SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => ÖTEKültürler

Konu: Endülüs

Sayfa: [ 1 ]

deniz 07.01.2005 21:24:09
Endülüs, Müslümanların İspanya'ya verdikleri bir isimdir. Günümüzde ise İspanya'nın güneyindeki bir eyaletin adıdır. İlk dönem İslam fetihlerinin tabii bir uzantısı olarak 711-714 yılları arasında Müslümanların hakimiyetine geçen Endülüs, coğrafi sınırları zamanla daralmakla beraber 8 asır boyunca İslam ülkesi olarak kalmıştır. Endülüs tarihi başlıca altı ayrı döneme ayrılmaktadır.

1 - Valiler Dönemi (715-756)

Bu dönemde Endülüs, doğudaki Emevi Devleti'nin bir vilayeti olarak idare edilmiştir. En önemli gelişme, Müslüman fatihlerin Pireneler'i aşarak Avrupa'nın fethi için yaptıkları askeri seferlerdir. Bu seferlerde Müslümanlar, 732 senesinde Paris'e kadar gelmişlerdir. Bunun dışında Endülüs'te yeni bir toplum düzeni oluşturulmaya gayret edilmiştir. Vizigotlar döneminde katolik kilisesinin tahrikiyle Yahudiler ve Arianistler üzerindeki baskılara son verilerek özgür bir dini ortam oluşturulmuştur. Böylece tabakalaşma esasına dayalı eski toplum düzenine son verilmiştir.

2 - Endülüs Emevileri Dönemi (756 - 1031)

Doğudaki devlet düzenini örnek alarak Endülüs'ü 756 senesinde bağımsız bir devlet haline getiren Endülüs Emevileri, bir taraftan siyasi varlıklarını devam ettirebilmek için müstakil bir ordu kurarken, diğer yandan Kahire, Mekke, Medine, Bağdat ve Şam gibi o günün gözde ilim merkezlerine çok sayıda öğrenci göndererek bu merkezlerdeki ilmi gelişmelerin Endülüs'e aktarımını sağladılar. Bu dönemde Avrupa'daki kiliselerde bulunan papazlar dışında okuma yazma bilen kimse zor bulunurken Endülüs'te halkın tamamına yakını okur yazardı. Ekonomik ve bayındırlık faaliyetlerinin artmasının yanısıra başkent Kurtuba (Cordova) bir diplomasi merkezi haline gelmişti. Sağlanan hoşgörü ortamı sayesinde cami, kilise ve havra yan yana kavgasız yaşama imkanı buldu. Sonuç olarak Endülüs, bu dönemde Avrupa'nın en güçlü devleti olmuştur.

3 - Tavaif-i Mülük "Küçük Sultanlıklar" Dönemi (1031-1090)

1031 yılındaki iç karışıklıklar sebebiyle Emevi Devleti yıkılınca, Endülüs siyasi olarak bir bölünme sürecine girdi. Bu süreçte hemen her şehir, bağımsız devletçiklere dönüştüler. Bu siyasi bölünmeye rağmen Endülüs'te medeniyet alanındaki yükseliş devam etti. Bunun en önemli göstergesi hemen her şehrin bir Kurtuba'ya dönüşmesi idi. Edebiyat, astronomi, tıp, ve felsefe alanında önemli gelişmeler kaydedildi. Fakat siyasi bölünmüşlük, İspanya'nın ikinci büyük şehri olan Tuleytula'nın (Toledo) 1085 yılında düşmesine sebep olmuştur. Bu durumda Endülüslüler Kuzey Afrika'dan yardım istemek zorunda kaldılar.

4 - Murabıtlar ve Muvahhidler Dönemi (1090 - 1228)

1086 senesinde Endülüslülerin yardımına koşan ve Kuzey Afrika'da büyük devlet kurmuş olan Murabıtlar, 1147 senesine kadar Endülüs'ü kendilerine bağlı bir vilayet olarak idare ettiler. Bu tarihten sonra Endülüs'ün idaresi yine Kuzey Afrika'dan gelen Muvahhidler tarafından üstlenildi. Bu dönemde Hıristiyan Avrupa, Papalığın yönlendirmesiyle Endülüs'ü haçlı saldırılarının hedefi haline getirdi. Bu sebeple bu dönem çoğunlukla haçlılara karşı verilen savunma savaşlarıyla geçti. Fakat uygarlık alanındaki gelişmeler durmadı. Nitekim Avrupa'yı derinden etkileyen İbni Rüşd (Averros), İbni Bace (Avempace) ve İbni Tufeyl gibi alim ve filozofların yetişmesi bu döneme rastlar.

5 - Gırnata Emirliği (1231 -1492)

Muvahhidler idaresinin 1228 de yıkılması üzerine Hıristiyan İspanya Endülüs toprakları üzerinde hızlı bir işgal hareketi başlattı. Kendilerini savunacak gücü kaybeden Endülüslüler güneydeki Gırnata, Malaga, ve Meriyye dışındaki toprakları kaybettiler. 1231 yılında Nasriler sülalesi elde kalan bu topraklarda bağımsızlıklarını ilan ettiler. Bu küçük Gırnata sultanlığı, yürüttüğü siyaset sayesinde iki buçuk asır ayakta kalabilmeyi başardı. Gerek İslam gerekse dünya mimarisinin en gözde eserlerinden biri olan Elhamra Sarayı bu döneme aittir. 1490 senesinde Hıristiyan orduları tarafından kuşatılan Gırnata, 1492 de yapılan bir anlaşma ile Müslümanların dini ve medeni hakları garanti altına alınması şartı ile teslim oldu. Böylece, İspanya'da sekiz asırdır devam eden İslam hakimiyeti son bulmuş oldu.

6 - Moriskolar (1492 -1609)

Gırnata sultanlığının yıkılmasıyla beraber İspanya'da Hıristiyan hakimiyetinde çok sayıda Müslüman kalmıştı. 1497 senesinde Katolik kral Ferdinand ve kraliçe İzabella, yaptıkları anlaşmayı hiçe sayarak kalan Müslümanların zorla Hıritiyanlaştırılmasına karar verdiler. Müslümanları kapalı mekanlara koyarak üzerlerine vaftiz suyu serpip artık Hıristiyan oldukları ilan edildi. Kur'an' ı Kerim ve diğer arapça eserler toplatıldı, kütüphaneler boşaltıldı, geleneksel kıyafetleri yasaklandı. Çocuklarına arapça öğretilmesi yasaklandı. Camiler kiliseye çevrildi. Aksi davrananlar Engizisyon'a sevkedildi. Kimi İspanyol kaynaklarına göre Engizisyon, müslümanlar için üç binin üzerinde ağır ölüm kararı vererek ya kazığa oturtmuşlar veya yakmışlardır. Bunlara rağmen Müslümanlar dini yaşantılarını gizlide olsa devam ettirebildiler. 1609 yılında İspanya krallığı kilise ile bir karar alarak İspanya sınırları içindeki müslümanların dışarı çıkarılmasına karar verdi. Bir kısmı fransa içlerine bir kısmı da Afrikaya sürüldü. Bu sürgünlerde yüzbinlerce Endülüslü hayatını kaybetti. Müslümanların İspanyadan çıkarılmasına rağmen etkileri daha sonraları da devam etti.

kaynak: Prof. Mehmet Özdemir, Ankara Üniv.

deniz 07.01.2005 21:27:11
Endülüs Kültürü

Flamenko’ nun, 8. ve 15.yy’lar arasında Endülüs’ te bulunan farklı kültürlerin farklı müziklerinin birleşiminden oluştuğu söylenebilir. Endülüs, Güney İspanya’ nın sekiz vilayete ayrılmış bir bölümüdür. (Sevilla, Cadiz, Cordoba, Malaga, Granada, Huelva, Jaen, Almeria)

Endülüs’te o devre kadar benimsenen müzik türleri aşağıdadır.

1. 8.yy’a kadar Cordoba’ da Hıristiyan Arap Kilisesi tarafından muhafaza edilen dini Bizans veya Yunan müziği.
2. Şair Bağdadi Ziryab ve Suriye toplumunun yaydığı müzik
3. İslam şarkı ve müzikleri
4. 9. ve 15.yy’ ın arasında benimsenen ilahi melodiler ve Musevi müzik sistemi.
5. Arap’ların popüler şarkıları

Bu müzik kültürlerinin etkisiyle Endülüs’ ün folkloru oluşmuştur. 15.yy’a kadar, Endülüs’ ün müzik kültürü, bütün İber Yarımadası’nı etkisi altına almıştır. Cordoba ve Sevilla’ nın Araplar tarafından fethedilmesi ile (1236-1248); Endülüs’ ün müziksel ve folklorik gelenekleri, İspanyoların Çingenelere ve diğer kültürlere uyguladıkları baskıların tam aksine zorla değiştirilmeye çalışılmamıştır.  

07.01.2005 21:30:55
Ben hep bir şeyi merak etmişimdir.Vahşi İspanyollar 1492 de son Endülüs emirliğinide yıkıp tüm İspanya ya hakim olduktan sonra İspanya daki Araplardan kalma tüm bütün eserleri ve yapıları yıktıkları halde Elhamra Sarayına dokunmadılar.Acaba neden?

deniz 07.01.2005 21:37:34
endülüsün yıkılmasına sebep olarak müslüman halkın batı kültürünün etkisinde kaldığı iddiaları yer alır. hatta batıyı hayran bırakan ve eserleri latinceye ve batı dillerine çevrilen ibn rüşt bu noktada suçlu bulunur.

eğer bu doğru bir görüş ise endülüs dış güçlerce değil içten gelen değişim dalgaları sonucu yıkılmıştır.

elhamra sarayın neden dokunmadılar sence ?

deniz 07.01.2005 21:44:43
İspanyol yarımadasının en güneyindeki Endülüs bölgesinin simgesi, ilk çağlardan beri nardır. Elhamra Sarayı'nı, Generelife Bahçelerini, bir zamanlar Müslüman, Yahudi ve Hırıstiyanların barış içinde yaşadığı Albayzin'i, bugün bile nar ağaçları gölgeler. Belki de bu simge, 1492 yılının 2 Ocağında, Kraliçe Isabel'in orduları Müslüman Gırnata'yı (Granada) ele geçirip, "La Reconquista -Yeniden Fetih"i tamamladıktan sonra, şehirde değişmeden kalan tek şeydir.

Tarık Ali "İslam Dörtlemesi" kitabında, Endülüs'ün Müslüman halkının, bölge Hıristiyanların eline geçtikten sonra yaşadığı korkuları, gerilimi ve boşa çıkan umutlarını anlatıyor. Endülüs'ün en köklü ailelerinden biri olan ben Hüdeyl ailesinin öyküsü, yazarın Müslüman İspanya'nın hümanizmini ve kusursuzluğunu anlatmasına temel oluşturuyor.
   
Bu açık, kozmopolit hoşgörülü toplumun, intikam duygularıyla yanan, dar kafalı Hırıstiyan fatihlerin kurbanı olmasının, tüm kültür ve biliminin yok edilmesinin göz yaşartıcı öyküsü olan ve Tarık Ali'nin akıcı, kolay anlaşılır ve sürükleyici üslûbuyla yazılmış bu roman; aynı zamanda tarihi gerçeklerden yola çıkan, araştırmalara dayanan eşsiz bir tarih dersi, tüyler ürpertici bir destan.

Herkes Yahudilerin Engizisyon işkencesi altında nasıl inim inim inlediğini, İspanya'dan nasıl kovulduklarını bilir, ama Kraliçe Isabel'in başka bir hedefi daha vardı: Endülüs'te, özellikle Granada'da, İslam kültürünü yok etmek. Granada'ya gönderdiği fanatik Piskopos Ximenes de Cisneros, tüm bir Arap kültürünü yerle bir etmeyi kafasına koymuştu. İki milyon el yazmasını şehir meydanında yaktırması bunun ilk adımıydı. Ben Hudeyl ailesinin reisi Ömer bu katliamı izlerken gözyaşları içinde, 'Kültürümüzü yakıyorlar, sekiz yüzyılın kayıtlarını, geleneğini bir gecede yok ettiler' diyordu. Hıristiyan bilginler, acımasız Kraliçelerine yalvararak bu kıyımdan üstünlüklerini bildikleri üç yüz tıp ve bilim eserini kurtarabilmişler; bu kitaplar Rönesans'ın yapı taşları olmuştur; İşte Müslümanların dünyaya anlatmayı pek başaramadığı tarini gerçeklerden biri daha.

Müslüman Endülüs'ten Meksika'daki Mayalara, tüm kültürlerin aynı coğrafi çevrevede yaşayan insanlarca yok edilmesini işliyor Tarik Ali. Hıristiyan işgalleri ve Engizisyon'un, insanlık tarihinin en baskıcı rejimlerinden biri olduğunu hatırlatıyor. "Yahudilerin tarihin çeşitli dönemlerinde uğradıkları felaketleri herkes bilir, ama Müslümanların başına gelenler tarihin sayfaları arasında gizli kalmıştır," diyen Ali'nin yetkin kaleminden, ağızdan ağıza anlatılan fabl tadındaki bu romanda, İslam'ın, Arap İspanyası'nın, Engizisyon'un hikâyesini bir solukta okuyacaksınız. Okumalısınız da, çünkü ne yazık ki bu bir fabl değil, inanç sistemlerinin eski ve modern kültürleri nasıl etkilediğinin acıklı öyküsü; tıpkı bugün İsrail'de, Irak'ta, Yugosyavya'da görüldüğü gibi..

Pınar Savaş
alıntı

deniz 07.01.2005 21:49:49
El Hamra Sarayı (Granada)










deniz 07.01.2005 21:55:57
alcazar sarayı:






mezquita:




09.01.2005 00:28:30
Gerçek nedenini tabi İspanyollar bilir.Elhamra sarayı sadece o yoreye özgü kırmızı bir topraktan çamurla yapılmış kırmızı tuğlalarla yapılmış.Saraya bugün bile İspanyollar Kırmızı  Saray ve ya kale diyorlar.Belki o zamankifatihler boyle muhteşem bir mimari yıkmak istememişler.
 Yıkılışı neysede İspanyanın Müslümanlar tarafından fethi muhteşem bi olay.Özellikle Tarık Bin Ziyad ın İspanya sahillerine vardıktan sonra askerler geri dönemesin diye tüm gemileri yaktırması müthiş bir şey.


Sayfa: [ 1 ]