|
||
| Yakın bir arkadaşım İstanbul üniversitesine,'türk dili ve edebiyatı'bölümünde yüksek lisans yapmak için başvurdu,karşısına ingilizce engeli çıktı,önceleri Oktay sinanoğlu'nun ingilizce hakkında yaptığı yorumlarını abartılı ve yersiz korkular olarak görüyordum,artık hak vermeye başladım,eğer türk dili ve edebiyatı bölümünde dahi ingilizce şartı konuyorsa burda sorun var demektir!!.. Dil bir toplumu var eden,en önemli etmenlerden biridir,acı olarak şahit oluyorumki dilimiz edebiyatımız toprak olmuş,insanımız fuzuli,mevlana,yahya kemal hatta cemil meriç okurken anlıyamıyor,bu demektirki kısa bir zaman sonra dilimiz ve edebiyatımız tarihten ibaret kalacak,osmanlıca hangimiz biliyor?Kaliteli nitelikli yazarları anlamak için osmanlıca bilmek şart,yoksa böyle tarihine yabancı bir nesil oluverir çıkarız.. İngiltere kendi dili yolu ile tüm dünyaya ingiliz medeniyetini aşılıyor,bu önemli bir hakimiyet metodur,en önemli hakimiyet metodu,köylü ahmet amca bile ingilizce artık yasak dense ingilizce isterüüük diye ayaklanacak, o kadar işlemiş içimize işlemiş,ingilizce bilmeyene iş yok,ingilizce bilmeyen vasıfsız olarak görülüyor,en alakasız işlerde dahi bu şart aranıyor.Zayıflayışımızın en önemli sebebi belkide dilimizden edebiyatımızdan uzaklaşmamız,arrtık ilk okul birde(yanlış bilmiyorsam)verilmeye başlanan ingilizce bizim ve tüm dünya kültürünün dinamitimi?kültür olarak yok ediliş tuzağımı? |
||
|
||
| Yanlış bilmiyorsunuz gobilibozo , doğru , hatta anaokullarında bile ingilizce öğretiliyor ve aileler bu durumu kıvançla ve övgüyle karşılıyorlar , çoçuğuna tarzanca ingilizce öğretildiğinin farkında ve bilincinde değiller çünkü ..Oktay Sinanoğlu 'nun '' Ne Yapmalı'' adlı kitabında anlatılmış tüm bu konular ..Oktay Sinanoğlu Hollanda'ya konuşmacı olarak gittiğinde tek kelime ingilizce konuşulmadığını ve bir tek ingilizce tabela görmediğini yazıyor .. Hollanda'da vaktiyle bir kanun çıkarılmış , akraba dil olduğu halde, dükkanına İngilizce ad takanların hemen tepesine binilirmiş.. Ahalide ulusal dil bilinci öyle gelişmiş ki , o dükkandan kimse alışveriş etmezmiş.. Avrupalılığı , batılılaşmayı ; çağdaşlaşma olarak değil , taklitçilik olarak aldığımız sürece Türk dili , Türk tarihi , ve Türk kültürüne önem vermediğimiz sürece yerimizde saymaya devam ederiz .. |
||
|
||
| Kesinlikle başlarda abartılı buluyordum Sinanoğlunun yorumlarını,ama sonuna kadar haklı adam,dili olmayan bir toplum ilerleyebilirmi?hayır çökmeye mahkumdur,ne kadar osmanlıca biliyor çocuklar ne kadar ingilizce biliyor?sonuç korkunç hadi biz meraktan okuma sevgisinden az buçuk anlıyoruz ama bizden sonraki nesil tamamen kültürüne yabancılaşacak,fuzuli okuyamıyacak,ciddi bir dayatma var ortada ne demek ya ben türk dili okumuşum bana ingilizce bilmezsen işin yok senin lisansla filan diyecek,sorun büyük... Bunlar tabiki tesadüf değil bir planın parçası,saçma sapan işlerde bile ingilizce aranıyor,ne demek ingilizce bilmeyen vasıfsızdır işte bu demek.. Anneler babalar yeterki ingilizce öğrensin diye bir gayret bir telaş,yurt dışına yollama,bütün imkanları seferber etme vs ama iş kendi kültürümüze dilimize gelince,yok,halbuki ne güzel bir edebi geçmişimiz var,yazık ediyoruz çok yazık... Maya dilini öğrenelim, olmazsa İspanyolca öğrenelim tuzaklara gelmeyelim. Sonuna not düşeyim soru eki olan "mı" ayrı yazılırsa dilimiz toprak olmaz. buda enteresan dur bakalım türkçeyi kurtarmaya çalışıyoruz
|
||
|
||
| İlkokullarda çocuklar Carlo Collodi'nin Pinokyo'sunu , Charles Perrault'un Külkedisi'ni noktasına virgülüne kadar bilirler ama bir tek Türk hikayesi , masalı bilmezler ... masallarla uyutulup büyütüldüğümüz için olsa gerek .. milli olan herşeyimiz böylesine yokedilirken biz izlemekle kalıyoruz ne yazık ki ! İlk hedef dil tabii .. Millet olarak yaşamanın ilk şartı olarak dil birliğinin sağlanması gereğine inanan Karamanoğlu Mehmet Bey taaa 1277 tarihinde Türkçeden başka bir dil kullanılmasını yasaklayan bir ferman çıkarmış... yıl 2008 ve çocuklarımız , gençlerimiz ve hatta erişkinlerimiz '' bye, ok '' ve bunun gibi saçma sapan tarzanca ingilizce karışımı kelimelerle birbirlerine hitap ettikleri gibi , bir de Türkçe kelimeleri şekilden şekile sokuyorlar .. çarşıya çıktığınızda , hele şimdilerin modası büyük alışveriş merkezlerine gittiğinizde bir sürü cafeler ( starbuck cafe gibi ) türemiş .. kahve içmek moda olmuş .. çay içmek artık alaturka kaçıyormuş .. capucinolar falan filan ( bu ingilizce kelimeleri muhtemelen yanlış yazmışımdır , zaten yazarken bile içim daraldı ) yazacak çok şey var bu konuda ama ah ahhh bir anlasak, bir uyansak şu gaflet uykumuzdan .. |
||
|
||
| İğrenç olan bir Türk hikayesinin adını yazınız da biz de öğrenelim, hangisi iğrenç? Gülten Dayıoğlu , Aziz Sivaslıoğlu , Ömer Seyfettin , Muzaffer İzgü , Kemalettin Tuğcu ...... Bu öykücülerimizin kitapları mı iğrenç ? Başka milletleri aşağılamıyorum , Türk milletinin gaflet ve dalalet uykusundan uyanması gerektiğini söylüyorum .. |
||
|
||
| Lütfen önceki yazımı dikkatli okuyun .. tarzanca demedim ki .. ingilizce tarzanca karışımı dedim .. | ||
|
||
| Siz kötü buldunuz diye lütfen o kitapları kötülemeyiniz.. | ||
|
||
| peki kardeş , siz tartışma değil sataşma istiyorsunuz ve yaptığınız direk o .. kusura bakmayın sataşanlarla yazışmıyorum | ||
|
||
| enthogeniç farkındamısın konuyu sabote ediyorsun | ||
|
||
| Atatürk'ün Türk Dili İle İle İlgili Söyledikleri Türk milletinin dili Türkçe'dir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir.Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yüceltmek için çalışır... Türk dili Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği sayısız felaketler içinde ahlakının, geleneklerinin, hatıralarının, çıkarlarının, kısaca bugün kendi milliyetini yapan her şeyin dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk dili Türk milletinin, kalbidir, zihnidir. 1929 Türk dili zengin, geniş bir dildir. Her kavramı ifade kabiliyeti vardır. Yalnız onun bütün varlıklarını aramak, bulmak, toplamak, onlar üzerinde çalışmak lazımdır. 1930 Milli duygu ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli duygusunun gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir, yeter ki bu dil bilinçle işlensin. Ülkesini yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır. 1930 Türk dilinin kendi benliğine, aslında güzellik ve zenginliğe kavuşması için, bütün devlet teşkilatımızın dikkatli, ilgili olmasını isteriz. 1932 Türk dilinin sadeleştirilmesi, zenginleştirilmesi ve kamuoyuna bunların benimsetilmesi içn her yayın vasıtasından faydalanmalıyız. Her aydın hangi konuda olursa olsun yazarken buna dikkat edebilmeli, konuşma dilimizi ise ahenkli, güzel bir hale getirmeliyiz. 1938 Milliyetin çok belirgin niteliklerinden biri de dildir. Türk milletindenim diyen insan, her şeyden evvel mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz. 1931 Milli bilincin ayakta kalabilmesi ve uyanık bulunması için dil ve tarih uğrunda çalışmaya mecburuz. Türk milletinin milli dili ve milli benliği bütün hayatında egemen ve esas kalacaktır. 1933 |
||
|
||
bende bu bölümde okuyorum ve bölümümün en fazla kredisi olan dersi İngilizce Osmanlıca bile 3 kredi yaaa ki temel derslerdendir...hadi oldu diyelim şart diyelim adam gibi öğretin o zaman değil mi? o da yok peki yüksek lisans sınavlarında neden bu kadar zorluyorlar... eğitim şart! seviyorum bu sözü artık
|
||
|
||
| oyun oynamak istiyosan git lunaparka,yani böyle bir meseledede pürüz çıkartmayı başarıyorsun bravo sana evet artık her yerde lisans meselesinde ingilizce şartı var meslek ne olursa olsun göçmen |
||
|
||
| ilköğretim dördüncü sınıfta başlar ingilizce eğitimi ve tam dokuz yıl sürer .. öğrenci üniversiteyi de kazanırsa en az bir dört yıl da öyle devam eder .. etti mi size 13 yıl .. eeeeeeeee , bu işte bir tuhaflık yok mu .. Türkler 13 yılda neden acaba bir türlü öğrenemez ve konuşamazlar ingilizceyi .. öğrenme özürlü oldukları için mi , yoksa bu öğretme sisteminde bir tuhaflık mı var , ne dersiniz ? | ||
|
||
| İngilizce gramer yapısı önemli olmayan tarzanca bir dil dir zaten. İngiliz sömürgeciliğinin ötesinde teknik bir dil olarak da göze çarpar içeriğinde yüzbinlerce teknik terim mevcuttur. Eskiden de bilim dili latinceydi hala biyoloji ve tıp da ağırlıklı olan dildir. Bazı şeyleri birbirinden ayırt etmek gerekiyor. Ülkemizdeki ingilizce şartının nedeni sadece emperyalizm değildir. Yani emperyalizm global bir uygulama olup ülkemiz bunun mağduru değil ortağıdır zaten. Herhangi bilimsel konuda internette araştırma yapın bakalım kaç tane Türkçe kaynak bulabileceksiniz. Araştırmayı kim yapmış bulmuş ise o yazar. O yüzden akademik dil ingilizce olmuştur. Almanca olması zordur fransızca da çünkü gramer yapıları karmaşık telaffuzu daha zordur. Ayrıca sadece bilimde değil. Herşeyde tüketici olan bir coğrafyada yaşıyoruz. Dolayısıyla da pazar olan bir ülkenin kendini pazarlaması da gerektiğinden bunlar oluyor. Ayrıca Turizm de önemli bir rant ülkemizde özellikte tatil zamanlarında birçok kentin çoğunluk nüfusunu yabancılar oluşturmakta. Şirketler ticaret yapıyor yurtdışı ile. Siz kendimnizi ne sanıyorsunuz bilmiyorum ama Türkiye zaten dışa bağımlı yabancı girişim e ve sermayeye ihtiyacı var bir zamanların demir perde ülkeleri gibi kendim pişirir kendim yerim şeklinde dönmüyor ekonomi ayrıca komünist de değilsiniz zaten. Dolayısıyla hiç birşey üretmeyen,satmayan satın alan,ihracat yapabilmek için binbir takla atabilmesi gereken dünya standartlarını yakalayamamış bir ülkede ingilizce isteseniz de istemeseniz de sizden bağımsız şekilde mecburidir. Türkiyedeki ingilizce lisansı arama durumunun sebebi ise işsizliktir. Eleme metodudur. Binbir sertifika arayarak en iyi sömürebileceği çalışanı seçen dünya standartları altındaki çalışma sistemidir. Ayrıca İngilizler de yabancı dil öğrenir bunun ezilecek bir tarafı yoktur. Edebiyatla ilgisi de yoktur. Sanki Türk edebiyatı ingilizce yüzünden gerilemiş gibi saçmalamanın da lüzumu yoktur. Türk edebiyatın zaten geridir. Çok nitelikli birkaç yazarımız vardır onlarda evrensel niteliklere sahiptir hatta yabancılar onlara bizden fazla değer verirler. Nazım dünya şairi olur, Pamuk Nobel alır vs. Türk insanı ise okumuş adama çok bilmiş entellektüel kişi diye alaya alır. Sanki kitap okuyormuşuz da ingilizce okuyup Türkçe okumuyormuşuz gibi saçma yorumlar yapan ezik adamlar da suçu İngilizcede arar. Bir ülkenin dili ve edebiyatı okuyan kitlelerce geliştirilir. Türk insanı gazete bile okumaz. İngilizce dilindeki yabancı kökenli sözcük sayısından haberiniz var mı? Yok. Çeviri yapmazsan dünya edebiyatını tanımazsan nasıl edebiyatçı çıkaracaksın? Öyle arada çıkar benim yazarım bana yeter. Çeviri yapacak adam olmazsa sadece Yaşar Kemal Nazım Hikmey ile mi övüneceksin o da yaşarken değil öldükten sonra. (Duyan var mı orda burda Yaşar Kemal i ne oldu ona ölünce mi kahraman olacak yoksa) Yashar Kemal was born Yasar Kemal Gökçeli in Adana, in autumn 1922, into a family of well-to-do landlords. His parents came originally from the shores of Lake Van, on the eastern frontiers of Turkey. After a long trek on foot, they settled on the South Anatolian plain of Cilicia, a region populated by big landowners, poor peasants, and the Kurds. This rocky and hot landscape of the Taurus Mountains became the background of several of Kemal's stories. At the age of five Kemal saw his father killed while praying at the mosque. During the same incident, Kemal lost one eye. Due to this traumatic experience, Kemal developed a stutter that lasted for years. He started to attend a school at the age of nine in a neighborhood village, and later went to stay with relatives who lived in Kadirli.... |
||
|
||
| yazarsın tabi ama üslubuna bir bak dalga geçiyorsun böyle önemli bir meseledeki hassasiyetle | ||