|
||
| ingilizce bazısına tuzak,bazılarına da uzak ..gibi sanki.. | ||
|
||
| bir lisan bir insan bosuna mi diyorlar ki :S | ||
|
||
| İngilizceyi artık öğrenmek sorundayız. Ana dilimiz Türkçe değil İngilizcedir. Örnein Capacity= Capa nedemek city= Şehir çok gülün olmuş. Restaurant=Lokanta yada yemek yeme yeri Akmerkez=Tebrikler Örnekler çoğaltabiliriz ayrıca çoğu türistik yerlerde Türkçe yok İngilizce bilmeyenler Tatil yapmasın. |
||
|
||
| İngilizce bilmek gunumuzde gereklılık halıne geldı . İngilizce Uluslarası anlamda en yaygın dil konumunda günümüzde. Bunda en buyuk etken bence Amerika'nın tüm sektörlerdeki baskınlıgıdır . Ayrıca coğrafi olarak güzel bir ülkede yaşıyoruz . Yabancı ziyaretçilerimiz eksik olmuyor . Artık Sultanahmetteki çöpçü dahi ingilizce konusabılıyor . ( Rusça konusanı da gordum ) Ve ayrıca İngilizce bilen bireylerin İngilizce bilmeyenlere kıyasla daha rahat iş buldukları da bir gerçek . Ülkemizdeki çok uluslu şirketlerin ve dedıgım gibi Amerikanın hakimiyeti bunda en buyuk etken . E durum boyleyken '' ingilizce bir tuzak mı '' sorusunu degıl de '' En uygun İngilizce eğitimini hangi kurs veriyor '' diye sormak en mantıklısıdır . Ingılızce + farklı dıller ogrenmek Turkceyı yok etmez . Aksıne bıreye olumlu yonde yararlar ve avantajlar getırır .... |
||
|
||
| düpedüz ingilizce istilası 1930 lardan 1980 e kadar dilin sadeleştirilmesi,devletin,atdın kesiminin dilinin halk diliyle daha da bütünleşmesi hareketi yaygınlaşmıştı.ama son 5-10 yılda halk diline kadar geçmiş,iyice yerleşmeye başlamış türkçe terimlerin yerine garip"anglomanlıca"sözlerin kullanılması adet oluveriyor.şu örneklerde olduğu gibi vekiller heyeti-bakanlar kurulu-kabine mebus-millet vekili-parlamenter matbuat-basın yayın-media muhaberat-iletişim-kominikasyon içtimai-toplumsal-sosyal kanuni-hukuki-yasal-legal meclis i mebusan-millet meclisi-meclis-parlemento mesele-sorun-problem usul-yöntem-metod asgari-en az-minimum azami-en çok-maksimum seçenek-alternatif faaliyet-etkinlik-aktivite karmaşa-kaos müstemleke-sömürge-koloni mutabakat-konsensus-eşgüdüm-koordinasyon encümen-kurul-komite-komisyon kurultay-kongre müdür-yönetmen-direktör teşkilat-örgüt-organizasyon oktay sinanoğlu bye bye türkçe den elbette ingilizce hatta daha bir çok dili de öğrenelim ama bu dillerden olan sözcükleri her yerde kullanacağız diye çok köklü bir geçmişi olan kendi dilimize ayıp etmeyelim |
||
|
||
| çok doğru diyosun güzel bi konu ama biz ATAMIZ dışında buna hiçbir şekilde önlem alan birini görmedik.osmanlı da fransızca arapça ve farsça etkiliyken baskınken şimdi de ingilizce.kendi dilimizin güzelliğini yitirince anlamayalım arkadşlar | ||
|
||
Burada konu ingilizcenin nasıl bir gramere sahip olduğu anlaşılabilir yahut anlaşılamaz olduğu,yada diğer dillerle olan farklılığı değil,sanırım yanlış anlaşılma oldu...Mesele dolaylı veya dolaysız bu dilin dayatılması,sebep?İngilizce öğrenilmesin demiyoruz,ingilizce dayatılmasın diyoruz,çünkü dayatılmasının sebebi bir ingiliz medeniyetini hakim kurma isteğidir,bütün ülke kültürlerini bu yolla yok etme projesidir... Khaos türkçenin tarzanca konuşuluyor ve yazılıyor oluşunun sebebi nedir?İşte dayatılan bu yabancılaşmadır,çocuk daha kendi dilini öğrenemeden ingilizce öğrenmeye başlıyor,kötümü ingilizce öğrenmek?Hayır,bir dil insana büyük ufuklar kazandırır,dünya edebiyatını iyi takip edebilirsiniz vs fakat bırakında insanlar kendileri tercih etsinler öğrenmek isteyen imkanlarını kullanarak öğrensin,yahut seçme hakkı olsun.Şimdi hepimiz zorunlu olarak ingilizce gördük ben şahsen okulda gördüğüm ingilizceden birşey alamadım,işte sorun bu hem öğrenemiyorsunuz,hemde dayatılıyor sebep?öğrensende öğrenmesende ingilizce türkçe gibi senin karşında ya kabul edeceksin ya kabul edeceksin,sen zorunlu din dersini müslüman bir ülkede reddediyorsun da(kendince haklı olarak.)ama zorunlu ingilizceye evet diyorsun...Bir kültür çatışması yaşanıyor,benim öğrenmem gereken türkçemi ingilizcemi?işte bu kadar hayati hale getirdiler,sorun sadece konuştuğumuz dil değil,dil ile bütün kültür giriyor hayatımıza,bak mesela bizde bir şey teklif edilirken,çay alırmısınız?denir fakat ingilizcede(artık bakıyorum halk içinde çok kullanılmaya başlanmış)çay almazmısınız?olumsuz bir ekle yapılan teklif,küçük bir örnek bu bizim edebiyatımıza verdiği zarar ortada,basit dillerle yazılan bomboş kitaplar,ben şahsen genelde eski kitapları tercih ediyorum,şiir tükenmiş,anlatım dili sınırlı olmuş,artık edebi anlamda üretim bitmiş gibi yani,konuşma keza öyle,basit lisan kullanıyoruz,en ufak bir osmanlıca kullanıldığında,tuhaf tuhaf tuhaf bakıyorlar,sende vaz geçiyorsun anlamadıkları için,ahlaki değerlerimiz her şeyimiz anlıyacağınız bu dil dayatması sonucu yozlaşmış durumda... Evrensel yazarlar demişsin,Orhan pamuk mu evrensel?Ödül aldığı kitap yanlış hatırlamıyorsam eski Farsça bir kitaptan tastamam çalıntı çıkmış,evrensel anlayışın nedir ayrıca... Oktay Sinanoglu'nun goruslerini bircok zaman abartili bulmusumdur hala da bulurum. Her kelimeyi Turkcelestirme hastaligi yuzunden.. Turkce'nin bugun tarzanca konusuluyor olmasinin ardinda pek cok sebep vardir sadece Ingilizce'nin dunyada yaygin olarak kullanilmasi degildir sebep.. Ozel televizyonlarin cikisi ile birlikte Turkiye'de Turkce katledilmistir zaten.. Ozel kanallardaki(eglence vs.) sunucularin kullandigi dile bakin anlarsiniz ne demek istedigimi.. Yanisira ulkedeki tabelalarin ingilizce olusunun rahatsizlik vermesi cok garip.. Ornegin bir Mc Donalds'i nasil degistirecegiz? Egitimde Ingilizce'nin aranmasi da cok normal universitede okuyan bircok insan yurtdisinda yapiyor doktorasini..Ustelik global bir dunyada yasadiginizi unutmayin. Siz okyanus otesinde Istanbul isimli restoran acabiliyorsaniz ve sadece Turk yemekleri satiyorsaniz, Turkiyede yabancilarin da yasadigini unutmamalisiniz. Cocugunuzun kendi dilini ogrenmeden, dini egitim amacli kursta nasil arapca ogrenmesine nasil izin veriyorsaniz, ingilizceye de vermelisiniz.Evinizde ingilizce tuketmediginiz takdirde cocuk asla ana dilini unutmaz.Ben yillardir yurtdisindayim, elli cesit aksanin icindeyim her gun ama elimden geldigince hala Turkce'mi korumaya calisiyorum. Demek ki isteyince oluyor. Dini egitimin reddedilmesinin bu konu ile ne alakasi var? Din tek basina karin doyurmaz. Zorunlu din dersini reddetmek cok dogal, cunku kisinin inanciyla ilgili birsey.. Oysa egitim goren cocugun ileride daha ustunu okumayacagini ve bu sekilde para kazanmayacagini kimse soyleyemez. Ustelik bahsettiginiz sekilde Ingilizce'nin yayilimi Ingiltere cikisli degildir su noktada.. Zira Turkiye'de kullanilan ve ogretilen(okullarda) ingilizce Ingiliz ingilizcesi degil , Amerikan ingilizcesidir. Bu da bilgi babinda bir hatirlatma.. Gerek kultur, gerek dil olarak ulkede kullanilmasi cok olagandir. Kultur bir etkilesimdir cunku.. Tipki su an bizim dedigimiz kulturde pek cok yelpaze ve diger kulturlerin etkisinin olmasi gibi.. Bugun TDK'ya bakarsaniz bircok kelimenin kokeninin Arapca, Farsca, Kurtce, Fransizca'dan geldigini gorursunuz. Nerededir bahsettiginiz oz dilimiz Turkce o halde? Siz bence ingilizce tuzak mi sorularini birakip, Turkce'yi yayginlastirmak tanitmak icin ne yapiyoruz diye sormalisiniz.Bakin Ozan guzel bir ornekleme yapmis yukarda bir Alman asla caymaz demis. Neden sizce? Adamlar Alaska'ya sadece oradaki kucuk topluluklari icin direk ucus yapip ucak indiren tek ulkedir. Ama siz orada bile bir Alman kultur dernegi bulabilirsiniz Almanca kurs iceren...Kanada'nin Fransiz kesiminde yol tabelalari hem Fransizca, hem Arapca'dir. Ilginc degil mi? Siz Turkce'yi sadece Turkiye'de kullanilmasi gereken bir dil olarak algilar, hicbir sey yapmassaniz, baska dillerin varligini kabul etmek zorunda kalirsiniz. Osmanlica'yi ogrensek daha iyi olur gibisinden seyler soylemissiniz.Bu da sanirim "nooolurrr Osmanlica zorunlu dil olsun " hasletinizin yansimasi... Osmanli Farsca ve Arapca'dan vs. beslenmis bir dildir. Oysa biz Arap degiliz. Osmanlicayi ogrenmemiz ne gibi bir fayda getirirse sizce, Ingilizceyi ogrenmemiz de o denli faydalidir. Osmanlica eger sandiginiz gibi temiz Turkce olsaydi, bugun butun Turki cumhuriyetlerinde ayni dilin konusulmasi gerekirdi. Cay orneginiz gulumsetti beni dogrusu.. Yillarin icinde geleneksel dilde kimse kimseye "cay alir misiniz? "seklinde teklifte bulunmamistir. Belki bir miktar eski Istanbul Turkcesinde olabilir, ama bu geneli kapsamaz.Diger bir noktada ailemizden olmayan kisilerle daha kibar, aile icinde daha rastgele konusma hastaligimizdir. Bugune degin " cay dokeyim mi?" seklinde degil,"cay dokimmi?" diye sorulmustur genelde... Oysa cay doldurulur da... Ama caydanlik kulturu dilimize bu soru cumlesini bu sekilde sokmustur. Ingilizce soru kaliplarindan once bunu irdeleyin derim. Evrensel anlayisi anlayabilmeniz icin soyle bir ornek de verebiliriz. Bugun Mevlana'nin hayati, eserleri dunyanin pekcok farkli yerinde okunmaktadir ilgili ulkenin dilinde.. Bugun eger Cin'deki, Amerika'daki insan Mevlana'yi ve felsefesini biliyorsa Mevlana evrenselligi yakalamistir.Bu nedenle Orhan Pamuk'un siyasi fikirleri bir yana(bu ayri bir tartisma konusu) edebi anlamda yazdiklari yurtdisinda da okunmakta.. Calinti olmasi(o da ayri bir tartisma konusu) bu gercegi degistirmez. |
||
|
||
| ingilizce tuzak mıdır? bana biraz uzak mıdır? ren geyiği çekse beni altımdaki kızak mıdır? ingilizce azık mıdır? türkçemize yazık mıdır? varam dedim dil kursuna fiyatlar da kazık mıdır? şimdi efendim, bu konuda ne söylense boş; bakınız, ingilizler, hindistan'ı sömürge eylediler. ingilizce'yi zorunlu olarak öğrettiler, ellerinden geleni arkalarına koymadılar. fekat yine de bir hintli çıkıp da "of korz yani" cümlesini icat edemedi. demek ki neymiş, memleketteki dil bozulmasında ingilizler'in en ufak bir katkısı yok imiş. tamamı, memleket insanımızın yüce vatan ve millet sevgisinden kaynaklı bişi yani. ah yurdum insanı ah, hem kendi elinle yaparsın herşeyi, hem de "elin adamı bilmem n'apıyor" diyerek milliyetçilik geliştirirsin. bakalım, sana da akıl fikir ihsan edilecek mi günün birinde... |
||
|
||
| Bu saydiklarin zaten türkce degil,ya arapca ya farsca .... vekiller heyeti-bakanlar kurulu-kabine mebus-millet vekili-parlamenter matbuat-basın yayın-media muhaberat-iletişim-kominikasyon içtimai-toplumsal-sosyal kanuni-hukuki-yasal-legal meclis i mebusan-millet meclisi-meclis-parlemento mesele-sorun-problem usul-yöntem-metod asgari-en az-minimum azami-en çok-maksimum seçenek-alternatif faaliyet-etkinlik-aktivite karmaşa-kaos müstemleke-sömürge-koloni mutabakat-konsensus-eşgüdüm-koordinasyon encümen-kurul-komite-komisyon kurultay-kongre müdür-yönetmen-direktör teşkilat-örgüt-organizasyon |
||
|
||
| Ne Giyiyoruz: Gabardin Pantolon>Fransız malı. '' '' : Guicci Ayakkabı > İtalyan malı '' İçiyoruz : Kola > Amerikan malı '' Yiyoruz : Hamburger, Pizza > Amerikan, İtalyan malı '' Sigara Kullanıyoruz : Marlboro, winston vs.>Amerikan malı. '' Cep Tel. Kullanıyoruz> Nokia, Samsung> Japon, G. Kore. Örnekleri sınırsız artırabiliriz, Siemens, Philips, Bosch, Mercedes, BMW vs. vs. vs... Çok afedersiniz kıçımızdaki don bile yabancı patentli makinelerde dokunuyor, siz burada İngilizceye dokundurmaya çalışıyorsunuz buyrun devam edin ...
|
||
|
||
| Eh bir de butun mallarin yabanci olusuna, uretim asamasinda "Made in China" eklersek fena olmaz sanirim. | ||
|
||
| Olaylara, yaşamımızdaki bazı gelişmelere tuzak olarak baktığımızda bu paranoyanın sonunun da olmadığını görmeliyiz. Gavurun kot pantalonunu (hadi, daha çok kullanılan İngilizcesini söyleyelim kurdukları tuzağa düşerek: jean'ini) giymemizden elektronik eşyasına kadar bu tuzakları geliştirebiliriz. Kültür emperyalizmiyle sınırlamaya hiç gerek yok bunu, sanattan bilime kadar her alanda kullanılıyor bu dil çünkü. Allah eşyalarımızın kullanım kılavuzlarını Türkçeleştiren ithalatçılarından razı olsun, yoksa kullandığımız eşyaların özelliklerini ve kullanımını bile öğrenemeyeceğiz, tabii tuzağa düşmeyip de İngilizce öğrenmeyen açıkgözlerdensek... İngilizler yayılmacı politikaları nedeniyle gittikleri ülkelere, sömürge devletlere dillerini yerleştirebilmişlerse onları kutlamalıyız. Dönüp baksanıza ecdadmıza; yeryüzünde kocaman bir imparatorluk topraklarına sahip olduğu halde nereye kendisinden bir şey bırakabilmiştir? Kıskanmayalım adamları, biz yapamadık diye. Aklıma bir zamanlar kamyon ve minibüslerin arkasına yazılmakta olan bir söz geldi; "nazar etme ne olur, çalış senin de olur." Bugünden tezi yok, Türkçemizi önce adam gibi yazıp okumayı öğrenelim, sonra da bir tuzak da biz kurmaya çalışalım çeşitli ülkelerde. Ama biliyorsunuz kültür, sanat, bilim gibi geniş bir alanda verilmeli bu emek. Bunun için de çok çalışmak lazım, çooook! |
||
|
||
| Bir Yahudi gencin kehaneti 1959 yılında Yahudi bir gencin söyledikleri gerçek oldu. . - 26 / 06 / 2008 19:02 Harf devriminden sonra eski Türkçe’yi ve Osmanlıca’yı unutmaya başladık. Osmanlıca özendirilmediği için, bu dili bilenlerin sayısı gittikçe azaldı. Türkiye bunun farkında değil ama, yabancılar bu işin ciddiyetini kavramış ve harıl harıl Osmanlıca çalışmaya başlamıştı. Artık Osmanlıca ve Osmanlı’ya dayalı ödüller yabancılara verilir hale geldi. Geçtiğimiz günlerde yapılan ‘Bugünkü Türkiye'nin Kültürü, Kurumları ve Değerlerinde Osmanlı Mirası’ ödül törenin birincisi Yahudi bir akademisyen oldu. Zaman Gazetesi’nden Beşir Ayvazoğlu, yabancıların Osmanlı ve Osmanlıca merakını ve ilgisini bir arkadaşının anısından yola çıkarak bugünkü köşesinde şöyle anlattı: “Harf devrimi'nden hemen sonra yetişen kuşakların, doğrudan değilse bile dolaylı ve örtük bir biçimde, Osmanlı mirası üzerinde durma konusunda çok fazla özendirilmedikleri biliniyor. Kemalizm, kendine rakip olarak gördüğü İslâmcılık ve Osmanlıcılığı, üniversitelerde İlâhiyat ve Türk Edebiyatı kürsülerinin entelektüel statüsünü düşürerek 'görünmez' kılma başarısını göstermiştir. Dolayısıyla, özellikle Osmanlı çalışmaları alanında, öncülüğü, yabancı uzmanlara kaptırmamızdan daha tabii bir şey olamazdı; öyle de oldu! Osmanlı arşivlerinde çalışan Türk araştırmacılar, eski bir Osmanlı manüskrisinde okuyamadıkları kelimeleri Japon, Amerikalı, Kanadalı ya da İsrailli uzmanlara sormaya başladılarsa, buna ne diyeceğiz?" Hilmi Bey'in bu yazısını okuyunca, geçenlerde bir yemekte Uğur Derman Bey'in anlattığı bir anekdotu hatırladım. Rahmetli A. Süheyl Ünver, Amerika'da bulunduğu yıllarda (1958-1959) ziyaret ettiği Colombia Üniversitesi'nde harıl harıl Osmanlıca öğrenmeye çalışan bir Yahudi genciyle karşılaşmış ve ona bu ilgisinin sebebini sormuş. Gencin verdiği cevap mealen şöyle: "Sizde bu dili ve kültürü bilen nesil artık gidiyor. Yakında kendi kültürünüzü öğrenmek, arşivlerinizdeki belgeleri okutmak için yabancı uzmanlar çağırmak zorunda kalacaksanız. Ben kendimi o günler için hazırlıyorum!" Basını takip edenler, Sakıp Sabancı Ödülleri'nce bu yıl için belirlenen konunun "Bugünkü Türkiye'nin Kültürü, Kurumları ve Değerlerinde Osmanlı Mirası" olduğunu ve birincilik ödülüne Tel Aviv Üniversitesi Ortadoğu ve Afrika Tarihi Bölümü öğretim üyelerinden Doç. Dr. Amy Singer'ın "Hayırseverliğin Devamlılığı" başlıklı incelemesiyle kazandığını okumuşlardır. Buna, Süheyl Ünver'in dikkatini çeken Yahudi gencinin kehaneti mi diyeceksiniz, görünen köy kılavuz istemezdi mi diyeceksiniz? Artık ne derseniz deyiniz! ................................ Her halde kendimi birtürlü izah edemediğim konuların başında geliyor bu konu,benim her hangi bir yazımda ingilizcenin öğrenilmesine karşı bir ifadem varm?Yok çünkü ben yabancı dil öğrenimine önem veriyorum ve öğrenmeye çalışıyorum.Mesele,dil öğrenimi değil,özelikle ingilizcenin alakalı alakasız bölümlerde insanlara dayatılması,türk dili ve edebiyatı bölümü öğrencisi ingilizceyi ne yapsın?Burada açık bir art niyet söz konusu,başka bir dil değil,ingilizce bilmiyorsan eksiksin,yarımsın,neden?Neden okullarda ağırlıkta görüldüğü halde ingilizce birtürlü öğrenilemiyor?Amaç ingilizcenin öğretilmesi de değil,kültür olarak dayatılması,dilin gerekliliği ve büyüklüğü altında,psikolojik olarak ezmek.Akrap verdiğin örneklerin hepsinin kaynağı,bahsettiğim dil adı altında kültür dayatmasıdır. Bizde suç yokmu?Olmaz olurmu,suçun büyüğü bizde,masada ülke kurtarıp,kan emici sömürü ülkelerini lanetleyip,marlboro içen ve kola yudumlayan,kanını eliyle teslim edip sonra o kanı içeni lanetleyen,tavırsız,duyarsız insanımızdadır suç,fakat ,insanımızın bu hale gelişinde,izlenen siyasetin etkisini de görmezden gelemeyiz. Dil bir toplumu var eden en önemli etmenlerden biridir,ayakta tutan sac ayaklarından biridir,tarihinden bihaber olan millet yok olmaya mahkumdur,osmanlıca öğrenince ne olacak demiş bir arkadaş,osmanlıca öğrenince edebiyatına,tarihine hakim olursun,aksi takdirde,yukarıda alıntı yaptığım yazıda belirtildiği gibi dışardan kültürünü öğrenmeye çalışırsın. |
||
|
||
| Yok kendini gayet guzel ifade ediyorsun ancak bazen soylediklerin celiski yaratiyor.Diyorum ki Gobili bunu niye dusunemedi? Turk dili ve edebiyati ogrencisi yurtdisindaki ulke cocuklarina egitim vermek icin yolda gelirken, gittigi yerde yasamini idame ettirirken Turkce mi kullanacak? Lisede, dillere merakli ogrencisinin Ingilizce'ye dair basit bir gramer karsilastirmasini nasil yapacak? Veya "ben anlamam git ingilizce ogretmenine sor" mu diyecek? E o da cocugu "cocugum ben ingiliz filolojisi okudum Turkce ogretmenine sor" diyecek bu sekilde paslasacaklar mi? Bir lise ogretmeninin sadece Turkce bilen ve anlayan bir ogretmen olmasi yerine, hem az da olsa ingilizce hem Turkce bilen bir ogretmen olmasi daha şık durmaz mi? Sen hangisini tercih ederdin mesela? Turkce'ni veya Osmanlica'ni kalici hale getirmek istiyorsan, once genel dili ogrenmen gerekir. Ki aktarabilesin. Zira dunyada Osmanlica ve Turkce cok fazla tuketilen diller degil..Avrupayi cikip okyanusun obur ucuna ulastinmi , sana "Turkiye buradan kac mil" diye sorarlar genelde.. Zaman gazetesindeki alinti bu konuya pek cevap olmamis. Kaldi ki manuskri, yani elyazmasi okumak zaten basli baslina egitim gerektiren bir meslektir.Onune gelen elyazmasi okuyamaz ki....? Sanirim Zaman bunu eklemeyi unuttu. Bu simdi kulturu disardan mi ogrenmek oluyor? Osmanlica'yi da ogrendigimizi varsayalim, saniyormusun ki hepimiz bilcumle elyazmasi okuyabilecegiz? Biz zaten Osmanli'cayi bir kisim da olsa orta ogretimde almiyor muyuz? Edebiyati vs. Turkce kullanarak Osmanli'yi taniyamaz miyiz? Pekala taniyabiliriz bence.. |
||