|
||
| bu forumda anlaşıldı ki yorumlar illa ki birilerine sataşarak yapılıyormuş , kendi fikrinizi beyan ederken, khaos ve enthogenic neden illa sataşma gereği duydunuz .karşınızdaki aşağılamak çok mu zevk veriyor sizlere . diyelim ki ben saçma sapan yorumlar yazmışım .. siz doğru ve güzel ve saçma olmayan yorumlar yazınız da herkes engin fikirlerinizden yararlansın efendim .. buyrun efendim meydan sizlerin .. | ||
|
||
| ethogeni başka bir kitap okusan da o bozuk psikolojin düzelse? | ||
|
||
bu forumda anlaşıldı ki yorumlar illa ki birilerine sataşarak yapılıyormuş , kendi fikrinizi beyan ederken, khaos ve enthogenic neden illa sataşma gereği duydunuz Sana nerede sataşmışım yazarken senin varolduğunu görmedim bile 20 tane mesaj atılmış. Oturmuş çayımı içiyorum sakin sakimn fikrimi yazıyorum fikir size batınca ben sataşmış siz ülkesini seven sağduyulu adam oluyonuz oh ne ala tartışma adabı. Ben ne demişim sana beti sen neden bana sataşıyorsun asıl? |
||
|
||
Sanatı bulduğunuza sevindim sayın enthogenic peki başka düşünceler,fikirler,bakış açıları olduğunu ne zaman kabul edeceksiniz? yoksa sizi başlıklar altında hep birilerine sataşırken mi bulacağım...
|
||
|
||
İngilizce fransızca almanca gibi dillerle karşılaştırıldığında tarzancadır zaten biraz. Bu yüzden kolay öğrenilir 2 ayda bolca kelime ezberleyip ingilizce öğrenilebilir Present Perfect Tense güzeldir Kalıp cümleleri öğrenir ezberlersiniz tense leri çözersiniz, gerisi kelime bilgisine kalır ve pratiğe. Ancak akademik ingilizce dilinde bu yapılar korunmayabilir dinamiktir. Çevirisi biraz zorlar o yüzden her yazarın üslubunu da çöz işin yoksa. Türkçeyi iyi kullanamayanlar asla iyi çeviri yapamazlar nedenle ifadeyi tamamlayamadıkları karşılık kelimeyi bulamadıklarından. Diğer dilleri kavramak ise zaman alır kafanıza göre yazamazsınız ingilizce gibi. İngilizcenin grameri düşüktür tamamen tarzanca yazılmaz rastgele ama içinden çıkılmasının yasak olduğu kesin kanunları yoktur. Bunun nedeni de kalıpları yıkmış olması Shakespeare ingilizcesinin artık kullanılmıyor oluşu,nesnelerin, kelimelerin cinsiyetinin olmayışıdır. Almanca ve Fransızca öğrenmek ise biraz zaman alır. Dinamik ve az kurallı pratiğe dayalı bir yapısı olduğu için de ingilizce uluslararası ortaklıklarda,görüşmelerde,farklı ülkelerden insanların arasında otomatik olarak global ortak lisan halini almıştır. İngilizcenin muhafazakarlığı mevcut değildir her dilden kendine bir şeyler almış kendi gramer yapısını giderek basitleştirmiştir.Kendi düşüncem budur biri de tutmuş bundan kendi sözü üzerine alınmış kavga agresyonu ile enteresan Ama ülkemizde Türkçeyi tarzanca kullanma alışkanlığı vardır özne,yüklem, tümleç ara ki bulabilesin yazışmalarda. Okumadıkları için duydukları ile konuşurlar. Duydukları da moda olan garip aksanlı devşirme lisanlardır. Sorunun nedeni ingilizce eğitimi değildir yabancı da olsa Türkçeye çevrilmiş yazarların herhangi bir kitabını okumaya üşenen cahil bilgiçliği anlayışıdır. Hatta dünya da hiç bir millet yoktur ki Türk milleti gibi okumamış olmak ile övünsün. İnsanımızda bu da bolca mevcuttur. Sonra da gidip muhafazakar muhafazakar kendi değerlerimiz,yazarlarımız diye tuttururlar halbuki açıp okusalar keşke kendi değerini de yabancıyı da. Ayrıca Türk edebiyatı sevme zorunluluğu da yoktur. Ülkemizde herşeyde bir evrenseli dışlama,bizden olsun çamurdan olsun batıcıl olmasın anlayışı da fanatizm dir eğitim ve kültür sağduyusu değil. Çünkü kültürler evrensel ölçekte bir araya geldikleri oranda gelişim gösterebilirler aksi takdirde kendilerini tekrarlamaya ve geri kalmaya mahkumdurlar.
|
||
|
||
| Insanin ana diline sahip cikmasi güzel bir sey ancak bu ingilizce,nin önemini azaltmaz.Yüksek lisans yapacak bir insanin ingilizce bilmesi sart bence hic mi uluslararasi toplantilara katilmayacak bu insanlar.Hic mi yurt disina cikmayacaklar.Ana bilim dali ne olursa olsun üniversitede ingilizce sart,hele bir de yüksek lisans söz konusu ise.Avrupa,da artik alti dil konusan bir nesil yetisiyor,hem de ne konusmak.Üniversitelerde sifirdan baslayan cince kurslari var.Peki neden sizce,bu insanlar dillerine sahip mi cikamiyor, neden ne? Ingilizce,nin artilari düsünemeyecegimiz kadar fazla.Edirne,den öteye gectiginiz zaman dünya bu dili konusuyor,bu dil sayesinde iletisim kurabiliyor,is yapabiliyor,calisabiliyor,okuyabiliyor daha ne olsun. Yani bunlar benim düsüncelerim ben bu dilin cok önemli oldugunu düsünüyorum,Türkiye,de ki insanlarin abarttiklari konusuna gelince olabilir.Abartmak ile ögrenmek kavramlarinin dogru orantili oldugunu düsünmüyorum.Abartilan seyler genelde hedefi vuramiyor.Abarttiklariyla kaliyorlar sadece.Belki gencleri rahatsiz eden ingilizce degil de bunun abartilis seklidir. |
||
|
||
| İngilizce eğitimi kötü çoğunlukla evet. Daha yeni üniversitelere hazırlık sınıfı konmaya başlandı gelenlerin birçoğu da yakınıyor,öğrenmek zorunda mıyım diyor. Hazırlığı da bir nevi gevşeme yayılma sınıfı olarak değerlendiriyorlar. Bunun dışında sertifika çılgınlığı var ülkemizde herşeyin sertifikası dağıtılıyor işsizlik nedeniyle. Bu da bir rant alanı oluşturmakta. İşin başka vahim boyutu örneğin erasmus ile yurtdışına eğitim için gidenler mesleki tecrübe kazanamadan çünkü yabancı dili hasbelkader olduğundan sadece dil kursunda takılıp kalıyor orda genellikle bu yüzden bazı üniversiteler bu değiş tokuş için dil bilen öğrencileri tercih ediyor asıl amacı bu değil çünkü erasmus un. İşin bir de başka boyutu,ingilizce ile karşılaşıp öğrenmeyen kişinin tembel olması. Hayatında ingilizce görmemiş olmayanları demiyorum ancak bir biçimde haşır neşir olmuş ise öğrenmemek için tembel olması lazım. Çünkü ingilizce eğitiminde akademik dil öğretilmez temel yapı öğretilir. Kullanılmaz ise de körelir. Ayrıca yabancı dil kendi dilini geliştirir insanın sanıldığı gibi öz dili unutturmaz yurtdışında on yıllarca kalınmadıkça. Çünkü ingilizce metinden çeviri yaptığınızı farz edin sdilinizi kullanamıyorsanız çeviremezsiniz. Bu da her iki dilin gelişmesini sağlar. Demek ki neymiş? Yabancı dil karşıtlığı tuzakmış asıl. | ||
|
||
| ingilizce, almanca, fransızca yada herhangi bir dil... hangisi olduğu önemli değil ama yaygın olması ve insanlık için ortak dil olma yolunda ilerlemesi iyi bi durum.. umarım bigün herkes aynı dili konuşur. *bu arada türkçeyi ingilizceden pek farklı görmemek lazım.. türkçe bilen bir insan en az 4000 civarında ingilizce kelimeyide biliyor demektir... |
||
|
||
| Khaos tek bir şey rica edebilir miyim ? Bilmiyorum belki de okudunuz ama eğer okumadıysanız Oktay Sinanoğlu'nun bu konuda yazılmış bir iki kitabını lütfen okuyunuz ..Bu bir rica sadece , yanlış anlamayınız.. | ||
|
||
| Burada konu ingilizcenin nasıl bir gramere sahip olduğu anlaşılabilir yahut anlaşılamaz olduğu,yada diğer dillerle olan farklılığı değil,sanırım yanlış anlaşılma oldu...Mesele dolaylı veya dolaysız bu dilin dayatılması,sebep?İngilizce öğrenilmesin demiyoruz,ingilizce dayatılmasın diyoruz,çünkü dayatılmasının sebebi bir ingiliz medeniyetini hakim kurma isteğidir,bütün ülke kültürlerini bu yolla yok etme projesidir... Khaos türkçenin tarzanca konuşuluyor ve yazılıyor oluşunun sebebi nedir?İşte dayatılan bu yabancılaşmadır,çocuk daha kendi dilini öğrenemeden ingilizce öğrenmeye başlıyor,kötümü ingilizce öğrenmek?Hayır,bir dil insana büyük ufuklar kazandırır,dünya edebiyatını iyi takip edebilirsiniz vs fakat bırakında insanlar kendileri tercih etsinler öğrenmek isteyen imkanlarını kullanarak öğrensin,yahut seçme hakkı olsun.Şimdi hepimiz zorunlu olarak ingilizce gördük ben şahsen okulda gördüğüm ingilizceden birşey alamadım,işte sorun bu hem öğrenemiyorsunuz,hemde dayatılıyor sebep?öğrensende öğrenmesende ingilizce türkçe gibi senin karşında ya kabul edeceksin ya kabul edeceksin,sen zorunlu din dersini müslüman bir ülkede reddediyorsun da(kendince haklı olarak.)ama zorunlu ingilizceye evet diyorsun...Bir kültür çatışması yaşanıyor,benim öğrenmem gereken türkçemi ingilizcemi?işte bu kadar hayati hale getirdiler,sorun sadece konuştuğumuz dil değil,dil ile bütün kültür giriyor hayatımıza,bak mesela bizde bir şey teklif edilirken,çay alırmısınız?denir fakat ingilizcede(artık bakıyorum halk içinde çok kullanılmaya başlanmış)çay almazmısınız?olumsuz bir ekle yapılan teklif,küçük bir örnek bu bizim edebiyatımıza verdiği zarar ortada,basit dillerle yazılan bomboş kitaplar,ben şahsen genelde eski kitapları tercih ediyorum,şiir tükenmiş,anlatım dili sınırlı olmuş,artık edebi anlamda üretim bitmiş gibi yani,konuşma keza öyle,basit lisan kullanıyoruz,en ufak bir osmanlıca kullanıldığında,tuhaf tuhaf tuhaf bakıyorlar,sende vaz geçiyorsun anlamadıkları için,ahlaki değerlerimiz her şeyimiz anlıyacağınız bu dil dayatması sonucu yozlaşmış durumda... Evrensel yazarlar demişsin,Orhan pamuk mu evrensel?Ödül aldığı kitap yanlış hatırlamıyorsam eski Farsça bir kitaptan tastamam çalıntı çıkmış,evrensel anlayışın nedir ayrıca... |
||
|
||
Konu saçma benim açımdan İngilizce karşıtlığı manasında. Benim de sizden ricam ingilizce orijinal kaynaklardan okuyun biraz tek taraflı düşünmeyin herşeyi, evrensel olun, karşılaştırın biraz da dil öğrenin merak etmeyin gavur olmazsınız Oktay Sinanoğlu konusuna gelince. Kendisi oldukça nam salmış bir araştırmacı bilim adamı olmak ile birlikte son yıllarda kendisini Türkiyenin en zeki adamı ilan etmek suretiyle yaşlılığın da etkisiyle sanırım biraz saçmalamaya başladı. Bunun nedeni ise ülkemizde bilim e verilen değersizliktir. Son zamanlarda Sinanoğlu da komplo teorisyenliği yapmaktadır bu moda ya uyarak.1953/18 yas- atatürk tarafindan 1928 yilinda kurulmus ted yenisehir lisesini burslu olarak okudu ve birincilikle bitirdi.okulun bursuyla kimya muhendisligi okumak uzere abd'ye gitti. 1956/21 yas- abd kaliforniya universitesi, berkeley kimya muhendisligi'ni birincilikle bitirdi. 1957/22 yas- massachusetts institute of technology ' yi (mit) 8 ayda birincilikle bitirerek yuksek kimya muhendisi oldu. 1960/25 yas- yale universitesinde "asistant professor" (yardimci docent) olarak calismaya basladi. 1961/26 yas- atom ve molekullerin cok elektronlu kurami ile "associate professor" ( docent ) ve 50 yildir cozulemeyen bir matematik kuramini bilim dunyasina kazandirdi ve "full professor" (profesor) unvanini aldi. bu unvan ile modern universite tarihinin ve yale universitesinin tarihinin (son 300 yildaki) en genc profesoru oldu. 1964/29 yas- odtu ye danisman profesor oldu. yale universitesinde ikinci bir kursuye daha profesor olarak atandi.dunyada yeni kurulmaya baslayan molekuler biyoloji dalinin ilk birkac profesorunden biri oldu. (watson ve crick sarmal modelindeki dna sarmalinin cozelti icinde o halde nasil durdugunu kesfeden adam - solvofobik kuvvet) amerikan ulusal bilimler akademisine uye olarak secildi. buraya secilen ilk ve tek turk oldu. " (pele, 22.03.2002 15:22 ~ 15:26) Görüldüğü gibi yazarın kendisi bütün ününü ve eğitimini yurt dışında yapmış bulunmaktadır. Ayrıca kendisi kimya uzmanıdır,matematik,astrofizik,moleküler biyoloji alanlarında çalışmıştır. Yani asıl uzmanlık alanı komplo teorisyenliği değildir Türk insanının aptal olduğunu düşünen bu yüzden de türlü yayınlar ve programlarda zamanında anlatmaktan dilinde tüy bittiği fakat kafalar almadığı için anlayabilecekleri dilden konuşmaya çalışan kafayı yemiş bir bilgemizdir. Ülkemizde çok değer gördüğü için de yeteneğini Amerikalılar keşfetmiştir önce zamanında. Bilgi ve tecrübesini Türk üniversitelerine,bilimine,edenbiyatına borçlu değildir,son dönem yazmış olduğu komplo teorileri pek bir önem arz etmez. Evrensel anlayışımı yukarıda gösterdim sanırım. Sen beğenmedin sevmedin diye Orhan Pamuk' u da birtakım dedikodularla karalamanın manası yok. Kendisini yazar olarak sevmem, Nobel alması da iyi bir edebiyatçı olduğunun kanıtı değildir fakat yine de bir değerdir. Sizler kendi içinize kapanıp gözünüzü kulağınızı örtüp devekuşu gibi kafanızı kuma gömerek yaşamak istemektesiniz asıl sorun bu. Zorunlu Türkçe dersi de var okullarda,zorunlu matematik de fizik de. Eğitim sisteminde varolan her şey dayatma o zaman öğrenme sakın. Fizik de dayatma almanlar ingilizler,amerikalılar bulmuş matematik de hala git sen İbni Sina falan oku Ali Kuşçu oku kendi değerim diye. Yok aileyi yok etcekmiş de yok ingilizler hakim olcakmış da tehlike arz ediyormuş da bilmem ne. İlkokul bitmiş sen hala Türkçe yi kullanamıyorsan bunun suçlusu ingilizce eğitim değildir senin eğitimsizliğin, okuma alışkanlığının olmamasıdır. Sonra adamlar yapar bulur icat eder mal mal bakarsın ne anlatıyor bu diye gavur bunlar diyerek. Sanki lisede gördüğün diğer derslerden çok şey anladın da bir tek ingilizce anlamamış gibi konuşmanın lüzumu yok öğrenmezsen öğrenme zorlayan yok otur evinde sadece Türk Filmi seyret. Kimse de niye ingilizce bilmiyorsun diye seni dövecek değil. Herşeyde ahlakın bozuluyor ama kaypak ahlakın varmış üflesen yozlaşıyor hemen başka birşey görünce. Yokmuş aslında demek ki zaten tepeden indirmişler kafana ahlak budur diye. |
||
|
||
| Sana artık söylenecek bütün kelimeler tükendi,nefes kalmadı,hiç bir şey kalmadı üzülüyorum başka bir şey değil.... | ||
|
||
| Bir cok dil ögrenmek,bellegi veriler ve bilgiler yerine kelimelerle doldurur,oysa her insanin bellegi kisitli sayida veri alabilir.Ayrica,cok dil ögrenmek zararlidir cünkü insan beceri sahibi olduguna inanir ve insan iliskilerinde bastan cikartici bir prestij elde eder.Iyi temellenmis bilgi edinmesini ve insanlarin saygisini dürüst yoldan saglamasini engelleyerek de dolayli zarar yaratir.(bu cümleyi acabilecek arkadaslar olursa memnun olurum) Son olarak bu ana dildeki ince dil duygusunun köküne vurulan bir baltadir,onarilamaz zarar ve ziyana neden olur.En büyük bicemcileri üreten iki halk olan Grekler ve Fransizlar yabanci dil ögrenmediler. Ama insan alisverisleri gittikce kozmopolit oldugu icin ve örnegin,Londra,da yasayan bir tüccarin sözlü ve yazili olarak kendisini sekiz dilde ifade edebilmesi gerektiginden ögrenmelidir ancak bircok dil ögrenmek gerekli bir kötülüktür.Asiriya kacildiginda,insanligi bunun karsisinda care aramaya zorlar ve uzak bir gelecekte herkes yeni bir dil,öncelikle ticaret dili,sonra genel iletisim dili ögrenecektir ve bu bir gün hava yolculugunun olacagi kadar kesindir.Aksi halde dil bilimi yüz yildir dil yasalarini arastirmazdi ve her bir farkli dil icin neyin gerekli,degerli ve basarili oldugunu ortaya cikarmazdi. Sevgili Nietzsche bu sözleri 1878 yilinda söylemis. |
||
|
||
| Dilin tasfiyesi, medeniyetin tasfiyesidir . 23 / 04 / 2008 07:03 Medeniyet bağlamında ele alınması elzem olan bir de dil meselesi vardır. Çağdaşlaşmakla ne alakası vardır bilinmez, birileri bin senelik lisanımızdaki Arapça ve Farsça kelimelere savaş açmış ve bu kelimeleri lisanımızdan söküp atmayı, kullanmamayı kendilerine vazife bilmişlerdir. Yeni bir dil yaratılacaktır. Yeni bir dil yaratmak demek, milletin hafızasını, binlerce senelik birikimini bir çırpıda silmek, boş beyinler vücuda getirmek demektir. Dil konusuna ayrı bir bahis açmak isterim ancak şu kadarını söylemeliyim: Dil milletin canlı şuurudur, binlerce senelik kültürel birikiminin bireylerde vücut bulan ifade biçimidir. Dünyayı inşa edecek alettir dil. Dilden medeniyet yaratılır. Her dilin medeniyet anlayışı ve idrâki vardır. Dil kaosu biçimlendirdiğimiz keskimiz, keserimiz, çekicimizdir. İngilizcedeki Latince ve Fransızca kelimeleri kimse ayıklamayı düşünmez ama bizde Arapça ve Farsça ayıklanmaya çalışılmıştır. Hatta benim hükmümdür ki, fethedilen milletlerden ordular devşiren Türkler, yine fetholunan dillerden kelimeler devşirmiş ve onlara kendi lugatlerince anlam açılımları yüklemişlerdir. Dilimizi ayıklamak tıpkı üç kıtadaki topraklarımızı elden çıkarmak gibi olmuştur. Bunun sonucunda olan şudur ki: Dilimizin hafızasında yaşayan imparatorluk kültürü, hakimane tavır, İslam’ı ve onun ahlaki çizgilerini hatırlatan öğeler ortadan kaldırılarak “yeni insan tipi” için kültürel ön hazırlık tamamlanmıştır. Bu insan tipi, batı kapitalizmini ve onun metafizik arka planını sıkıntısız hazmedebilecek hale getirilen Cumhuriyetin yeni nesilleri’dir, Cumhuriyet çocuklarıdır. Milletlerin düşünsel becerileri, düşünme etkinlik ve hızları sahip oldukları dilin kavram ve kelime zenginliği ve bunların kullanım yaygınlığıyla doğru orantılıdır. Önce dünyayı düşleriz ve sonra yaratırız. Dünyayı kavramlar ve onları seslendiren kelimeler ile kontrol edilebilir ve inşa edilebilir hale getirir ve öyle düşleriz. Kelimeler ve kavramlar ile modeller, vizyon ve imaj grupları yaratır ve fikir olarak ifade ederiz; bu fikir zincirlerini birleştirir ve onlardan felsefi sistemler kurarız; bu felsefi sistemlerden dünya görüşleri yaratır ve o dünya görüşleri ile politik, teknik, askeri, ticari ve bilimsel yapılar inşa eder ve medeniyet büyüklüğüne doğru adım adım ilerleriz. Dil bir medeniyetin kosmosla en hassas bağını oluşturur. Evren karşısında duran ve bir düzen düşleyen bireyin entellektüel bir polis oluşturmasıdır dil. Bir medeniyetin tüm öğeleri önce imgelemde varolmuş, kelimelere dökülmüş ve kelimeler onların kontrol edilmesi ve somutlaştırılması için bir şans vermiştir insanoğluna. Bu demektir ki, medeniyet önce dil halinde kodlanır ve gelişimini dil ve kavram zenginliği ile kosmosun yeni boyutlarını aklın ve düşüncenin kontrolüne açmasıyla sağlar ve esnekliği, kavramlarla ilişkileri ve sentez yeteneği sayesinde o dili kullananların iç dünyalarını evren algılayışlarını kompleksleştirerek ilerler. İmparatorluk dilleri ise kozmopolit kültürleri önceler. İmparatorluk dili kozmopolitliğin bir sonucu değil, aksine bir çok kültürün içine sızma onları kontrol etme ve bir medeniyet ekseninde yeniden tanımlama becerisi gösteren dilin bir eseridir. Şu halde dil bir milletin her şeyidir. Bir dili unutmak, o dilin medeniyet kuramını, dünyayı inşa yolunu yitirmek demektir. Bir dili öldürmek ise medeniyetin kendisini yeniden üretmesini engellemek demektir. Medeniyet yavaş yavaş belleklerden sonra da fiziksel kalıntılarıyla yeryüzünden silinir. O medeniyeti yaratan zihin dönüştürülmüş olduğundan ve o sistemi kuran kavramlara yabancı olunduğundan, yeni kuşak, eski devrin görkemli eserleri arasında büyük bir sarayda dolaşan fareler misali dolaşır. Irksal süreklilik olmuş olsa bile düşünce mirasını aktaran organik zincir kırıldığından yeni kuşak eski devri hiçbir şekilde anlamaz ve tamamen yabancısıdır. Bu gün Türkiye de olan durum, yukarıdaki paradigmayla anlatılanın ta kendisidir. Bizler kendini yeniden inşa yeteneği kasıtlı olarak engellenmiş, kavram dünyası yıkılmış, düşünce sistemine yabancılalaştırılmış mankurt bir neslin çocuklarıyız. Bu topraklarda 1000 sene hükümran olmuş bir kültürün eserlerine ağzı açık, umarsız ve uykulu gözlerle bakan Eliot'un çorak ülkesinde bahsettiği "boş insanlarız" O kültürü yeniden inşa etme şansı tamamen kaybolmuş, yerine ikame edilen ve kaderimizi belirleyenin bir cenaze marşının buruk sözleri olmaktan öteye gidemeyeceği bir dil ile konuşan bizler, karmakarışık zihinleriyle kozmos ve maddi dünya karşısında sağlıklı ve düzenli bir tavır geliştirememeye mahkum, kaosa ve düşünememeye zincirli kayıp kuşağız. |
||
|
||
| dinamiti koyan bizim kendi milletimiz,ki,bu dinamit zaten özenti toplumu olan türkiye toplumunda kolaylikla yer bulmustur ... almanlarin cogu ingilizce bilir ama almancadan caymazlar ... hindistan ve pakistan ingilizceyi su gibi bilir ve kendi dillerinden hemencecik cayarlar ... yani ..... ? ok? ....................... ? |
||