|
||
| Sokrates bilginin insanda doğuştan olduğunu, bunların hatırlanmasıyla bilginin elde edileceğini söylüyordu. Bu doğuştan olan bilgiyi ortaya çıkarabilmek için özel bir çalışma gerekir ki, bu Sokrates’in yöntemini oluşturur. Onun yöntemi iki bölümden meydana gelmektedir. 1- İronie (alay) 2- Maieutique (doğurtma). 1- Alay (ironie) bölümü: Sokrates karşısındaki insanların yanlışlarını düzeltmek ve arkasından doğruları göstermek istiyordu. Bunun için de karşılıklı konuşma diyalog yolunu seçmişti. Karşılıklı konuşma esnasında karşısındakine "hiç bir şey bilmediğini" söylüyor ve onun fikirlerini söylettiriyordu. Daha sonra bu düşüncelerin yanlışlarını ortaya koyuyordu. Karşısındakinin yanlışlarını bir bir açıklıyor onunla adeta alay ediyordu. Bu sebeple onun bu ünlü "alaycılığı" yönteminin olumsuz yıkıcı yanı kabul edilmiştir. 2- Doğurtma; maieutique (Fr.), maieutic (İng.), maieutik (Alm.), tevlid (Arapça), istiladiye(Osm.): Bu aşamada karşısındakinin sağlam zannettiği bilgilerini sarstığını görünce Sokrates soru-cevap tekniği ile konuşmaya devam ederek doğruları kendisine bulduruyordu. Yani, konuştuğu kimsede doğruyu meydana çıkarmağa girişiyor, onun zihninde saklı olan bilgileri doğurtmaya uğraşıyordu. Bu sanatına da, annesinin ebeliğine benzeterek maieutique (doğurtma, doğurtuculuk, doğum yardımcılığı, ebelik) adını veriyordu. Sokratik yöntemin uygulanışı Sokrates’in yönteminin çok açık bir örneği olan Menon diyalogundan seçilmiş aşağıdaki parçada O, bir köleye hiç bilmediği geometri problemini bulduruyor. Bu yöntemde uygulanan basamakları şöyle sıralayabiliriz: 1-Sokrates burada, kendisine güvenmediğini ve hiçbir şey bilmediğini söyleyerek konuşmaya başlıyor. 2- Öğrenmenin bir hatırlama olduğunu söylüyor. 3- Köleye bildiklerinden hareketle adım adım yeni bilgiler veriyor. 4- Ona önce anlatıyor, ardından "değil mi?", "olur mu?", "olmaz mı?", "bulunur mu?", "etmez mi?" gibi sorular soruyor. 5- Köle bu sorulara kısa cevaplar veriyor. 6- Böylece köle bir geometri problemini çözmüş oluyor. 7- Bütün bu bilgilerin, kölenin kendisinde olduğunu, onun sadece bu bilgileri doğurttuğunu söylüyor. 8- Başka bir konuya geçiyor. Sokrates'in uyguladığı yöntemi başka bir örnek üzerinde tekrar görelim. Eflatun'un Diyaloglarından Gorgias'da retorik (güzel konuşma, söylev, hatiplik) konusu açıklanmaktadır. Sokrates burada doğurtma yöntemi ile Sofistlerin yanlışlarını ortaya koymaktadır. Bu diyalogda Sokrates yöntemini şöyle uyguluyor: 1- Önce karşılıklı konuşmaya karar veriyorlar. 2- Sokrates sorular yöneltiyor. 3- Karşısındakinden kısa cevaplar istiyor. 4- Cevaplar "evet, hayır, öyle, doğru" şeklinde oluyor. 5- Böylece adım adım kendi fikirlerini karşısındakine kabul ettiriyor. 6- Karşısındaki insanın da aynı fikirleri savunduğunu söyleyerek yanlışları ve çelişkileri ortaya koyuyor. (ironie). 7- Tartışmacının konuşmayı bitirmemesi için tekrar konuya çekiyor. Başka bir konuyu tartışmaya başlıyorlar. Bu örneklerde de görüldüğü gibi Sokrates’in yöntemini şöyle tanımlayabiliriz. "Önceden özenle düzenlenmiş sorularla karşısındakinin zihninde saklı olan doğruları açığa çıkarma, böylelikle ona gerçeği buldurma temeline dayanan yöntemdir." Bu yöntem bir tümevarım yöntemidir. Bu yöntemde daima kolaydan zora, özelden genele, tikelden tümele, olaylardan sonuca giderek gerçeğe ulaşılır. Sokratik yöntemde; kendisi, hiç bir şey bilmiyormuş gibi görünerek, karşısındakini konuşturarak ustalıkla gerçeği buldurma söz konusudur. Sokratik yöntemin birinci basamağı olan “ironi" "alay" basamağında temel amaç, bir konuyu (tanım, sorun) karşısındakine tartışma yoluyla kabullendirmektir. Bunun için de tartışmacıya, önce hiçbir şey bilmediğine inandırma, sonra onun kendi söylediklerindeki çelişkileri ortaya koyarak fikirlerinden vazgeçirme söz konusudur. Bundan sonra tartışmacıya doğru bilgiye ulaşabileceği duygusu verilir. Genellikle Sokrates yönteminin bu basamağı yanlış anlaşılmakta ve buna ironi (alay) basamağı denilmektedir. Halbuki Sokrates'in amacı, karşısındaki insanın fikirlerinin yanlış olduğunu ortaya koyduktan sonra onun gerçeği bulması için motive olmasını sağlamaktır. ironi genellikle cynicism, sarcasm rölativizm ve nihilizmile karıştırılmaktadır. Halbuki bu basamakta Sokrates kendi fikirlerinin yanlışlığını anlayan kişinin konuşmaya devam etmesi için onu teşvik etmekte, adeta tartışmayı kızıştırmaktadır. Daha sonra ise, uygun, sistemli sorularla tartışmacının bilmediği, fakat tartışmayı yapanın bildiği doğrular adım adım buldurulmaya çalışılmaktadır. Yöntemin bu ikinci basamağına maieutique -doğurtma- adı verilir. Bu basamakta kişinin bildiklerinden hareketle yeni bilgiler kendisine buldurulur. |
||
|
||
| Sokrates,Polemarkhos ile dogrulugun ne oldugunu kendi yöntemiyle bulmaya calisiyor. Sen kime dost dersin Polemarkhos?Sana iyi adam görünenlere mi,yoksa öyle görünmeseler de gerceketen öyle olanlara mi?Bunun gibi kime düsman dersin? Tabi,insan iyi sandigi adamlari sever,kötü sandigi kimselerden nefret eder. Peki bir cok kimseyi iyi olmadiklari halde iyi sanmakla,bircoklarini da aksine,kötü olmadiklari halde kötü bilmekle insanlar yanilmiyorlar mi? Yaniliyorlar. Demek ki onlar iyiyi düsman,kötüyü dost saniyorlar degil mi? Evet. Is tersine döndü,demek ki simdi dogruluk kötüye iyilik,iyiye kötülük etmek oluyor. Öyle anlasiliyor. Ama iyiler dogrudurlar,haksizlik edemeyecek yaratilistadirlar,degil mi? Evet. Hah!Senin sözlerine göre,dogruluk hic haksizlik etmeyenlere kötülük etmektir. Hic de degil,Sokrates!Cünkü,bu sözler besbelli ki yanlistir. O halde dogru olmayanlara zarar vermek,dogru olanlara faydali olmak dogrudur. Bu söz bence deminkinden daha güzel. Demek ki Polemarkhos ,bircoklari icin,insanlar hakkinda yanilan herkes icin,dogruluk dosta zararli,düsmana faydali olmaktir;cünkü bircoklari gercek dostlarini kötü,düsmanlarini ise iyi adam sanirlar. Evet süphesiz öyle oluyor. O halde degistirelim.Anlasilan dostu düsmani iyi anlatamadik.Nasil anlatmistik Polemarkhos? Dost,hem iyi görünen hem iyi olan insandir,iyi görünen ama iyi olmayan insan dost görünür,ama dost degildir diyelim.Düsmani da tipki böyle anlatabiliriz. Bu sözümüzden iyi adamin dost,kötü adamin düsman oldugu ortaya cikiyor. Evet. Demek dogruluk üzerine demin söylediklerimize bir sey katmamizi istiyorsun.Önceden dogruluk dosta iyilik düsmana kötülük etmektir demistik.Simdi sunu dosta iyiyse iyilik etmek,düsmana kötüyse kötülük etmek dogrudur ,dememizi istiyorsun. Bana kalirsa böyle söylenince pek güzel söylenmis oluyor. Peki,herhangi bir insana kötülük etmek dogru adama yakisir mi? Evet,hem kötü hem düsman olanlara kötülük edilmelidir. Ama atlara zarar verdigimiz zaman onlar daha iyi mi olurlar,yoksa git gide dahada mi kötülesirler? Daha da kötülesirler. At olarak erdemleri eksilir degil mi,köpek olarak degil. At olarak. Köpeklere de ayni muamele yapilsa onlarin da köpek olarak erdemleri azalir,at olarak degil,öyle degil mi? Elbette öyle. Evet,ama dostum ayni seyi insanlar icin de söyleyemez miyiz?Zarar verdiklerinde onlar da insana özgü yanlarini yer yer kaybetmezler mi? Evet. Peki adil olmak,insanin kendine özgü erdemlerinin bir parcasi degil midir? Evet öyle. O zaman kendisine zarar verilen insanin adillik özelliginden de bir seyler eksilitilmis olmaz mi? Evet öyle gözüküyor. Müzisyenler yaptiklari müzikle baskalarinin müzik yeteneklerini baltalayabilirler mi? Baltalayamazlar. Binicilikte usta olanlar baskalarini ata binemez hale getirebilirler mi? Peki iyi insanlar iyilik ederek baska insanlarin kötü olmasina neden olabilirler mi? Hayir,bu mümkün degil. Evet yanilmiyorsam isinin görevi bir seyin sogumasini saglamak degil,tersidir. Evet. Bir seyi de ancak islak bir sey islatabilir,kuru bir sey degil. Evet. O zaman baskalarina zarar vermek de iyi bir insanin degil kötü bir insanin özelligidir. Tabii ki öyledir. Adil bir insan da ayni zamanda iyi bir insan midir? Süphesiz öyle. O zaman Polemarkhos ,bir insanin dostu olsun,baska biri olsun,birine zarar vermesi hic bir durumda dogru degildir.Birisi bize böyle bir sey söylerse,bu kisinin söyledigini dogru kabul edemeyiz,bu insanin söyledigi sey bilgece degildir.Cünkü;bizim ulastigimiz sonuca göre,bir insana zarar vermek hic bir sekilde adil,haksever insanin özelligi olamaz.Madem ki dogrunun da dogrulugun da bu son dedigimiz olmadigi ortaya cikti,o halde dogruluk baska ne olabilir? Thrasymakhos:Ey Sokrates,nedir bu sizin deminden beri icine daldiginiz bos sözler?Hem birbirinizin karsisina gecip gösterdiginiz bu safliklar,bu karsilikli egilmeler de ne oluyor?Dogrulugun gercekten ne oldugunu ögrenmek istiyorsan,yalnizca sormakla kalma,biri bir cevap verirse,alkis toplamak icin onun sözünü cürütme.Bilirsin ki sormak cevap vermekten kolaydir,sen de cevap ver bakalim.Söyle! Dogruluk sence nedir?Bak,ama bana,dogruluk yok görevmis,yok faydaymis,yok ise yarayan seymis,yok kazancmis,yok insanin isine gelenmis falan demeyeceksin.Bir söyleyecegin varsa,acikca ve tam söyle,cünkü böyle sacma sözler söylersen ben kabul etmem. Bize kizma Thrasymakhos ,bu meseleyi arastirirken biz ikimiz yaniliyorsak,bil ki istemeyerek yaniliyoruz.Altin arasaydik,arastirmamizda birbirimizin karsisinda egilmeye,böylece onu bulmak firsatini elden kacirmaya razi olur muyduk?Aradigimiz dogruluk olunca-degeri bir cok altin külcesinden yüksek olan dogruluk-ezilip büzülerek birbirimize aptalca yol verdigimizi,dogrulugu elimizden geldigi kadarortaya cikarmaya ugrasmadigimizi sanma.Ugrastigimizdan emin ol dostum!Ugrasiyoruz ama anlasilan elimizden gelmiyor.Onun icin sizin gibi yaman adamlarin bize darilmasi degil,acimasi cok daha dogru olur. Yapma Sokrates.Iste bu senin her zaman ki ironin.Ama ben bunu biliyordum ve buradakilere önceden söyledim,sen cevap vermeyeceksin isi ironiye dökeceksin.Bir soru karsisinda cevap vermektense her seyi yapacaksin. Sen kurnazsin da ondan Thrasymakhos!Birine on iki nedir diye sorsaydin,sorduktan sonra da „ama bak arkadas,on iki iki kere altidir,yok üc kere dörttür,yok alti kere ikidir,yok dört kere üctür demeyeceksin;cünkü böyle bos sözler söylersen ben kabul etmem“diye önceden onu ihtar etseydin,böyle bir soruya kimsenin cevap veremeyecegini bilirdin.Önce yasak ettigin cevaplardan hic birini vermeyeyim mi?Ya dogru cevap onlardan biriyse ne yapayim?Dogruyu degil de baska bir sey mi söyleyeyim? Birakalim bunu Sokrates,bu dediklerinle benimkiler arasinda bir benzerlik var mi ki? Nicin olmasin? Peki ben dogruluk hakkinda bütün bunlardan baska bir cevap,bunlardan üstün bir cevap cikarirsam,kendine hangi cezayi layik görürsün? Bilmeyene yarasan cezadan baska bir cezayi degil herhalde Thrasymakhos!Ona yarasan ceza da bilen birinden ögrenmektir;iste ben kendime bunu layik görüyorum. Devlet,ten kücük bir alinti (Platon) |
||
|
||
| Kişi Neden? sorusunu sormuyorsa xxxxxxx sokratçı ironiye. Nedenselliğin peşinde olmayan kişi düşünür olduğunu iddia edemez. Ve insanlara sorular sorarak, bulmaca kültürü ile bir yere varılmaz. Sıkılan insanın kendini parmaklamasından başka bir şey değildir bu. Sokrat kendi çağında böyle bir uğraş bulmuştur kendine ve vaktini doldurmuştur. Sokratçı ironi aptal düşünmeyen insanlar üzerinde kullanılan bir şey.Ve genelinde karşılık veren insanlar ise kurtarıcısı ile karşılaşmış tipler, diyalok esanında ilk başlarda direnen birey konuşmayı konuşma boyunca dinlediği için, bazı ortak noktalarda bir uzlaşı görür ve insan kendine yakın olan şeyi çabuk benimser ve bir dostluk, poh pohlama anlayışı başlar.Bildiği cevabın sorusunu soran adamla. ben' değil ben'den olmayanı konuşmalı insan. |
||