü elinde tutmakta ve FKÖ'nün etkinliğinin azalmasında önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle de, bölgede faaliyet gösteren Batılı ülkeler ve İsrail tarafından önemli bir tehlike olarak görülmektedir.

İsrail-Filistin barışını kabul etmeyen HAMAS'ın İsrail hedeflerine zaman zaman giriştiği intihar saldırıları, barış sürecini baltalamakta ve fanatik İsraillileri tahrik etmektedir. Filistinliler üzerinde etkinliğini koruyan HAMAS'ın varlığı, anlaşmanın uygulanması önündeki en büyük engeli teşkil etmektedir.  


Sayfa: [ 1 ] 2